SON TV

Cehennem Melekleri 4 geliyor!

Cehennem Melekleri 4'ün geldiği müjdesini Habertürk'ten Arzu Çevikalp verdi.

Cehennem Melekleri 4 geliyor!

“Expendables” serisi tam gaz devam devam ediyor. Serinin üçüncüsünü de tükettik sırada dördüncüsü var. Dördüncüsü geliyor mu? Tabi ki neden olmasın…

Edinilen bilgilere göre; daha proje aşamasında olan “Expendables 4” tıpkı “Testere” gibi aldı başını gidiyor. Takıntılı bir oyuncu olan Slyvester Stallone artık kendi projeleri ile Hollywood’da yer almak istiyor. Kendini projelere kaptıran Stallone, yılların birikimini bu şekilde ortaya koyuyor. Stallone’yi beyazperdede görmek yerinde bir karar, ama seri için aynısını söylemek pek mümkün değil. Serinin çok sevildiğini de inkâr etmiyoruz. Aslında seriyi belli bir kategoriye yerleştirmemek lazım, eğer çok büyük beklentiler içerisinde izlersek zevk alamayabiliriz, baştan nasıl bir film olduğunu bilerek seyredersek sorun yaşamayız.

Dövüş ve aksiyon ustası Slyvester Stallone’nin senaristliğini üstlendiği Expendables serisinin üçüncüsü raflarda yerini aldı. Çerezlik ya da eğlencelik film kategorisine dâhil edebileceğimiz “Expendables 3” neredeyse serinin en zayıf halkası… Seri haline dönüşen filmin bu şekilde düşüş göstermesi pek de şaşılacak bir durum değil, çünkü zamanla hikâye özünü yitirmeye başlıyor, bu da seyirlik zevkimize gölge düşürüyor. Bana eğlencelik bir film olsun, gerisi boş diyorsanız, doğru yerdesiniz. Sorunları, mantıksızlıkları, saçmalıkları ya da olmaması gereken bazı sahneleri görmezden gelip seyrettiğiniz takdirde, film amacına ulaşıyor. Kafanızı boşaltıp filmin sizi götürdüğü yere gidebilirsiniz.

Şimdi geçmişe doğru uzanıp, serinin hikâyesi nasıl başlamış, biraz da ondan bahsedelim: Güney Amerika’nın faşist diktatörünü ortadan kaldırıp, kurduğu rejimi sona erdirmek için paralı askerlerden oluşan küçük bir ordu kurulur, ordunun adı da “Cehennem Melekleri”dir, melekler diktatörü doğduğuna pişman etmek adına ellerinden geleni ardına koymazlar. Oldukça öfkeli olan Cehennem Melekleri iyilerdir, ama çözemedikleri çok önemli bir sorunları vardır, o da yapılan kötülükleri kabul etmeyip, işi aksiyona döküyor oluşlarıdır.

SERİNİN İLK VE İKİNCİ FİLMİ…

İlk filme göre konuşacak olduğumuzda; ABD’nin en büyük hedefi; iç işlerine müdahale ederek zalim diktatörleri güçlüce devirmek adına işbirliği yaptığı Cehennem Melekleridir. Varsa yoksa onlar! Misyonları sebebiyle ülkeye dalan paralı askerler için, durum hiç de beklenildiği gibi gelişmez. Kendilerini bambaşka bir âlemin içinde bulan melekler, olayların kontrolden çıkmasıyla artık neyin yanlış, neyin doğru olduğunu şaşırmışlardır.

İkinci film ise şöyle gelişir: Serinin olmazsa olmaz karakterlerinden biri olan Mr Church liderliğinde yeniden bir araya gelen Cehennem Melekleri, bu kez kişisel meseleler için çarpışırlar. Ne yazık ki en sonunda basit bir hesaplaşma büyük bir intikama dönüşür.

Serinin birinci ve ikinci filmi hakkında basit bir hatırlatma/aydınlatma yaptıktan sonra gelelim serinin üçüncü filmini analiz etmeye… 2.35: 1 formatla çekilen film; ünlü oyuncuları hikâyeye yaftalayarak, seriyi ayakta tutmak adına bayağı yol kat ediyor. Yer yer “Hızlı ve Öfkeli” serisi ile akrabalık bağı kuran “Expendables 3”, karakterlerin öfkelerini dışarı kusmasına olanak sağlıyor, diğer taraftan da onların duygusal taraflarını perdeye yansıtıyor. Film, Cehennem Melekleri’ni dağıtmak için yapılan kirli oyunları ve onlara yapılan kalleşlikleri sergiliyor. Buradaki gaye şu: Cehennem Melekleri’ni ortadan kaldırıp, sorunu kökten çözmek… Birbirlerine kene misali yapışan ve ölene dek birbirlerinden ayrılmayacaklarına ant içen meleklerin, bazı zamanlar zaaflarına yenik düşmeleri filmi hareketlendirmek için birebir! ‘Birlikten kuvvet doğar’ ilkesini derin bir oluktan hikâyeye akıtan yönetmen, melekleri ayakta tutmak için çabalıyor, ancak meleklerin kurucusu (Barney Ross) maalesef oyunbozanlık yapıyor. Ta ki hatasını anlayana değin…

 

