SON TV

Sarıyer’de yakalanan Yakut hangi belediye başkanı ile ortaktı?

Gazeteci Cengiz Erdinç, geçtiğimiz günlerde Sarıyer'de yakalanan uyuşturucu baronu Cumhur Yakut'un, bir partinin lider adayı olarak adı geçen sosyal demokrat politikacı ile bir dönem ortak olduğunu söyledi.

Sarıyer’de yakalanan Yakut hangi belediye başkanı ile ortaktı?

ÖZEL HABER – Gazeteci Cengiz Erdinç, geçtiğimiz günlerde Sarıyer’de yakalanan uyuşturucu baronu Cumhur Yakut’un, bir partinin lider adayı olarak adı geçen sosyal demokrat politikacı ile bir dönem ortak olduğunu söyledi.
SABAH Gazetesi Özel İstihbarat Editörü Ferhat Ünlü’nün hazırlayıp sunduğu TV NET’teki İstihbarat programına gazeteci Sadık Güleç’le birlikte katılan Cengiz Erdinç, uyuşturucu sektörünün kimi siyasilerle bağlantılı olduğunu söyledi. Erdinç, “Cumhur Yakut, bir partiye lider adayı olarak adı geçen sosyal demokrat bir belediye başkanı ile geçmişte bir ortaklık yapmıştır. 1969 yılında MHP Senatörü Kudret Bayhan ciddi anlamda uyuşturucu ile yakalanmıştı. Uyuşturucuda büyük bir para var. Bu siyasete de yansıyor. Kaçakçılar Türkiye’de Gümrük Bakanlığı’na kadar adamlarını çıkardılar,” dedi.
Türkiye’deki uyuşturucu trafiğinin ele alındığı programda Cengiz Erdinç, Türkiye’de ciddi oranda uyuşturucu ekildiğini ve kontrol mekanizmasının az olduğunu söyledi.

‘ROTA DEĞİŞİMİ OLUYOR’
Erdinç, uyuşturucu piyasasında bazen rota değişimi olduğunu kaydederek, “Dış politika ve rejim değişiklikleri baronları etkiler. 1979 İran devriminden sonra İran’ın haşhaş yasağı Türkiye’deki ekimi artırdı” dedi.
İran’ın ‘Afyon’u en çok kullanan ülke olduğunu kaydeden Erdinç, “İran Afyon’u en çok tüketen ülkedir. Biz bu işi transit yapıyoruz diye bir şey yok. Bal tutan parmağını yalar. Ayrıca Cumhur Yakut gibi baronların yakalanması önemli değil. PKK, hep uyuşturucu trafiği ile ilişkilendirilir ama yasadışı örgütler bu işe doğrudan bulaşmazlar. Haraç dışında PKK’nın bağı olmaz. Kendileri kaçırmazlar,” dedi.

‘CUMHUR YAKUT YURTDIŞINDA DEĞİL, TÜRKİYE’DEYDİ’
Ünlü uyuşturucu baronu Cumhur Yakut’un tutuklanmasını da değerlendiren Erdinç, şunları söyledi:
“Yakut’un İstanbul’un göbeğinde bir oteli vardır. Kırmızı bülten çıkarılınca, bültenin muhatabı olan kişinin malları müsadere ediliyor. Ama akrabalarının üzerine. Yakut’un 13 yıldır yurtdışında olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’de yaşadığını düşünüyorum. Bu işler devlet olmadan olmaz. Bu örnekler İtalya’da da vardır. 1990 yıllarında Türkiye’de bunun net örnekleri vardı. Türkiye, güzergah ülkesi deniliyor. 2008’den bu yana ciddi istatistikler yayınlanmıyor. Bu problemdir. Bu veriler ortaya çıkınca başarısız bir algı oluşmasın diye yayınlanmıyor. 1996 yılında 75 kişi ölmüştü. Bir ülkede ölümler bir sonraki yılın bağımlılarının arttığını gösterir. Bütün dünya da bu esas alınır. Resmi bir kuruluşun raporuna göre 105, dolaylı olarak da 360 olarak görülüyor. Afganistan da afyon üretimi ne kadar artarsa eroin de o kadar artar. Türkiye’ye de bu yansır.”

‘UYUŞTURUCU SEKTÖRÜNDE AJAN X ROLÜ’
Uyuşturucu trafiğinde ihbarcı konusuna değinen Erdinç, “İbrahim Telemen ile başlayan Mart 1 operasyonu var. Telemen, Olağan Şüpheliler’deki Keyser Söze gibi varlığı yokluğu belirsiz biridir.
Babalar operasyonu 1979 yılında başladı. Ben 7 tane sayabilirim. Hiçbiri de sonuca ulaşmadı. Mahkum olan birkaç mafya babası vardır. 1998 yılından sonra kaçakçılar ile ilgili bir yasadan yararlanıyor. Ajan X denilen bir sistem var. Sadece sorgulayan kişi biliyor. Yakalanan uyuşturucunun yarısı veriliyor. Bu işe ciddi bütçeler ayrılıyor. Bu iş hep sürüyor” dedi.

‘UYUŞTURUCU EKİMİNİ TAKİP EDEN CİHAZIMIZ VAR AMA…’
Yakalanan uyuşturucunun kaçırılan uyuşturucunun yarısı olduğuna değinen Erdinç şunları söyledi:
“Yakalanan mal kaçırılanın yarısıdır. 1 ton yakalandıysa 2 ton geçmiştir. Benzer biçimde 2008’de 2.7 milyar kök esrar yakalandı. Bunu ekmek, sulamak için 200 – 300 adam çalıştırmak lazım. Yakalandığında bunlar bayağı büyümüştü. Artık uydu ile cinsini tespit edilebiliyor. Bizde yasa dışı pamuk için kullanılıyor. Bu varken 21 ton esrar yapmak için ne kadar kök var. Diyarbakır ve Van’da bu olaylar oldu. Bunları ekenleri izleyebilecek teknolojimiz var.”

SADIK GÜLEÇ: ‘HADİ ÖZCAN
İLE ÇATLI İLİŞKİLİYDİ’

Hadi Özcan ile Abdullah Çatlı’nın ilişkisini anlatan gazeteci yazar Sadık Güleç de, “Biz daha önce mafyayı mahkeme ve polis tutanaklarından görürüz. Hadi Özcan çok uyuşturucu ticareti yapmadı. Ama kendisi de anlatıyor. İyi bir uyuşturucu kullanıcısı. Eroini kullanıp bırakan tek kişinin kendisi olduğunu söylüyor. Uyuşturucu dünyasına ilişkin önemli tanıklıkları var. BOTAŞ’ta Abdullah Çatlı ile araları bozuluyor ve devreye yeşil giriyor. Yeşil, Hadi Özcan’ı savunuyor” dedi.

‘YEŞİL BU İŞTE AKTÖRDÜ’
Hadi Özcan’ın Yeşil’le hiçbir zaman düşman olmadığını kaydeden Güleç, “Susurluk raporunda var. Veli Küçük ile olan telefon görüşmeleri ve bir takım ilişkileri var. Kullanıldıkları açık. Uyuşturucuya ilişkin Mersin’de yapılan toplantıda Çatlı’nın Almanya’daki eroin ticaretini anlatıyor. Uyuşturucu Çatlı’ya ait” dedi.
Behçet Cantürk’ün büyük bir uyuşturucu baronu olduğunu kaydeden Güleç şöyle dedi:
“Behçet Cantürk, Gündem gazetesini finanse eden kişiydi. PKK’nın legal alanındaki sesiydi, yayında finansör olarak yer alması dikkat çekici. PKK’nın bölgede etkin olması, bu ticareti yapanları etkisi altına aldı. Behçet Cantürk, Mezopotomya şirketinin altında bir mesaj da veriyor. PKK’nın arkasında olduğunu açık gösteriyor. Bu da bölgede bir itifak olduğu mesajı veriyor. Uyuşturucu zincirinde bu önemli. PKK’nın izni olmadan uyuşturucu girmesi söz konusu değil. Bugünde basına yansıyan bir takım noktalar var. İtirafçı ve PKK’lıların itiraflarında var. Şemdinli olayında uzman çavuşun fihristi ele geçirildi. O fihristte PKK’nın gümrükleri yazıyordu.”

0/5 (0 Reviews)