Ferhat Ünlü’den telefon dinlemeleriyle ilgili şok iddia: Pasif dinleme yapıldıysa vahim

Ferhat Ünlü’den telefon dinlemeleriyle ilgili şok iddia: Pasif dinleme yapıldıysa vahim / SABAH Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Emniyet’te kaybolan cihazlar için “Eğer bunlar, pasif dinleme cihazı ise çok vahim' dedi. / Ferhat Ünlü, Ferhat Ünlü telefon dinlemeleri, telefon dinlemeleri, ferhat ünlü

SABAH Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Emniyet’te kaybolan cihazlar için “Eğer bunlar, pasif dinleme cihazı ise çok vahim' dedi.

SABAH Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Emniyet’te kaybolan cihazlar için “Eğer bunlar, pasif dinleme cihazı ise çok vahim. Çünkü pasif dinleme cihazı hayalet gibidir, GSM operatörü görmez, denetim dışıdır,” dedi.

SABAH Özel İstihbarat Editörü ve SABAH Pazar yazarı Ferhat Ünlü, Emniyet İstihbarat envanterinde parçaları kaybolan dinleme cihazıyla yapılan teknik istihbarat faaliyetlerinin devlet arşivinden ayrı olarak arşivlendiğini söyledi. Bu konuşmalardan bir kısmının geçmişte yapılan operasyonlarda kullanıldığını belirten Ünlü, “Kopya baz istasyonu, orijinal baz istasyonunun dublör sistemidir. Bunun teknik literatürdeki adı ‘middle man’dir. Eğer bu, pasif dinleme cihazı ise bu çok daha tehlikelidir. Çünkü pasif dinleme cihazı hayalet gibidir, GSM operatörü görmez. Çok daha pahalı bir sistemdir, denetim dışıdır,” dedi.

Ferhat Ünlü, Hanefi Avcı’nın vaktiyle yazdığı bilgilerin araştırılması gerektiğini söyledi. Ünlü, “Bugüne kadar bu tür cihazlar hiç kaybolmadı. Şimdiye kadar Emniyet’ten böyle bir cihaz hiç kaybolmuyordu da cemaat bürokrasisinin Emniyet’te tam anlamıyla etkin olmaya başladığı 2005 yılından sonra neden böyle hadiseler görülmeye başlandı. Ergenekon operasyonu sürecinden önce cemaate yakın, işini iyi yapan, düzgün bir emniyet istihbarat bürokratı Hrant Dink suikastını kullanılarak görevden uzaklaştırıldı, yerine ‘paralel devlet’in önemli aktörlerinden biri olan yine cemaate yakın bir istihbaratçı getirildi. 7 Şubat operasyonunu kurgulayan istihbarat ve terörden sorumlu polis şefleri ve diğerlerinin yaptığı operasyonlardaki hukuksuzluklar sorgulanmalı,” diye konuştu.

İşte Ünlü’nün SON.TV’ye Taraf’ın Gazetesi’nin misyonu, Emniyet’te kaybolan cihazlar, Redhack operasyonu ile ilgili önemli açıklamaları:

