SON TV

Diyemiyom Diyemiyom

Geçtiğimiz günlerde güzel bir sürpriz ile Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencileri bizleri yani TANTUR A.Ş.’yi ziyaret etti. Bir grup öğrenci sektör dinamikleri hakkında bilgi alırken, iş akışlarını yerinde inceleme fırsatı buldu. Bu noktada hizmet verdiğim kuruma ve idarecilerine tekrar çok teşekkür ederim, hepsi ayrı ayrı tüm öğrenci arkadaşlarla ilgilenerek mümkün olduğunca aydınlatıcı bilgiler verdi, yollarını aydınlattı. Bu bilgilendirici teknik gezilerle öğrencilerine yeni ufuklar açan değerli öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Özlem Güzel‘e de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Kendisi eski bir rehber ve şimdinin akademisyeni. Muhtemelen eski iş hayatında sektör eksikliklerini görerek ve bunun çözümünün ancak gelecek kuşaklara ışık tutarak aşılabileceğini anlayarak akademisyenliğe geçiş yaptı.

Bu ziyaret sonrası bir durum değerlendirmesi yaptığımızda, halen bazı aksaklıklarımızın giderilmesi gerektiği ortada. ‘Zorunluluk’ ya da ‘baskı’ kavramlarını kullanmak yanlış olur ama öncelikle yabancı dil konusu öğrencilere sevecen bir şekilde anlatılmalı. Sektör olarak bizlere misafir getiren operatörlerin neredeyse tamamı yabancı; dolayısı ile ‘rehber’ gibi misafirlerle birebir iletişimde olan personelin haricindeki diğer idari çalışanlar da dil konusuna hakim olmalı. Bu yalnızca her noktada sizi kurtarabilecek ingilizce ile de yeterli değil. İkinci ve hatta çalıştığı departmana göre üçüncü bir dile hakim olmalı turizm çalışanı. Sevecenlikle anlatılmalı diyorum zira bu durumu öğrencilere aktarırken bakışlarındaki o hafif ürkekliği gördüm.
İkinci konu ise kurumlarımızda ki eğitim dönemlerinin turizmdeki sezon yoğunlukları ile çakışması. Okullardaki zorunlu stajların yeterli olmadığı açık ve bu açığı kapatabilmek, öğrenci arkadaşların sektör ile daha yoğun iletişimde olmalarını sağlamak için sektör hassasiyetlerini dikkate alarak ihtiyaçlara göre eğitim dönemlerinde kaydırmalar yapılabilir ya da bu dönemlerini işletmelerde geçirebilmeleri için düzenlemeler yapılabilir.

ARZ ve TALEP
TUI Travel seyahat endüstrisinin uzun vadede desteklenmesi için tüm siyasi partilere çağrıda bulundu ve 5 konuda İngiliz Hükümetini göreve davet etti.
Bu 5 konu arasında rekabet, alt yapı, sürdürülebilirlik, güvenli sınırlar ve sistemli büyüme yer aldı.
TUI, turizmin İngiltere’nin 5. büyük sektörü olup 127 milyar Pound olan ülke bütçesinin yüzde 9’unu oluşturduğunu ve 3.2 milyon kişiye istihdam sağladığını vurguladı.
TUI Travel Direktörü Mike Bowers, “Sektörün öncü firmalarından biri olarak turizmin geleceğini olumlu yönde şekillendirmemiz son derece önemli. İngiltere havacılıkta ve havalimanları kapasitesinde sürdürülebilirlik anlamında geri kaldı. Bizim amacımız oyunu kurallarına göre oynayıp tatilcilere güzel deneyimler yaşatmak. Devletten seyahat paketi yönergesini basitleştirmek ve güvenli seyahat imkanlarının yaratılmasını talep ediyoruz” dedi.

