SON TV

Cüzzamlı sınıfın ‘büyük önderi’

SABAH Pazar yazarı Ferhat Ünlü, 25 Kasım 2012 tarihinde Müslüm Gürses'in portresini kaleme almıştı.

Cüzzamlı sınıfın ‘büyük önderi’
  • Medya
  • 03 Mart 2013 12:26

SABAH Pazar Yazarı Ferhat Ünlü 25 Kasım 2012’de köşesinde “Cüzzamlı sınıfın ‘büyük önderi’başlığı ile bir yazı kaleme almıştı.

Ferhat Ünlü’ün, SABAH gazetesinde “Cüzzamlı sınıfın ‘büyük önderi’ başlığıyla yayımlanan (25 Kasım 2012) yazısı şöyle:

Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Müslüm Gürses; hep ezilen lümpen kesimlerin, yani ‘cüzzamlı sınıf’ın önderi oldu. Gürses’in başka bir evrende, bir tür Matrix’te yaşayan hayranları, yani ‘Ortodoks arabeskçiler’ ona bu yüzden ‘baba’ diyor

Müslüm Gürses’e ve hayranlarına ‘cüzzamlı muamelesi’nin yapıldığı 1980’li yıllarda, arabeskin başkenti Adana’da, imal ettikleri kösele kunduraların yumurta topuklarını çekiçle döven bitirim adamlar, Gürses’in isyankar, ama vakur sesiyle zihinlerinde açılan ‘paralel evren’de tuhaf bir yolculuğa çıkarlardı. O evrenin kapıları, biraz da -bir zamanlar Gürses’in de çalıştığıküçük kundura imalathanelerinin mikro atmosferindeki bally kokuları ile ‘Müslüm Baba’nın sesi birleşince açılırdı: Tövbe ettim tutamadım sözümü Aşkla mı yoğurdun benim özümü Güldürme Allah’ım artık yüzümü Taş yağdır başıma sevdiğim için Bu ‘nadide parça’nın yer aldığı albümün adı Güldür Yüzümü’dür. Albümün içindeki bazı şarkıların sözlerinde mantık hataları ve dilbilgisi yanlışları vardır. Gürses, Tövbe Ettim adlı şarkıda ise albümün adıyla tezat oluşturacak biçimde ‘Güldürme Allah’ım artık yüzümü’ der. Bu yüzden Müslüm’ün, bana göre en iyi albümlerinden biri olan Güldür Yüzümü bir tür oksimorondur. Müslüm Gürses, Adana’nın Hürriyet Mahallesi’nde, benim okuduğum İkinci İnönü İlkokulu’nun arka sokağında otururdu. Ferdi Tayfur da aynı mahallede büyümüştü. Ama tabii Gürses de, Tayfur da bizim doğumumuzdan seneler önce mahallemizden ayrılmışlardı. Müslüm Gürses -gerçek adıyla Müslüm Akbaş- Adana’ya, 7 Mayıs 1953 tarihinde doğduğu Şanlıurfa’nın Halfeti İlçesi’nin Fıstıközü Köyü’nden göçmüştü. Aile, Gürses üç yaşındayken, doğuya yakın olduğu için o yıllarda bölgeden en fazla göç alan kent olan Adana’ya hicret etmişti. Gürses’in babası rençberlikle uğraşırdı. İki erkek, bir de kız kardeşi olan Müslüm Gürses, yaz sıcağında Adana’da damda yatıldığı için geceleri kardeşlerine, gökyüzünü izleyerek uzun hava okurdu.

