SON TV

Büyük Şeytan’ın şer ekseni ile müzakere anlaşması

İran ile Almanya ve BMGK 5 Daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in oluşturduğu P5+1 grubu arasında 12 yıldır yürütülen müzakereler anlaşmayla sonuçlandı.

ABD Kongresi, 60 gün içinde anlaşmayı gözden geçirerek onaylayacak ve kongrenin İran’a getirdiği yaptırımlar aşamalı olarak anlaşmaya uygun şekilde kaldırılmaya yönelik eyleme geçecek.

Anlaşma dünya medyasında geniş yer bulurken Obama ve Ruhani’nin en büyük diplomasi zaferi olarak da yorumlandı.

Zira İran halkı 40 yıldır ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak tanımlarken, ABD ise İran’ı “Şer Ekseni” olarak görüyordu.

ABD’de Cumhuriyetçi ve bazı Demokrat kongre üyeleri, İran’ın nükleer programı üzerine varılan tarihi anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor.

Obama kongre üyelerinin şüphelerini giderecek açıklamalar yapmayı ihmal etmedi.

Obama; “Ciddi yaptırımlar uyguladık ve sonucunu aldık. Anlaşma olmazsa İran faaliyetlerini artırıp, bombaya erişebilirdi. Bu anlaşma bizim belirlediğimiz tüm çizgileri karşılamaktadır. Bu anlaşmanın uygulanmasını görmemiz açısından artık şeffaf bir yönetim gerekiyor. İran için nükleer silaha giden tüm yollar kapanacak. Anlaşmanın ihlalinin çok ciddi sonuçları olacak” dedi.

Obama, “Şimdiki süreçte ABD Kongresi, nükleer anlaşmayı gözden geçirecek” deyip Kongre’nin anlaşmayı veto edeceği iddialarına da atıf yaparak, “Anlaşmanın ABD Kongresi’nde bloke edilmesine izin vermeyeceğim. Bu anlaşmadan vazgeçmek sorumsuzluk olur. Kongre’de reddedilirse bu kararı veto edeceğim” diye konuştu.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise, nükleer müzakerelerde anlaşmaya varılmasıyla dünya ile ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını, silah ambargosu dahil tüm yaptırımların kalkacağını söyledi. Ruhani, “Anlaşma yürürlüğe girdiği gün silah ve füzeler dahil bütün yaptırımlar kaldırılacak. Bankacılık ve mali yaptırımlar, sigorta ve taşımacılıkla ilgili yaptırımlar, petrokimya ve değerli madenlerle ilgili yaptırımlar ve ekonomik yaptırımların tümü askıya alınmayacak, tamamen kaldırılacak” diye konuştu. 

Ruhani ayrıca İran’ın atom bombası yapmak istemediğini de özellikle ifade etti. İran, 2003 yılının Haziran ayında İngiltere, Fransa ve Almanya ile nükleer müzakerelere başlamıştı.

Son tur müzakereler ise 2013 yılı Ağustos ayında Hasan Ruhani’nin İran Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından başladı. Nükleer anlaşma aynı zamanda Ruhani’nin seçim vaadiydi.

Büyük Şeytan’ın, Şer Ekseni ile anlaşması karşılıklı çıkar ilişkileri üzerinden yürüdüğü tartışılmaktadır ve daha uzun yıllar bu konu tartışılacaktır.

Batı’nın ekonomik yaptırımlarla köşeye sıkıştırdığı İran’ın, bu anlaşmayla çok büyük bir nefes aldığı doğrudur.

İran sokakları muhafazakar, reformcu liberallere varıncaya sabahlara kadar sevinç gösterileriyle çalkalandı.

Batı’nın İran’dan beklentileri özellikle Ortadoğu’da Arap devrimleri süreciyle ortaya çıkan kaotik süreçte ortak çıkarların örtüşmesiyle yeni iş birlikler geliştirmektir.

ABD’nin IŞİD’le mücadele sürecinde Irak ve Suriye’deki başarısızlığı İran’la örtülü birlikteliğin daha geniş bir perspektifte ele alınması fikri bütün Ortadoğu ve Afrika’daki cihadist hareketlerle mücadele kapsamında yeni bir sürece işaret edebilir.

Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’nin; “Çok önemli bir anlaşma imzalandı, dünya ilerleme kaydetti. İran şimdi bize Suriye meselesinin sona ermesi için yardım etmeye hazır olduğunu göstermeli” sözünü bir kenara not edelim.

ABD ve Batı nın,

Suud ve Körfez krallıkları ile 50 yıldır sürdürdüğü siyasi ilişkileri artık yeni bir değişime kaymaktadır. 

Ortadoğu’da Şii ve Sünni ekseninde Batı yeni bir ortaklık tercihine doğru gidiyor. Bu İran ile Batı’nın yeni işbirliği denemesi olabilir.

Bu anlaşma ile İran artık atom bombasına sahip olamayacaktır, Batı’nın yıllardır korkusu bu idi.

Karşılığında dünyadan ekonomik ve siyasi olarak soyutlanmış ağır sıkıntılar yaşayan İran’ın önü açılmış ve yeniden dünyaya entegre olma şansı sağlanmaktadır.

Ruhani, bu durumu; “kazanan da kaybeden de yok” diye izah ediyor.

İran’ın ruhani lideri Hamaney ise bu anlaşmaya ve üye ülkelere çok dikkat edin diyerek ihtiyatı elden bırakmayın mesajını verdi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ılımlı reformist kişiliği ile hem İran halkı hem de Batı’nın sempatisini kazanmış bir lider olarak yeni İran siyasetinin önemli karizmatik bir figürü.

Anlaşılan ABD ve Batı dünyası bu anlaşma çerçevesinde İran ile çok yönlü siyasi ve ekonomik bir işbirliği kurmayı hedefliyor.

İran şu an Fransa, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere bütün Batılı ticari firmalar ve petro kimya sektörlerinin iştahını kabartan bir ülke konumunda bulunuyor.

Bu da İran’ın bölgesel ve küresel güç olma yolunda en büyük avantajıdır.

İran, Batı ile yürüttüğü Büyük Şeytan sürecinden yeni bir sürece yelken açmış durumda…

Irak, Yemen ve Suriye’de yürüttüğü politikalar başta Suud, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile çatışmaya, sürtüşmeye devam ederken yeni sürecin akıbeti de  meçhuldür.

Bu anlaşmanın en çok Suudi Arabistan’ı rahatsız ve tedirgin ettiği gün gibi aşikar. 

Suud, şimdiden nükleer güce erişme haklarının olduğunu dile getirmeye bile başladı.

Büyük Şeytan ABD ile müzakereye oturan İran, inşallah Suudi Arabistan ile de müzakereye oturmalıdır.

Büyük Şeytan’ın, Şer Ekseni olarak nitelediği İran ile anlaşmaya varması Ortadoğu’da yeni İran sürecinin önünü açmıştır.

İnşallah bu süreç Şii-Sünni çatışmasının da sonlanmasına vesile olur.

0/5 (0 Reviews)