KONVANSİYONEL MEDYA TROLLERİ


1- Önce gündemle ilgili bir soruyla başlamak istiyorum. Bugün sürmanşetten yine tartışmalı bir habere imza atan Taraf Gazetesi ile yayınlanan haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Taraf Gazetesi’nin hangi amaçlarla kurulduğunu görmek zor değil. “Düşünmek taraf olmaktır” mottosunu benimseyen bir anlayıştan tarafsız gazetecilik beklemek mümkün mü? Logosundaki araf kısmı italik harflerle yazılmış. Ama Taraf'ta tarafsız yayın yapıldığını söyleyebilir misiniz? Taraflı yayıncılık yapıyor. Bu gazete, Türk Silahlı Kuvvetleri’yle ilgili pek çok belge yayınladı. Bunların bir kısmı -özellikle Gediktepe, Hantepe, Dağlıca, Aktütün saldırılarıyla ilgili elektronik veriler- yeni nesil teknik istihbarat toplama faaliyetlerinden elde edilmiş veriler idi. Bu saldırıların olduğu dönemde insansız hava araçlarından elde edilen elektronik istihbarat tekeli büyük oranda Genelkurmay’a aitti. Genelkurmay dışında bu veriler İsrail istihbaratında ve NSA’de vardı. Bunlar hangi dolaylı kaynaklar üzerinden Taraf’a geldi, bunların sorgulanması lazım. Bu sorgulamayı yapması gereken de Taraf Gazetesi’nin bizatihi kendisi idi. Gazetecilik ilkeleri açısından yapılması gereken bir sorgulamadır bu. Diyelim ki bu belgeler ‘double check’e ihtiyaç duymayacak kadar net, kati, gerçek belgelerdi, ki öyleydiler. Ama gazetecinin görevi, bu belgelerin neden bir başka gazeteye değil de, kendi gazetesine, neden başka bir gazeteciye değil de kendisine geldiğini sorgulamaktır. Bu sorgulama yapılmadı. Maalesef Türk basını bu rüzgâra teslim oldu. Mesleki geçmişlerini bilmediğimiz kişiler konvansiyonel medya trolleri olarak ortaya çıktı. Sonradan mahallemize gelip bir de bize meslek dersi vermeye kalktılar.

Öte yandan uzun süredir gazetecilik yapanlar ise yayın şehvetine/şöhret tutkusuna kapıldı, megalomanlaştı. Bütün bu tehlikeleri önceden sezip Taraf’tan ilk ayrılan kişi, SABAH’ın eski Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Alev Er idi. Alev Er, şimdi orada gazetecilik yapanlardan daha mı az gazeteciydi ki, daha en başta Taraf’ın psikolojik harekât yapacağını görüp gazeteciliği bıraktı ve bir sahil kasabasına yerleşti.

Alev Er’den sonra onca kişi ayrıldı Taraf’tan. Ama Taraf’ın haberlerinde en ufak bir sapma olmadığını görüyoruz. Bu nasıl olabilir? Bir gazetenin yayın çizgisi, hele de Türkiye’de şimdilerde politik atmosferin sürekli değiştiği bir dönemde belirli bir stratejik hedeften sapmadan nasıl devam edebilir? Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır hâlbuki. Gazetelerin Genel Yayın Yönetmenleri değiştiğinde gazetecilik, genel yayın çizgisi, geleneği değişmese de haberlere bakış açısı, haberlerin yorumlanış biçimi değişir. Ama Taraf’ta bu yok. Taraf, muhabirden her geleni olduğu gibi giriyor. Ben muhabirlikten gelen biriyim. Muhabirliği benim kadar savunacak az gazeteci bulursunuz. Ama editoryal denetimin olmadığı bir yerde gazetecilik yapılmaz. Taraf, bu anlamda gazetecilik ilkelerine göre yayın yapan bir gazete değil. Taraf, sosyal medya tarzı süzgeçsiz yayın yapan bir medya organı.




Bu genel bakış içinde son habere bakarsak şu konular gündeme gelir: 2004’te imzalanmış bu belgenin Taraf Gazetesi’ne daha yeni verildiğini varsaysak bile bugün neden verildiği sorusunun yanıtı aranmamış. “Bugün AK Parti ile kavgalıyız, hadi vuralım,” mantığı ile yapılmış. Öğrenci evleri bahsi geçiyor ki bu, Başbakan’ın bence yanlış olan kızlı-erkekli ev söylemine de bir gönderme içeriyor. Haberde öyle bir hava var ki, 2005’ten beri devletin ortağı gibi davranan, hatta 2007-2012 arasında devleti AK Parti’den fazla yönetmeye soyunmuş, hatta istihbarat işleri anlamında yönetmiş bir hareket sanki mağdurmuş gibi gösteriliyor. Onca insanın haksız yere cezaevine atıldığı bir dönemde “Karıncayı bile incitmeyiz,” demişti bu hareketin önde gelenleri. Hanefi Avcı’nın içeri atıldığı günlerde Hüseyin Gülerce, Fethullah Gülen’in, “Ben kimseye tokat vuramam,” dediği arı olayının hikâyesini anlatıyordu. Şu anda bile devletin ortağı olan, bürokrasideki uzantılarıyla devlete alternatif bir yapılanma kurmuş bir hareket nasıl bitirilmiş, haber bu sorunun yanıtını hiç tartışmamış.

