SON.TV/İSTANBUL
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman’ın koordinasyonunda, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi kayıtlarıyla ilgili üç kamu görevlisi hakkında iddianame hazırlandı.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne hitaben düzenlenen 2 Ekim 2026 tarihli iddianamede, Denizolgun’un otopsisine ait video kaydının bulunmadığını bildiren yazışmalar ile daha sonra kayıtların savcılığa gönderilmesi arasındaki çelişki ele alındı.
SAVCILIK OTOPSİ GÖRÜNTÜLERİNİ İSTEDİ
İddianameye göre, Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, 24 Şubat 2026’da İstanbul Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazıldı. Yazıda, otopsi işlemine ilişkin görüntü kaydı bulunup bulunmadığının araştırılması istendi.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nin 12 Mart 2026 tarihli cevabında, otopsi işlemine ait fotoğrafların bulunduğu bildirildi.
Savcılık, 1 Haziran 2026 tarihli yeni müzekkereyle otopsiye ilişkin video ve fotoğraf kayıtlarının gönderilmesini istedi. Kurumun 5 Haziran tarihli cevabında, fotoğrafların CD içerisinde gönderildiği belirtildi.
145 FOTOĞRAF GÖNDERİLDİ, VİDEO İÇİN “YOK” CEVABI VERİLDİ
Savcılık, gönderilen CD içerisinde 145 fotoğraf bulunduğunu belirterek 14 Temmuz 2026’da Adli Tıp Kurumu’na yeniden yazı gönderdi. Otopsiye ait video kaydı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması hâlinde CD ortamına aktarılarak gönderilmesi talep edildi.
İddianamede, Morg İhtisas Dairesi’nin 16 Temmuz 2026 tarihli cevap yazısında otopsi işlemine ilişkin video kaydının bulunmadığının bildirildiği kaydedildi.
18 AĞUSTOS TARİHLİ YAZIDA KAYITLARIN BULUNDUĞU BİLDİRİLDİ
Dosyaya göre, 18 Ağustos 2026’da Denizolgun’un mezarının açılmasına yönelik feth-i kabir kararı alındı. İşlem, 19 Ağustos’ta gerçekleştirildi.
Adli Tıp Kurumu’nun 18 Ağustos 2026 tarihli yazısında ise otopsiye ait video kayıtlarının bulunduğu, kayıtların flash bellek ve CD’ye aktarılarak savcılığa gönderildiği belirtildi.
İddianamede, daha önce verilen “video kaydı bulunmadığı” yönündeki cevap ile bu yazı birlikte değerlendirildi.
ÜÇ KAMU GÖREVLİSİNİN İFADESİ ALINDI
Soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İ.Ç., zabıt kâtibi Ç.K. ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhanede görevli S.Ç.’nin şüpheli sıfatıyla ifadeleri alındı.
İddianamede aktarılan beyanlara göre S.Ç., sorgulama yaparak 145 fotoğrafı teslim ettiğini; Ç.K., video kaydı bulunmadığı yönünde cevap verdiğini; İ.Ç. ise bu cevabı içeren müzekkereyi onayladığını belirtti.
Savcılık, şüpheli beyanları, kurum yazışmaları ve video kayıtlarının bulunduğunu bildiren 18 Ağustos tarihli yazıyı suçlamaya dayanak gösterdi.
İDARİ SORUŞTURMADA KINAMA CEZASI
İddianamede, Adli Tıp Kurumu’nun 16 Eylül 2026 tarihli yazısıyla şüpheliler hakkında yürütülen idari soruşturmaya ilişkin evrakların savcılığa gönderildiği belirtildi.
Bu evraklarda, şüpheliler hakkında kınama cezası verildiği bilgisinin bulunduğu kaydedildi.
RESMÎ BELGEDE SAHTECİLİKTEN CEZALANDIRILMALARI İSTENDİ
Savcılık, otopsiye ait video kaydı bulunmasına rağmen müzekkereye gerçeğe aykırı biçimde kayıt bulunmadığı yönünde cevap verildiğini ileri sürdü.
İddianamede, Adli Tıp Kurumu çalışanı olan üç şüphelinin kamu görevlisi sayıldığı belirtilerek, isnat edilen eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 204/2. maddesinde düzenlenen “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği” suçu kapsamında kaldığı değerlendirmesine yer verildi.
Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluştuğunu belirten savcılık, üç kişinin ilgili sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca TCK’nin 53. maddesinin uygulanması ve yargılama giderlerinin şüphelilerden tahsili istendi.
ETİKETLER:
#ArifAhmetDenizolgun #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #AdliTıpKurumu #OtopsiKaydı #İddianame #ResmiBelgedeSahtecilik #SonTV









