SON TV

Taksim ‘Gezi Parkı’ protestoları meşruudur

Hukuki Gündem köşesinde bu hafta Taksim “Gezi Parkında” başlayarak Türkiye’nin her bölgesine dağılan ve sert müdahalelerin olduğu protestoların meşruu ve Anayasal Haklar içerisinde olduğunun yasal argümanları ile kısaca değinmek istiyorum. Ancak öncesinde her protesto gibi bu sürecin geçmişi ve çıkış nedenlerine değinmek ve değerlendirmeye bu şekilde başlamanın daha doğru olduğunu düşünmekteyim.

TAKSİM GEZİ PARKI PROTESTOLARINA NEDEN OLAN SÜREÇ

Öncesi belki Refah Partisi iktidar dönemine dayanan ve Taksim AKM’nin yıkılarak Camii yaptırılması istemine dayalı 10 yılı aşkın bir sürecin hikayesi denilebilir. Devamında bir benzeri daha AK Parti Hükümeti zamanında da yaşanmış olup oluşan tepkiler üzerine AKM tadil edileceği söylenerek uzun süreler bakımsız şekilde kaderine ve uygun siyasi zemini bekler şekilde camları kırık, eskimeye yüz tutarcasına bırakılmıştır.

Devam eden süreçlerde özellikle bir çok kesiminde desteklediği Taksim Meydanının yayalaştırılma çalışması başlanılmış ancak uygulamaların toplumda ve siyasi arenada meydana getirdiği tepkiler gözden kaçmamıştır. Taksim Meydanı yayalaştırılma çalışması temelinde ihtiyaç duyulan bir konuya ilişkin hizmeti içermektedir. Ancak bu çalışmalar neden gösterilerek Harbiye’den başlamak sureti ile Taksim Meydanına kadar ki tüm yolların labirent misali engellerle donatılması Taksim esnaf ve eğlence merkezlerini ciddi sıkıntılar içerisine sokmuştur.

Ayrıca bu kısa süre içerisinde toplumda “İçki Yasağı Yasası” olarak bilinen ve alkollü ürünlerin satışının daraltılması ve belli süreler içerisinde yasaklanması temelini oluşturan yasal düzenleme ile toplum içerisinde eski kaygıların yeşermesine Laik Devlet yapısı üzerinde muhtemel ayar ve balans oynamaları tehlikesinin doğması kaygısına neden olmuştur.

Aynı süreç içerisinde alkol satışı ve alkol tüketimine imkan tanınan ruhsatların çok ağır ve kısıtlayıcı yeni düzenlemeler ile daraltıldığı ve bu sayede hatırı sayılır işyerinin de ruhsatlarının iptal edilmesi ile bir başka halkanın da bu kaygılar zincirine eklenildiği görülmektedir.

Gezi, Turizm ve Eğlence kültürüne sahip birçok turist ve yerli halkın uğrak mekanları haline gelmiş kendisine has bir kültürü olan Bar Sokakları olarak da bilinen yerlere uygulanan kısıtlamalar, sokak içlerindeki masa ve setlerin yasaklanarak kaldırılması da toplumsal bir bilinç ve kaygının alevlenmesine sebebiyet vermiştir.

TAKSİM “GEZİ PARKI” FİTİLİ ATEŞLEYEN KIVILCIMDIR…

Oluşan toplumsal tepkinin sadece Taksim Gezi Parkı’nın ağaçlarının sökülerek bu alanın başka amaçlara tahsis edilmesi kaygısı değil, yukarıda da izah ettiğim bir topyekun nedenler zincirinin son halkasını oluşturması hali vardır.

İnsanlar burada o ağaçların her birine temelinde birçok manevi manası olan anlam ve savunma mekanizması geliştirmiş bunun salt bir protesto olmaktan çıkarır hale gelmişlerdir.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde en temel toplumsal hak Protestolardır. Protestolar sivil savunma mekanizmasının en önemli zincirini oluşturmaktadır. Türk Hukuk Sistemi içerisindeki yasal temeli Anayasadır ki daha yüksek bir hukuki zemine de ihtiyaç yoktur. Protestoların yasal zemin oluşturabilmesi için şiddeti ve toplumsal ayrımcılığı, terörizm içermemesi ve siyasi yapıyı tehdit etmemiş olması yeterlidir.

TAKSİM “GEZİ PARKI” EYLEMLERİ NE ŞEKİLDE YAPILMAKTADIR

Siyasi ideoloji ve toplumsal yıkım içermeyen bu gösterilerin en farklı özelliği temelinde hiçbir kesime hizmet etmiyor oluşudur. Dikkat edilirse bir grubun ya da siyasi tabanın içerisinden doğmamış olan eylemler, tamamen salt katılımcı ve toplumsal tepkime üzerine oluşmuştur.

İşin ilginç yanı ise burada 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun uygulanamayacağı hususudur. Oluşan eylem ve protestolar tamamen tabanı olmayan ve şahsi katılım ile gerçekleşen bir nitelik taşıdığından burada planlı ve bu yönde planlı şekilde artan bir katılımın da olmadığı görülecektir.

2911 SAYILI TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNU UYGULANAMAZ

Bu noktada yukarıda da izah ettiğim üzere bir temel ideoloji ya da amaç uğruna planlı şekilde düzenlenen gösteri ve yürüyüşler için yetkili kişiler tarafından idareye bildirim ve varsa izin almak sureti ile yapılacak eylemler için 2911 SK uygulanacaktır. Ancak burada Gezi Parkında ortaya çıkan ve Ülkenin dört bir yanına dağılan ve artarak devam eden bu toplumsal protestonun bir sahibi ya da yetkilisi yoktur. Gerek sosyal medyadan ve gerekse sosyal toplum kuruluşlarından yapılan açıklama ve bildirilerde aynı konuyu işaret etmektedir.

KOLLUK KUVVETLERİNİN MÜDAHALESİ YASAL OLMADIĞI GİBİ ORTAMI DA GERMEKTEDİR

Yasal anlamda zarar verilmiş, uygulanmamış bir kanun olmadığını, toplumsal tepkime ile ortaya çıkan protestoların giderek büyümesine rağmen, rağbet ve etkilerin şiddet temelli olmadığı, siyasi arenaya hizmet etmediği sadece ve sadece toplumsal sağduyudan çıktığı varsayılırsa, öncelikle sivil vatandaşa ve katılımcılara uygulanan bu müdahalenin meşru tabanının olmadığını, belli bir yasal prosedür içerisinde olmadığını düşünmekteyim. Kolluk Kuvvetlerince alanın güvenliği sağlanması ve Anayasal Hakkın güvenle uygulanmasının sağlanması halinde bu neticelerin olmayacağını düşünmekteyim.

SON SÖZ OLARAK; Şu an yapılmaya devam eden bu protestoların kişilerin oy hakkı kadar kutsal olduğu, herhangi bir şiddet ya da terörize amaç taşımadığı aşikar. Ancak idarenin tutum ve davranışları, uyguladığı müdahale ve verdiği mağduriyet toplumsal duruş ve katılımın artmasına, tepkilerin büyümesine hatta devam eden süreçte çok daha vahim olaylara sebebiyet vermesi ihtimaline dikkat çekmek istiyorum. İdare ve Hükümet üstüne düşen görevi yapıp bu konuda anlayış ve yasal haklara duyacağı saygı ile müdahale değil, güvenli protesto hakkının sağlanması yönünde önlemler alıp, sağduyulu davranır ve soğukkanlı hareket ederse sivil hakların kimseyi mağdur etmeden devam ederek sona ereceğine inanıyorum. Herkese Saygılar…