ABD raporunda darbeden bahseden Metin Gürcan, Ali Babacan’ın partisinde!

Ali Babacan’ın yeni partisinde yer alan bir isim olan olay oldu. CIA’nin gölge kuruluşlarından RAND Corporation tarafından hazırlanan “darbe raporunda” adı 39 kez geçen, her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarını karalayan Metin Gürcan, Babacan’ın partisinin kurucuları arasında yer aldı.

Geçmişte TSK’nın çeşitli birimlerinde çalışmış olan, şimdilerde sosyal medyada aktif paylaşımlarıyla ve Türkiye karşıtı yayınlarıyla ön plana çıkan Al Monitor gazetesinde devamlı yazıları yayınlanan Metin Gürcan’ın ismi aslında ilk olarak, asker olduğu dönemde erleri hedef tahtasına koyarak bacak arasından ateş ettiği dehşet verici görüntülerle tanınmıştı.

Paylaşım ve yazılarında “askeri uzman ve stratejist” vurgusu olan Metin Gürcan’ın adının son dönemde daha çok konuşuluyor olması, Rand Corporation’ın “darbe söylentilerini” gündeme taşıyan raporunda ismine ve yazılarına en çok atıfta bulunan kişi olmasıyla başladı.

Darbeyi çağıran raporda Metin Gürcan’a tam 39 kere atıfta bulunulmuştu. Bu bağlantı sosyal medya kullanıcılarının da gözünden kaçmadı.

Halihazırda TSK’nın FETÖ ile mücadelesi sürecinde Al Monitor’e yazdığı yazılarla uluslararası kamuoyuna açık istihbarat sağlayan, Türk ordusunun gücünün azaldığını ve zafiyetlerinin arttığını sıklıkla iddia eden, Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği tüm harekatlarda çizdiği karamsar tablolarla okuyucularının moralini bozan ve umutsuzlaştıran, muhalif olmak bir suç olmadığı halde objektif bir analistmiş gibi davranarak okuyucusunun algısı ile oynayan, son olarak Bahar Kalkanı Harekatı sürecinde negatif tavrını gizleyemeyecek noktaya gelip kendisini eleştirenlerle sert polemiklere giren Metin Gürcan’ın adı, son olarak Ali Babacan’ın kurduğu yeni partide Kurucular Kurulu’nda yer aldı.

SABAH Gazetesi’nin usta yazarlarından Mahmut Övür ‘Babacan’ın RAND’cı yoldaşı’ başlıklı yazısında bu konuyu yazdı.

Övür yazısında şunları söyledi:

Yeni bir parti daha siyaset arenasına çıkıyor. Doğrusu muhalefet cephesinde yeni bir partiye ihtiyaç olduğu anketlere yansısa da, o ihtiyacı AliBabacan‘ın karşılamayacağı daha önce yaptığı açıklamalarla anlaşılmıştı. Şimdi kurucular kuruluyla da tescil edilmiş oldu. Listede eskilerin yanında yeni isimler de var ama bir ikisi hariç hiçbirinin “siyaseten” bir karşılıkları yok.
Karşılığı olabilecek olanların da Babacan dahil eski AK Partili olmaları bir paradoks oluşturuyor. Bu yüzden partinin genel başkanı olacak Ali Babacan bile partiyi tarif etmekte zorlanıyor:
“Siyasi yelpazenin tam ortasında ana akım bir parti olacağız”
Ne savunacakları konusunda da mevcut partileri, hatta tabela partilerini bile aşamayan bir yaklaşım var:
“Temel ilkeleri ihya eden, özgürlükleridemokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ihya eden bu evrensel değerler temeline oturmuş kendi vatandaşı için çok daha yaşanabilir Türkiye’yi oluşturmak bugünün ihtiyacı.”
Eski merkez sağ partilerinden gelen deneyimli bir siyasetçi, Babacan‘ın çıkışlarını ve kurucular kurulunu şöyle değerlendiriyor:
“Listeyi gördüm, siyasette ağırlığı olanlardan çok siyasete hevesli ama büyük partilerde yer bulamayan ve sokakta karşılığı olmayan insanlar ağırlıkta. Seçim pazarlıklarında masada olma amacına uygun bir liste. Bunun ahaliyle bir alakası yok. Daha önemlisi AK Parti’de önemli görevlerde bulunduğu halde, hataları kalanlara yükleyip sevaplara sahip çıkılmasını bu milletyemez.”
Açıklanan kurucular kurulu ve ortaya konulan siyasi söylem Babacan-Abdullah Gül ikilisinin yapabilecekleri tek şeyin, “pazarlık” olduğunu gösteriyor. Saadet Partisi örneğinde olduğu gibi yeni sistem bu tür “pazarlık partileri”nin şansını arttırıyor. Buna bir çözüm bulunur mu bilemem ama bu gerçekten hareket eden derin ABD’nin düşünce kuruluşu Rand Corporation da “muhalefetiçeşitlendirin” önerisinde bulunmuştu.
Kim bilir belki de o öneriyi önerenlerden bir de Babacan‘ın kurucular kurulunda yer alan Metin Gürcan‘dı. Çünkü Gürcan, Türkiye’de “orta kademe askerler rahatsız” diyerek “darbe” olasılığından söz eden derin ABD raporuna en çok katkı veren isimdi.
Daily Sabah yazarı Merve Şebnem Oruç, bir süre önce bu konuya değinmiş ve şu tespiti yapmıştı:
“Raporda Soner Çağatay’a beş, Amberin Zaman’a beş, Abdullah Bozkurt’a iki atıfta bulunulurken, Metin Gürcan’a tam 39 atıfta bulunuyor. Yani RAND Corporation raporunun oluşmasına Türkiye’den, haberli ve habersizolarak, en çok katkıda bulunan isim Metin Gürcan.”
Bunun ne anlama geldiğini eski bir asker olan Gürcan‘ın Al Monitor’daki yazılarına ve Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere bölgedeki askeri operasyonlarına karşı tavrına bakmak yeterli. Buna derin ABD’nin düşünce kuruluşu Rand Corporation’ın asıl meramı olan “darbe” beklentisini de eklemek gerekiyor. O beklentinin fikri altyapısı dabüyük oranda Metin Gürcanvari “askeristratejist”lerin analizlerine dayanıyor.
“Sessiz Devrim”lere imza atan, “askeri ve bürokratik vesayeti” sonlandıran AK Parti’deki geçmişlerini karalayanları tarih nasıl yazar bilemem ama yeni bir siyasi yolculuğa çıkarak, dış kuşatmalardan, darbelerden, siyasetmühendisliklerinden medet uman aktörlerle birlik olmayı bu halk affetmez.
Tam da bu nedenle genç bir siyasetçi, ortaya çıkan siyasi tabloyu gördükten sonra Babacan için şöyle diyordu:
“Biraz saygınlığı vardı, o da bitti…”

 


SON HABERLER

İlgili Haberler

Exit mobile version