Ertuğrul Özkök'ten randevu talebi gibi yazı:MİT'i eleştirdi ama...

Ertuğrul Özkök'ten randevu talebi gibi yazı:MİT'i eleştirdi ama... / Bazı gazete ve internet sitelerinde çıkan yazılar üzerine Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök bir yazı kaleme aldı. / ertuğrul özkök, gazete, yazı, haber, MİT, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Hürriyet

Bazı gazete ve internet sitelerinde çıkan yazılar üzerine Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök bir yazı kaleme aldı.

Ömer ADIYAMAN - ANALİZ - Bazı gazete ve internet sitelerinde çıkan yazılar üzerine Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök bir yazı kaleme aldı. Bu yazu MİT'i eleştirmekten ziyade MİT'ten randevu talep eden bir yazı hali almış. MİT Müsteşarı Hakan Fidan döneminden önce Ertuğrul Özkök, dönemin istihbarat başkanları ile bir telefonla iletişime geçebiliyor, istediği algı operasyonunu yürütebiliyordu. Ancak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın atanmasından sonra bu ayrıcalığı kaybeden Özkök, muhatap bulamayınca yazdığı yazılar da kamuoyu nezdinde boşa düşüyor. MİT'in milli iradenin emrinde olmasını hazmedemeyen , yeni vesayet arayışşında olan yerel ve Uluslar arası odakların operasyon haberlerine atıfta bulunarak Hakan Fidan ile yazdığı yazılar üzerinden bir randevu arayışına girdiğini de söyleyebiliriz.

MİT'İN MİLLİ İRADENİN HİZMETİNDE OLMASINI HAZMEDEMİYORLAR!


Son dönemlerde Milli İstihbarat Teşkilatı'na yönelik yapılan yıpratma ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir takım belgeler ile kamuoyu yaratmaya çalışan çeşitli medya grupları Milli İstihbarat Teşkilatı'ından söz konusu iddialar üzerine açıklama bekliyor. Ne var ki, Milli İstihbarat Teşkilatı ise söz konusu iddialar üzerine kamuoyunda yaratılan algıya malzeme olmamak için açıklama yapmıyor. En son 11 Haziran 2013 tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı Taraf Gazetesi'nde yer alan 'Özel hayatın fişlemeye başlandığı' haberi üzerine bir açıklama yapmış, açıklamada ise “MİT, 2937 sayılı Kanun ve diğer mevzuatla kendisine verilen görevi yerine getirmekte ve yetkileri kullanmaktadır. Söz konusu haber/yorumlarda isitismar edildiği şeklinde hukuki dayanaktan yoksun, özgürlüklere aykırı ve demokratik toplum değerleriyle bağdaşmayan bir çaba, eyem ve faaliyet içerisinde bulunmaktadır. Esasen, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın milli iradenin emrinde olmasını hazmedemeyen , yeni vesayet arayışşında olan yerel ve Uluslar arası odakların bir süreden beri Teşkilatı ve yöneticilerini karalama gayretinde oldukları kamuoyunca malumdur' ifadelerine yer vermişti. Sonuç itibari ile MİT'in resmi sitesinde yer alan bu açıklama günümüzde MİT'i hedefe alan yazar ve gazetecilere bakıldığında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın milli iradenin emrinde olmasını hazmedemeyen , yeni vesayet arayışşında olan yerel ve Uluslar arası odakların operasyonlarını sürdürdüğünü görebiliriz.

İşte Özkök'ün o yazısı:


MİT’in ya ortaya çıkarsa korkusu
BANA göre, önümde duran rapor tam anlamıyla bir “devlet skandalı...”

Normal bir demokraside olsa, bir Watergate etkisi bile yaratabilir.
İki gündür MİT’ten bir açıklama gelir diye bekliyorum.
Haber önceki gün “T24” adlı sitede bütün ayrıntıları ile anlatılıyor.
Tık yok...
Ertesi gün, başta Radikal olmak üzere birçok gazete yayınlıyor.
Hayret bir şey, MİT’ten yine tık yok.
İşin garibi, öteki gazeteler de bu olayı sanki “rutin” ve normal bir şeymiş gibi veriyor.
Ben çok şaşırdım ama isterseniz gelin birlikte değerlendirelim.

İKİ BAKAN MİT’İN YAPTIĞI TAKİBE DE TAKILIYOR
Haberin başlığı şöyle:
“MİT Zarrab için 8 ay önce uyarmış...”
MİT 8 ay önce Türkiye ile İran arasındaki para trafiğini takibe alıyor.
Türkiye-İran-Birleşik Arap Emirlikleri, Dubai ve Çin arasındaki para trafiğini, bütün ayrıntıları ile tespit ediyor.
18 Nisan 2013’te 45650928 sayılı bir raporla servise sokuluyor.
Buraya kadar her şey normal.
Rapor 3 sayfalık bir yazıyla “Başbakanlığa da” gönderiliyor.
Bu da normal... Fakat bundan sonra işler biraz tuhaflaşıyor.
MİT’in yaptığı takibe, iki bakan da takılıyor.
Buna göre, Zarrab’ın altın
taşıyan uçakları Türkiye’de alıkonulduğunda Ekonomi Bakanı Çağlayan devreye giriyor.
Bu arada, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlunun Zarrab’ın bir yakının T.C. vatandaşlığı girişimini takip etmek üzere para aldığı bilgisi veriliyor.

