SON TV

Murat Başoğlu: ‘Seyfi beyle karı koca gibiyiz’

İlk sinema filmi ‘Patron Mutlu Son İstiyor’un heyecanını yaşayan Murat Başoğlu, oyunculuğa ağırlık verdi.

Murat Başoğlu: ‘Seyfi beyle karı koca gibiyiz’

Oscarlı yönetmen Peggy Rajski’den teklif alan Murat Başoğlu, “Yastığa başıma koyduğumdaki hayallerden biriydi. James Bond’u izleyip, ‘Ben ondan daha mı kötü oynarım?’ dediğim olmuştur” diyor

‘Patron Mutlu Son İstiyor’ hayalinizdeki bir film miydi?
Bundan daha konforlu bir başlangıç yapamazdım kendi adıma. İlk sinema filmimde hayal ettiğim gibi bir oyuncu kadrosu ve yapım şirketiyle çalıştım. Ama oynadığım, hayalini kurduğum bir karakter değildi. Necati Bey (Akpınar), “Yılmaz (Erdoğan) seni düşünerek yazdı” dedi, ben de kabul ettim.


Hayallerinizi nasıl bir rol süslüyor?

Hayalimde başka bir adam var; ben James Bond gibi birini oynamak istiyorum. Ama yine de böyle bir ekiple çalışmak çok keyifliydi, o yüzden şanslı hissediyorum. Aynı dönemde başka bir sinema teklifi daha almıştım, o da başroldü ama ben bu filmle başlangıç yapmak istedim.

Bundan sonra oyunculuğa ağırlık vermeyi düşünüyor musunuz?
Ben Devlet Tiyatrosu’nda üç yıl sözleşmeli oyuncu olarak çalıştım. Oyunculuk, yapmayı çok istediğim ama sunuculuğumun ön planda olmasından dolayı geriye attığım bir şeydi.
Tabii ki oyuncu olarak var olmak istiyorum. Çünkü çok keyif aldığım bir iş. Projeler de var, devam edeceğim.

Netleşen bir poje var mı?
Bir Hollywood filminde oynama aşamasındayım. Şubatta Oscarlı yönetmen Peggy Rajski benimle görüşmek için İstanbul’a gelecek.

Sunuculuğunu üstlendiğim bir kısa film gecesinde dikkatini çekmiştim. Aktör olup olmadığımı sordu, beni çok beğendiğini ve filmindeki bir karaktere çok uyduğumu söyledi.

“Aşkımızı sıfırdan yaşıyoruz” Hollywood filminde oynamak birçok oyuncunun hayalidir. Siz yurt dışında bir kariyer istiyor musunuz?
Yastığa başıma koyduğumdaki hayallerden biriydi. Hollywood’daki birçok filmin içinde kendimi düşünmüşümdür. James Bond’u izleyip, “Ben ondan daha mı kötü oynarım?” dediğim olmuştur. Ama bunların hep şans işi olduğuna inanıyorum. Allah benim de şansımı bol etsin. Tek amacım, iyi işler yapmak. İyi işlerin içinde olmak istiyorum.

Filmde, canlı yayında Eylül’e evlenme teklif ediyorsunuz. Gerçek hayatta nasıl bir evlilik teklifi yapmıştınız?
Ben Hande’ye atraksiyonlu bir evlenme teklifi yapmadım. Ama düğünümüz muhteşemdi. Ben daha iyi bir düğün görmedim, göreceğimi de zannetmiyorum.
Biz Santorini Adası’nda, gün batımında evlendik. Hâlâ gözümü kapattığımda, Hande’nin o hali gözümün önünde durur.

Evleri ayırıp, kısa bir ayrılık yaşadınız. Evliliğiniz nasıl bir süreçten geçti?
Evlilik çok zor bir iş. 12 yıldır evliyiz. Zaman geçince ilişkilerde bir şeyler çok bildik, tanıdık oluyor. O zaman gerçek duyguların, gerçek hislerin farkındalığını kaybediyorsunuz. Ama araya ne zaman bir ayrılık ya da kaybetme korkusu giriyor, o zaman gerçek duygularınızı tekrar görüyorsunuz. Bizimkisi de bir yenilenme süreciydi. Kaybettiğimiz hisleri, duyguları tekrar bulduk.

