• SON TV >
  • >
  • Acil’de Alınan Ücret, SGK ve “Yeşil Alan” Uygulaması

Acil’de Alınan Ücret, SGK ve “Yeşil Alan” Uygulaması


“Kimse hastane kapısından dönmeyecek, acil hasta ücret ödemeyecek” miydi? Hukuki Gündem köşesinde bu hafta sizlere çok da uzak olmayan bir konuya değinilecek. Hastanede Acile başvurup da ücret istenilmesinin nedenleri, Sosyal Güvenlik Kurumu uygulaması ve yeni düzenlemeleri paylaşacağım. Bu konuda birçok belirsizlik var. Vatandaş gelişmelere uzak kaldığı ve yeterince aydınlatılmadığı için hastanelerde istenilen ücret karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor…

ACİL’E YAPILAN BAŞVURUDAN ÜCRET ALINABİLİR Mİ?

Sağlık Bakanlığı kapsamında Ocak, 2012 yılına kadar uygulanan düzenleme çerçevesinde Acil’e yapılan tüm başvurular “ACİL” statüsünde sayılarak verilen sağlık hizmetlerinden ücret alınmamaktaydı. Ancak özellikle tahlil ve özel ihtimam gerektiren lakin ciddiyet ve risk kat sayısı düşük vakaları içeren hastaların sağlık hizmetlerinin ücretlerini ödememek için Acile başvurması sonucunda ciddi bir yoğunluk oluştu. Oluşan yoğunluk neticesinde risk içeren Acil vakalarına verilmesi gereken özende zaruri bir düşüş gözlemlendi ve SGK bütçesinde zarara neden olduğu saptandı. Bu nedenlerle Sağlık Bakanlığı aldığı karar ile Acile yapılan başvurularda tanı ayrışımı yapılması yönünde karar aldı. Buna göre Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan tebliğ uyarınca “Yeşil Alan” uygulaması 21 Ocak 2012’den itibaren hayata geçirildi.

“YEŞİL ALAN” UYGULAMASI NEDİR?

“Yeşil Alan” uygulamasını kısaca açıklamak doğru olur diye düşünüyorum. Çünkü Hastane ile hasta arasındaki iplerin koptuğu ana neden bu. En kısa tanımı ile “Yeşil Alan Uygulaması” acil olmayan hastaların acil servislerde muayene olsalar dahi acil işlemi görmeyecek ve normal muayeneler için öngörülen ücreti ödeyecek olmasıdır. Sağlık Bakanlığının 21.01.2012 tarih ve 28180 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile 2012/10 nolu genelgesi uyarınca acil servislerde yeşil alan uygulaması kapsamında değerlendirilecek sağlık hizmetleri için katılım payı alınacağı hükme bağlanmıştır.

Yani hastanenin acil servisine ister mesai saatleri içerisinde olsun, ister mesai saatleri dışında alınacak sağlık hizmeti birazdan değineceğimiz “Acil Vakalar” içerisine girmiyor ise, hasta, SGK’nın belirlediği ve Hastaneye alınması hakkını verdiği ücreti ödemek zorunda kalacaktır.

ACİL VAKALAR NELERDİR?

Ücret ödenmesi gerekmeyen, başvurulması ve sağlık hizmeti alınması halinde hiçbir suretle bir bedelin talep edilemeyeceği durumları Sağlık Bakanlığı sınırlandırmış ve şu şekilde sıralanmıştır;

1) Her ne boyutta olursa olsun travma vakaları,

2) Acil servis başvuruları sonrası hastaneye yatışı yapılan vakalar,

3) Tıbbi müdahale uygulanan vakalar,

4) Müşahede altına alınan vakalar,

5) Başka bir sağlık hizmet sunucusuna sevk edilen ya da başka bir sağlık hizmet sunucusundan sevkli gelen vakalar,

Sağlık Bakanlığı tarafından ücret alınmayacak ve “Acil” tanılı vakalar olarak sıralamıştır.

ACİL VAKA VE YEŞİL ALAN (yeşil renk kodu) AYRIMI NASIL YAPILMAKTADIR?

Yapılan düzenleme ile acil servislere başvuran tüm hastaların ilk müracaatta acil hasta olarak değerlendirilerek acil servislere kabul edileceği düzenlemiş. Yapılan muayene sonucunda hekim değerlendirmesine göre yeşil alan muayenesi kapsamına girdiği belirlenen hastalar için gerekli ücretin alınması şeklinde düzenleme vardır. Buna göre hasta hekim önüne çıkıp muayene olana kadar ücret verip-vermeyeceğini bilemeyecektir. Bu düzenlemede hasta mağduriyetini arttırabilecek en önemli konudur. Yeşil alan uygulaması içerisine girip-girmediği, hastanın acil servisteki işlemleri tamamlandıktan sonra bilinebilecek olması hasta yönünden en büyük handikaptır.