'PASİF DİNLEME HAYALET SİSTEMDİR'


2- Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait milyon dolarlık dinleme cihazına ait parçaların kaybolmasının ayrıntılarını konuşalım. ‘Kopya baz istasyonu’ olarak kullanılan cihaz için ‘imha tutanağı’ düzenlenmiş. Öncelikle ‘kopya baz istasyonu’ ne demek bize açıklar mısınız?

‘Kopya baz istasyonu’ sistemi, dinleme cihazının yerleştirildiği yerde baz istasyonundaki sinyali, sanki kendisi baz istasyonu imiş gibi alıp dinleme yapmak için kullanılıyor. O civardaki hedef telefonların sinyalleri bu dinleme cihazına geliyor, oradan teknik takip yapılıyor. Yani bu anlamda kopya baz istasyonu, baz istasyonunun paralel yapılanması, bir tür dublör sistem. Bunun teknik literatürdeki adı ‘middle man’dir. Kopya baz istasyonu ile hedef telefon arasında orta pozisyonda duran yapı olarak düşünelim bunu. Yeni nesil dinlemelerde sık kullanılan bir sistem bu. Bunların pasif dinleme cihazı olduğu yönünde iddialar da var. Eğer pasif dinleme cihazı ise çok daha vahimdir. Çünkü pasif dinleme cihazı bir hayalet sistem, GSM operatörü göremiyor. Çok daha pahalı bir sistem.

3- Olayda adı geçen söz konusu istihbaratçılar ifade vermiş. İmza sahibi istihbaratçılar, cihazın bozuk olduğu ve o dönemdeki amirlerinin talimatlarıyla cihazı imha edip tutanak düzenlediklerini söylemişler. Siz bu konu ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

Bence bu cihazlarla yapılan teknik istihbarat faaliyetleri devlet arşivinden ayrı olarak arşivlendi. Bu sistem çok pahalı bir sistem ve örtülü ödenekten yapılan ödeme ile yurtdışından getirilmiş. Envantere kaydolmuş, ancak sonra bazı parçaları kaybolmuş. Cihazın parçalarının kaybolması devlet içinde paralel bir yapılanmanın devlet-kamu yararı dışında amaçlarla teknik takip yaptığını gösteriyor. Bunu en açık biçimde anlatan kişi olan istihbaratçı eski polis şefi Hanefi Avcı şimdi cezaevinde. Haliç’te Yaşayan Simonlar adlı kitabında Emniyet İstihbarat’a alınan bazı cihazların kaybolduğunu veya başka amaçlarla kullanıldığını yazmıştı. Bu konuların soruşturulmasını istemişti. Yargının bir kesimi bunun üzerine örttü. Siyasi irade de oralı olmadı. Avcı’nın yazdıklarının araştırılması gerektiğini kitabın yayınlandığı dönemde de ben yazmıştım. Aradan üç yıl geçti, araştırılmadı. Ama yine de geç sayılmaz. Haliç’te Yaşayan Simonlar’daki iddialar kesinlikle araştırılmalı. Hanefi Avcı, cezaevine girmeden kısa bir süre önce kendisini Eskişehir’de ziyaret ettiğimizde bize pasif cihazlardan bahsetmişti. Abdurrahman Şimşek’in pasif dinleme cihazları ve kopya baz istasyonu ile ilgili hali hazırda yürüyen bir çalışması var. Yakında çalışması tamamlanınca bunlarla ilgili daha detaylı teknik bilgileri paylaşacak.
Gelelim bu cihazla ilgili imha tutanağı düzenlemesine ve cihazın bozuk olduğu iddiasına… Cihaz bozuk idiyse nasıl kopya baz istasyonu olarak kullanıldı. Ya da diyelim ki sonradan bozuldu, o döneme kadarki teknik takip faaliyetleri hangi maksatla yapıldı ve bu materyaller nereye konuldu? Bu soruların yanıtlanması gerekir.