SON PARAGRAFTAKİ DİKKAT ÇEKİCİ UYARI
Ama asıl skandal raporun sonundaki “Sonuç ve değerlendirme” bölümünde...
Gazetelerin rapordan tırnak içinde aktardıkları ifade şöyle:
“R. Zarrab’ın, bakanlar Zafer Çağlayan ve Muammer Güler ile mevcut ilişkisinin ortaya çıkması halinde, söz konusu hususların hükümet aleyhinde kullanılabileceği değerlendirilmiştir...”
Sizce bu değerlendirmenin anlamı nedir?
MİT, Başbakan’a alenen, bakanlarınız bu trafik içinde, tedbir almazsanız, bu aleyhinize kullanılabilir, tüyosu veriyor.
Daha da açıkça yazayım: “Tedbir alın yoksa başınız derde girer” diyor.
Bunun adı “Suçu örtmek ve delil karartmak” değildir de nedir Allah aşkına...
Devlet adabını bilen biri çıkıp bana şunu açıklasın:
“Türkiye Cumhuriyeti İstihbarat Teşkilatı’nın”, görevleri arasında, Başbakan’a böyle “koruyucu kollayıcı, özel bir servis”
yapma konusu var mı?
‘Ortaya çıkarsa aleyhinize olur’ ne anlama geliyor
MİT’in resmi sitesine baktım.
Teşkilat’ın görevleri şöyle tarif edilmiş:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin
-Ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne,
-Varlığına, bağımsızlığına ve güvenliğine,
-Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına, karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak.”
Görev tanımını 3 kere okudum. MİT’in görev tarifinde “Aman dikkat aleyhinize kullanılabilir, tedbir alın” gibi, “Delilleri ortadan kaldırın” anlamında da yorumlanabilecek bir servis verme yok.
“Ortaya çıkması halinde” ifadesi bir skandal değil mi.
İstihbaratla ilgili bir devlet kuruluşu, ortada bir yolsuzluk ve rüşvet
iddiası varsa, bunun ortaya çıkmasından endişelenmez, tam aksine “ortaya çıkarılmasını” amaçlar.
Yanılıyor muyum...
MİT’in içinde de mi paralel yapı var
OLAYIN ikinci boyutu da var.
MİT’in daha 8 ay önce verdiği bilgiler, savcıların peşine düştüğü bakanlarla ilgili iddiaların, öyle cemaat tarafından hazırlanmış bir komplo olmadığı anlamına gelmiyor mu?
MİT’in başında, Başbakan’ın Ankara’da en güvendiği iki-üç insandan biri olan Hakan Fidan oturuyor.
Fidan, bırakın Cemaat’in adamı olmayı, tam aksine onun hedefinde olduğu bilinen bir bürokrat.
Onun başında bulunduğu kurum da bakanlar ve oğulları ile ilgili bilgileri doğruluyorsa, o zaman İstanbul’daki operasyonları “yargı içinde paralel bir yapılanmanın” eseri olarak sunmak inandırıcı olmaz. Bunun anlamı apaçık, bir “yolsuzluk iddiasının üstünü örtmektir....”
Merak ettiğim bir konu da şu:
-Başbakanlık bu raporu aldıktan sonra ne yapmış?
-Acaba “Yakalandınız kaçın” anlamına gelen bu uyarıdan sonra gerçekten bazı deliller karartıldı mı...
-Yoksa, 8 ay önce böyle bir bilgi aldıkları halde, “Basını sindirdik. Yargı benim yargım, polis benim polisim, eh MİT de benim MİT’im. Nasılsa bana bir şey olmaz” özgüveniyle hiçbir şey yapılmadı mı...
Aradan 48 saat geçti...
Merakla bekliyorum...
Hem MİT, hem Başbakanlık “Benim MİT’imin bu çok özel servisi” hakkında ne diyor...

ertuğrul özkökgazeteyazıhaberMİTMİT Müsteşarı Hakan FidanHürriyet

Künye - İletişim - Reklam
Son.tv'te yayınlanan makalelerin hukuki sorumluluğu sahibine aittir. Ayrıca basın ilke ve ahlak kurallarına uymaya söz veren Son.tv aynı şekilde muhtaplarının da hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda özel haberlerinin kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılması durumunda hukuki yollara başvurur.