AYDINLAR ONU ÇOK GEÇ KEŞFETTİ
Gürses’in babası Mehmet Akbaş, Adana’da karısını, yani Müslüm’ün annesini öldürdü. Bu aile trajedisinden sonra Gürses, babasıyla hiç görüşmedi. Sadece 2010 yılında cenazesine gitti. Müslüm Gürses’in müziği ve dinleyici kitlesinin sosyolojik yapısı 1970, 80, hatta 90’lı yıllar boyunca Türk intelijansiyasının ilgisini çekmedi. Toplumun ‘öteki’ addedilen kesimleri şöyle dursun, kendine bile yabancı olan aydınlar ve yazarlar ancak 2000’li yıllarda Gürses’i Amerika’yı yeniden keşfedercesine keşfettiler. Şair/yazar Murathan Mungan, 2006 yılında Müslüm Gürses’in, David Bowie, Leonard Cohen ve Björk gibi yabancı sanatçıların müziklerini Türkçe yorumladığı Aşk Tesadüfleri Sever adıyla çıkan albümün öncülüğünü yaptı. Müslüm Gürses’i, şarkı ve besteleriyle besleyerek onu ‘baba’ yapanlar da var ki, Mungan’ın adının Gürses’le birlikte geçtiği bir yazıda onların adını anmamak olmaz. Bu isimlerin başında şüphesiz Burhan Bayar ve Uğur Bayar geliyor. Atilla Alpsakarya, Bayram Şenpınar, Mustafa Sayan, Orhan Akdeniz ve Ali Tekintüre de Gürses’in şarkılarında büyük emeği olan isimler. Elli dokuz yaşındaki Müslüm Gürses, şu sıralar hastanede solunum cihazına bağlı olarak yaşam savaşı veriyor. Geçtiğimiz hafta geçirdiği by pass ameliyatından sonra karaciğer ve böbrek yetmezliğinden ötürü aniden rahatsızlanınca yoğun bakıma alındı. Gürses’in doktoru Bingür Sönmez, sanatçının tedavi gördüğü hastanenin hayranlarıyla dolup taşması üzerine, “Fanatiklerinden rica ediyorum, hastaneye gelip rahatsızlık vermesinler” diye açıklama yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haber üzerine Müslüm Gürses’in hayat arkadaşı Muhterem Nur’u arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan haricinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de geçmiş olsun mesajı için Muhterem Nur’u aradı. Son yıllarda sürekli çay ve sigara içtiği için kalbini yorduğu belirtilen Gürses, bir çay firmasının reklamında rol aldı. Gürses hasta yatağında yaşam mücadelesi verirken, reklamın neden halen yayınladığı yönündeki tenkitler üzerine firma, sanatçının yakınları ve sevenlerinin morali yüksek tutulsun diye reklamın verilmeye devam edildiğini bildiren bir açıklama yaptı. Müslüm Gürses’in aniden rahatsızlanması üzerine ‘Türk halkının arabesk yavşaklığından utandığını’ söyleyen Fazıl Say bile açıklama yapma ihtiyacı hissetti. Say, Gürses’in yaşam savaşı verdiğini öğrenince, Facebook sayfasına “Müslüm Baba’ya acil şifalar diliyorum, en derin hislerimle; dayansın. Sonuçta bütün kavgalar da insanidir, bir insanın yaşama dönmesini istemek de insanidir, hayata dön Müslüm Baba,” diye yazdı. ‘Arabesk yavşaklığı’ açıklamasından sonra kaleme aldığımız portresinde “Amatör bir yazar olarak, Twitter’da dahi anlamındaki ‘de’ ve ‘da’yı ayrı yazmakta zorlanan Fazıl Say; tarih defterine, müzikal açıdan dâhi mertebesindeki Fazıl Say’dan ayrı yazılır,” diye yazdığımız Say, bu cümleleriyle bazen insani gerekçelerle de kalem sallayabildiğini gösterdi.

VÜCUDUNU HOR KULLANARAK ‘BABA’ OLDU
Müslüm Gürses’in doktoru Bingür Sönmez, Gürses hastaneye kaldırıldıktan sonra sanatçının, ‘vücudunu hor kullandığını’ da söylemişti. Doğrudur, ama Gürses zaten böylelikle ‘Müslüm Baba’ oldu. Vücudunu hor kullanmak, ruhuna ve bedenine acı çektirmek, bir anlamda onun işinin bir parçasıydı. Çünkü bu sayede hislerine tercüman olduğu, ezilen lümpen kesimlerin, yani ‘cüzzamlı sınıf’ın (Lanetli sınıf kavramını ortaya atan şair arkadaşım İdris Özyol’un kulakları çınlasın.) mensupları ile empati kurabiliyordu. Gürses’in, bu sınıfın içinde yer alan has hayranları (‘Ortodoks arabeskçiler’ olarak tanımlayabileceğimiz grup içindeki ‘Ortodoks Müslümcü’lerden söz ediyorum.) bir tür Matrix’te yaşarlar. Mavi hapı yutarak ‘sanal bir gerçeklik’le avunan Matrixliler gibi ‘haplanıp’, Müslüm konserlerinde kolları başta olmak üzere vücutlarının muhtelif yerlerine jilet atarlar. Bedenleri, acı çekmekte ruhlarına yetişsin diye yaparlar bunu. Acı çekerler ama Müslüm konserlerinde bir pagan ayinindeki ilkelin duyduğu cinsten, ‘medeniler’ce anlaşılamaz hazzı da o ıstırabı çekerek yaşarlar. ‘Ortodoks Müslümcü’lerin bir kısmı, ecnebi icadı jiletin, asıl işlevi sakal tıraşında kullanılmak dışında nasıl kullanılabildiğini son 40 yıl içinde tüm Türkiye’ye göstermiştir. Bu afyonlu kitle, Tapınak Şövalyeleri ‘büyük önderleri’ne nasıl bağlıysa Müslüm’e öyle bağlıdır. ‘Ortodoks Müslümcü’ler, yabancı şarkıları yorumlayarak Batı’ya selam çaksa da, Cola reklamında Brrrr yapsa da ve dahi çıplak mankenlerin göbeklerinden suşi yese de, sevdiği kadından vazgeçmeyen tutkulu bir aşık gibi Müslüm Gürses’ten vazgeçmediler. Gürses’in şarkılarının sözleri apolitik olsa da, ona olan hayranlıkları konusunda ideolojik ve fanatik davrandılar. (Öyle ki, hayranları dünyayı ikiye ayırıyor: Müslümcüler, gayrimüslümcüler!) Çünkü Gürses’in, dileklerini ve isyanını iktidarın asıl merkezine, mutlak iktidara, Tanrı’ya yönelttiği için bir tür siyaset yaptığını içten içe biliyorlardı. Özetle Müslüm Gürses, ilk ilahi emri -oku emrini- kitap okuyarak değil, ama şarkı okuyarak yerine getirmiş muhterem bir zat. Onun kadar az konuşarak yığınlarla iletişim kurabilen başka biri yoktur. Nedense hep çocuksuz adamlara (Atatürk’e ata, Demirel’e baba denildiğini hatırlayalım.) ‘baba’ payesi veren Türkiye toplumu -en azından hatırı sayılır bir kesimiyle- Müslüm’e de aynı payeyi vermiştir. Müslüm Gürses, kim ne derse desin, kendi kitlesinin ‘büyük önderi’dir.

