SON TV

Akılcıl bir toplumsal uzlaşma projesi: Akil İnsanlar

“Âkil İnsanlar” projesi, durduk yerde ortaya çıkmadı. Bu proje Türkiye şartlarının ortaya çıkardığı bir ihtiyacın sonucudur.
Âkil İnsanlar heyetinin kurulması, teknik olarak iyi düşünülmüş bir PR çalışmasıdır. Bu heyet, nihayetinde bir kamuoyu oluşturma heyetidir. Türkiye’de ne varsa, kim varsa, bu heyette de onlar vardır. Bu heyet “sizden” veya “bizden” değil, Türkiye’dendir. İçlerinde benim de eleştirdiğim insanlar yok mu? Var… Ama bu ülkede her şey illâ da benim düşündüğüm gibi olmayacak ki… Türkiye’de, benim gibi düşünmeyen insanlar da var. Senin, benim, onun gibi düşünmeyen ama gene de bir araya gelen 63 kişi… Bu 63 kişiyi bir araya getirmek ve aynı konu üzerinde tefekkür ve tezekkür eylemelerine ortam sağlamak son derece akıllı bir projedir. Bu sayı 63 değil de 163 de olabilirdi. Sayının 63 ile sınırlanmasının teknik bir mazereti olmalı ki, 63’te tutulmuştur.
Bu 63 kişi, iki ay boyunca, 7 bölgede terörün bitmesi projesini konuşacak. 4-5 farklı görüşten oluşan bu heyet, iktidardan bağımsız olarak kendi görüşlerini toplumla paylaşacak. İktidar, heyetlerin konuşmasıyla ilgili olarak “buyurgan” değil “imkân sağlayıcı” konumda.
Oluşturulması ve hayata geçirilmesi açısından ve PR tekniği itibâriye akıllı bir proje bu. Böyle bir projeyi CHP de hayata geçirse, MHP de hayata geçirse aynı sözleri söylerdim.
Gelelim bu projenin eleştirilmesine…
Projeyi çeşitli açılardan eleştirenler var.
Külliyen muhalifler:
Basit ve sloganik eleştirileri ciddiye almıyorum. Çünkü bunlar çözüm üreten görüşleri ifade etmiyor ve gerilimden medet umanların hezeyanları olmaktan öte gitmiyor. Terörün bitirilmesiyle ilgili tek bir satır üretmeyenlerin tek sermayesi “güç” ile kavga etmek. Saldırılacak bir güç yoksa, bunlar da yoktur.
“Çağırırlarsa gitmeyek; çağırmazlasa küsek”çiler:
63 kişinin içinde olmayı hakedip de olmayanlar var. Bunları anlarım ama teknik teşekkül aşamasında düşünülenlerin çerçevesi dışında kalmalarının mazur bir gerekçesi olabilir.
Listede olmayanlardan bazıları, heyeti toptan suçluyor. Bunlardan bazıları heyete dâhil edilse, seve görev üstlenirdi ama bazıları da var ki, listeye alınmaya kalkılsa, hemen reddederlerdi. Nitekim bir kaç kişi heyette yer almak istemediğini açıkça belirtti. Listede isimlerini görmeyenlerden bazıları, “Vurun abalıya!…” diyerek heyete saldırdıkça saldırıyor.
Kafasında reddetmeti kurgulayanların durumu şu fıkradakine benziyor:
Elazığ’da anasıyla kızı bahçede çamaşır yıkıyorlarmış. Kız; “Anaa falancanın düğünü var neydek?…” demiş. Anası, “Çağırırlarsa gitmeyek; çağırmazlarsa küsek…” demiş.
Heyeti ve oluşturan iradeyi külliyen reddedenlerin durumu, fıkradaki kadının durumuna benziyor.

Bu da benim eleştirim:
Böyle bir heyetin kurulması, Ak Parti teşkilatlarının çöküşünün resmidir. Terörün bitirilmesi projesinin halka anlatılmasında il ve ilçe teşklatlarına güvenemeyen Başbakan, bir çözüm yolu olarak, kamu oyu oluşturma gücü olan insanları bir araya getirdi. Bu durum bize göstermiştir ki, Başbakan’ın heyecanını ve projelerini taban yeteri kadar okuyup halka mâl edemiyor ki böyle bir PR uygulamasını hayata geçirdi. Demek ki, “doldur-boşalt” ile seçimler kazanılırmış ama böyle ezber bozan bir projeyi halka anlatmak için parti teşkilatlarının niteliği yetmezmiş.
Son söz
“Âkil İnsanlar” projesi, toplumda yeni bir ümit doğurmuş ve tartışmaları bir üst seviyeye taşımıştır. Bazı eleştiriler olmakla beraber, heyetin başarılı olması için gayret sarf edilmesi gerekir. Terörün bitmesi için, boğazımıza kadar gelen sözü yutacağız. Bu arada pek çok şeyi yutturmaya kalkarlarsa da demokratik yollarla öfkemizi patlatacak, yutturmacıları sandığa gömeceğiz.