SON TV

Avrupa’da alkol kullanımı ve halk sağlığına etkisi

İngiltere’de bulunan “Alkol Araştırmaları Enstitüsü”nce hazırlanan kapsamlı bir bilimsel çalışmaya göre Avrupa Birliğinde alkol kullanımının önlenmesi veya azaltılması amacıyla kapsamlı önlemleri
içeren ve Avrupa genelinde yürürlüğe konulacak stratejilerin hazırlandığı belirtilmektedir.

Alkol, binlerce yıldır üretilmekte ve içilmektedir. Alkollü içkiler aynı zamanda geçmişte ilaç olarak
kullanılmış ve bu uygulama 20. yüzyılın başlarında modern tıbbın gelişmesine kadar devam etmiştir. Dünyada genellikle alkolle ilgili mevcut kanunlar halkın sağlığından çok, kamu düzeninin sağlanması veya alkol piyasasının düzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır.

“Alkolizm“in bir hastalık olarak adlandırılması fikri 19. yüzyılda gelişmeye başlamış ve pek çok Avrupa ülkesinde alkolikleri tedavi etmek için evler veya akıl hastaneleri kurulmuştur. Son yıllarda alkole bağlı problemlerin tartışılmasında “yeni halk sağlığı anlayışı” esas model haline gelmiştir. Bu da tartışmaların alkolikler gibi küçük bir grubun üzerine odaklanması yerine daha geniş boyutlarda tartışılmasını gündeme getirmektedir.

Avrupa’nın, küresel alkol pazarında önemli bir payı vardır. Dünya alkol üretiminin % 25 ‘i, şarap üretiminin yarısından fazlası Avrupa bölgesinde yapılmaktadır. Dünyadaki alkol ihracatının yaklaşık % 70’i, ithalatın ise yarısına yakını Avrupa Birliği’nde gerçekleşmektedir. Bu ticaretin büyük bir bölümü AB ülkeleri arasında olsa bile, alkol ticareti, bir bütün olarak Avrupa Birliği için mal (emtia) işlemler dengesine yaklaşık 9 milyar Euro’luk katkı sağlamaktadır. Birçok Avrupa ülkesinde alkollü içki endüstrisinin hatırı sayılır bir ekonomik katkısı vardır. İlk 15 AB üyesi ülkede (Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere) alkol özel tüketim vergileri 2001 yılında 25 milyar Euro’luk miktara ulaşmıştır.

Alkol aynı zamanda bir ülkedeki istihdam ve çalışan işçi sayısı ile de ilgilidir. Başta şarap olmak üzere 15 AB üyesi ülkede yaklaşık 750.000’den fazla kişi içki üretiminde çalışmaktadır. Bu rakama, içki satılan meyhane, market ve bakkallar dahil değildir.

Yapılan bilimsel çalışmalar, Alkole harcanan para miktarındaki azalmaya bağlı olarak, tasarruf edilen harcamaların diğer alanlarda harcanacağını ve bu nedenle toplumda bir işsizlik artışı olmayacağını göstermektedir.

2003 yılında alkolün, Avrupa Birliği ülkelerine verdiği maddi hasarın 125 milyar Euro olduğu tahmin edilmektedir, buna işe gidememekten, işsizlikten ve erken ölümlerden kaynaklanan 59 milyar Euro değerindeki üretim kayıpları da dâhildir. Yine 2003 yılında alkolün, Avrupa Birliği ülkelerine maddi olmayan hasarı 270 milyar Euro olarak tahmin edilmektedir. Bu değer kişilerin ölümü ve çekilen acılar karşılığı hesaplanan manevi değerlerin toplamıdır. Aşırı alkol kullanımı Avrupa genelinde yaralanmaların (şiddete bağlı yaralanmalarda dâhil) önemli bir sebebidir.

Alkol kullanımı her ne kadar keyif verici olsa da, genellikle doza bağlı olarak çok çeşitli toplumsal zarar ihtimalini de arttırmaktadır. Aşırı alkol tüketimi yüksek risk demektir. Başka birinin aşırı alkol alması suretiyle yapılan zararlar, gece geç saatlere kadar toplumun huzurunun bozulmasından, aile içi şiddete, çocukların istismar edilmesi, suç işlenmesi, şiddet ve cinayet gibi daha kötü sonuçlara sebep olmaktadır. Genellikle alkol tüketiminin artması, artan oranda ciddi şiddet veya zarar anlamına gelmektedir.

Aşırı alkol kullanımı, yaralanmalar, ruhsal hastalıklar, mide rahatsızlıkları, kanser, kalp damar
hastalıkları, immünolojik bozukluklar, akciğer hastalıkları, kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları, düşük doğum ağırlığı ve artan düşük riskini içeren üreme ile ilgili bozukluklar ve doğum öncesi hasarlar, gibi 60 değişik hastalık ve rahatsızlığa neden olmaktadır. Alkol AB’de hastalıklara neden olan 26 risk faktörü içerisinde 3. sırada olup, sigara kullanımı ve yüksek tansiyondan sonra gelmektedir.

