SON TV

Türkiye, Reyhanlı, Suriye ve sorular

Bize ne oldu böyle Allah aşkına?…

Biz değil miydik 1991’de Kuzey Irak’tan gelen binlerce mülteciyi bağrımıza basan? Hem de içlerinde PKK aşkıyalarının olduğunu bile bile, binlerce çocuk, kadın, ihtiyar insanı, kendi parçası gibi görüp ağırlayan biz değil miydik?

Biz değil miydik aynı günlerde eski Yugoslavya’daki çatışmalardan kaçıp İtalya’ya iltica etmek isteyen Arnavutları ülkelerine sokmayan İtalyanları kınayan?
Pekiii 20 senede ne değişti de biz Suriye’den gelen mültecilerle sorun yaşıyoruz? Bu size biraz tuhaf gelmiyor mu?

Suriyeli mültecilere en büyük direnç niye sadece Hatay’da var da başka illerde yok?… Veya az da olsa başka illerde niye sadece CHP’nin suyu bulandırması var?… Mesela Muğla’ya getirilen konteynır kent arabalarını sadece CHP’liler gündeme getirip “İstemezük”çü bir kitle oluşturmaya kalktılar da diğer muhalefet partisi niye hiç bir şey demedi?
Türkiye’ye ilk mülteci kafilesinin geldiği günlerde CHP, İşçi Partisi ve solcu sendika ve derneklerden başka karşı gösteri düzenleyen niçin olmadı?…
Reyhanlı saldırısından sonra, Kılıçdarzade niçin iktidara karşı daha da hırçınlaştı?

Ve CHP Hatay milletvekili, önceki gün yapılan gösteride, niçin polise karşı BDP milletvekilleri gibi davrandı?
Ve niçin CHP, hem mültecilere karşı yapılan gösterilerin içinde yer aldı ve bu da yetmezmiş gibi CHP’liler heyet heyet gidip Esed ile görüştüler ve ona niye kendi halkını katletmemesi için telkinde bulunmadılar?

Suriye’den gelen mültecilerle, karşı gösteriler düzenleyenlerin arasında bir sorun mu var? Mesela, gelenler sünni de, karşı gösteri yapanlar Alevi ve Esed destekçisi mi? Veya mülteciler Alevi de kaşı çıkanlar Sünni mi?
Vallahi de billahi de bir şey bildiğimden değil ama eylemlere ve söylemlere bakıldığında, mülteci karşıtlarının Esed destekçileri olduğu görülüyor. Bu halk Esed canisini niye desteklesin ve Özgür Suriye Ordusu mensuplarına niye karşı çıksın? Niye içlerinde El-Kaidecilerin olduğu iddiasıyla, bu halkın mültecilerle ilgili şaibelere inandırılması amaçlansın?
Darda kalana yardım etme gibi bir yüce gönüllülüğe sahip olan bu toprağın insanları, niye Suriyeli mültecilere karşı çıksın?…

Hani biz misafirperverliğimizle meşhurduk?
Hani biz tarih boyunca hep mağdurları desteklemiş, bağrımıza basmıştık?…

Hani biz insanlığın ıztırabını, ıztırabımız bilmiştik?…
Şimdi ne oldu da her şey alt üst oldu?…
Bu günlerde iktidarda CHP olsaydı, gelen mültecileri bağrımıza basmayacak mıydık?… İktidarda Ak Parti var diye mi yaşanan insanlık dışı olaylar ve saldırılar?
Şimdi tek derdimiz, mülteciler üzerinde iktidarı yıpratmak mı? Bir insanlık trajedisini iç siyasi malzemeye kurban etmek hangi ahlaka sığar?

Hadi, her şeyi bir tarafa bırakalım, mültecilere olan muhalefetin arkasında, mezhepçi bir zihniyet varsa, böyle ilkel bir tavır, sol geleneğe ve sosyalistliğe sığar mı?… İktidar karşıtlığı sol gelenesğin şaftını mı kaydırdı da mezhepçiliğe sığınıyorlar?…
Şayet Reyhanlı saldırısı üzerinden yapılan muhalefette, mezhepçi bir anlayış varsa, yazık bu solun ve sosyalistlerin haline!…

Türkiye, Suriye ve mülteciler konusunda soru çok ama cevap az… İnşallah bu olaylar, Türkiye içinde bir mezhep çatışması doğurma planlarının öncülü olmaz. 1993-1994’te de PKK bitirilme çizgisine getirilmişti ve hemen bir laik-antilaik çatışmasına paralel olarak bir de Alevi-Sünni gerilimi çıkarılmaya çalışılmıştı. Bugünler tam da o günlere benziyor.

Yargıda ve orduda gerçekleştirilmek istenen mezhepçi anlayış egemenliği, demokratik bir şekilde engellenince (Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun 28 Şubat sürecinde, zamanın Genel Kurmay Başkanının ikazı üzerine, “Türkiye, Tunus ve Cezayir olmayacaktır ama Türkiye, Suriye de olmayacaktır.” diyerek yüksek bürokrasideki mezhepçi yapılanmaya dikkat çekmesini hatırlayalım.) hevesleri kursaklarında kalanlar, şimdi Suriye ve Esed üzerinden siyaset yapmaya kalkarlar ve Türkiye’yi Esed tipi bir yönetime dönüştürmeye çalışırlarsa, avuçlarını yalarlar. Çünkü artık “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” çağını yaşıyoruz.