SON TV

İşte FETÖ’nün ‘Kapalı girdap’ sistemi

FETÖ’nün iş dünyası yapılanmasına ilişkin Akfel Holding yöneticilerinin yargılandığı davanın gerekçeli kararının yazımı tamamlandı. Başkanlığını Ahmet Uğuz’un yaptığı İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi kaleme aldığı gerekçeli karara göre, örgüt kendisine ait dev firmalara, basın yayın organlarına, meslek odalarına ve STK’larına kaynak aktararak ayrıca bu kuruluşların elde ettikleri gelirleri de yine kendi organizasyonları içerisinde kullandı. Bu sistem kararda ‘kapalı girdap’ ismiyle tanımlandı. 

İşte FETÖ’nün ‘Kapalı girdap’ sistemi

FETÖ’nün iş dünyası yapılanmasına ilişkin Akfel Holding yöneticileri ve TUSKON Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rana Tezcan Açıkgöz’ün de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında açılan davada geçtiğimiz Aralık ayında karar çıktı.

Davada, Murad Abdurrahman Baltacı’ya silahlı terör örgütüne hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Diğer 4 sanık hakkında ise beraat kararı verildi. Akfel Holding kurucularından Mehmet Fatih Baltacı’nın ise firari olduğu öğrenildi. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi dosyanın gerekçeli kararının yazımını tamamladı.

Sabah’ın haberine göre; Başkanlığını Ahmet Uğuz’un yaptığı Mahkemenin kaleme aldığı gerekçeli kararda, FETÖ’nün nasıl paralel bir vergilendirme sistemi kurduğu, bu sistemden en çok hangi zümrenin faydalandığı ve örgütün dev firmalarını da içerisine alan ‘kapalı girdap’ olarak nitelendirilen sistemi nasıl inşa ettiği detaylı bir şekilde anlatıldı.

EN BÜYÜK DOĞALGAZ İTHALATÇISIYDI

Kararda, bir dönem Türkiye’nin en büyük özel sektör doğalgaz ithalatçısı konumunda olan Akfel Holding’in örgütsel faaliyetlerin odağı haline geldiği, holding ve holdinge bağlı şirketlere TMSF tarafından kayyım atandığı hatırlatılarak müsadere kararı verildiğine dikkat çekildi.

SERMAYEYİ ÖRGÜTE AKITTILAR

Kararda, her ne kadar dini referans alan bir örgüt olarak tanımlansa da aslında FETÖ’nün aynı zamanda hedef ve stratejilerini gerçekleştirmek için kendi sermaye ve finans yapılarını kurmak, sonrasında ise bu sermaye akışını örgütün amaç ve stratejileri doğrultusunda yönetmek suretiyle terörizmi de finanse eden bir örgüt olduğuna dikkat çekildi.

HİMAYEDAR DEVLETLER EKSENLİ BÜYÜME

FETÖ’nün himayedar devletler eksenli büyüme sürecinin örgütün kendi finans sistemini kurmaya ittiğine vurgu yapılan gerekçeli karara göre; örgüt adeta devlet organizasyonuna paralel bir yapı oluşturma gayesi ile kendi basın yayın organlarını, kendi direktifleri ve güdümünde hareket edecek sivil toplum kuruluşları, iş insanları dernekleri ve meslek kuruluşlarını faaliyete geçirdi.

KAPALI GİRDAP SİSTEMİ KURDU

Kararda, örgütün bu yapılara hem kaynak aktardığı hem de bu yapıların ayrıca elde ettiği gelirleri yine organizasyonları ve faaliyetlerinde kullanmak suretiyle “kapalı bir girdap” sistemi kurduğu vurgulandı. Kapalı girdap sistemi sayesinde şirket ve sermaye sahibi olan ya da yapılan şahısların hem örgüte finansal destek sağladığı hem de örgütün varlığı ve finans kurumları eliyle sektör içerisinde önemli ivme kat ettiği anlatıldı.

AMİRAL GEMİLERİ BANK ASYA, TUSKON VE KAYNAK HOLDİNG

FETÖ’nün finans yapılanmasında, mikro düzeyde himmet ve mütevelli gelirleri ilk basamakta yer alsa da, makro düzeyde iktisadi gelirlerini ve yapılanmasının amiral gemisinin Bank Asya, TUSKON ve Kaynak Holding olduğu değerlendirmesinde bulunuldu. Örgüte ait Zaman Gazetesi, Sürat Kargo, Nüans Turizm, Kaynak Holding gibi şirketlerin finansman ihtiyacını Bank Asya üzerinden sağladığı vurgulandı. Gerekçeli kararda, “Bu haliyle topluma tüm hizmet vermek amacıyla kurulan finans kurumu Bank Asya aslında perde arkasında örgütün kendi kurduğu finansal ağ içerisinde yer alan ve örgüt amaçlarına hizmet eden şirket ve holdinglerin finansörlüğünü yapmıştır” denildi.

ÖRGÜTÜN GÖZÜNDE HERKES VERGİ MÜKELLEFİ

Örgüt üyesi olsun olmasın herkesin örgütün gözünde birer vergi mükellefi gibi görüldüğüne vurgu yapılan kararda, herkesin malından mülkünden mümkün olduğunca büyük bir kısmını örgüte himmet olarak aktarması istendiğine dikkat çekildi.  Bir çeşit paralel vergilendirme olarak tanımlanan himmetin, devletin fonksiyonları bakımından vergiye, yasa dışı örgütler bakımından ise haraca benzediği ifade edildi.

HİZMETİN İYİLİĞİ İÇİN HARAÇ TOPLANABİLİR ANLAYIŞI HAKİM

Örgütün geleceği için her yol mübah anlayışını benimsediği vurgulanan kararda, “Hizmetin iyiliği için ‘haraç’ toplanabilir” anlayışıyla hareket edildiği anlatıldı. Rakip ticari şirketlerin, örgütün yargı-polis-medya üçgeniyle sindirilebilir şantajla elemine edildiği de kararda vurgulandı.

HİMMET VARSA SORUŞTURMA YOK

Kararda, “Örgütün adliye ve emniyette yer alan mensupları, haklarında soruşturma bulunan iş adamlarından himmet talep ederek, karşılığında ise soruşturmaların kapatılmasını vaat etti. Gayrimeşru işlerden gelir elde eden kişiler, ‘himmet’ adı altında adeta haraca bağlandı. Himmet uygulaması öylesine yaygın bir hale gelmiştir ki; birçok iş adamı ticaretini sağlıklı şekilde sürdürebilmek için örgüte para vermesi gerektiğine inanır hale gelmiştir” ifadeleri yer aldı.

PARALEL VERGİ SİSTEMİNDEN EN ÇOK ELİT KADRO FAYDALANIYOR

Himmet adı altında oluşturulan ‘paralel vergi sistemi’nin nimetlerinden en tepedeki elit kadronun en çok faydalandığı, alttaki kadroların ise adanmışlık ruhu pompalanarak bu nimetlerden daha az veya hiç faydalanmadığı bir sistem oluşturulduğu anlatıldı.

KAYNAK: SABAH