SON TV

SOSYAL PAYLAŞIMLAR SINIFTA KALDI

Meselenin 3-5 ağaç meselesi olmadığını biz de biliyorduk. Bu bizim ilk karşılaştığımız bir olay değildi ki.

Meselenin 3-5 ağaç meselesi olmadığını biz de biliyorduk. Bu bizim ilk karşılaştığımız bir olay değildi ki. 27 mayıs 1960 olaylarından beri böyle kışkırtıcılıkların olduğunu, biliyorduk. 27 Mayıs öncesinde de gençlerin kıyma yapıldığını, öldürülüp üzerlerine asfalt döküldüğünü yazan gazete ve dergiler vardı. Metin Toker’in Akis dergisinin o günlerde çıkan nüshalarına bakın; görürsünüz bunları.

1960’ta fiskos gazetesi ve Metin Toker’in Akis dergisi yapmıştı asılsız haberlerle kışkırtmaları, şimdi haber portalleri, sosyal paylaşım siteleri ve televizyonlar yapıyor.

Halk TV, Ulusal TV ve Oda TV, kışkırtıcılık yaptı. Twitter’da ve Facebook’ta sahte fotolar ve uyduruk bilgiler yayınlandı.

Cem yılmaz adına bi facebook paylaşımı yapılıyor; bunu binlerce insan paylaşıyor. Cem Yılmaz, bu face paylaşımının kendisine ait olmadığını söylüyor.

1 Şubat 2007’de, lokantada yemek yiyen bir vatandaşı densiz bir polis tokatlıyor; kışkırtıcılar, bunu yeni olmuş bir olay gibi paylaşıyor.

Gemi motoru tamirinde güvenlik konusunun işlendiği sayfada yer alan bir fotoğraf, sanki panzerin ezdiği adam gibi paylaşılıyor.

Avrasya Maratonu’nda köprüden geçen kalabalık, sanki gösteri yapıyormuş gibi verilerek “çok kalabalığız; iktidarı düşürüyoruz” denmeye çalışılıyor.
“Eylem 48 saat sürerse, muhalefet Anayasa mahkemesine giderek iktidarın düşmesini sağlayacak” yalanı uydurularak, etlemcilere ve eyleme niyetlenen muhalefete “az kaldı; düşecekler” denerek gaz veriliyor.

Polislerin istifa ettikleri, eylemcilerin bir toma’yı ve polis telsizlerini ele geçirdikleri; İstanbul Emniyet Müdürü’nün istifa ettiği, Ak Parti İzmir binasının yakıldığı; İzmirde elleri demir sopalı 50’şer kişilik polis gruplarının eylemcilere saldırdığı haberleri yayılıyor.

İnternette bir kaç yerde var. Bazı dalgacılar, sahte tweet ve face hesabıyla, uydurma kışkırtıcı haber, foto ve video yayınlamışlar. Bir gecede on bin kadar paylaşımı yapılmış bunların. Ondan sonra da, dalgacı oyununu açıklamış.
Artiz takımı ve kelli felli gazete yazarları bile eylemleri kışkırttı sosyal paylaşımlarıyla.

Biber gazı kadar, bilgi kirliliği yaratan kışkırtma paylaşımları da sardı ortalığı. Biber gazı 1-2 saat sonra etkisini kaybeder ama kışkırtmalar sonucu bir kişi bile ölseydi, ne olacaktı?

Facebook ve twitterdaki bilgilere inansaydık, Cuma gecesi 10 kişi falan ölmüş olmalıydı ama hepsinin yalan ve kitleleri kışkırtma amaçlı olduğu hemen ispatlandı da toplum ajitasyona gelmedi.

Daha başından beri olayın farkındaydık… Amaç ağaçlar değil, iktidarı devirmekti. Kışkırtmalarla, ajitasyonlara ve provakasyonlara gelmeyen halkımız, akl-ı selimini korudu. Ajitatörlerin amacı, bir kaç ölümün olmasıydı. Ölüm olsundu ki, istismar edecekleri bir şey olsun ve bunu iktidarı devirmek için kullansınlardı. Bereket böyle bir facia yaşanmadı.

Ulusal TV’nin Cuma geceki yayınına baksaydınız, iktidar ha düştü ha düşecekti. Bu İşçi Partililer böyledir. Görüş alanınızı daraltırlar ve önünüze koydukları şeyin gerçek olduğuna sizi de inandırırlar. Cuma gecesi de onu yaptılar ama halka yutturamadılar.

Ey yalancı paylaşımcılar!…

”Tweeter, cıvıtır” lafı boşuna söylenmemiş; “muhalefet etme”yi cıvıttınız!… “Muhalefet zihniyetini “yalancı çoban” hikâyesine döndürdünüz. Bundan sonra millet hiç bir muhalif çıkışa inanmayacak.

Hani hükumet Cumartesi günü düşüyordu?… Bakın… Düşmedi…

Yağmur dindi, bulut kalktı, ortalık duruldu, sağ duyu hâkim oldu…

Kışkırtıcı yalanlarınızdan dolayı utanıyor musunuz?…