Fetullah Gülen’in bilinmeyenleri!

Fetullah Gülen’in bilinmeyenleri!

Peygamberimiz (SAV), Medine’ye hicretten yaklaşık beş ay sonra, Medineli yardımsever Ensar’la, hicret eden Mekkeli müslümanları bir araya toplayarak, 45’i Muhacirden, 45’i de Ensar’dan olmak üzere 90 kişiyi kardeş ilan etmiştir

Peygamber Efendimizin (SAV) kurduğu bu kardeşlik müessesi maddî-manevî yardımlaşma ve birbirlerine varis olma esasına dayanıyor, bu suretle Muhacirlerin yurtlarından ayrılmaktan dolayı duydukları keder ve üzüntüyü giderme, onları Medinelilerle ısındırma, güç ve destek kazandırma gayesini güdüyordu.

Kurulan bu kardeşlik müessesine göre, Medineli ailelerden her birinin reisi, Mekkeli Muhacirlerden bir aileyi yanına alacak, mallarını onlarla paylaşacak, beraber çalışıp beraber kazanacaklardı.
Rasulullah bir araya getirilen bu aileleri rastgele değil durumlarını göz önünde bulundurarak mizaç, zevk, hissiyat itibariyle birbirlerine uygun olanları kardeş ilan ediyordu.

Cemaatte Kardeşlik Hukukunun Başlaması

Fetullah Gülen de tıpkı Peygamberimizin (SAV) islamın en sıkıntılı zamanında yaptığı gibi, Hizmet adını verdiği oluşumun başlarında Cemaatin önde gelen bazı isimlerini birbirleri ile kardeş ilan etti. Öyle ki Cemaatin beyin takımını oluşturan bu kişiler arasında oluşturulan bu kardeşlik hukuku, hareketin büyümesine son derece büyük katkı sağladı.
Geçtiğimiz hafta bu kardeşlerden biri ile uzun bir görüşme yapma imkanım oldu. Bu kardeş ki, Fetullah GÜLEN’e en yakın olan isimden biri. 1961 yılında GÜLEN ile başlayan dostluğu Cemaatin tüm ileri gelenler tarafından çok iyi bilinen bir isim. Kendisi ile Cemaatin kuruluşundan son dönemine kadar yaşanan tüm gelişmeleri konuştum. Bana anlattığı bazı hususları bu güne kadar kimseye anlatmadığını söyleyerek, bazı konuların sadece bende kalmasını rica etti. Elbette sözümü tutacağım. Geçen hafta yaptığımız “Yüzde Yüz Siyaset” Programında görüşmenin bazı detaylarını anlatmıştım. Şimdi ise Gülen ve harekete dair bilinmeyen bazı hususlarda ne konuştuk onları açmak istiyorum.

Kendisini dinledikten sonra, soru cevap kısmında ilk sorum şu olmuştu. Fetullah GÜLEN’in en yakınındaki kişilerden biri olarak bu güne kadar kendisinin dini konularla ilgili samimiyetine ilişkin herhangi bir kuşkunuz oldu mu?

Bu soruya cevap verirken hiç tereddüt etmedi. Gayet net bir şekilde, birlikte olduğu tüm dönemlerde İslamın emrettiği tüm dini vecibeleri eksiksiz yerine getirdiğine şahidim. Ne namazında nede diğer hususlarda şunu eksik yaptı diyemem dedi.

İkinci soruya sorarken kendi durumumu anlattım. İzmir de Cemaatin yükselme döneminde orada öğrenci olduğumu söyledim. Bir takım örnekler verdim. Gülen’in bir takım uygulamalarının ve beyanlarının islam ahlakı ile örtüştüremediğimi anlattım. Mesela medyada da yer alan “hakim kiralama avukat kiralama” meselesini sordum.

Ona göre Gülen bu açıklamalarını yaparken, hakkınızı başka türlü alma imkanınız yoksa bunları yapabilirsiniz demek istemiş.

Bunun üzerine bir hakkın gerçekten hak olup olmadığını kişi belirliyorsa ve ona göre hareket ediyorsa bir başkasının hakkına tecavüz etmiş olmaz mı dedim.

Sohbet derinleştikçe anlatmaya başladı. Fetullah Gülen tarafından söylenen her sözü kendisinin ve diğer cemaat ileri gelenleri tarafından, Müslümanlıkla bağdaştırarak kendilerince gerekçe yarattıklarını anlattı. Ancak bazı sözlerin kendisine ait kırmızı çizgileri aştığını ve sorgulama yapmasına neden olduğunu söyledi. Örneğin bir sohbetinde “gökten Cebrail gelse parti kursa…” şeklinde bir örnek vermiş. Bunun üzerine burada Cebrail A.S nin bu örneğe ne olursa olsun girmesini doğru bulmadığını buna hiçbir gerekçe bulamadığını söyledi.

