SON TV

Atilla İlhan ölümünün 13. yılında anılıyor.. Atilla İlhan kimdir? Attila İlhan şiirleri ve sözleri..

Bugün şair, yazar ve gazeteci Atilla İlhan'ın ölüm yıl dönümü... Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir şair olan Atilla İlhan 11 Ekim 2005 yılında aramızdan ayrılmıştı. Peki, Atilla İlhan kimdir? 'Ben sana mecburum, Ayrılık sevdaya dahil, Elde var hüzün' gibi birçok şiiriyle bilinen Attila İlhan'ın şiirleri ve sözleri...

Atilla İlhan ölümünün 13. yılında anılıyor.. Atilla İlhan kimdir? Attila İlhan şiirleri ve sözleri..

Ben Sana Mecburum, An Gelir, Ayrılık sevdaya dahil şiirleriyle bilinen Atilla İlhan’ın geçmişten günümüze kadar uzanan bir hayran kitlesi var.

Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları bulunan şair, romancı ve gazeteci Atilla İlhan’ın 13. ölüm yıl dönümü… Aynı zamanda Çolpan İlhan’ın kardeşi de olan sanatçı 11 Ekim 2005 yılında 80 yaşında evinde hayata gözlerini yummuştu. Türk edebiyatının Kaptanı’ olarak anılan Attila İlhan kimdir? Şiirleri ve romanlarıyla tarihe adını yazdıran Atilla İlhan’ın hayatı….

ATİLLA İLHAN KİMDİR?

Attila İlhan, 15 Haziran 1925 tarihinde Menemen’de doğdu. Babası Muharrem Bedrettin İlhan, annesi Emine Memnune İlhan’dır. Çolpan İlhan isimli bir kardeşi vardı. Babası döneminin başarılı savcılarındandır. Attila İlhan‘ın babası şiire çok meraklı, okumayı seven, geniş bir roman ve şiir kitabı koleksiyonu olan, iyi derecede Osmanlıca bilen bir insandır.

Babası sayesinde küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya başlayan İlhan, ilk ve orta öğreniminin büyük kısmını İzmir’de tamamladı. Öğrencilik yıllarında ilk şiirlerini yazmaya başlamıştır. İzmir Atatürk Lisesi’nde okuduğu sırada okulda tanışıp aşık olduğu bir kıza Nazım Hikmet’in şiirini mektup olarak yazmıştır. O dönemlerde Nazım Hikmet’in şiirlerini paylaşmak kesinlikle yasak olduğundan bu mektup öğretmenleri tarafında yakalandığında çok büyük bir yasal suç işlemiş olarak sayılmış ve okuldan atılmıştır.

Daha sonra bu olay hukuksal boyuta taşınmıştır. Attila İlhan 1941 yılında 3 hafta tutuklu kaldıktan sonra 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Tutuklu kaldığı dönemde kendisi adına bir daha Türkiye’nin hiç bir yerinde eğitim göremez kararı çıkınca, babası duruma el atmış ve büyük uğraşlar sonucunda bu kararı 1944 yılında ortadan kaldırmıştır.

1946 yılında İstanbul Işık Lisesi’ne başladı. Lise eğitiminin ardından o dönemlerde yazdığı şiirlerden birini amcasının kendisinden habersiz CHP Şiir Armağanı yarışmasına yollamasıyla ikinciliğe layık görüldü. ”Cebbaroğlu Mehemmed” isimli şiiri birçok şairi geride bırakarak kendisine ikincilik ödülünü kazanmıştır. Bu başarı İlhan için bir dönüm noktası olmuştur.

Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydolan Attila İlhan, bu dönemde ”Gün” ve ”Yığın” adlı dergilerde şair olarak çeşitli şiirler yazdı. 1948 yılında ilk şiir kitabı olan ”Duvar”ı yayımladı. Aynı yıl Paris’e gitmeye karar verdi. Bu kararı ”Nazım Hikmet’i Kurtarma Hareketi”ne katılmak için almıştır.

Paris’te aktif olarak çalışmalar yapan İlhan, burada kaldığı zaman boyunca sosyal ve siyasal gözlemler yaptı. Bu gözlemlerini ileride çıkaracağı romanlarında ve diğer eserlerinde kullanmıştır. Daha sonra Türkiye’ye dönen Attila İlhan’ın polislerle arasında bir çok problemler yaşanmıştır. 1951 yılında ”Gerçek” isimli gazetede yazdığı bir yazıdan dolayı hakkında soruşturma açılmış ve bu olaydan sonra İlhan yeniden Paris’e gitmiştir.

