SON TV

Önce IŞİD, sonra Esad, şimdi hem PKK hem IŞİD noktasına

Türkiye, Suriye’de 3 yıldır uçuşa yasak bölgenin uygulanması ve siviller için güvenlikli bir alan oluşturulmasını ısrarla diretiyor. 

Bu ısrar, BMGK Daimi Üyesi Rusya’nın engeline takılmıştı.

ABD’nin 2012’de Libya’da konsolosunun öldürülmesi sonucunda Dışişleri Bakanını değiştirmesiyle birlikte Suriye muhalefetini ve Suriye’nin geleceğini Beşşar’dan sonrası için radikal İslamcı bir fotoğrafa hapsetmesi, Suriye politikasını farklı bir mecraya kaydırdı.

ABD, Türkiye gibi Beşşar’ın gitmesini istiyordu lakin şartı, yerine gelecek olan siyasi yapının asla İslamcı olmamasıydı.

İsrail’in güvenliği ve bölgesel politikaların geleceğini tehlikeye atmamalıydı.

Gerek Batı, gerek Körfez Arap ülkeleri, Ortadoğu’daki Arap isyanlarının seyrini kontrol etme sürecinde, Irak ve Suriye’de ortaya çıkan IŞİD süprizi, çok farklı karmaşık dostlukları ve şaşırtıcı ortaklıkları beraberinde getirdi.

IŞİD’in Suriye’deki etkisi sonucunda İran ve ABD’nin, PYD ile işbirliği her ne kadar çıkar ilişkisi idiyse de bir o kadar da Suriye’nin kaotik ortamı ve Suriye’nin üç parçaya bölünmesinin kaçınılmazlığını gözler önüne seriyor.

Türkiye gerek ABD, gerek bölgedeki Arap ülkelerine Suriye’deki katliamların önüne geçilmesi için sunduğu uçuşa yasak bölge ve güvenlikli alan ısrarı her defasında önce “Beşşar’ın yerine kimi idame edeceğiz?” sorusuyla engellendi.

Beşşar’ın zalimliği ve diktatörlüğünde hem fikir olan ABD, Batı ve Araplar yerine koyacak seküler, laik ve İsrail’in güvenliğini asla tehdit etmeyecek bir muhalefetin garantisini istiyordu. Sorun da buradaydı.

Bu süreçte ortaya çıkan IŞİD herkes için tehdit olmaya başladığında bu kez Türkiye’ye önce IŞİD, sonra Esad baskısı gelmeye başladı.

Zamanla Suriye’nin kuzeyinde Kürt kantonu serpildi, yeşerdi ve Türkiye’nin sınır boyunda bir Kürt kuşağı oluşmaya başladı.

Cerablus Mare bölgesinin Afrin’le birleşme arzusunun hedeflenmesiyle, Türkiye’nin Suriye sınırında tamamen yeni siyasi, fiziki oluşumla karşı karşıya kalma riski, aslında çözüm sürecinin tıkanmasıyla eşdeğer bir durum.

Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’ta IŞİD’le yürütülen savaşta PKK/PYD’nin güvenilir partnerliği ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve İran’ın ortak düşmana karşı geliştirdiği fiziki siyasi birliktelikte Türkiye’nin çekimser kalmasının tek sebebi, önce Beşşar sonra IŞİD ısrarıydı.

Batı’nın önce IŞİD sonra Beşşar dayatmasına, Türkiye’nin önce Beşşar sonra IŞİD ısrarı zaman içerisinde küresel bir kriz haline gelen Suriye meselesinde Türkiye’yi hem PKK, hem IŞİD noktasına getirdi.

Çözüm sürecinin tıkanmasının muhakkak ki birçok iç ve dış faktörleri vardır. Lakin Suriye krizinin küresel bir kriz olarak son geldiği noktada Suriye’nin 2 yıl önce üç parçaya bölünme belirtileri artık iyice netleşmiştir.

Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in, Türkiye’nin IŞİD’e karşı başlattığı hava harekatına destek çıkması ve PKK hedeflerinin vurulmasını eleştirmesi çok ilginçtir.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Alistair Baskey, PKK’nın terör saldırılarına karşı NATO müttefiki olan Türkiye’nin kendini savunma hakkına saygı duyduğunu açıklarken, Obama’nın IŞİD Özel Temsilcisi McGurk’in ise PKK’ya yönelik hava saldırıları ile IŞİD’e karşı ABD-Türkiye işbirliğinin arttırılmasına dair varılan son uzlaşma arasında bağlantı olmadığını söylemesi de hayli  ilginçtir.

İran’ın Suriye topraklarına yapılan operasyonlardan rahatsızlığı, PYD’nin Eş Başkanı Müslim’in Suriye ordusunun Rojava’ya dönüşüne izin verebileceğini ve bu durumda YPG’nin Beşşar’ın ordusuna “anlaşırsak” bağlanacağını ifade etmesi gibi bir dizi ilginç karmaşık ve kaotik açıklamalarla karşı karşıyayız.

Sadece Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani’nin yazılı açıklaması gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, gerekse de çözüm sürecinde PKK ve PYD’nin stratejik tutumuna karşı olduğunu ifade ediyor.

Barzani, “Türkiye hükümetinin barışçıl çözüm için olumlu adımlar attığını ancak bazı tarafların bu imkanları değerlendiremediklerini ve gurura kapıldıklarını gördük” şeklindeki ifadesi Kürt siyasi hareketi açısından farklı ve tartışmaya açık bir ifadedir.

Sonuç olarak Türkiye hem IŞİD, hem PYD/PKK’ya operasyon yapmasının kaçınılmaz en önemli sebebi Crablus Mare bölgesinin  aynı zamanda stratejik hayati öneme haiz Kilis-Halep güzergahı olmasıdır.

Bu operasyon Afrin-Kobani hattının hem IŞİD, hem de  PYD tarafından ele geçirilmesini önlemeyi hedeflemektedir.

Türkiye’nin çözüm süreci devam ettikçe Suriye’nin kuzeyinde PYD sorunu da ilintili olarak baş gösterecektir. En şaşırtıcı olan ABD’nin Suriye’de Türkiye ile en somut etkili bir sürece girmiş olmasıdır.

0/5 (0 Reviews)