SGK bu şekilde bir düzenleme ile aslında Acil Servis önündeki yoğunluğu azaltmak istemiş, ciddi vakaların daha iyi bir hizmet almasını sağlamak için bu düzenlemeyi getirmiştir. Ancak bu uygulamanın hangi safhada belirleneceği kısmı hasta için soru işaretleri barındırmış ve ücrete tabi olup-olunmayacağını ancak muayene sonrasında öğrenebilecek bir düzenleme ile karşı karşıya bırakmıştır.

ACİL OLARAK DEĞERLENDİRİLMEYEN VAKALAR NELERDİR?

Yapılan yasal düzenleme ile “Yeşil Alan” uygulaması içerisine giren başvurular şu şekilde sıralanmıştır;

1. Ayaktan başvuran,

2. Genel durumu itibariyle stabil olan ve ayaktan tedavisi sağlanabilecek basit sağlık sorunları bulunan hastalar,

3. Yüksek risk taşımayan ve hafif derecedeki her türlü ağrı,

4. Aktif yakınması olmayan düşük riskli hastalık öyküsü,

5. Genel durumu ve hayati bulguları stabil olan hastada her türlü basit belirti,

6. Basit yaralar-küçük sıyrıklar,

7. Dikiş gerektirmeyen basit kesiler,

8. Kronik belirtileri olan ve genel durumu iyi olan davranışsal ve psikolojik bozukluklar şeklinde Yeşil Alan içerisine giren ve ücrete tabi başvurular olarak tanımlanmıştır.

Yani hastanın yukarıda saydığımız nedenlerden biri ile başvurması halinde, Acil Sağlık Hizmetlerinde “Yeşil Alan Uygulaması” nedeniyle acil olmayıp, ücretsiz muayeneleri yeni yasal düzenleme ile söz konusu olmadığından diğer hastaların ödemek zorunda olduğu katılım payını ödemeleri gerekecektir.

HEKİMİN TESPİTİ, HASTANENİN SORUMLULUĞU;

“Yeşil Alan Uygulaması” aslında çok subjektif bir alanı içeriyor. Rahatsızlığın acil olup-olmadığı yönünde tespit hekimin muayenesi ile sınırlı. Ancak sorumluluk Hastanenin kendisinde. Sosyal Güvenlik Kurumu, yapılan muayene ile “Acil” olarak tanımlanan ve katılım payı almadığı hastanın dosyası için aksi bir görüş bildirerek hastaneye ciddi cezalar kesebiliyor. Tam tersi şeklinde SGK, hastanenin acil vakayı yeşil kod ile ücretlendirmesi ithamı ile de cezalandırabiliyor. Haliyle belirsiz ve karmaşık bir döngü içersine girilmiş durumda.

Sonuç olarak; bir yanda hastalar, diğer yanda hastaneler… İkisinin de mutlu olmadığı bariz. Sağlık Bakanlığı yaptığı düzenlemede sınırları belli bir alan yaratamadığı gibi hasta dosyalarını SGK eliyle belirlemeye çalışarak hata yapmaktadır. Bunun yerine acil ile acil olmayan vakaların tek çatı altında değerlendirilmesinden vazgeçmesi daha doğru olacaktır. En azından vakalar daha sürecin başında tanımlanırsa hasta için seçim şansı tanınmış olacaktır. Bu şekilde kararı hasta verebilir ve tercihlerini bu şekilde yapabilir… Hastaya bu hakkı tanımak daha doğru olacaktır. Saygılar…

  Yazarımızın diğer yazıları
Emenike Kararı ve Şike Davası - 27.4.2013
Fazıl Say ve Düşünce Özgürlüğü - 21.4.2013
Fazıl Say ve Düşünce Özgürlüğü - 21.4.2013
Sağlık Personeline Şiddet ve Hekim Hakları - 13.4.2013
PKK’nın çekilme süreci ve hukuki zemin - 6.4.2013
Telefon dolandırıcılığı - 1.4.2013
Öcalan’ın Mesajı ve Yargı - 23.3.2013
Futbolcu Menajerliği - 17.3.2013
Şiddet mağduru kadının hakları - 9.3.2013
''Kadına şiddet'' örgütsüz terördür... - 3.3.2013
Danıştay Başkanı'nın isyanı - 24.2.2013
Türkiye’de Başkanlık Sistemi - 17.2.2013
4. yargı paketi hakkında her şey - 9.2.2013
Hukuki Gündem - 31.1.2013

GÜNÜN MANŞETLERİ


Tüm hakları saklıdır © 2013
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden içerik kullanılamaz.
Sitemiz abonesidir