TRT ÖNCE ÖNÜNÜ AÇTI, SONRA YASAKLADI
Müslüm Gürses, sahneye ilk kez 13 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde çıktı. Ertesi yıl bir ses yarışmasına katıldı ve birinci oldu. 1967 yılında TRT Adana Çukurova Radyosu’nda her hafta türkü söylemeye başladı. İşte o dönemde Akbaş olan soyadını Gürses olarak değiştirdiler. Sanatçılığına vesile olan TRT’nin, 12 Eylül darbesinden sonra Müslüm Gürses’i yılbaşı gibi özel gecelerde bile ekranlara çıkarmaması manidardır. Gürses, ilk albümünü 1968 yılında 45’lik olarak Adana’da çıkardı. Ömür Plak’ın çıkardığı bu albümün adı Emmioğlu/Ovada Taşa Basma idi. Bir yıl sonra İstanbul’da Palandöken plak firmasının çıkardığı Sevda Yüklü Kervanlar adlı 45’lik, o dönem için rekor sayılabilecek bir satış rakamına ulaştı ve 300 bin adet sattı. Gürses, şu ana kadarki sanat hayatı boyunca 40 adet 45’lik, 68 adet de albüm çıkardı. Gürses’in orijinal albümlerini uzun yıllar boyunca çıkaran firma Elenor Plak’tı. Albümlerin bir kısmının korsanları da çıktı ki, Türkiye’de en fazla korsan albümü çıkarılan sanatçı Müslüm Gürses’tir dense yeridir. Gürses, 1978 yılında Tarsus’tan Adana’ya giderken bir trafik kazası geçirdi. Öldüğünü sanıp Gürses’i morga kaldırdılar. Sanatçı, bir morg görevlisinin dikkati sayesinde ölmediği fark edilince hayata döndü. O olayı şöyle anlatıyor: “Bir gece konser sonrası Tarsus’tan Adana’ya dönüyorduk. Ben uyumuşum. Şoför de uyuklamaya başlayınca bir kamyonla çarpışmışız. Ben o uykudan öbür uykuya geçtim aniden. O kazada şoför öldü. Beni de öldü sanmışlar zaten. Morga koymuşlar.” Gürses, müzik piyasasında yükselince dönemin modasına uyarak 1979’da kamera karşısına geçti ve İsyankâr adlı filmde oynadı. İsyankâr’dan sonra toplam 38 filmde rol aldı. Müslüm Gürses’in oynadığı filmlerden birinde bir sahne var ki, Türk sinema tarihinin en komik sahnelerinden biri olarak görülebilir. Gürses, Güldür Yüzümü adlı filmde içkiyi bırakmak için kendini urganla bir Murat 131 arabaya bağlatıyor. Bağlatmadan önce sevgilisine “Bak, ne kadar yalvarırsam yalvarayım sakın içki verme,” diye tembihte bulunuyor. Bağlandıktan bir süre sonra içki istemeye başlayınca sevgilisi Müslüm’e zorla süt içirmeye çalışıyor. Müslüm ise ağzına doldurulan sütü (İşte bu kısım, metaforik açıdan ilginç.) kadının memesine doğru püskürtüyor. Gürses’in filmlerinden hafızalara kazınan “Yumurtaya can veren Allah’ım yeşil biberi nasıl yarattın” repliği de var.

0/5 (0 Reviews)