En önemli sorularımdan biriside Gülen’in yaptığı son konuşmalarında bahsettiği Alufte ile buluşacak kişi kimdi sorusuydu.

Önce tüm olup bitenleri baştan sona anlattı. Fetullah Gülen bu telefon görüşmesini yaparken hemen yanındaydım dedi. Bir değil iki kişiyi aradı dedi. Bunlardan birisi teşekkür ederek telefonu kapatmış, diğeri ise bu komploları sen düzenliyorsun bu senin işin diyerek tepkisini dile getirmiş.
Meselenin detaylarını öğrendikten sonra isimleri sordum. Kesinlikle isimleri kimseye söylemediğini ve söylediğinde günaha gireceğini söyledi. Bende bunun üzerine siz birinin ayıbını açmıyorsunuz. Aksine bir çok önemli kişinin üzerinde ki zanı kaldıracaksınız dedim. İsimlerin söylenip söylenmesi ile ilgili İslami tartışmadan sonra söylemeye karar verdi. Her iki ismi de bildirdi. İlk kişi vefat etmiş, diğeri ise yaşıyor. Ancak şu an Mecliste olan biri değil. Üstelik Ak Parti, CHP, MHP veya MHP’li değil. Bu iki ismi de programda açıklayacaktım. Ancak Pazar günü kendisini bir kez daha aradığımda bu konuyu tekrar görüştük. Bu isimlerin açıklanması durumunda ölen kişiden helallik alamayacağını, diğerinin ve onu sevenlerinde çok üzüleceğini ve açıklamamı rica etti. Bu nedenle isimleri vermiyorum. Ancak şunu da söyledi, her iki isminde böyle bir olayın parçası olmadıklarını çok iyi biliyorum dedi.

Sohbet sırasında Fetullah Gülen’in sağlığını sordum.

Pensilvanya da sürekli yanında bulunan bir doktorun olduğunu, Şeker Hastalığı, Yüksek Tansiyon ve Prostat Rahatsızlığı olduğunu bildirdi. Türkiye den ayda bir yanına giden doktorun ise Prof.Dr. Tuncay Delibaş olduğunu, bu doktorun Karaciğer rahatsızlığı konusunda sürekli kontrol ettiğini hatta bir dönem karaciğer nakli durumunun gündeme geldiğini söyledi. İsmini daha önce hiç duymadığım Tuncay Delibaşı’nın, Hacettepe Ünv.Rektör danışmanı olduğunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı olduğunu öğrendim. Bu konuya ilişkin en enteresan bilgi ise bu kişinin Uluslararası Anadolu Sağlık Federasyonu’nun (USAF) önceki Başkanı olmasıydı. Çünkü Federasyonun şimdiki başkanı Dr.Ekrem YETER, Hükümet Sözcüsü Bülent ARINÇ’ın damadı. Sohbet sırasında bunları konuşurken bir takım taşlar yerine oturmaya başladı. Ancak bana son derece şaşırdığım başka bir şey söyledi. Bülent ARINÇ’ın kızının Fetullah GÜLEN’e bağlı ve onu çok seven bir cemaat mensubu olduğunu açıkladı. Devlet kademesinde yer alan bir çok kişinin Fetullah GÜLEN cemaati mensubu olduğunu biliyordum, ama en şaşırdığım isim ise TRT Genel Müdürü İbrahim ŞAHİN oldu.

Sohbetin sonunda Fetullah Gülen ile kopuş süreci ve diğer yaşananları konuştuk. Ancak bu kısmı yazmıyorum. Şu kadarını ifade etmek isterim ki bugüne kadar yaptığım en güzel sohbetlerden biriydi. Karşımda ki kişinin samimiyeti, mütevaziliği ve islam ahlakı beni tek kelime ile mest etti.

Fidel Okan'ıTwitter'dan takip edin @FidelOKAN

YAZARIN SON YAZILARI

Künye - İletişim - Reklam
Son.tv'te yayınlanan makalelerin hukuki sorumluluğu sahibine aittir. Ayrıca basın ilke ve ahlak kurallarına uymaya söz veren Son.tv aynı şekilde muhtaplarının da hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda özel haberlerinin kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılması durumunda hukuki yollara başvurur.