SON TV

Somali’de taraf olmak

2011 yılının Ekim ayında Somali'nin başkenti Mogadişu'da kamu binalarına intihar saldırısı düzenleyen El Şebab, Türkiye'nin verdiği eğitim burslarının sonuçlarını bekleyen 70 öğrencinin ölümüne neden olmuştu. 



6 ay sonra Kızılay konvoyuna yapılan saldırıda ise 5 Somali yardım görevlisi ölmüş ve 4 Türk de yaralanmıştı.



Türkiye'ye yönelik bu saldırıların neden yapıldığını anlamak için öncelikle Somali'yi tanımalıyız.



1991 yılından beri iç savaş yaşayan Somali halkı, 2006 yılında biraz olsun toparlanmaya çalıştı. 



İslam mahkemeleri adı altında oluşturulan istikrarlı yapı, 2008 yılı sonlarında dağılırken, İslam mahkemeleri varlığını yitirdi ve Şeyh Şerif Ahmet başkanlığında geçici bir hükümet kuruldu.



BM, Amerika ve Afrika Birliği ile girdiği siyasi ilişkiler nedeniyle Şebab ve bazı muhalifler tarafından Şerif Ahmet şiddetle eleştirildi ve görüldüğü yerde infazına karar verildi. 



Şerif Ahmet de Şebab'ın bu çıkışının altında kalmayıp önceleri kardeşleri saydıkları bu grubu düşman ilan etti. 



Bugün 1991 yılından 2011 yılına kadar geçen sürede hatıralarda kalan tek şey, Somali'nin hala yoksulluk, siyasi, ekonomik istikrarsızlığı ve güvensizlik ortamından kurtulamamış olmasıdır.



Somali'nin en büyük problemi geçici hükümet TFG ve Şebab arasındaki siyasi çekişme ve çatışmanın devam etmesidir.



Bu durum insanların yoksulluk ve kuraklık içinde hayatta kalma mücadelesini daha da zora sokmaktadır.



Geçici hükümet sadece Afrika Birliği askerlerinden yararlanarak, başkent Mogadişu'yu elinde tutuyor. Buna rağmen başkentin güvenliği nerdeyse yok gibi… 



Başkentin havalimanının kontrolünü Afrika Birliği sağlıyor. 



Gerek Türkiye gerekse İslam dünyasının sivil toplum kuruluşları, Somali'nin en büyük sorunu olan istikrar ve siyasi barışın sağlanması için özel bir çalışma yürütmelidir.



Kenya ve Afrika Birliği askeri güçlerinin Somali'ye düzenledikleri operasyonlar asla çözüm değil hatta sorunu daha da karmaşık bir hale getirecektir.İnsani yardımların sadece kamplarda dağıtılması çare değildir. Somali genelinde tarım, hayvancılık, su kuyuları meslek edinme ve eğitim projelerinin gerçekleşmesi kısa vadede mümkün görülmüyor.



Yardım projelerinin uygulanabilmesi hükümet ve muhalif güçlerin masaya oturtulması ile mümkün olacaktır. Bunun için öncelikli olarak bölge halkı üzerinde etkili olabilecek olan Sudan, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin; ülkenin siyasi istikrarının sağlanmasına yönelik bir çalışma yapması gerekiyor.



Somali'de açlık ve güvenlik sorunu ciddi boyutlarda ilerlemeye devam ederken, bölge halkı üzerinde Kenya ve Etiyopya üzerinden bugüne kadar yapılan askeri operasyonlar ile Amerika'nın; kardeş kavgasını tetiklemekten başka hiçbir işe yaramayacağını kabul etmek gerekir.



Somali'nin istikrarı mevcut geçici hükümetin muhalifler ile masaya oturtulmasından geçecektir.



Barack Obama yönetimi, ABD’nin 1991 yılında terk etmek zorunda kaldıkları Somali ile ilk kez 2. Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’u Washington’da ağırlayarak, irtibat kurması Somali’de kardeş kavgasının derinleşmesine vesile olmuştur.



Somali’nin açlık yoksulluk ve güvenlik sorunu kroniktir. İngilizler ve Batılıların Somali’ye yaklaşımı Afganistan’daki gibi tarafgirlik üzerine idi. 



Kabil kırsal savaşı ile Mogadişu kırsal savaşı uzun yıllar çözümsüzlük boyutunda sürüp giderken, yeni bir tartışmanın ve gereksiz bir kavganın içine bulaşmış olmayalım.



Not: Bu makale 2011 yılında kaleme alınmıştır. Somali’nin sadece bir bölgesinde var olmak bizi çözümün değil sorunun bir parçası haline getirmesin.Somali de bu gün Mogadişu hükümeti ile şebab ın hakim olduğu ikiye bölünmüş bir fiilin durumun nereye varacağını kestirmek için sadece Afganistan gerçeğini unutmamak gerekiyor.