Kısa süre önce turizm ya da ekonomi medyasında görebileceğiniz küçük bir haberden alıntıdır bu satırlar. Bu haberin hala çok önemsenmediğinin de farkındayım. Düşünün… Ülkemizde herhangi bir kurum ciddi ve net bir sesle diyor ki ‘Eğer benim ayakta kalmamı istiyorsan ve bu sektörün daha uzun yıllar sana para kazandırmasını istiyorsan benim hassasiyetlerime dikkat etmelisin’. Ben sektörün buna yakın bir söylemde bulunabileceğini düşünemiyorum. Sanırım bizim seslerimiz ya çok cılız ya çok sesli ya da çok sesli ama senfonik değil.
Kısaca ‘ortak akıl’ kavramı ile net bir ses ya da ruha işleyen bir ezgi ortaya koymaktan uzak. Tarihde birlikte savaşarak destanlar yazdık ama iş finansal konulara gelince birlikte çalışmayı halen yanlış anladığımız açık. Eğer ismi geçen kurum tarihi incelenirse kollektif çalışma ile nerelere gelinebileceği konusunda önemli veriler elde edilebilir.

YANDIK BİTTİK

2014 yılında Türkiye ’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı artmaya devam etti. Yılın 10 aylık döneminde % 6 dolayında artış kaydeden Türkiye toplamda 33 milyon yabancı ziyaretçi sayısına yaklaştı. Eğilimin sürmesi haline Türkiye, 2014 yılını 36-37 milyon aralığında ziyaretçi ile tamamlayacaktır.

Diğer yandan Türkiye’nin yabancı ziyaretçilerden elde ettiği turizm geliri de % 11 dolayında artarak 21,6 milyar Dolar’a ulaştı. Kişibaşı gelir de + 4 dolayında yükselişle 785 Dolar seviyesine yaklaştı.

Bu alıntı ise Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB)‘un bir rapor derlemesinden alıntı. Öyle ki ortak ses konusunda yanlışlarımız olduğunu söylerken bu pozitif sayısal değerlere ulaşmak ayrı bir ironi. Bu durumda bu değerlere ulaşabilen sektörü, ortak bilince gerçekten ulaştığında hayal etmek zor olmasa gerek. Ayrıca sürekli artan bu değerlerle paralel, sektördeki köklü ama cılız ‘Yandık, bittik’ söylemlerini dinlesem de itibar etmek istemiyorum.

ELEŞTİRİ
Çiftçi, tek öküzü ile tarlasını sürerken bir süre sonra yorulan hayvancağız sekmeye ve huysuzluk çıkarmaya başlar. Sinirlenen çiftçi; ‘Yürü be hayvan’ diye kendince sinirlenip haykırırken yoldan geçen bir işgüzar vatandaş bunu duyarak kadıya şikayet de bulunur: ‘Bu çiftçi öküze hayvan dedi’ diyerek. Kadı da çiftçinin sahip olduğu öküze ‘hayvan’ demesini yasaklar. Gel zaman git zaman aynı çiftçi aynı tarlayı aynı öküzle sürerken yorulan hayvan yine huysuzluk yapar. İç çeken çiftçi, mahcup ve ağlamaklı cılız bir sesle öküzün kulağına fısıldar; “Melür melür bakışın, şıkır şıkır yürüyüşün aynı ama diyemiyom diyemiyom…”
Hatırımda kalan bir dede hikayesidir ve uygun aletle uygun iş yapabilmeyi, ortak çalışabilmeyi ya da uygun dilin uygun yerde kullanımını anlatmak istediğimde zihnimde anında canlanır.
Belli ki bizim çiftçinin tarlası zorlu ve elindeki imkanlar kısıtlı, hatta dili de biraz kaba ama iyi niyetli. Aslında tek eksiği, ufku biraz dar. Birinin kulağına fısıldaması gerekiyor, ‘Hâlbuki komşu tarlanın sahibi de tek öküzü olmasından şikayetçi’.
Sevgi gibi bilgi de paylaştıkca çoğalan nadir şeylerden. Tüm yönetimler, akademisyenler ve sektörün her kesiminden yapıcı bilgi paylaşımları ile çok daha iyi yerlere geleceğimiz açık.
Çözüm basit; ‘bölünerek değil, paylaşarak çoğalmak’.

0/5 (0 Reviews)