SON TV

15 Temmuz depremi, fırsatlar ve riskler

15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye’nin devlet kurumlarında ve siyasi hayatında adeta deprem etkisi oluşturdu.

Devletin en önemli askeri, siyasi kamu kurumları çok büyük yara aldı.

Halkın sokaklarda gece gündüz nöbete çıkmasıyla depremin yaraları sarılmaya çalışılıyor. 15 Temmuz’daki FETÖ askeri darbe depreminin artçıları devam edebilir, fakat bunu da hep birlikte önleme gücümüzün ve cesaretimizin olduğunu ispat ettik. 15 Temmuz, Türkiye için yeni bir miladın başlangıcı olabilir.

Yeni bir fırsat ve risklerle karşı karşıyayız. Farklı görüşlere sahip olsa da askeri darbeye karşı olan tüm siyasi parti ve STK’ların ortak hareket edebilmesi çok büyük bir şans…

Bu şansı  hep birlikte sağduyu ile insani ve  ahlaki değerlerde buluşarak iyi kullanmamız gerekiyor.

CHP’nin çağrısıyla Taksim Meydanı’nı dolduran on binlerce vatandaş, “Darbeye Hayır” sesi  MHP, CHP liderlerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile buluşmaları toplumsal moral açısından çok önemlidir.

Meclis dışında bulunan ve darbeye yüksek sesle karşı duran bütün partiler ile de müsait zamanda görüşülebilir.

STK ve medya toplumsal birliğe, uzlaşıya yönelik mesajlara ağırlık vermelidir.

Önümüzdeki zor süreci kolaylaştırmanın tek yolu budur!. Bundan sonraki süreçte liyakat, adalet, hukuk çerçevesinde birbirimizi ötekileştirmeden, insani değerler ölçüsünde ilişkilerimizi yeniden kurgulamalıyız.

Bu arada 15 Temmuz’un risklerini de unutmayalım. FETÖ örgütlenmesi devletin içinde bugünlere kadar bütün iktidarların gözü önünde gerçekleşmiştir. Bugün çok konuşulan istihbarat zafiyeti 10 yıllık değil en az 30 yıllık bir zafiyettir.

Önümüzde çok ciddi bir güvenlik sendromu kaosu oluşmuş vaziyettedir işin riskli yanı budur.  Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin olarak “FETÖ’ye mensup olmayan bazı isimler de bu işin içerisinde. TSK içerisinde başka gruplar var, onlar da darbeye destek vermiş durumdalar ve işin içindeler” açıklaması riskli, hareketli fay hatlarımızın olduğunu gösteriyor.

 Eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’ in açıklaması da çok önemli… 15 Temmuz darbe girişiminin yapanlar ve organize edenler açısından farklı iki hedefi vardı. Yapanlar Tayyip Erdoğan’ı devirmek ve iktidarı ele geçirmek, organize edenler ise TSK, dolayısıyla da T.C devletini çökertmek istiyorlardı.

Bu bağlamda ortaya çıkan sonuç yapanlar açısından başarısızlık gibi görülse de aynısını diğeri için söylemek mümkün değil. TSK’nın çok yıprandığını asker ile siyasetçi, halk ve polis arasında güven sorunu oluştuğunu belirten Pekin, “TSK’nın süratle toparlanması şart” diyor.

“Uluslararası kuruluşlar ve ABD emperyalizmi Türkiye’de bir darbenin zeminini hazırlattı ve teşebbüs etti. Bunun için de ağırlık Fethullah Gülen örgütündeydi ancak gözaltına alınanlar arasında benim romantik devlet seviciler, romantik cumhuriyetçiler dediğim insanlar da var. Tabii ikbal beklentisi içinde olanlar da bulunuyor.

İktidar devrilseydi darbe daha çok işlerine gelirdi ama yine de Türk ordusunu yıprattığı, dolayısıyla da T.C. devletini hedef aldığı için büyük ölçüde ABD’nin istediği doğrultuda gelişti.

 Çünkü amaç Suriye’deki yapılanma ve içerde PKK ayaklanması gibi tehditlere karşı ordunun kullanılmasını engellemek.

Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin üzerine biraz daha gelineceğini ve ekonomik olarak Türkiye’yi zor durumda bırakacaklarını, bu da olmazsa altı ay içerisinde Türkiye’de El Nusra veya IŞİD benzeri  bir örgütün eylemleri başlayabilir. Onun için bir an evvel Türkiye’nin bu sarmaldan çıkması lazım.

Bunun için OHAL çok doğru bir şey ama OHAL ilan etmek yetmiyor OHAL’le birlikte süratle mahkemelerin yapılması bunların cezalandırılması gerekiyor. Suçlu suçsuz ayrılarak TSK’nın tekrar organize edilmesinin yanı sıra istihbarat teşkilatının da süratle revize edilmesi şart” diyor.

15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olması Türkiye için hepimiz için geleceğimiz için çok büyük bir fırsattır.

%d blogcu bunu beğendi: