SON.TV/İSTANBUL
İstanbul’da ortaya çıkarılan gizli kamera soruşturması, yalnızca bir güzellik merkezindeki yasa dışı kayıt iddiası olmaktan çıktı; kişilerin mahremiyetinin gizlice kaydedilmesi, sınıflandırılması ve para karşılığı pazarlanmasına uzanan büyük bir dijital istismar dosyasına dönüştü.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın başlangıç noktası, güzellik merkezine giden kadınların kendilerine ait mahrem görüntülerin internet ortamında yayımlandığını fark ederek polise başvurması oldu.
Son.tv’nin elde ettiği bilgilere göre, 28 Ağustos 2026 tarihinde 4 kadın, Bakırköy Zuhuratbaba Mahallesi’ndeki güzellik merkezinde soyunma ve işlem alanlarında kendilerinden habersiz görüntülerinin kaydedildiğini ve bu görüntülerin dijital platformlarda ücret karşılığında izletildiğini belirterek şikâyetçi oldu.
7 GİZLİ KAMERA DÜZENEĞİ TESPİT EDİLDİ
İhbarın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri güzellik merkezine operasyon düzenledi.
İş yerinde yapılan aramada aktif durumda çalışan bir gizli kamera ile daha önce söküldüğü belirlenen 6 kamera cihazı ve çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.
Soruşturma kapsamında güzellik merkezinin işletmecisi F.Ö. ile kamera ve güvenlik sistemlerinin kurulumunu gerçekleştirdiği belirtilen E.S.C. gözaltına alındı. Her iki şüpheli de çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
İLK TESPİT: YAKLAŞIK 14 BİN VİDEO
Ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan ilk incelemelerde yaklaşık 14 bin videonun bir internet platformu üzerinden yayımlandığı tespit edildi.
Ancak soruşturma ilerledikçe dosyanın büyüklüğünün bu rakamla sınırlı olmadığına ilişkin yeni bulgular ortaya çıktı.
GÖRÜNTÜLERİ SATTIĞI İDDİA EDİLEN ŞÜPHELİ DE TUTUKLANDI
Polis, görüntülerin internet üzerinden yayımlanması ve satılmasıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişilere yönelik çalışmasını genişletti.
Bu kapsamda A.Ç. isimli şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen A.Ç. de tutuklandı.
Böylece soruşturma yalnızca görüntülerin kaydedilmesini değil, bu görüntülerin dijital ortamda dağıtılması ve para karşılığı pazarlanması aşamalarını da kapsayacak şekilde genişledi.
DOSYADAKİ RAKAM 80 BİNE ÇIKTI
Soruşturmadaki en çarpıcı gelişme ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan araştırma raporuyla ortaya çıktı.
Dosyaya yansıyan bilgilere göre görüntülerin paylaşıldığı Telegram kanalının reklamında 15 bin değil, “80 bin içerik” bulunduğu belirtiliyordu.
Burada kritik bir ayrım bulunuyor: 80 bin rakamı, şu aşamada tamamı tek tek ele geçirilmiş ve mağdurları belirlenmiş 80 bin ayrı kayıt anlamına gelmiyor. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü raporuna yansıyan tespit, söz konusu kanalın reklamında 80 bin içerik üzerinden pazarlama yapıldığı yönünde.
20 AYRI KATEGORİ OLUŞTURMUŞLAR
Dosyanın vahametini artıran bir başka ayrıntı ise görüntülerin gelişigüzel paylaşılmadığının anlaşılması oldu.
Soruşturma dosyasına giren rapora göre içerikler tam 20 ayrı kategori altında sınıflandırıldı.
Bu kategoriler arasında “masaj salonu”, “otobüs-AVM”, “etek altı”, “IP CAM” ve “QR canlı” gibi ifadelerin kullanıldığı belirlendi.
Bu sınıflandırma, savcılığın araştırdığı yapının sadece görüntü elde etmekle kalmayıp mahrem görüntüleri türlerine göre ayırarak dijital bir katalog gibi pazarladığı şüphesini güçlendirdi.
SKANDAL GÜZELLİK MERKEZİYLE SINIRLI DEĞİL
Soruşturmanın belki de en ürkütücü tarafı, ortaya çıkan kayıtların yalnızca Bakırköy’deki güzellik merkezinden elde edilmediğine yönelik bulgular oldu.
Son.tv’nin elde ettiği bilgilere göre, görüntüler arasında ev ortamlarından ve AVM’lerin giyinme kabinleri gibi farklı noktalardan kaydedildiği değerlendirilen içerikler de bulunuyor.
