SON TV

Hazır Gıdalarda Alzheimer Tehlikesi

Yaşlılarda en sık görülen hastalıklardan birisi Alzheimer ve Parkinson gibi demans hastalıklarıdır. Bu hastalıkların görüldüğü yaşlıların sayısı, toplumun yaşlanmasına bağlı olarak hızla artmaktadır. Tıp uzmanları gelecekte bu hastaların sayısında Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi artışlar olacağını ifade etmektedir.

Almanya’da 2009-2010 yıllarında ölen, yaşı 60 ve üzeri olan erkeklerin % 29’unun, yine 60 ve üzeri yaş grubunda yer alan ve aynı dönemde ölen kadınların ise % 47’sinin demans hastası oldukları saptanmıştır.

Ülkemiz yaşlıları açısından da bu bulgular alarm vericidir. Çünkü ortalama yaşam süresi Türk toplumunda da hızla uzamaktadır. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda Türkiye’de daha fazla demans hastasına ve demans ölümlerine rastlamamız kaçınılmaz olacaktır. Demans kişinin entelektüel ve sosyal yeteneklerinin, günlük fonksiyonlarını etkileyecek şekilde ilerleyici bir kaybıdır. Hastalık doğası gereği ilerleyici özelliktedir. Bilinen o ki, bu tür hastaların çoğunu Alzheimer hastaları oluşturacaktır.

Bugün nüfusumuz yaklaşık 75 milyondur ve bunun 7,5 milyondan fazlasını yaşı 60 ve üzeri bireyler meydana getirmektedir. Türkiye’de 2011 yılı itibarıyla yaklaşık 600.000 Alzheimer hastası vardır. Türkiye’de bu hastalıktan muzdarip olacak hasta sayısının 10 yıl sonra 1 ila 1.5 milyon civarında olacağı belirtilmektedir. Bu rakamlar ülkemiz açısından son derece ciddi ve ürkütücüdür. Konunun sağlık ve insanı boyutunun yanında, Türkiye böylesine devasa sayılara ulaşacak bir hastalık gurubuna bakmaya, şu andaki imkanları açısından hazırlıklı da değildir.
Bu hastalığın öncelikle yaşlılarda görülmesinin sebebi, yaşlılıktan ziyade, bir proteinin sinir hücrelerini kaplamasından kaynaklanmaktadır. Yapılan nörokimyasal çalışmalar sonucunda, hazır gıdalarda çok yaygın olarak kullanılan MSG katkı maddesi (Mono Sodyum Glutamat) düşük seviyeli bir nörotoksin (sinir sistemi üzerinde zararlı etkisi olan zehirli madde) olarak tanımlanmıştır.

Monosodyum glutamat, ilk olarak 1900’lü yılların başında Japonya’da bulunmuş ve o günden itibaren yaygın olarak Japon, Çin ve tüm uzakdoğu yemeklerinde kullanılmaya başlanmıştır. Glutamat katkı maddesinin, kullanıldığı gıdalarda, ülkelerin gıda tüzükleri gereği % 0,1 ile % 0,8 oranında olması gerekirken, özelikle merdivenaltı şeklinde tabir edilen denetimsiz üretimlerde ne oranda kullanıldığı bilinmemektedir.

Mono sodyum glutamat olarak bilinen (E-621) katkı maddesi, hazır ve işlenmiş gıda paketlerinde aroma verici, aroma artırıcı (ingilizce: Flavour Enhancer) şeklinde tanımlanmakta olup yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından daha lezzetli algılanmasını sağlamaktadır. Bu sebeple gıda üreticilerinin bir çoğu uzakdoğu ülkelerinden çok ucuza ithal edilen MSG’yi, satışlarını ve karlarını arttırdığı için yaygın olarak kullanmaktadırlar.

E-621 (Glutamat) katkı maddesinin insanlar üzerinde ilerleyen yaşlarda:

1. Nörotoksik (sinir sistemi üzerinde zararlı etkisi olan zehirli maddeler)

2. Genotoksik (genler üzerinde toksik etkisi olan maddeler)

3. Sitotoksik (hücre yapısına etki edip hücreyi öldüren ya da fonksiyonunu durduran maddeler) etkileri olduğu yapılan bir çok bilimsel çalışma sonucu anlaşılmaktadır.

Glutamat (E-621), aroma verici katkı maddesi, merkezi sinir sistemi tahribatının sonucu olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON gibi hastalıkları tetiklemesinin yanında vücutta yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk ve obezite gibi rahatsızlıklara da sebep olabilmektedir.

Bu tehlikeli “aroma verici, aroma arttırıcı” gıda katkısı hangi gıdalarda bulunmaktadır. ?

Al-benili paketlerde satılan CİPS’lerin neredeyse tümünde, etsu ve tavuksuyu olarak bilinen bulyon tabletlerde, hazır çorbalarda, fast-food ürünlerinde, hazır hamburgerler, sosis ve salam türü et ürünlerinde, endüstriyel dondurmalarda, hazır köfte harçlarında, birçok margarin türünde, hazır soslarda, işlenmiş balık ve tavuklarda, tuzot olarak bilinen tuz içerikli sebze karışımlarında yaygın olarak bulunmaktadır.

Yazının özü: İleride sıkıntıya düşmemek için AROMALI değil SAĞLIKLI beslenelim. Ne yediğimizi bilelim.