'2007-12 ARASINDAKİ İHLALLER SORUŞTURULMALI'


4- Kayıp cihazın, Emniyet İstihbarat Dairesi içinde oluşturulduğu sanılan ‘paralel istihbarat’ tarafından yasadışı dinlemelerde kullanıldı mı sizce?

Bugüne kadar bu tür cihazlar hiç kaybolmadı. Şimdiye kadar Emniyet’ten böyle bir cihaz hiç kaybolmuyordu da cemaat bürokrasisinin Emniyet’te tam anlamıyla etkin olmaya başladığı 2005 yılından sonra böyle hadiseler görülmeye başlandı. Türkiye’de artık dinleme yetkisi GES’in MİT’e devri ile birlikte büyük oranda MİT’in inisiyatifine geçti. MİT’ten böyle bir cihaz kaybolursa aynı soruşturmanın yapılması gerekir.

Öte yandan dinleme cihazının parçalarının kaybolmasıyla ilgili bilginin basına sızması ise Emniyet İstihbarat’ın şimdiki yönetiminin geçmişteki uygulamalardan rahatsız olduğu anlamına gelir. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in kendinden önceki dönemi bu yüzden incelettiğini düşünüyorum.

Biliyorsunuz bu dershane dönüştürme meselesi cemaatle ilişkilendiriliyor. Bu, eğitimle ilgili bir konu. Ama devlet cemaatle ilgili bir şey yapacaksa dershaneleri dönüştürmeden önce 2007-12 arasında cemaatin müntesiplerinin yürüttüğü operasyonlardaki hukuksuzlukları ortaya çıkarmalıdır.

Ergenekon operasyonu sürecinden önce cemaate yakın, işini iyi yapan, düzgün bir emniyet istihbarat bürokratının Hrant Dink suikastını kullanılarak görevden uzaklaştırılmasından sonra onun yerine göreve getirilen ve ‘paralel devlet’in önemli aktörlerinden biri olan yine cemaate yakın bir emniyet istihbarat bürokratı, 7 Şubat operasyonunu kurgulayan istihbarat ve terörden sorumlu polis şefleri ve diğerlerinden bu operasyonlarda hangi hukuksuzlukların yapıldığının sorgulanması gerekir. Bunlar yapılmazken gerekli altyapıyı hazırlamadan dershaneleri kapatmaya çalışmak 7 Şubat’ta bölünmeye başlayan cemaat tabanını konsolide eder. Cemaatin adını kullanarak suç işleyen, suç işlenmesine göz yuman yüzlerce bürokratı da o taban nezdinde haklı duruma sokabilir. Cemaat, kendi adını kullanarak yanlış yapan adamları ayıklamamışsa bunu devlet yapmalıdır. Çünkü tarih devleti yargılar, cemaati değil...

5- Söz konusu cihaz ile yasadışı olarak kimler dinlenmiş olabilir? Bu dinlenme ‘tape’leri sizce hangi gizli servis veya kurumlara servis edildi?

Başka istihbarat teşkilatlarına servis edildiğini düşünmüyorum. Bunlar gerektiğinde kullanılmak üzere arşivlendi. Bir kısmı zaten Ergenekon operasyonu ve benzer operasyonlarda kullanıldı. Bir kısmı da gazetelerde yayınlandı.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Ergenekon soruşturması süreci gibi kritik yargısal süreçlerde merkezi rol üstlenmiş bir birim. Böyle bir birimden cihazın parçalarının kaybolması ancak içeriden bir organizasyonla gerçekleşebilir. Müfettişler bu nedenle dairede bir inceleme yürütüyor. Eski Daire Başkanı Ömer Altıparmak ve ekibinin bu olayda sorumluluğu olabileceği yönünde iddialar var, bunlar araştırılıyor. İnceleme kapsamında bazı dinleme kayıtlarının kaybolduğu bilgisi de araştırılıyor. Kaybolan bu verilerin de yasadışı dinlemelerden oluşan veriler olduğunu düşünüyorum. Yasadışı olduğu için suç delillerinin yok edilmesi amaçlanmış olabilir.

