SON TV

Karanlık ODA değerlendirmesi: Ters algı operasyonu ve casusluk!

SON.TV’de yayınlanan analizleriyle gündem olan ve her yazısı ses getiren Hakan Soylu yazdı: Karanlık ODA değerlendirmesi: Ters algı operasyonu ve casusluk!

Karanlık ODA değerlendirmesi: Ters algı operasyonu ve casusluk!

Her yazdığı gündem olan Hakan Soylu, yine gündemi analiz eden ve ilginç detayları ortaya çıkaran yazısıyla SON.TV’de…

İŞTE O ANALİZ

ODA TV ile ilgili çok sayıda analiz kaleme almış, analizlerimize eş değer olarak da gündemi dağıtmak, okuyucuları boğmamak adına tamamen hayal ürünü hikayeler de analizlerimizin sonuna ilişkilendirmiştik. Bu analizimizde ise ODA TV ile ilgili genel bir değerlendirme yapacağız.

Öncelikle neler oldu? Konuyu daha iyi okumak adına söz konusu olayın hatırlatalım: İlk olarak ODA TV’nin iki personeli MİT personelinin fotoğraflarını paylaşmıştı. Daha sonra ise Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız Uğur ve Hadımköy Kışla Komutanlığı’nda görevli Astsubay E. B.’nin tutuklandığı, Tele1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel’in adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı soruşturmasında çarpıcı detaylar ortaya çıkmıştı.

E.B.’nin ifadesinde, Yıldız’ın Suriye sınır hattının Türkiye ve Suriye tarafından bulunan Türk askeri personelinin karışmış olduğu disiplinsizlik olaylarını içeren raporu kendisine göndermesini istediğini söylediği öğrenilmişti. E.B.’nin, Müyesser Yıldız’a Libya’da görevlendirilen birliklerin komutanın adını verdiği ve çok sayıda detay da ortaya çıkmıştı.

Bir konuya açıklık getirmek istiyoruz: ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenlik ve istihbarat birimleri yüzyıllardır terörle mücadele de farklı stratejiler izlemiş, bu stratejileri doğrultusunda birçok terör örgütüne darbe indirmiştir. Bu operasyonları icra ederken hiçbir zaman bir gazeteciden veya bireysel bir vatandaşından operasyonel olarak mücadele etmesi talebinde bulunmamıştır. Tüm dünyada olduğu gibi her ülkenin bireyi veya gazetecisi kendi devletinin ulusal ve milli güvenliğini ilgilendiren veya tehdit eden konularda yetkili mercilerle iletişime geçer, tehdit algısı varsa bunu ilgili birimin kolluk kuvvetleri ile paylaşır, ilgili kolluk kuvveti ise değerlendirmeye alır. Değerlendirme sonucunda söz konusu tehdit algısı doğru ise vatandaşı ile iletişime geçer, konuyu detaylandırır. Bunun dışında terörle mücadele konusunda kendisine devleti tarafından yetki verilmemiş bireysel bir gazetecinin aldığı, yazdığı, deşifre ettiği her isim terörle mücadele de bulunan devletin ilgili birimlerinin sürdürülen operasyonlarını sekteye düşürür. Bir gazetecinin görevi terör örgütleri ile ilgili ülke menfaatleri açısından söz konusu örgütün gerçek yüzünü -yönlendirme yapmadan- ortaya çıkarıp kamuoyunu aydınlatmak ile sınırlıdır. İstisna olarak kendisine devlet tarafından yazılması gereken bir konu varsa da yazar, notunu düşürür ve bu eylemi de ulusal güvenliği için unutur. Reklamını da yapmaz. Bunun dışındaki bütün eylemler terör örgütü ile mücadele değil, terör örgütüne destek, yönlendirme, bilgi kirliliği, psikolojik harp ve algı operasyonuna alet olma ve farkında olmadan casusluk kapsamına girer.

Gelelim ODA TV hadisesine: Devletin gizli kalması gereken bilgilerini açık kaynaklardan deşifre eden, görevdeki MİT elemanının fotoğrafını yayımlayan, ülkenin MİT müsteşarını ve ‘Milli Savunma Bakanı’nı, ‘İçişleri Bakanı’nı hedefe koyan, devletin iç işleyişini bozan, askeri ve casusuluk kapsamına giren bilgileri birçok detayı paylaşan-sızdıran- ve her dönemde her taşın altında çıkan isimlerin gazetecilik kavramı ile alakası olamaz. Kendilerini bu ülkenin istihbarat teşkilatından, güvenlik birimlerinden üstün görüp ‘FETÖ ve terör örgütleri ile mücadele ediyoruz’ saiki ile gizli operasyonlarını ve arkadaki yabancı istihbarat birimlerini ve kendisini kullanan örgütleri de perdeler.

Buna bir örnek verelim: ODA TV’nin tutuklu bulunan iki ismin ‘gazetecilik’ koruması ile sığındığı ve kamuoyuna yansıttığı kavram FETÖ ile mücadele olarak geçiyor. Ne var ki mücadele ettiğini söylediği FETÖ’nün ekonomik ayağının avukatları bu iki ismin avukatı çıkıyor. Cezaevine girdikten sonra kendilerini ziyaret eden ilk kişi FETÖ’den işlem gören bir avukat oluyor. Aynı şekilde akıllı telefon kullanmayı bilmediğini söyleyen ve casusluk suçundan tutuklanan bir başka ODA TV Ankara Haber Müdürü ise 7/24 sosyal ağlarda dezenformasyon yapıyor. Bütün haber kaynakları ile normal telefon görüşmesi ile HTS kaydı bırakıp gizli operasyonunu perdeliyor, arka planda ise gizli operasyonunu başka ağlardan gerçekleştiriyor.

Kendilerini devletin istihbarat ve güvenlik birimlerinden üstün görüp ‘FETÖ ve benzeri örgütlerle mücadele ediyoruz’ saiki ile davranıp arka planda yabancı güçlere açık kaynaklardan -bilerek veya bilmeyerek- istihbarat sağlayan gazeteci görünümlü beşinci kol faaliyetinin tüm üyelerine açık bir öneride bulunuyoruz: Ülkenizin çıkarlarını, ulusal güvenliğini, milli güvenliğini bu kadar düşünüyorsanız devletin ilgili birimlerine başvurup mücadele azminizi ve elinizdeki belgeleri verirsiniz. Bu eyleminizle terörle mücadele ettiğiniz gibi devletin arşivine ise kahraman olarak yazılırsınız. Mesleğinizi de sınırlarınızın dışına çıkmadan icra edersiniz.