SON TV

Play-Off’a bir Brezilya’ya üç adım

Son bir aydır spor gündemi o kadar yoğundu ki bir olaydan bahsederken bir bakmışsın o haber gündemden düşmüş yenisi daha büyük sansasyonla ön plana çıkmış.

Sportif bakımdan, gündeme sürekli olarak yeni haberler geldi. Ancak, dün gecenin olayı 2014 Dünya Kupası elemelerinde Estonya ile deplasmanda oynadığımız maçtı. 2-0’lık skorla maçı kazanmasını bilen ulusal takım, Play-Off umutlarını Salı gecesi Hollanda ile yapacağımız maç öncesine kadar taşımayı başardı.

Çok değil iki ay öncesine kadar şansımız yok denecek kadar azdı. İzleyici olarak, ulusal takımdan soğumuş, oynadığı maçlara ilgi göstermez ve umutsuzlukla bakar olmuştuk. Federasyonun müdahalesiyle Fatih Terim teknik direktörlüğe getirildi. Onun gelişinin ardından, geçen ay alınan iki galibiyetle birlikte kaybedilen güven ortamı tekrar inşaa edilmiş oldu. Önceki yazılarımda da belirtmiştim Fatih Terim varsa umut vardır, şans devam eder diye. Dün gece alınan sonuçta bunu doğrulayacak nitelikteydi. Sonuçta bugünden, üç gün sonrasına umutla bakabiliyorsak bu Fatih Terim sayesindedir.

Maça gelirsek, kontrollü bir oyunla maça başlayan takım, Arda ve Caner’in gayretleriyle sol kanadı etkili kullanmaya başardılar. İlk gol de Caner’in adrese teslim yaptığı ortayla Umut’un bilinçli olarak yaptığı kafa vuruşu sonrası geldi. Gol sonrası anlamsız bir şekilde paniğe giren ve kontrolü yitiren ulusal takım neyse ki bu bölümü de kalesinde tehlike atlatmadan geçmeyi başardı. İkinci yarı ise son haftaların suskun golcüsü Burak Yılmaz’ın attığı golle başladı. Skor 2-0 olduktan sonra rahatlayan Milliler maçı da bu skorla bitirdiler.

Geceye baktığımızda Estonya’yı deplasmanda 2-0 yenmek güzel, ikincilik için yarıştığımız Macaristan’ın Hollandaya karşı farklı bir skorla yenilmesi de güzel oldu. Gecenin tek talihsiz olayı şu an çok formda olan Caner Erkin ‘in sarı kart görerek cezalı duruma düşmesi oldu.

Salı gecesi rakip Hollanda, onları anlatmaya gerek yok 2010 Dünya Kupası finalisti ve hali hazırdaki son maçında grupta ikincilik için çekiştiğimiz Macaristan’a üç değil, beş değil, tam sekiz gol atarak 8-1’lik skorla yenmeyi başardılar. Rakip gerçekten göz korkutucu ama her maç kendi içinde ayrıdır. Evet zor olacak ama bugünlere de kolay gelinmedi zaten, dönülmez denilen yerden dönüp iddiayı sürdürmekteyiz. Şimdi neden başarmayalım.

Hollanda maçı Salı gecesi, yani Kurban Bayramının birinci günü, sabah herkes dedesine, ninesine, annesine, babasına ziyaretini yapıp, bayramını kutlasın. Akşam olduğunda da maça gidebilen Şükrü Saraçoğlu’nda gidemeyende ekran karşısında ulusal takıma destek versin. Sonuçta bu takım hepimizin takımı, güzel ve heyecanlı bir yaz geçirmek istiyorsak, hep destek tam destek.

BBL Başlıyor

Avrupa Basketbol Şampiyonası Tony Parker’ın liderliğindeki Fransa’nın şampiyonluğuyla bittikten sonra sıra liglerin başlamasına geldi.

Geçtiğimiz Çarşamba günü oynanan Galatasaray Liv Hospital-Fenerbahçe Ülker Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı sonrası bu hafta da BBL başlıyor.

Her geçen sezon mücadelenin arttığı BBL’de, yeni sezon, yenilenmiş takım kadrolarıyla birlikte daha keyifli, daha güzel, basketbol dolu günler bizleri beklemekte. Klasik olarak zirveye oynayan Galatasaray, Anadolu Efes, Fenerbahçe Ülker ve Banvit’in yanına bu sene basketbola yatırımları arttıran Türk Telekom eklendi. Her sene lige renk katan Karşıyaka ve diğer takımlarla birlikte, basketbolumuzun mücadele gücü daha da artacak. Lig’de kaliteli takımlar arttıkça Euroleague ve Euro Cup’taki performanslarda yükselecek hiç kuşkusuz. Alınacak iyi sonuçlar hem yazın yaşadığımız milli hüsranı bize unutturacak, hem de yeniden oluşturulacak milli takım iskeletine çok büyük katkılar verecektir.

İlk haftanın maçı ise, hiç kuşkusuz iki şampiyonluk adayı Anadolu Efes ile Galatasaray Liv Hospital arasında. Bu seneki dileğim en azından artık bir takımımız Euroleague’de Final Four’a kalsın. Yapılan onlarca yatırım ve emekte başarı olarak takımlarımıza dönsün.