ÖNCE BİRLEŞELİM SONRA DAĞILIRIZ

Önce dağılmaya yüz tutan meleklerin sorunlarını aktaran yönetmen, sonra onların meselelerini gündeme alarak, dağılmalarının o kadar da kolay olmadığını ifade ediyor. Bunu yapboz olarak görebiliriz. Neden? Çünkü ekip dağılıp yeniden bir araya geliyor. Tabi şu da var, seriye ivme kazandıran Mr Stonebanks karakteri yine gizemli bir şekilde ortaya çıkıyor. Kendisini görmeden olmaz! Filmdeki en büyük ters/uç köşe ise şu: Meleklerin kurucusu Barney Ross’un yukarda da belirttiğimiz üzere melekleri, aniden yarı yolda bırakıp kaçmak istemesi… Tabi bunu arkadaşlarını korumak adına yapıyor, ama nereye kadar kaçabilir ki? Önünde sonunda bela onu bulacak, kaçmasının hiç âlemi yok. İkinci filme göre doğal bir ilerleme içinde olmayan film, kapalı kutunun içinde yer alan iyi ve kötü olayların/yaşanılanların dışarı dökülmesine vesile oluyor.

Daha fazla aksiyonla gösteri yapan film, satır aralarına yerleştirdiği dramatik sahnelerle de seyirciyi merakta bırakmaya çalışıyor, ama çok büyük bir sorun var, o da tekleyen sahnelerdeki durağan anlar… Bazen karakterler sessiz kalıyorlar, sanki ne söyleyeceklerini unutmuşlar gibi, bir suflör olsa da repliklerini onlara hatırlatsa diye sitem ediyoruz. Film burada bir iki dakika kopuyor. Bu anlatısal kopuşta, tıpkı topun outa atılması gibi, bizi top misali hikâyenin dışına fırlatan yönetmen, hikâye ile mükemmel bir ilişki kurmamızı istemiyor ya da, bazı sahnelerde ne yapacağını bilemediği için sıkışıp kalıyor. Buna mukabil, yönetmenin bir şekilde filmi toparlamaya çalışması ile filme kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

 

SERT AKSİYON VAR

Bu kadar sıkıntıya rağmen sert aksiyon olarak sınıflandırabileceğimiz filme yön veren bazı espriler eşliğinde tebessüm ediyor oluşumuzu da bir kenara bırakmamamız lazım. Eski aksiyon filmlerinden kalma bir esinti yaratmaya çalışan yönetmenin, bize her şeyi uzun uzadıya göstermesi montajlanmamış bir film hissi yaratıyor, fakat çok da göze batmıyor. Takıntılı karakterlerle sarıp sarmalanan filmin, yaşlanmış emekli ajanlara ve dövüş ustalarına gönderme yapması, yönetmenin en doğru kararlarından bize kalırsa… Tıpkı video oyunlarındaki gibi tekniklerle örtüşen hikâye, Slyvester Stallone’nin kurduğu basit hikâyeyle kendince bir seyirlik yaratıyor. Peki, Stallonene neden böyle bir film yazmış? Eski filmlere selam gönderme planı içerisinde olan Stallone, patlayan silahlar, kişisel kavgalar, kafa göz yarmalar ve çelik kurşunlar eşliğinde, dinamik sekanslar oluşturarak kafasındaki fikirleri kâğıt üzerine döküyor. Ama şunu söylemeden de geçmek istemiyoruz: Keşke Stallone profesyonel bir yönetmenle çalışsaydı, o zaman durum daha farklı olabilirdi.

KİLİT NOKTALAR

Bazı kilit noktalara gelince: Sevilen İspanyol oyuncu Antonio Banderas’ın yolunun melekler ile kesişmesine imkân tanıyan film, Banderas’ın canlandırdığı Galga karakterini ustalıkla hikâyeye yaftalıyor. Sözün özü; Balga karakteri delidolu, uçuk, geveze, ukala, çatlak ama bir o kadar da iyi kalpli… Seyirciyi oynadığı karaktere sıkıca bağlayan Banderas, o kadar çok güldürüyor ki, hatta seyirci gülmenin de ötesine geçip kahkaha atıyor resmen, tabi Banderas’ın hikâyeye geç giriyor oluşunu hesaba katmazsak… Banderas’ın hiperaktifliği, mimikleri ve hiç durmadan dans edişi, gözümüzün önünden gitmiyor. Hikâyenin en önemli rengi olduğunun da altını ispirtolu kalemle çizmek gerek. Ama hemen hemen, her filminde olduğu gibi İspanyol oluşu vurgulanıyor, vurgulanmasa daha şık olabilirdi. Kör göze parmak misali olmasına, hiç mi hiç gerek yoktu. Filme Banderas kadar katkıda bulunan diğer isimler ise; Mel Gibson ve Harrison Ford. Harrison Ford’un yaşlandığını görmek bizi her ne kadar üzdüyse de, onu böyle bir aksiyon filminde görmemiz bir o kadar sevindirdi.  Kulağımıza çalınan bir bilgiye göre Mel Gibson ve Harrison Ford Slyvester Stallone’ye destek sağlamak için senaryoya müdahil olmuşlar. Çok düşünceliler!

 

Netice olarak; “Expendables 3” belli bir kalıba girmeden, formüllerden uzak durarak, seyirciyi eğlendirmeyi ve sıkmamayı hedefleyen bir Stallone filmi… Vurdulu kırdılı filmlerdeki şovunu “Expandebles 3” ile gösteremeyen Stallone ‘ben artık o filmlere ara verdim kendimi artık bu seri ile göstereceğim’ diyerek şaka yollu takılıyor sanki… Proje aşamasında olan “Expandebles 4” bakalım bu filmden daha iyi olacak mı?

KAYNAK: HABERTÜRK – Arzu Çevikalp