SON TV

15 Temmuz’u dünyaya anlatmamız lazım

Osman Atalay

Osman Atalay

15 Temmuz darbe girişimi sırasında 237 kişi şehit düşerken 2 bin 191 kişi yaralandı. Gözaltına alınan 18 bin 756 kişiden 10 bin 192’si tutuklandı. Toplam 59 bin 467 kamu personeli açığa alındı. Verilere göre toplam 55 bin 978 pasaport iptal edildi.

15 Temmuz adeta bir kabus gibiydi, milletçe ve devletin bütün kurumlarıyla hep birlikte büyük bir travma yaşadık.

Ülkemizin savaş uçakları, tankları, helikopterleri, İstanbul’un, Ankara’nın semalarında kendi kurumlarını, meclisini, güvenlik merkezlerini bombalıyor ve diğer yandan halkın üzerine ateş açıyordu.

 Batı dünyası, Türkiye’de yaşanan askeri darbe kalkışmasını garip bir sessizlik içerisinde kafa karışıklığı ve ön yargılı, şüpheci yorumlarla değerlendirmeye devam ediyor.

ÇİFT TARAFLI BİR ALGI RÜZGÂRI ESİYOR

Türkiye’nin son 10 yılında, Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu açılımının siyasi, kültürel ve ekonomik açıdan çok büyük katkılarına şahit olduk.

 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle birlikte Batı dünyası ve Balkan ülkeleri kamuoyunda, çift taraflı bir algı rüzgarı esiyor.

Burada özellikle kamu diplomasisi hariciye mensuplarına büyük bir görev düşmektedir.

Son yıllarda birçok ülkede faaliyet göstermeye başlayan TİKA, Yunus Emre, Anadolu Ajansı, TRT, THY ve Ziraat Bankası gibi resmi kurumlarımızın bulundukları ülkelerde 15 Temmuz’u kamuoyuna ve resmi makamlara izah etmesi gerekiyor.

15 Temmuz darbe girişimi  kimler tarafından, neden ve niçin yapıldığı mantıklı bir şekilde izah edilmelidir.

 15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan ve nöbet alanlarına destek için Kosova, Bosna, Karadağ, Arnavutluk, Makedonya ve Sırbistan’dan gelen insanlarımızın merak ettiği, akıllarının almadığı soru çok net: Türkiye’nin savaş uçakları ve tankları kendi halkını neden bombalıyor?

 Bundan sonra hükümete ve hariciyeye düşen görev, 15 Temmuz’u iyi analiz edip fırsatları ve riskleri iyi bir şekilde değerlendirmektir.

YILDIRIM, ALGI OPERASYONUNU YIKTI

 Başbakan Yıldırım, pazar günü Başbakanlık Konutu’nda gazetecilere gündemi değerlendirirken; “İntikam duygusuyla değil, adaletle hareket edeceğiz. Darbecilerden hesap soracağız. Şehitlerimizin, gazilerimizin hesabını soracağız.

FETÖ örgütüyle hareket edenlerin tespitinde de kılı kırk yaracağız. Bir sürek avına çıkmayacağız, elimizdeki sağlam verilerle hareket edeceğiz. Yaşla kurunun birlikte yanmasına da asla izin vermeyeceğiz.

Bu dönemler karambol dönemleridir. Birbirlerine karın ağrısı olanlar piyasaya çıkar, haksızlığa neden olabilirler. Onun için başbakanlıkta kriz merkezi kurduk, bakanlıklarda kurullar oluşturuldu. Açığa alınanlarla ilgili titiz bir çalışma yürütülüyor. Haksız yere işlem görmüş olanlar olabilir, yoktur diye iddia etmiyoruz. Onun için yeni baştan ele alınacak, suçluyla suçsuz ayırt edilecek.”

Sayın Başbakanın mesajı çok önemli, fitne ve kaos ortamını tetiklemek isteyenlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. 

Başbakan Yıldırım’ın bu açıklamaları gerek Türkiye’de, gerekse de Batı dünyasında, darbe girişimi sonrasıyla ilgili dillendirilen cadı avı söylemlerine yapılan psikolojik algıya set çekmesi açısından önemliydi.