SON TV

Bugün Cemal Süreya’nın 29. ölüm yıldönümü… Cemal Süreya’nın hayatı ve en güzel şiirleri

Cemal Süreya ölümünün 29. yıl dönümünde anılıyor… Usta Şair Cemal Süreya, 19 yıl önce 9 Ocak 1990 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Şiirleri ile gönüllere taht kuran Cemal Süreya’nın hayatı, şiirleri, soyadı değişimi…

Bugün Cemal Süreya’nın 29. ölüm yıldönümü… Cemal Süreya’nın hayatı ve en güzel şiirleri

Cemal Süreya, 1931 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. Cemal Süreya’nın asıl adı Cemalettin Seber’dir. Edebiyatımızın en usta şairlerinden Cemal Süreya’nın babası 1938’de Erzincan’ dan sürgün edilir. Pülümür köyünden yola çıkarak zorunlu bir göz yaşayan Seber ailesi Bilecik’te yaşamaya başlar. Bilecik’e sürülen ailenin aynı zamanda bir başka şehre gitmeleri de yasaktır.

CEMAL SÜREYA’NIN HAYATI

Cemal Süreya’nın annesi Gülbeyaz Hanım, erken yaşta ölünce o yıllardaki adı ile Cemalettin Seber İstanbul’a gönderilir. 1942 yılına kadar İstanbul’da eğitim gören Cemal Süreya, 1942 Bilecik’e geri getirilir. Bu yıllarda babası bir başka hanımla evlenir ancak Cemal Süreya, bu evlilikten hiç de memnun değildir. Ortaokul yıllarında ise yıllar sonra ilk eşi olacak olan Seniha Nemli ile sınıf arkadaşı olur. Ortaokuldan sonra Cemal Süreya, Haydar Paşa Lisesi’ne parasız yatılı olarak kaydolur. Lise yıllarında ise üvey annesi bir olay neticesinden evden ayrılır ve Cemal Süreya’nın babası bir süre sonra bir başka evlilik yapar. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Maliye ve İktisat Bölümünde okumaya başlayan Cemal Süreya, bu yıllarda Muzaffer Erdost, Sezai Karakoç, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile çok yakın arkadaş olur.

Ortaokulda sınıf arkadaşı olan Seniha Nemli ile evlenen Cemal Süreya, 1954 yılında okuldan da mezun olur ancak bir süre sonra evlilikleri bozulmaya başlar. 1955 yılında kızı Ayçe doğar ve Cemal Süreya bu günlerde Müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’a atanır. Evlilikleri bir süre daha devam eder ancak bir süre sonra tamamen biter. 1967 yılında ise Cemal Süreya, dönemin önemli dergilerinden “Yelken”de çalışan Zuhal Tekkanat ile evlenir. Üç sene sonra ise Memo Emrah adında bir çocukları olur ancak maddi sıkıntılar devam etmektedir. Memuriyete geri dönen Cemal Süreya, Ankara’ya atanır. Zuhal Hanım ise İstanbul’da kalır. Bir süre bu şekilde ayrı yaşarlar ancak Zuhal Hanım da sonra Ankara’ya gelir. Birlikte yaşamaya başlayan ailede zamanla geçimsizlik peyda olur. Cemal Süreya da Zuhal Hanım da birbirlerinin olağan dışı kıskanmaktadır ve neticede boşanırlar.

1975 yılında ise Cemal Süreya üçüncü evliliğini gerçekleştirir. Güngör Demiray ile büyük bir aşka ile evlenen Cemal Süreya’nın bu evliliği ancak ve ancak bir yıl sürer. Daha sonra Cemal Süreya, ikinci eşi olan Zuhal Hanım ile tekrar birleşir fakat bu birleşme de ayrılıkla sona erer. Son olarak Cemal Süreya, Birsen Sağnak adında bir hanım ile evlenir. Birsen Hanım, dört çocuklu bir annedir. Bir kitap evinin de sahibi olan Birsen Hanım adeta Cemal Süreya’ nın çekilmezliklerini bir alaşağı eder ve ona büyük bir şefkat ile yaklaşır. Bu tarihe kadar Cemal Süreya birçok devlet kademesinde müfettişlik görevini icra eder ve 1982 yılında emekli olur. Ancak bu tarihten itibaren sakin bir yaşam elde edemez. Evliliği çok iyi giderken Cemal Süreya, emeklilik maaşının yetmemesi üzerine bir bankada çalışmaya başlar. Fakat banka iflas edince bir süre yargılanan Cemal Süreya dava neticesinde beraat eder.

Sigara alışkanlığından bu yıllarda kurtulan Cemal Süreya, alkolden bir türlü uzaklaşamaz. Yine bu günlerde oğlu Memo nedeniyle büyük sorunlar yaşar. 9 Ocak 1990 yılında usta şair ve yazar Cemal Süreya, hayata veda eder. Onun yaşamının özellikle son dönemleri büyük bir huzursuzluk içinde geçer.

Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır ve sınıflarında ‘Muazzez Akkaya’ isminde bir de kız varmış. İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş. Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış. Hatta Muazzez’e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış. Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine ‘ben elde ederim, sen edersin’ derken ‘kim elde edecek?’ diye iddiaya tutuşmuşlar. Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler. Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak. Bedene fiziksel bir zarar olmayacak diye de karar kılmışlar. Ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay. Cemal Sürey(y)a kazanırsa; Sezai Karakoç’un soyadı ‘Karkoç’ olacak. Sezai Karakoç Kazanırsa; CemaL Süreyya’nın soyadı ‘Süreya’ olacak. Tahmin ettiğiniz gibi kızı Sezai Karakoç elde eder ve onunla çıkmaya başlar. Cemal Süreyya da gidip tek ‘Y’ harfini attırır soyadından… İşte Süreyya’dan Süreya’ya geçiş dönemi böyle olmuştur.

Cemalettin Seber veya tanınan adıyla Cemal Süreya (1931, Erzincan – 10 Ocak 1990, İstanbul); Türk şair, yazar ve çevirmendir. Türk şiirinde modernist bir hareket olan İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden biridir. İlk şiir deneyimlerini ortaokulda eskizlerle, lisede aruzla yapsa da onun şiir çalışmaları asıl üniversite yıllarında başlamıştır. Üvercinka (1958), Göçebe (1965), Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973), Uçurumda Açan (1984), Sıcak Nal (1988), Güz Bitigi (1988) ve Sevda Sözleri (1990) adlarındaki şiir kitaplarının yanı sıra deneme, eleştiri, günlük, antoloji de yazmıştır. Eserlerinde en sık işlediği temalar; aşk, kadın, yalnızlık, sosyal ve siyasal eleştiriler, ölüm, tanrı düşüncesi, portreler ve manzum poetikadır. Ayrıca Fransızcadan kırka yakın kitabı Türkçeye çevirmiştir. Onüç Günün Mektupları (1990) dışında hiçbir yazısı veya şiiri, dergi ve gazetede yayımlanmadan kitaba dönüşmemiştir. Sosyalist bir dünya görüşüne sahip olan Süreya, Papirüs dergisini çıkarmış ve bu dergide edebî görüşlerini açıklamasının yanı sıra dergiyi bir aydın olarak da fikirlerini ortaya koymak için bir araç olarak kullanmıştır.

Dersim İsyanı sebebiyle Erzincan’dan Bilecik’e göç etmek zorunda kalan Kürt ve Alevi bir ailede dünyaya gelen Süreya, devlet memurluğu yapmıştır. Dört defa evlenen Süreya, bunların dışında “Üvercinka” adını verdiği kişi ve Tomris Uyar dâhil olmak üzere çeşitli ilişkiler yaşamıştır. Sanat hayatı boyunca çeşitli mahlaslar kullanmış ve çocukken kendine verdiği “Cemal Süreyya” adını kullanırken girdiği bir iddia sonucu adındaki “y” harflerinden birini atmıştır. 9 Ocak 1990’da, girdiği şeker koması sonucu vefat etmiş ve 10 Ocak’ta Şişli Camii’nde kılınan öğle namazından sonra Kulaksız Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.

Yazdığı kitaplarla 1959’da Yeditepe Şiir Armağanı (Üvercinka), 1966’da Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (Göçebe) ve 1988’de Necatigil Şiir Ödülü (Sıcak Nal ile Güz Bitigi) kazanmıştır. Kitap-lık dergisinin Türkiye’nin kuruluşunun 75. yıldönümü sebebiyle 1998’de hazırladığı “75 Yılda 75 Kitap listesi”nde iki kitabıyla (Üvercinka ve Sevda Sözleri) yer almıştır. Ayrıca çocuklar için ele aldığı yazılardan oluşan ve daha sonradan kitaplaştırılan Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan 100 temel eser listesinde 30. sırada yer almıştır. 1991’den itibaren Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği tarafından Cemal Süreya Şiir Ödülü verilmektedir.

EN SEVİLEN ŞİİRLERİNDEN BAZILARI

ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden

En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye

Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun

Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez

Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor

Bütün kara parçalarında

Afrika dahil…

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun;

Git!

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar;

Gitsinler!

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem, bilirsin

Oysa Allah bilir, bugün iyi uyanmıştık…

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ

Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü, kör oldum.

Yıkadılar, aldılar, götürdüler

Babamdan ummazdım bunu, kör oldum.

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

İKİ KALP

Merdivenlerin oraya koşuyorum,

Beklemek, gövde gösterisi zamanın.

Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,

Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

*

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

BİR ÇİÇEK

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,

Güverteleri uçtan uca orman;

Aldım çiçeğimi şurama bastım,

Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

FOTOĞRAF

Durakta üç kişi:

Adam kadın ve çocuk!

Adamın elleri ceplerinde,

Kadın çocuğun elini tutmuş.

Adam hüzünlü,

Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü.

Kadın güzel,

Güzel anılar gibi güzel.

Çocuk,

Güzel anılar gibi hüzünlü;

Hüzünlü şarkılar gibi güzel.

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

AMA SENİN

Daha nen olayım isterdin,

Onursuzunum senin!

Cemal Süreya ve sonsuzluğa uzanan şiirleri

ÜSTÜ KALSIN

Ölüyorum tanrım,

Bu da oldu işte!

Her ölüm erken ölümdür,

Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat,

Fena değildir…

Üstü kalsın…

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Beni Öp Sonra Doğur Beni

şimdi utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

ve kuşlara doğru
fildişi rüzgarın tavrı.
dağ güneş iskeleti.

tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
uykusuzluğun sütlü inciri
kovanlara sızmıyor.

annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

CEMAL SÜREYA’NIN ESERLERİ

Üvercinka (1958)
Göçebe (1965)
Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
Sevda Sözleri (1984, Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumda Açan-1984- ile birlikte)
Güz Bitigi (1988)
Sıcak Nal (1988)
Sevda Sözleri (1990, 1995, tüm şiirleri)
Korkarak Vinç
Uzaktan Seviyorum Seni

DENEME VE ELEŞTİRİLERİ

Şapkam Dolu Çiçekle (1976)
Günübirlik (1982)
99 Yüz (1992)
Uzat Saçlarını Frigya (1992)
Folklor Şiire Düşman (1992)
Aydınlık Yazıları/ Paçal (1992)
Oluşum’da Cemal Süreya (1992)
Papirüs’ten Başyazılar (1992)
Toplu Yazılar I (2000, Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar)
Toplu Yazılar II (2005, Günübirlikler)
Günler (993 günden oluşan günlük)

GÜNCE

999 Gün(Günler)/ Üstü Kalsın (1981)
Mektup
Onüç Günün Mektupları (1990)
Çocuk Kitabı
Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi (1993)
Söyleşi
Güvercin Curnatası (1997)

DERLEMELERİ

Mülkiyeli Şairler (1966)
Yüz Aşk Şiiri (1967)
Şiir Çevirileri
Yürek ki Paramparça (1995)

DİĞER ÇEVİRİLERİ

Gelinlik Kız (E. Ionescu- 1964)
Küçük Prens (A. De Exupery- 1965)
Bir Aşk Kırgınının Şarkısı (Apollionaire- 1965)
Günümüz Sağcı Fikirleri (S. De Beauvoir- 1966)
Sade’ı Yakmalı mı? (S. De Bauvoir-1966)
İhtilalin Özü (Mao Zedung-1967)
Amerika Birleşmemiş Devletleri (V. Pozner- 1967)
Aşkın Suçları (M. De Sade-1967)
Palto (Gogol-1968)
Yeşil Papa (Asturias-1967)
Gök Cephesi (N. Dinh- 1968)
Küçük Prens (A. De S. Exupery- 1975)
32 Saat Özgürlük (G. Hernadi- 1968)
Milli Kurtuluş Cephesi (D. Bravo- 1969)
Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (Lenin- 1974)
Dine Karşı Düşünce Tarihi (A. Bayet- 1970)
Bir Aşk Kırgınının Şarkısı (Apollinaire-1970)
Büyük Ahlak Doktrinleri (F. Gregoire-1971)
Vadideki Zambak (Balzac-1985)
Nekrassov (Sartre-1971)
Gönül ki Yetişmekte (Flaubert- 1971)
Goriot Baba (Balzac- 1974)
Meyhane (E. Zola- 1974)
Çin Uyanınca (A. Peyrefitte- 1975)
Venezuela Makiliklerinde Douglas Bravo Konuşuyor ( 1976)
Mutluluk Getiren Seks (1976)
Emeğin ve Emekçinin Tarihi (P. Brizon- 1977)
Faşizmin Analizi (Macciocchi-1977)
Kırmızı Balon (Lamorisse- 1980)
Yarını Bilen Adam Nostradamus (Fontbrune- 1982)
Bir Tanem (Marceau- 1991)

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

0/5 (0 Reviews)