SON TV

Bazı Davalarda “İade-i Muhakeme” İhtimali

2014 yılı, gelecekte de adından çok söz ettireceğe benzemekte. Siyaset-Yargı tartışmalarının yoğun şekilde konuşulduğu bir ortamda başladık yıla. Belki son 5 seneye damgasını vuran ve “askeri vesayete karşı adalet mücadelesi” olarak adlandırılan davaların yeniden görülmesi hususu son günlerin en çok tartışılan konuları arasında. Bazı davalarda alınan kararların paralel devlet gölgesinde oluşturulduğu söyleniliyor. “Ergenekon, Balyoz” gibi davaların yeniden yargılamaya konu olabileceği ihtimalleri üzerinde çalışmalar gündemde.
Hukuki Gündem, konunun iade-i muhakeme yani yeniden yargılama safhasını ele alacak. Bir davanın yeniden ele alınabilmesi için gerekli olan şartları ve bu ihtimallerin Balyoz ve Ergenekon kararlarında oluşturabileceği ihtimalleri irdeleyecek. Kısacası yakın zaman içerisinde bizi nelerin bekleyebileceği ve nelerin yapılması gerektiği konumuzu oluşturacak.

Balyoz ve Ergenekon Davalarında Hangi Durumlarda Yeniden Yargılama Söz Konusu Olabilir?

Bu davalarda yeniden yargılamaların yapılabilmesi için bazı koşulların oluşması şart. Mahkeme kararlarının tekrar ele alınabilmesi için öncelikle o davada kullanılan delillerin ya da koşulların sakat, gerçek dışı ya da sahte olduğu yönünde somut veriler gerekmektedir. Aksi takdirde niyete dayalı açıklamalar, tahmin veyahut ihtimaller üzerinde iade-i muhakeme talebinde bulunmak mümkün değildir.

Hükümet nezdinde yapılan açıklama ve imalardan yola çıkarsak bu konuda belli somut verilere vakıf oldukları izlenimi doğmaktadır. Lakin bunların neler olduğuna ilişkin bir bilgimiz olmadığından ihtimaller üzerinde irdeleme yapmak gerek. Öncelikle bu davaların siyasi temellere dayalı ve devletin güvenliği ile ilgili konulardan kaynaklanması nedeniyle elbette ki siyasi mekanizmaların ilgilisini çekmesi normaldir. Ancak davanın içeriği hakkındaki çekinceler sadece halk vicdanı ve toplumsal kanaatler üzerinden yürütülmemelidir. Kısacası bu konunun bir linç kampanyasına ya da var olan mahkeme kararlarına rağmen toplumsal algıyı “masumluk” kanaatine sürüklemek de doğru olmayacaktır. Yargı süreçlerinin magazinselleşmesi o konu hakkında somut verilerin algılanamamasına neden olabileceğinden, Ergenekon ve Balyoz davalarının da bu çekincelerle değerlendirilmesinin gerekliliğini önemli bulmaktayım.

Sonuçta mahkemeler delillere göre değerlendirmelerde bulunan yargı mekanizmalarıdır. Verilen her kararın bir üst mahkeme olan Yargıtay’ca tekrar değerlendirildiğini de düşündüğümüzde kararların doğruluk karinesini kabul etmek gereklidir. Aksi takdirde günümüze değin tüm yargılamaların tekrar irdelenmesi ve görülmesi gerektiği algısı ortaya çıkar ki bu da ülkemiz yargılama sisteminin çöküşüne neden olabilecek büyüklükte bir tehlikeyi var eder.
Ergenekon ve Balyoz Davaları İçin Ne Yapılmalı?
Konuyu ele almak için somut veriler gereklidir. Tanıklar mı dürüst ifade vermemiştir? Deliller gerçek değil midir? Hangi deliller sahtedir? Bu konuların somut şekilde bir çalışma ile ele alınması gereklidir. En azından bu hususlarda mahkemeye yol gösterecek verilerin bir kalemde toplanması şarttır.
Hükümet belirttiği gibi belli somut verilere sahipse bu çalışma için önderlik etmeli ve mecliste oluşturacakları bir komisyon ile muhalefetin kapısını da çalmalıdır. Oluşturulacak komisyon adaletin tecellisini engelleyen koşulları ve varsa sahte delilleri belirleme çalışması yapmalı, bu çalışmanın sonucu ışığında gerekli girişimlerde bulunmalıdır.

Kanun Değişikliği Neleri Getirir?
Muhalefetin ve Barolar Birliğinin gündeminde bu davaların yeniden görülmesi için yasal düzenleme ve kanun değişikliği ihtimalleri var. Lakin ceza hukukunda suçun ve cezaların genelliği ilkesi gereği vakaya özel yasa yapmak mümkün değildir. Yapılacak yasal düzenleme toplum tarafından “genel af” olarak algılanabileceği gibi Anayasa Mahkemesine başvurulması halinde iptal edilebilecektir. Bu nedenlerle kanun değişikliği konusunun sağlıklı olmadığını düşünmekteyim.
Son Söz Olarak; Adalet hassas bir konudur. Terazinin dengede kalması devletin bekası için zaruridir. Adaletin tecelli etmediği toplumlar çözülmeye mahkûmlardır. Bu nedenlerle mahkeme kararlarını eleştirirken ya da değerlendirirken devletin hukuksal yapısında kalıcı zararların oluşmasına neden olacak söylem ve girişimlerden kaçınmak siyasi olduğu kadar mesleki gereklilik ve sorumluluktur. Herkese Saygılar…