SON TV

Yıldız Lokantası’nın seçkin müşterileri!

Yıldız Lokantası’nın seçkin müşterileri!

Son günlerde yazdığı her satır ile gündem olmayı başaran Hakan Soylu, bu kez yine herkesin merakla okuyacağı bir analiz kaleme aldı.

İŞTE O ANALİZ

“Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) personellerini ve operasyonlarını deşifre eden ve bundan dolayı iki personeli tutuklu bulunan ODA TV hakkında birçok analiz kaleme aldık. Bu analizimizde ODA TV’nin bilgi akışı ve akışı sağlayan politikacı, danışman, teknokrat, bürokrat, asker, polis ve avukatları incelemeye alacağız.

O konuya girmeden önce ODA TV’nin ters operasyonların merkez üssü olduğu tezimizi önceki günlerde medyaya yansıyan haberler doğruladı. Medyaya yansıyan haberlerden biri Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) görevlileri ve ailelerinin ifşa edilmesiyle ilgili soruşturma kapsamında tutuklanan Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ı cezaevinde FETÖ’den hakkında işlem yapılan Avukat Akelke Abdykalyova Onat’ın ziyaret ettiği haberiydi.

Medyaya yansıyan ikinci haber ise yine aynı şekilde ODA TV’de köşe yazıları yazan ve söz konusu MİT davasından dolayı haklarında soruşturma olan ODA TV’nin iki personelinin avukatlarının FETÖ’nün finans ayağının çok kritik isimleri olan işadamlarını da savunduğu yönündeki haberlerdi. Hüseyin Ersöz, Serkan Günel ve Kâzım Yiğit Akalan isimli bu avukatların savundukları kişiler arasında TUSKON sanıkları ile ünlü FETÖ sanıkları Kavurmacı ve Kavuk ailelerinin bulunduğu da medyadaki haberlere yansımıştı. Söz konusu avukatların ODA TV’de FETÖ ile mücadele adı altında kamuoyu oluşturup arka planda FETÖ’nün finans ayağının çok kritik isimlerinin avukatlığını üstlenmesi olayı incelemeyi ve araştırmayı hak eden bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Gelelim asıl konuya: Peki “Yıkıcı Ve Bölücü Medya Faaliyetleri” kapsamında ODA TV’ye söz konusu bilgilerin akışını kimler sağlıyor? Kısaca buna da değinelim. Öngörülerimize göre bu yapılanmanın birden fazla kolu olduğu görülüyor. Söz konusu akışı sağlayan politikacı, danışman, teknokrat, bürokrat, asker, polis ve avukatların kimler olduğu, casusluk suçu kapsamında hangi bilgi ve belgeleri sızdırdıkları, bu bilgiler karşılığında hangi operasyonları icra ettikleri, örtülü olarak kimlerin ne kadar kayıt dışı ve kayıtlı ödeme yaptıkları hususunda öyle tahmin ediyoruz ki devlet kayda almış ve arşivlemiştir.

Her analizimizde alışkanlık haline getirdiğimiz tamamen karakterler ve olayları hayal ürünü olarak kaleme aldığımız sürükleyici yeni bir hikaye ile analizimizi sonlandıralım.

Yıldız Lokantası

Her olayda kolaylıkla ortaya çıkan Dolunay isminde bir gazeteci hayat hikayesini değiştirecek bir telefon alır. Telefonun başucunda Taner isminde başka bir meslektaşı vardır. Taner, her olayda kolaylıkla ortaya çıkan Dolunay ismindeki bu gazeteciye bir teklifte bulunur. Konunun detaylarını görüşmek üzere Dolunay, Taner ile buluşmaya karar verir. Taner ile Dolunay alkollü bir ortamda buluşur. Yemekler yenir, içkiler içilir. Dolunay, Taner’e işi sorar. Taner ise bir lokanta açtığını, isminin Yıldız Lokantası olduğunu, yemeklerin taze ve güzel olduğunu, lokantanın ise tuttuğunu söyler. Dolunay, Taner’in neden bahsettiğini anlamaz. Taner’e sorar:

-Taner hayırdır, sen ne anlarsın lokanta işinden. Ne zaman açtın?