Alkolün zararlı yan etkileri çok farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Mesela AB ülkelerinde, her yıl trafik kazalarına bağlı 17.000 ölüm (tüm trafik kazalarına bağlı ölümlerin üçte biri), diğer kazalara bağlı 27.000 ölüm, 2.000 cinayet (tüm kasıtsız ve kasten cinayetlerin % 40’ı), 10.000 intihar (her altı intihardan biri), karaciğer sirozuna bağlı olarak 45.000 ölüm, göğüs kanseri nedeniyle 11.000 kadın ölümü olmak üzere toplam olarak 50.000 kanser ölümü ve nöropsikiyatrik şartlara bağlı olarak 17.000 ölüm oluşmaktadır.

Aşırı alkol kullananların alkol tüketimini azaltmalarında veya alkolü bırakmalarında sağlık açısından çok sayıda fayda bulunmaktadır. Hatta karaciğer sirozu ve depresyon gibi bazı kronik hastalıklarda, alkol tüketiminin azaltılması veya bırakılması, sağlık durumunda hızlı düzelmelere neden olmaktadır.

Alkol kullanımı, alkoliklerin dışında alkol tüketmeyenlere de ciddi zararlar vermektedir, buna 60.000 düşük ağırlıklı doğum, alkolün zararlarından kötü olarak etkilenen ailelerde yaşayan 5 ila 9 milyon çocuk ve her yıl Avrupa Birliği ülkelerinde alkollü araç kullanılmasından doğan trafik kazalarında sürücü dışında ölen 10.000 kişi dâhildir. Düşük sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerde, sarhoş olma ve alkole bağımlı olmanın her ikisi birden, daha fazla oranda görülmektedir.

Hükümetlerin alkol pazarına ve ticaretine müdahale etmeye görev ve sorumlulukları vardır ve bu müdahaleden karları da olmaktadır. Örneğin ilk 15 AB üyesi ülkelerin ortalama olarak alkol fiyatlarını % 10 artırdıkları takdirde bir sonraki yılda ek alkol vergilerinden 13 milyar Euro ek gelir elde edecekleri hesaplanmaktadır. Alkolün zararlarına karşı eğitimin alkol ile meydana gelen zararların azaltılmasında etkilerinin çok az olduğu görülmüştür.

Alkole karşı eğitim ve bilinçlendirmenin alkol pazarlaması ve ticaretini düzenlemeye yönelik önlemlere alternatif olmadığı anlaşılmıştır. Sürücülere yapılacak alkol kontrolleri, sürücü belgelerinin geri alınması, caydırıcı para ve hapis cezalarının önemli ölçüde caydırıcı olduğu görülmüştür.

Alkol ürünlerinin reklâmlarının içerik ve sayı bakımından kısıtlanması, olası zararları azaltacaktır. Reklâmların özellikle gençler arasında daha fazla içki içme özentisine teşvik etme yönünde belirgin bir etkisi vardır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen ve reklâm yasaklarının etkisini ölçen bir modellemenin, Avrupa Birliği ülkelerine uygulaması sonucunda 202.000 sakatlanmasını önleyeceği tahmin edilmektedir.

Avrupa Adalet Mahkemesi (ECJ), Katalonya ve Fransa’daki alkol reklamlarının yasaklanmasını
desteklemekte ve reklamların tüketimi artırıcı özelliğinin inkar edilemez bir gerçek olduğunu kabul etmektedir.

Alkol ile mücadelede Avrupa’nın en başarılı ülkelerinden birisi İsveç olup, ülke çapında % 3.5 oranından fazla alkol içeren içkilerin perakende satışı “Systembolaget” adlı bir kamu marketler zinciri vasıtasıyla yapılmaktadır. İsveç halkının büyük çoğunluğu alkol satışında kısıtlayıcı devlet tekelini desteklemektedir. Systembolaget Kurumu, yasası gereği satışlarını arttırmak için promosyon ve reklam yapamaz, market içerisindeki alkol satışını arttıracak özendirici düzenlemelerde bulunamaz.

İsveç Alkol ve Uyuşturucu ile Mücadele Konseyi’nin belirttiğine göre İsveç’te 2009 yılında 26.000 kişi alkol bağımlılıklarından dolayı tedavi görmüştür. Ölümlü trafik kazalarında ölen 3 sürücüden 1’inin aşırı alkol sonucu öldüğü tahmin edilmektedir.

İsveç Halk Sağlığı Kurumu’nun verilerine göre İsveç’te 400.000 çocuk alkolik anne ve/veya baba’ya sahiptir. İsveç nüfusunun 9 milyon olduğu düşünüldüğünde bu rakamın ne kadar ürkütücü olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır.

Ülkemizde alkol ürünlerine, yalnızca yüksek miktarda ÖTV, KDV vb vergiler uygulayarak, alkolizm ve sorumsuz alkol tüketimi konusunda caydırıcılık sağlamak ve başarıya ulaşmak mümkün gözükmemektedir. Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir arttıkça, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, insanların eğlence ve alkole daha çok para harcadıkları bir gerçektir. Bilimsel ve çağdaş yaklaşımlar geliştirerek ve gelişmiş ülkelerin alkol konusunda deneyimlerinden yararlanarak
kişilerin alkol tüketimininin önlenmesi veya azaltılmasını belli oranda sağlamamız mümkün olabilir. Aşırı alkolün sağlığa, iş hayatına ve topluma olan olumsuz etkilerini; “siyaset, laiklik, Atatürk’çülük, sosyal devlet, Cumhuriyet, şeriat devleti” gibi hamasi kavramlarla açıklamaya çalışmak bilimsellikten uzak olduğu gibi son derece gereksiz ve ciddiyetsiz bir yaklaşımdır.