Bu bulgu, soruşturmanın tek bir iş yerindeki gizli kamera düzenekleriyle sınırlı kalmayabileceğini ortaya koyuyor.
ŞÜPHELİLERİN YAZIŞMALARI DOSYADA
Soruşturma kapsamında görüntülerin pazarlanmasıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen şüpheliler arasındaki dijital yazışmalar da incelemeye alındı.
A.Ç. ile D.D. olarak belirtilen kişiler arasında geçtiği aktarılan bir yazışmada, gruptaki içeriklerin tamamının Türkiye’den olduğuna ve henüz paylaşılmamış başka görüntülerin de bulunduğuna ilişkin ifadeler yer aldığı belirtildi.
Bu yazışmalar, soruşturma makamlarının kayıt havuzunun güzellik merkezindeki görüntülerden çok daha geniş olup olmadığını araştırmasına neden oldu.
OLAYIN VAHAMETİ: MAHREMİYET BİR “ÜRÜNE” DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ
Soruşturmanın ortaya çıkardığı tabloyu ağırlaştıran nokta yalnızca gizli kamera kullanılması değil.
İddialara göre kişilerden habersiz biçimde elde edilen son derece özel görüntüler dijital ortama aktarılmış, kategorilere ayrılmış, erişim paketleri oluşturulmuş ve para karşılığında üçüncü kişilere sunulmuş.
Başka bir ifadeyle, soruşturmadaki bulgular doğruysa mağdurların en özel anları onların bilgisi ve rızası dışında ticari bir ürüne dönüştürülmüş durumda.
Üstelik “80 bin içerik” reklamı ve 20 ayrı kategori oluşturulması, soruşturmayı münferit bir gizli kamera olayının çok ötesine taşıyor.
KAÇ KİŞİ MAĞDUR, HENÜZ BELLİ DEĞİL
80 bin içerik ifadesinin 80 bin farklı mağdur anlamına geldiğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Aynı kişiye ait birden fazla kayıt bulunabileceği gibi, içeriklerin ne kadarının Türkiye’de çekildiği, kaç farklı kişinin görüntüsünün bulunduğu ve kayıtların hangi tarihler arasında elde edildiği de adli incelemelerin ardından kesinleşebilecek.
Bu nedenle soruşturmanın gerçek mağdur sayısının şu aşamada bilinmediğinin altını çizmek gerekiyor.
IP KAMERALAR AYRI BİR TEHLİKEYİ GÜNDEME GETİRDİ
Dosyada “IP CAM” şeklinde ayrı bir kategori bulunduğunun belirtilmesi ise başka bir ciddi güvenlik sorununu gündeme taşıdı.
Uzmanlara göre internete bağlı kamera sistemlerinde zayıf veya varsayılan kullanıcı adı ve şifrelerinin değiştirilmemesi, güvenlik açıklarının kapatılmaması veya cihazların doğru yapılandırılmaması, yetkisiz erişim riskini artırabiliyor.
Bu nedenle soruşturma kapsamında yalnızca fiziki olarak yerleştirilen gizli kameraların değil, başka kamera sistemlerine yasa dışı erişim sağlanıp sağlanmadığının da araştırılması önem taşıyor.
SORUŞTURMANIN DİJİTAL AYAĞI KRİTİK
Dosyanın bundan sonraki aşamasında dijital materyallerin adli bilişim incelemesi büyük önem taşıyor.
Kayıtların kaynağı, hangi cihazlardan elde edildiği, kimler tarafından sisteme yüklendiği, görüntülere kimlerin eriştiği, hangi hesaplar üzerinden satış yapıldığı ve para trafiğinin hangi kişi veya hesaplara ulaştığı soruşturmanın kapsamını belirleyecek.
Ayrıca aynı görüntülerin farklı platform ve gruplarda yeniden dağıtılıp dağıtılmadığının araştırılması da mağduriyetin gerçek boyutunun ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıyor.
BİR İHBARLA BAŞLADI, DEV BİR DOSYAYA DÖNÜŞTÜ
Dört kadının şikâyetiyle başlayan soruşturma, önce güzellik merkezindeki gizli kameraları, ardından binlerce videonun bulunduğu dijital arşivi, daha sonra görüntülerin satıldığı platformları ve son olarak “80 bin içerik” reklamıyla pazarlanan çok daha büyük bir dijital ağı gündeme getirdi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada dijital materyaller üzerindeki incelemeler sürerken, kayıtların tamamının kaynağı ve mağdur sayısının belirlenmesi dosyanın en kritik aşamalarından biri olacak.
ETİKETLER: #Bakırköy #GizliKamera #GüzellikMerkezi #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #SiberSuçlar #Telegram #İstanbul #SonTV