Taner cevap verir:

–  Çok oldu açalı. Lokantanın ismi de tuttu. Yıldız Lokantası. Burada özel yemekler pişiriyoruz. Bir gelenin tadı damağında kalıyor. Tekrar geliyor. Çok para kazanıyoruz. Burada sana ihtiyacımız var.

Dolunay, Taner’in neden bahsettiğini anlamaz ve tekrar sorar:

–  Taner, sen iki viski içtin, kafan güzel oldu. Şu olayı net bir şekilde anlatır mısın? Ben hiçbir şey anlamadım.

Bunun üzerine Taner konuyu açar ve Dolunay’a şunu söyler:

–  Biliyorsun benim bir sitem var. Burasını bir lokanta olarak düşün. Bu lokantaya parası olmayan giremez. Karnı aç olan gelir. Parasını ödemeden de yemek yiyemez. Lokantamın müşterileri üst segment. Polis, savcı, bürokrat, teknokrat, hakim, siyasetçi ve hatta yabancı misyonlar. Burada özel yemekler pişirdiğimizi, bir tadanın bir daha o yemekleri tatmak için geldiğini ve devamlı müşteri olduğunu düşün. Bu lokantada yapılacak yemeklerin malzemesini oluşturacak senin gibi birine ihtiyacımız var. Sadece yapman gereken güzel yemeklerin servis edilmesi için malzemeleri getirip aşçıya vermen. Senin getirdiğin malzemeler ile özel yemekler pişirilecek, o yemeği yemek isteyen ise parasını ödeyip o yemeği yiyecek.

Dolunay, Taner’e konuyu anladığını söyler ve teklifi kabul eder. Aralarında söz konusu site Yıldız Lokantası olarak kalır. Bunun üzerine Dolunay, ilk olarak bir strateji üzerine çalışır. Uzun yıllardır tuttuğu ve o aşamada belirli görevlerde olan isimlerin listesini çıkarır. Bu listede savcısından tutun da askerine, polisinden tutun da üst düzey emniyet amirine, hakimden tutun da savcıya, üst düzey görevde ve emekli olan yabancı dış misyon görevlilerinden tutun da yabancı diplomatlara kadar listesini hazırlar. Ertesi gün Lokanta’ya gider ve listeyi Taner ile paylaşır.  Taner söz konusu listenin üzerinden geçerken Dolunay’a bir strateji belirler. Söz konusu isimler ile her gün görüşmesini elde ettiği bilgileri kendisine aktarmasını ve hatta köşe yazısında yazması talimatı verir. Taner, üst düzey güvenlik güçlerinin dikkatini çekmemek için bütün görüşmeleri normal telefon hattı üzerinde yapmasını, sade bilgiye erişimi olan bir gazeteci olarak görünmesini ve bütün irtibatlarının açık olması talimatını verir.

Dolunay bu talimat doğrultusunda yıllarca çoğu üst düzey yönetici ile telefon görüşmesi ve randevu sistemi ile normal hatlardan arayarak iz bırakır. Telefonda hal hatır ve gündeme dair gazetecilerin soracağı soruları sorarken, arka planda devletin gizli bilgi ve belgelerini, operasyonlarını öğrenir. Bunları Taner ile başka iletişim kanalı kullanarak paylaşır. Taner ise bu bilgi ve belgeleri lokantanın özel müşterilerine servis eder. Dolunay bilgi getirdikçe, lokantanın müşterileri her geçen gün artar. Müşterilerin kimisi bavul dolusu para verip lokantayı o gün yemek servis edilmemesi için kapatır, kimisi ise lokantanın menüsüne yeni yemeklerin pişirilmesini ister.

Dolunay’ın bu sistemi yıllarca işler. Sistem işledikçe bilgi ve belgeler akmaya devam eder. Dolunay bir hafta sonu gezerken bir kitapçıya uğrar. Bu kitapçıda Muharrem KARABAY’ın yazdığı Aşkı Üveysi isminde üç ciltlik bir kitap alır. Sonrasında eski bir plakçıya girer. Mualla Şentop’un “Seni gönlüme yazdım” kaset çalarını alır. Muharrem Karabay’In Aşk-ı Üveysi kitabından çıkardığı notları Taner ile paylaşırken, Mualla Şentop’un kaset çalarını da dinlemeye devam eder.

Hakan SOYLU