Aşkı nasıl yaşarsınız?
Biz aşkımızı sıfırdan yaşıyoruz. Eşimi mutlu etmek için, onu şaşırtmak için bir şeyler yapmayı çok seviyorum. Bunlar evliliği diri tutuyor bence.

Bir çocuk daha istiyor musunuz?
Ben çok istiyorum. Ama “Bu sene mi, seneye mi” derken oğlan istememeye başladı. Belki yaparız. Hâlâ verimli bir erkeğim (gülüyor).

“Bu kaslarda Hande’nin de hakkı var” Fiziğinizle de konuşuluyorsunuz. ‘Bay vücut’ olmak için çok çalıştınız mı?
Ben bunca şeyi ‘bay vücut’ olmak için yapmadım. Spor hayatımın bir parçası haline geldi. Dört yıldır çalışıyorum. Altı aylık periyotlarla vücudumu şekillendirebiliyorum artık.

45 yaşında bu işi yapmak çok zor. Bir emek var, zaman ayırıyorsunuz, hatta o çalışma dönemlerinde şekeriniz, tansiyonunuz düşüyor, biraz gergin oluyorsunuz. Evde de idare edebilecek birinin olması gerekiyor. Hande’nin de o kaslarda çok hakkı vardır.

45 yaşında, bu vücuda sahip olmak ekstra bir özgüven veriyordur herhalde.
Veriyor tabii. Kaslı vücudum çok konuşuldu ve bunun üzerine birçok insanı spora başlattım.

Mesela?
Ozan (Doğulu) mesela. Verdiğim programa işlerinin yoğunluğundan dolayı çok uyamadı ama yüzde 60’ı da efsane oldu. Ben aslında onlara yaşam koçluğu yapıyorum. Hocaya da talimatları ben veriyorum. Vücuduna bakıyoruz, “Böyle yapalım, bundan sonra böyle devam edelim” diyoruz.
Kenan’ı da (Doğulu) başlattık, şu an vücut yapmakla meşgul, onu da seneye göreceğiz. Bu sayılar bir-iki değil. Hiç tanımadığım insanlar da bana ulaşıp “Nasıl yaptın?” diyorlar.

Deneyimlerinizi profesyonel olarak paylaşmayı düşünür müsünüz?
Şimdi teknik duruma geldik. DVD ve kitap hazırlıyorum. Benim çalışmam, benim diyetim, yaptığım her şeyi yazacağım.
Bir beslenme programı var. Haftanın dört hatta beş günü çalışmaları lazım. Ama benim kadar olamazlar, izin vermem. Formül bende, birazını gizli tutuyorum (gülüyor).

SEYFİ DURSUNOĞLU’YLA KARI-KOCA GİBİYİZ

Televizyon projeniz var mı?
Seyfi Bey’le (Dursunoğlu) bir proje hazırlıyoruz. Talk show tadında bir program yapacağız. Yoğunluğum biter bitmez o projeye başlayacağım.

Seyfi Bey’le iyi anlaşıyor musunuz?
Onunla ilişkim, Hande’yle olan ilişkim gibi, karı-koca ilişkisi yani. Küsüyoruz, kavga ediyoruz, barışıyoruz, birlikte çok eğleniyoruz. Seyfi Bey, çok özel bir insan. Onu tanımış ve birlikte iş yapmış olmaktan çok keyif aldım.

ETRAFIMDA AŞK KONUŞAN KALMADI

Filmdeki gibi aşık olduğunda insan hep ondan bahsetmek istiyor, değil mi?
Ee, tabii. Çünkü aşk öyle bir şey ki, sürekli ondan bahsetme isteği duyuyorsunuz. Etrafımda çok aşk konuşan insan kalmadı. Ancak hepsi neredeyse
10-15 yıllık evli. Kenan’ı (Doğulu) dinliyoruz arada. Ama ben dinlemeyi severim. Ben de çok insanı sıkmışımdır zamanında.