'REDHACK OPERASYONU DAHA TİTİZ YAPILMALIYDI'


6- Son günlerde ‘sanal istihbarat operasyonları’ anlamında yeni gelişmeler var. Türkiye’de bazı hacker grupları bulunuyor. Dün bunlara yönelik bir operasyon oldu. Ancak alınan kişilerin bu gruplarla bağlantısı olmadığı ortaya çıktı. Redhack operasyonu hakkında ne düşüyorsunuz?

Şimdi Redhack, sol tabanı kullanmakla birlikte yabancı servisler tarafından kullanılan bir siber terör örgütü. Bu konuda elimde somut bilgi yok ama Batılı örgütlerle ilişkisi var. Avrupa servisleri olabilir diye düşünüyorum. Bir de Suriye istihbaratı ile doğrudan bağı olduğu, Türkiye’nin hazırladığı istihbarat raporlarına yansıdı. Ancak bu örgütün operasyonu sadece dışarıdaki bağlantıyla yürümüyor. İçeride de uzantıları var. Devlet içinde bunlara göz yumanlar da var belki... Bu raporlardaki bilgilere bakılırsa eylemlerini 7 Şubat 2012’den sonra yoğunlaştırıyorlar. 27 Şubat’ta Ankara Emniyet’ini hackleyerek başlıyorlar, sonra pek çok kamu kurumunun sitesine korsan saldırı düzenliyorlar.
Bu istihbarat raporuna göre Redhack’in bir tüzüğü, yani anayasası var. Bu tüzükten örgütün, doğrudan Türk hükümetine, devletine yönelik yıkıcı faaliyetler için kurulduğu anlaşılıyor. Şimdi böyle bir örgüte operasyon yapacaksınız bunun altyapısını çok iyi sağlamanız lazım. Toplumda tanınmış bir ismi, bu örgütle bağlantılı olma ihtimali son derece zayıf birini, Barış Atay’ı alırsanız o zaman Redhack’e yapılacak gerçek bir operasyonu da sulandırmış olursunuz. Ben bu tür hataların, eğer kasıtlı değilse, devlet kurumları arasında yeterli işbirliğinin olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Devlet kurumları arasındaki istihbari koordinasyon zayıf. Bu örgütlerle mücadele için ise tam koordinasyon şart.

İSTİHBARAT UZMANI FERHAT ÜNLÜ İLE YAPILAN DİĞER RÖPORTAJLAR

'TÜRKİYE'NİN BİR PUTİN'E İHTİYACI YOK' (OKUMAK İÇİN TIKLAYIN)

NSA'NIN GİZLİ AR-GE ÇALIŞMALARI (OKUMAK İÇİN TIKLAYIN)

TÜRKİYE'NİN AÇIK İSTİHBARAT OPERASYONU (OKUMAK İÇİN TIKLAYIN)

MOSSAD ARTIK 'MÜTTEFİK' DEĞİL RAKİP (OKUMAK İÇİN TIKLAYIN)

Ferhat ÜnlüFerhat Ünlü telefon dinlemeleritelefon dinlemeleriferhat ünlü

Künye - İletişim - Reklam
Son.tv'te yayınlanan makalelerin hukuki sorumluluğu sahibine aittir. Ayrıca basın ilke ve ahlak kurallarına uymaya söz veren Son.tv aynı şekilde muhtaplarının da hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda özel haberlerinin kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılması durumunda hukuki yollara başvurur.