SON TV

Deneyim tasarımı

Deneyim tasarımı kavramı, ülkemizde henüz çok yerleşmiş bir kavram değil. Kullanıcı deneyimleri; aslında bize pek çok alanda, özellikle de web tasarımında veri sunan, yol gösteren, şahane deneyimlerdir.
İnternet, hayatımızın her alanında yer alıyor. Gün içinde onlarca web sitesine bakıyoruz. Bankamızın sitesine giriyor, almak istediğimiz ürünleri arıyor, ürün yorumları okuyor, biletler satın alıyor, yemek tariflerine bakıyor, trafiği ve hava durumunu kontrol ediyor, haber okuyor ve daha birçok farklı amaçla interneti kullanıyoruz.

Her kullanıcı web sitesini farklı amaçlarla ziyaret eder. Kimisi şirketiniz hakkında bilgi almak için, kimisi ürün satın almak için, kimisi müşteri hizmetine ulaşmak için, kimisi de firmanıza başvuru yapmak için gelir. Bu kullanıcılardan bazıları sitenizi ilk defa ziyaret ediyor, bazısı ise daha önce ziyaret etmiştir. Farklı kullanıcıların sitenizi izleme şekli de birbirinden farklı olacaktır.
Kullanıcı deneyimi tasarımı; tasarımın her aşamasına hedef kitlenizi dahil ederek, tasarımı içgüdülerinize göre değil, kullanıcı verilerine göre oluşturmaktır.

HİZMET SEKTÖRÜ DENEYİM TASARIMI
Son zamanlarda üzerinde durduğum başka bir konu bu, ‘Kullanıcı Deneyimi Tasarımı’. Ülkemizde çok bilinmeyen bu kullanıcı deneyimi tasarımını turizm sektörüne uyarlayabilir miyiz? Elbette sektör dinamikleri yıllardır bu konuda tecrübelerini paylaşarak organik bir bilgi ağı oluşturdu. Hatta ‘Turizm’ en dinamik, hareketli ve en akışkan sektörlerden biridir. Bu yüzden belirli kalıplara göre ya da prosedürlere göre hareket edilemeyebilir, kalıcı keskin kurallara sahip olmayabilir. Haklısınız, bu durumu da kabul ediyorum. Lakin ortada gelecek kuşaklara aktarılacak kalıcı bir veri ağımız var mı? Herkesin başvurabileceği bir bilgi bankası var mı? Bu konuda şüpheliyim. Bu yüzden sektörün tüm dinamikleri ve turizm fakültelerinin daha yakın ve daha içiçe bir yapıda olması gerekir.

Müşteri beklentilerinin sürekli değiştiği ya da yönlendirilmesi gerektiği günümüzde yalnızca bol renkli görselliğe, belki de uygun dile, çok çok daha fazla misafiri hedefleyen bir pazarlama anlayışına sahip olmak çok da verimli değil.

KRİZLERE RAĞMEN BÜYÜMEK
Misafir değerli, pazar payında yer edinebilmek ise çok zorlu. Bir önerme sizi çekmiyorsa, söylemleri sizi tatmin etmiyorsa ya da can alıcı görsellikten uzaksa; algılarımız anında kapanıyor. Kapanan algılar sonrası beklentilerimizi tam karşılamasa da bizi kendine çekebilecek ilk tetiklemede tuzağa düşüp yönelimde bulunuyoruz.

Bu nedenle algı yönetimlerinin yanı sıra deneyim tasarımlarında da bulunarak daha hızlı yol alabiliriz. ‘Krizlere rağmen büyümek’ diyebilmek için tüm algıları tam anlamıyla tatmin eden saha çalışmalarına ağırlık vermeliyiz.
Hissedilen hatırlanır.

0/5 (0 Reviews)