Hayatının 1950’li yıllardaki 6 yıllık sürecini sürekli İstanbul-Paris, İzmir-Paris arasında geçiren İlhan; tam olarak Türkiye’ye döndükten sonra üniversite eğitiminin son senesinde okuldan ayrılmış ve ”Vatan” gazetesinde sinema eleştirmenliği yapmaya başlamıştır.

MESLEK HAYATI

1957 yılında askerliğini yaptıktan sonra İstanbul’a dönen Attila İlhan, senaryo yazmaya başlamıştır. Bu dönemde yaptığı çalışmalardan yeterli verim alamamış ve yeniden Paris’e dönmüştür. Çok geçmeden babasının ölüm haberini alan İlhan, temelli İzmir’e dönmüştür. Burada ”Demokrat İzmir” gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapmış ve aynı zamanda başyazarlığını üstlenmiştir.

1968 yılında eşi Biket İlhan’la evlendi. Çift, 15 yıl süren bir evliliğin ardından boşanmıştır. Daha sonra Ankara’ya yerleşen İlhan burada Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını yapmıştır. Bu dönemde ”Yaraya Tuz Basmak”, ”Sırtlan Payı” ve ”Fena Halde Leman” romanlarını yazmıştır.

Romanlarını yazmayı bitirdikten sonra İstanbul’a taşınmıştır. Burada Gelişim Yayınları, Milliyet, Güneş, Meydan Gazetesi ve Cumhuriyet gibi gazetelerde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Bunun yanında birçok senaryo kaleme aldı.

Yazdığı senaryolardan diziye uyarlanan ”Kartallar Yüksek Uçar”, ”Yarın Artık Bugündür” ve ”Sekiz Sütuna Manşet” çok fazla izlenen diziler arasında yer aldı.

ÖLÜMÜ

Attila İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan’ın 2004’ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. Attila İlhan, İstanbul‘daki evinde 80 yaşında hayatını kaybetti. 11 Ekim 2005’te hayatını kaybeden şair, 24 Ekim 2005’te İstanbul’daki Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

ESERLERİ

Şiir

Duvar (1948)

Sisler Bulvarı (1954)

Yağmur Kaçağı (1955)

Ben Sana Mecburum (1960)

Bela Çiçeği (1962)

Yasak Sevişmek (1968)

Tutkunun Günlüğü (1973)

Böyle Bir Sevmek (1977)

Elde Var Hüzün (1982)

Korkunun Krallığı (1987)

Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)

Roman

Sokaktaki Adam (1953)

Zenciler Birbirine Benzemez (1957)

Kurtlar Sofrası (1963)

Aynanın İçindekiler serisi

Bıçağın Ucu (1973)

Yaraya Tuz Basmak (1978)

Dersaadet’te Sabah Ezanları (1981)

O Karanlıkta Biz (1988)

Allah’ın Süngüleri: Reis Paşa (2002)

Gazi Paşa (2006)

Fena Halde Leman (1980)

Haco Hanım Vay (1984)

O Sarışın Kurt (2007)

Gezi-Deneme-Eleştiri

Abbas Yolcu (1957)

Gerçekçilik Savaşı (1980)

Batı’nın Deli Gömleği (1982)

İkinci Yeni Savaşı (1983)

Sağım Solum Sobe (1985)

Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler (1985)

Ulusal Kültür Savaşı (1986)

Sosyalizm Asıl Şimdi (2006)

Hangi Sol (1971)

Hangi Batı (1972)

Hangi Sağ (1980)

Hangi Atatürk (1981)

Hangi Edebiyat (1991)

Hangi Laiklik (1995)

Hangi Küreselleşme (1997)

Cumhuriyet Söyleşileri

Bir Sap Kırmızı Karanfil (1998)

Ufkun Arkasını Görebilmek (1999)

Sultan Galiyef – Avrasya`da Dolaşan Hayalet (2000)

Dönek Bereketi (2002)

Yıldız, Hilâl ve kalpak

Televizyon dizileri

Teleflaş / Kanal 6 (1991)

Sekiz Sütuna Manşet (1982)

Kartallar Yüksek Uçar (1983)

Yarın Artık Bugündür (1986)

Yıldızlar Gece Büyür (1992)

Müzik albümleri;

An Gelir / Kendi Sesinden Şiirleri (2006)

Ödülleri

1946 CHP Şiir Yarışması Birinciliği

1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile

1975 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile

ATİLLA İLHAN ŞİİRLERİ

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın

AYRILIK SEVDAYA DAHİL

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Her yerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte her şey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil

AN GELİR

An gelir
Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Çalgılar susar heves kalmaz
Şatârâbân ölür

Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar & tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür

An gelir
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan

ETİKETLER:
%d blogcu bunu beğendi: