SON TV

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı nedir?

Geçtiğimiz günlerde açıklanan Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı nedir? Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı ile ne amaçlanıyor? Bu programın temel özellikleri nelerdir? Tüm soruların cevabını Doç. Doktor Cemil Erarslan SON TV için verdi.

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı nedir?

Geçtiğimiz 9 Ekim’de artan enflasyon ile mücadele etmek amacıyla açıklanan Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı nedir? Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’nın temel özellikleri nelerdir? Bu soruların ve daha birçok önemli sorunun cevabını Doçent Doktor Cemil Erarslan SON TV için yanıtladı.

İŞTE O YAZI

Türkiye ekonomisinde 2018 yılının başlangıcı ile birlikte maalesef ki, enflasyon oranları hızla artmaya başlamış ve Eylül ayıyla birlikte de kontrolden çıkmıştır. Enflasyondaki bu hızlı yükselişin temel sebepleri arasında, artan petrol fiyatları başta olmak üzere enerji maliyetleri, yükselen döviz kurları nedeniyle pahalılaşan ithal girdiler ve ürünler, tarımsal hammadde ve ürünlerde gözlenen çarpıcı fiyat yükselişleri önemli rol oynamıştır.

Hükümet, enflasyonla mücadele edebilmek ve yeniden fiyat istikrarını sağlayabilmek için, 9 Ekim 2018 günü Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı” adı altında yeni bir istikrar programı açıklamıştır. Bu yazıda söz konusu programın temel özellikleri üzerinde durulacaktır.

EYLÜL AYI ENFLASYON RAKAMLARI BİZE NELER SÖYLÜYOR?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2018 yılının Eylül ayında açıklanan enflasyon rakamları, son 15 yılın en yüksek rakamları olarak kayıtlara geçti. Buna göre Eylül ayında TÜFE’de bir önceki aya göre yüzde 6.30, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19.37, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24.52, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 13.75’lik bir artış gerçekleşti.

Üretici fiyat endeksi (ÜFE) ise, 2018 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 10.88, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 38.96, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 46.15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 21.36 artış gösterdi.

Açıklanan bu rakamlar, Türkiye’de fiyat istikrarının kaybolduğunu ve merkez bankasının 2018 yılı için sene başında ilan ettiği yüzde 5’lik enflasyon hedefinin çok üzerinde kalındığını ortaya koymaktadır. Bu sebeple hükümet, Eylül ayında ilan edilen “Yeni Ekonomi Programı (YEP)” nda önceliği enflasyonla mücadeleye vermiş ve kamuda ciddi tasarruf tedbirleri alınmasını kararlaştırılmıştır. Söz konusu programa göre merkez bankası ve hükümetin koordineli biçimde izleyeceği sıkı ekonomi politikalarıyla, enflasyon oranlarının kademeli olarak azalarak, 2021 yılı sonunda yüzde 6’ya kadar düşmesi beklenmektedir.   

ENFLASYONLA TOPYEKÜN MÜCADELE PROGRAMININ ÖZELLİKLERİ

Hükümet, fiyat istikrarına verdiği önemi gösterebilmek adına ve enflasyonla mücadeleye kamu kesimi dışında özel kesim temsilcilerini ve toplumun geniş kesimlerini de dahil edebilmek için, “Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı” adı altında yeni bir ekonomi programı daha açıklamıştır. Söz konusu program, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından, 9 Ekim 2018 Salı günü İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, burada yapmış olduğu konuşmasında, Ağustos ayıyla birlikte Türkiye ekonomisinin spekülatif ataklara maruz kaldığını belirterek, “Eylül ayı enflasyon rakamları, uzmanları bile şaşırtan bir oranda geldi. Etkin bir mücadele içerisine girildi. Bu atakların özellikle kurda neden olduğu oynaklığa karşı ele alınan tedbirlerle spekülatif ataklar püskürtülmüştür. Normalleşmenin sağlanacağı bir sürece giriyoruz. Bizim ekonomi anlayışımızda topyekün milletçe kazanmak var. İşte büyük ve güçlü Türkiye hedefiyle, el birliğiyle, müreffeh bir geleceği inşa etme hedefimiz var. Bu ortamda kâr arttırma amacıyla yapılmış her girişim, çok daha büyük zararları beraberinde getirecek adımlar olacak. Bunu görmemiz lazım. Ortaya güçlü bir mücadele koyacak, tüm paydaşların beraber kazandığı bir ortamı oluşturacağız. Enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı, tek başına devletin, kurumların, bakanlıkların yürütebileceği bir mesele değildir. 81 milyon omuz vermeli. İlk günden beri Enflasyonla Topyekün Mücadele adını koymamızın sebebi bu. Sonunda Türkiye kazanacak” dedi.

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’nın Özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • İşletmelere TL cinsi krediler için yüzde 14’e kadar finansman desteği sağlanacaktır.
  • İhracatçı KOBİ’lere 200 bin dolara kadar 6 ay vadeli LİBOR oranında düşük faizli kredi desteği verilecektir. KOSGEB alacaklarında ise 3 aylığına ilave erteleme yapılmıştır.
  • Elektrik ve doğalgaza yıl sonuna kadar zam yapılmayacaktır.
  • Fiyat kontrolleri tedbirleri çerçevesinde, tüm firmalara enflasyonla mücadeleye katkı sağlamak için en az yüzde 10 indirim yapmaları çağrısında bulunulmuştur. Enflasyonla mücadele konusunda toplumu aydınlatmak için https://enflasyonlamucadele.org.tr/ adıyla bir internet sitesi kurulmuştur. İndirim kampanyasına katılacak firmaların listesi, söz konusu bu internet sitesinden yayınlanacaktır. İndirim kampanyasına destek veren firmalar, enflasyonla topyekün mücadele logosunun etiketini işyerlerine asarak vatandaşları bilgilendireceklerdir. Kampanyaya ilk günden itibaren yoğun bir ilgi gösterilmiş ve fiyatlarında indirim yapan firma sayısı 1.200’ü geçmiştir.
  • Sebze ve meyve fiyatlarının ucuzlaması için, hal yasasının değiştirilmesi ve yeni haller kurularak, satıcı sayısı ile rekabetin artırılmaya çalışılması görüşü benimsenmiştir. Aynı zamanda gıda ürünlerinde, ani fiyat dalgalanmalarını gözlemlemek ve kontrol edebilmek için, yeni teknolojilere dayalı dijital bir “Ürün Gözetim Mekanizması” nın kurularak hayata geçirilmesi de kararlaştırılmıştır.
  • Kira artışlarında üst sınır olarak, döviz kuru ve emtia fiyatlarındaki gelişmelere duyarlılığı yüksek olan üretici fiyatları endeksi yerine, tüketici fiyat endeksinin kullanılmasına karar verilmiştir.
  • Bankalarla yapılan anlaşmalar ile bankaların 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olmak üzere, yüksek faizlerle kullanılan kredilerin faizlerini yüzde 10 düşürmesi kararlaştırılmıştır.
  • Atatürk Orman Çiftliği, Et ve Süt Kurumu ile Toprak Mahsulleri Ofisi’nin satışa sundukları ürünlerde indirime gideceği açıklanmıştır. Atatürk Orman Çiftliği tarafından üretilen 14 kalem ürünün fiyatları düşürülmüştür. Et ve Süt Kurumu tarafından üretilen 10 kalem üründe yüzde 10’luk fiyat indirimine gidilmiştir. Toprak Mahsulleri Ofisi, pirinç ürünlerini perakende piyasa fiyatlarının yüzde 20-40 altında satmaya devam edecektir. Aynı zamanda sıvı ve toz gübreyle yemde de yüzde 10 indirim yapılmıştır.
  • Maliye’den alacağı olan işletmelere KDV iadelerinin başvurularını takiben 10 gün içerisinde ödenmesi kararlaştırılmıştır. Böylece likidite sıkışıklığı içerisinde olan ve borçlarını çevirmekte güçlükler yaşayan işletmelere önemli bir nakit kaynak desteği sağlanması hedeflenmiştir.

TÜRKİYE’NİN YAKIN DÖNEM ENFLASYON TARİHİ

Fiyatlar genel düzeyinin sürekli artması olarak tanımlanan enflasyon, en önemli makro ekonomik istikrarsızlıktır. Enflasyon oranlarının kontrol altına alınması ve fiyat istikrarının sağlanması, reel faiz oranlarında kalıcı bir düşüş sağlayarak, iktisadi büyümenin artmasına ve gelir dağılımı adaletinin iyileşmesine büyük katkılar sağlayacaktır.

Literatürde genel olarak kabul edilen görüş, fiyat istikrarının varlığından bahsedebilmek için yıllık enflasyon oranlarının gelişmiş ülkelerde yüzde 0 ile 3 aralığında, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 3 ile 6 bandında olmasıdır.

Türkiye ekonomisinde 1980’li ve 1990’lı yıllarda kronik ve yüksek enflasyon problemi yaşanmıştır. Özellikle 1994 yılının Nisan ayında yaşanan finansal ve ekonomik krizle birlikte enflasyon oranları TÜFE bazında yüzde 125’e, ÜFE bazında ise yüzde 149’a kadar yükselmiştir. Bu da beraberinde reel faiz oranlarının üç hanelere kadar yükselmesini, gelir dağılımı adaletinin bozulmasını, TL’nin hızla değer kaybederek paraya altı sıfır eklenmesini, büyüme oranlarının negatife dönmesini, dış ticaret açıklarının genişlemesini, döviz kurlarında aşırı artışların yaşanmasını, TL’nin devalüe olmasını ve halkın alım gücünün hızla düşmesini getirmiştir.

Türkiye ekonomisinde 2001 krizinden sonra sağlanan siyasal istikrar ve uygulanan mali disiplin ile sıkı para politikaları sayesinde, enflasyon oranları tek haneye düşürülmüş ve fiyat istikrarı sağlanmıştır. Ancak 2018 yılında enflasyon oranlarının önce çift hanelere çıkması ve Eylül ayından itibaren de yüzde 20’leri aşması, politika yapıcıların enflasyonla mücadeleye odaklanmasına yol açmıştır. Bu durum oldukça önemli ve pozitif bir gelişmedir.

Doçent Doktor Cemil Erarslan

Zira Türkiye’nin 1980’li ve özellikle de 1990’lı yıllarda yaşadığı kötü enflasyon performansı, söz konusu dönemleri yaşayanların acı hatıraları arasında olduğu için, politika yapıcıların enflasyonla mücadeleye ağırlık vermesi son derece hayatidir. Enflasyon oranlarının yeniden kontrol altına alınması ile birlikte faiz oranlarında da düşüşler gözlenecek, yatırım hacminde ve verimliliğinde artışlar yaşanacak, ekonomi yeniden hızla büyümeye başlayacak ve milli gelirde yükselişler ortaya çıkacaktır.

ENFLASYONLA TOPYEKÜN MÜCADELE PROGRAMI’NIN BAŞARISININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı, gerek taşıdığı özellikler gerekse de bu kapsamda hayata geçirilen eylem planları ile oldukça kapsamlı bir istikrar programıdır. Söz konusu programın, Eylül ayında ilan edilen “Yeni Ekonomi Programı” ile eş güdüm içerisinde uygulanacağı anlaşılmaktadır. Siyasi ve bürokratik çevrelerce yapılan açıklamalara bakılacak olursa, mevcut siyasi iktidarın enflasyonla mücadelede son derece kararlı olduğu da gözlenmektedir. Bütün bu faktörleri dikkate aldığımızda, Türkiye’de 2019 yılından itibaren enflasyon oranlarında kalıcı düşüşler gözleneceğini söyleyebiliriz.

Enflasyonla Mücadele Programı’nın ilan edildiği tarihteki aynı heyecanla ve kararlılıkla uygulanması durumunda, orta ve uzun vadede fiyat istikrarının sağlanmasına büyük katkılar sağlayacağı söylenebilir. Buna göre 2019 yılı sonunda Türkiye’de enflasyon oranlarının yüzde 16’ya, 2020 yılı sonunda yüzde 10’a ve 2021 yılı sonunda da yüzde 6’ya düşeceği tahmin edilmektedir.

Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı, daha kamuoyuna açıklanmasının üzerinden henüz 10 gün geçmesine rağmen, beklenen enflasyon oranlarında düşüşe yol açmıştır. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan TCMB Ekim ayı beklenti anketine göre de, özel sektör temsilcileri enflasyon ve döviz kurları konusunda gelecek aylarda önemli düşüşler olacağını beklemektedirler. Bu da programın büyük bir disiplin içerisinde uygulanabilirliğine olan güveni yansıtmaktadır. İstikrar programlarının başarısı, enflasyon beklentilerini aşağı yönde kırabilmesi ile mümkün olmaktadır.

Çünkü enflasyonu en temel nedenlerinden birisi de, iktisadi birimlerin gelecekte de enflasyon oranlarının artacağına yönelik kuvvetli inançlarıdır. Buna literatürde “inertia (süredurum) enflasyon” adı verilir. Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı, iktisadi birimlerin söz konusu beklentilerini olumlu yönde etkileyebildiği ölçüde başarılı olacaktır. Eğer iktisadi birimler, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’na güvenerek başarılı olacağına inanırlarsa, ücret ve kira sözleşmeleri ile ürün fiyatlarının belirlenmesinde program hedeflerini dikkate alarak, daha düşük bir fiyat artışından anlaşmalarını yaparlar. Bu da beraberinde fiyatlar genel düzeyinin azalmasını getirecektir.

TCMB’nin reel sektör, finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 69 katılımcıyla gerçekleştirdiği ve 18 Ekim 2018 tarihinde yayımlamış olduğu “2018 yılı Ekim ayı Beklenti Anketi” ne göre, Ekim ayı TÜFE beklentisi, yüzde 2,05’ten yüzde 1,99’a geriledi. Kasım ve Aralık ayı TÜFE beklentileri ise sırasıyla yüzde 1,31 ve yüzde 0,98 olarak gerçekleşti. 12 aylık enflasyon beklentisi ise yüzde 17,03 oldu.

Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi ise, bir önceki anket dönemine kıyasla gerileyerek 6,5938’den 5,9894’e indi. Aynı dönemde 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi, 7,0786’dan 6,5307’ye geriledi. Bir önceki anket döneminde 49,7 milyar dolar olan yıl sonu cari açık beklentisi, 40,7 milyar dolara indi. 2019 yılı cari açık beklentisi de 39,1 milyar dolardan 31,6 milyar dolara düştü.

TCMB’nin Ekim ayı beklenti anketinde ortaya konulan veriler bize, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’nın çok yeni olmasına rağmen, iktisadi birimlerin geleceğe ilişkin beklentilerini olumlu yönde değiştirerek, enflasyon oranlarının kontrol altına alınmasında ve fiyat istikrarının sağlanmasında önemli roller oynayacağını kanıtlamaktadır.

TCMB’nin de Eylül ayından itibaren para politikalarını ciddi manada sıkılaştırarak, enflasyonla mücadele sürecine çok ciddi bir destek verdiği hatırlanacak olursa, şu anda öngörülemeyen yurt içi veya yurt dışı negatif şoklar olmadığı sürece, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’nın fiyat istikrarının sağlanması noktasında oldukça başarılı olacağını söyleyebiliriz.

 

EK: YILLAR İTİBARİYLE ENFLASYON ORANLARI (1983-2017)

Yıl Enflasyon Oranı (%)
1983 37,06
1984 49,68
1985 44,19
1986 30,67
1987 55,05
1988 75,21
1989 64,28
1990 60,41
1991 71,14
1992 65,97
1993 71,08
1994 125,49
1995 76,05
1996 79,76
1997 99,09
1998 69,73
1999 68,79
2000 39,03
2001 68,53
2002 29,75
2003 18,36
2004 9,32
2005 7,72
2006 9,65
2007 8,39
2008 10,06
2009 6,53
2010 6,40
2011 10,45
2012 6,16
2013 7,40
2014 8,17
2015 8,81
2016 8,53
2017 11,92