Savaşın diğer adı

Savaşın diğer adı

Napolyon BONAPART savaşı kaybedeceğini anlayınca generallerini toplar ve bunun sebebini sorar. İçlerinden biri; “Efendim 6 sebebi var diyerek sıralamaya başlar, birincisi barutumuz bitti” General ikincisini söyleyecekken, Napolyon onu susturur ve; “Diğerlerini saymana gerek yok” der.

Şu an içinde bulunduğumuz savaş esasında Başbakanın ifadesi ile “İstiklal Savaşı” dır. Bana göre de bu savaşa verilecek en güzel isim budur. Neden bu savaş İstiklal Savaşı şeklinde adlandırıldı? Bu konuya kafa yoran oldu mu? Çünkü İşgal edilmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu işgalcileri vatan topraklarından atmaya çalışıyor. İşgalciler devletin her kademesine girerek onlardan olmamaya direnen Başbakanı bitirmeye çalışıyorlar. İşgalcilerin tek hedefi işte budur. İşgalciler şunun farkındalar, eğer Başbakan düşürülürse, savaş sona erecek ve Türkiye Cumhuriyet Devleti İşgalcilerin tam olarak kontrolü altına girerek bir Cemaat Devletine dönüşecek. Maalesef durum bu olmakla beraber, halen bu savaşın ciddiyetini anlayamamış Başbakanın yanında gibi görünen bir grup SOYTARI yüzünden Başbakan zor durumda bırakılıyor.

Bu arada yeri gelmişken, 17 Aralık tarihinden sonra büyük bir kesim bu olaylara Hükümet Cemaat Savaşı adını verdi. 13 Mart 2014 tarihinde ise aslında savaşın adının bile doğru konulmadığı ortaya çıktı. Hükümet Sözcüsü Bülent ARINÇ, 13 Martta Diyarbakır da Basın mensupları ile yaptığı sohbette, Erdoğan’ın seçim konuşmalarına atıfta bulunarak; “ Başbakanın Pensilvanya da ki Zat diye bahsettiği kişinin Hoca Efendi olmadığını” açıkladı. Yapılan bu açıklamayı doğru okumak lazım. Bülent ARINÇ, aslında hükümetin bu savaşın bir tarafı olmadığını, bu savaşın ERDOĞAN ile Cemaat arasında yapıldığını açıkladı. ARINÇ aslında şunları ifade etmek istedi. Ola ki ERDOĞAN düşerse, biz Cemaatle her türlü müzakereye varız dedi. Dikkat edilirse ERDOĞAN’sız bir AKPARTİ hedefinin nasılda iyi işlendiği ortaya çıkıyor. Mezkur Şahsın, daha öncede benim bu partide özgül bir ağırlığım var, şeklinde ki sözleri de aslında durumu özetliyor. Fakat kimse kusura bakmasında, AK PARTİ’nin tüm ağır toplarının özgül ağırlığının toplamı, Erdoğan’ın özgül ağırlığının ancak 50 de 1’i eder.

Tüm bu yaşananlar bizim millet olarak, neden ERDOĞAN’ın yanında yer almamız gerektiğini daha iyi gösteriyor. Recep Tayyip ERDOĞAN bu örgütün şantajlarına, tehditlerine boyun eğseydi. Hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı hemde Kendi ikbal ve istikbali garanti altında olurdu. Ne 7 Şubat olurdu ne 17 Aralık nede 25 Aralık. Madem ki Başbakan kendi ikbal ve istikbalini hiçe sayarak bu milleti bu şantaj çetesine teslim etmemiştir. O zaman bize düşen sadece Başbakana destek vermektir. Olay artık AKPARTİ, Hükümet mecrasından da çıkmıştır. Gerek parti içerisinde, gerekse kabine içerisinde daha önce Pensilvanya ya gidip sıraya girerek, Hoca Efendilerinin ellerini öpen bazı BRÜTÜSLER’in, bunun etkisinden daha kurtulamadıklarının ortaya çıktığı bu zamanda, “İstiklal Savaşı” ’nın diğer adı “ERDOĞAN- CEMAAT” savaşıdır.

Şimdi Ak PARTİ içerinde yer alan, ancak Cemaatçi olmayan bazı şahısların neden konuşmadıklarını söyleyeyim. Bunun 6 sebebi olabilir. “Birincisi Kasetleri var”. Diğer sebeplere gelince, onların bir önemi yok, O yüzden diğer sebepleri saymıyorum.

Okurlardan bazıları, AK PARTİ içerisinde yer alan Cemaatçiler neden konuşmuyor şeklinde bir soru sorma gafletinde bulunabilirler. O yüzden onu da söyleyeyim. Çünkü adı üzerinde bunlar Cemaatçi, bunlar Fetullahçı, bunlarda irade yok, bunlar kendi iradelerini ve varlıklarını Hocalarının varlıklarına armağan etmiş kişiler. Bunlardan bir şey duyamazsınız o yüzden.

Ancak kimse unutmasın, herkesin bir hesabı olduğu gibi, ALLAH’ında (CC) bir hesabı var. Ve galip gelen o olacaktır.

YAZARIN SON YAZILARI

Künye - İletişim - Reklam
Son.tv'te yayınlanan makalelerin hukuki sorumluluğu sahibine aittir. Ayrıca basın ilke ve ahlak kurallarına uymaya söz veren Son.tv aynı şekilde muhtaplarının da hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda özel haberlerinin kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılması durumunda hukuki yollara başvurur.