28 Ağustos 2026 · Cuma · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Adalet Bakanlığı

Manifest’in kurucusu Tolga Akış tutuklandı: Savcılık ifadesinin ayrıntıları ortaya çıktı!

apımcısı Tolga Akış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında sevk edildiği sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Akış’a Manifest’in para trafiği, sözleşmeleri, sosyal medya yönetimi, konserleri ve kamuoyuna yansıyan yazışmalar sorulurken, savcılık “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirmesinde bulundu. Akış ise suçlamaları reddetti.

SON.TV/İSTANBUL

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Manifest grubunun kurucusu ve yapımcısı Tolga Akış’ın savcılık ifadesi ile tutuklamaya sevk yazısının ayrıntıları ortaya çıktı.

Akış hakkında “müstehcenlik”, “uyuşturucu madde kullanma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçları kapsamında soruşturma yürütüldüğü daha önce kamuoyuna açıklanmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Akış, savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine gönderildi. 

Akış, çıkarıldığı sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. 

SAVCILIKTAN TOLGA AKIŞ HAKKINDA TUTUKLAMA TALEBİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/107949 sayılı soruşturması kapsamında gözaltına alınan Tolga Akış savcılıkta ifade verdi.

28 Ağustos 2026 tarihli sevk yazısında Akış’ın Manifest grubunun kurucusu ve yapımcısı olduğu, çeşitli tarihlerde konserler organize ettiği ve grubun faaliyetlerinin geniş kitlelere ulaştırılmasında rol aldığı belirtildi.

Savcılık, Akış hakkında TCK’nın 226/2. maddesinde düzenlenen “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ve tutuklama nedeni bulunduğu değerlendirmesiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğinden tutuklama talep etti. Akış’ın bu suçtan tutuklamaya sevk edildiği kamuya açık haberlerde de yer aldı. 

SAVCILIK: “MESELE SADECE ÇIPLAKLIK DEĞİL”

Tutuklamaya sevk yazısında “müstehcenlik” kavramının yalnızca çıplaklık, bedenin görünürlüğü veya kişiden kişiye değişebilecek öznel bir ahlak anlayışı üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Savcılık, içeriklerin bütünü, sunuluş biçimi ve ulaştığı kitleyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği görüşünü ortaya koydu. Özellikle çocukların ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimlerinin korunmasının da değerlendirmede dikkate alınması gerektiği belirtildi.

TCK 226/2 kapsamında yalnızca müstehcen içeriğin üretilmesinin değil, basın ve yayın yoluyla yayımlanmasının veya yayımlanmasına aracılık edilmesinin de cezai sorumluluk doğurabileceği kaydedildi.

“ÇOCUK VE GENÇLER FİLTRELEME OLMADAN ULAŞABİLİYOR” TESPİTİ

Savcılığın tutuklama talebinde, Manifest’e ilişkin soruşturma konusu görüntü ve paylaşımların çok sayıda kişi tarafından görüntülenerek geniş kitlelere ulaştığı belirtildi.

Özellikle çocuk ve gençlerin söz konusu içeriklere herhangi bir filtreleme mekanizması bulunmaksızın doğrudan ulaşabilmesinin soruşturma açısından önem taşıdığı kaydedildi.

Sevk yazısında Anayasa’nın 41. maddesindeki ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin hükümler de hatırlatılarak devletin çocukların korunması konusunda pozitif yükümlülüğü bulunduğuna dikkat çekildi.

Savcılık, Akış’ın Manifest grubunun yapımcısı sıfatıyla grubun faaliyet ve eylemlerinin geniş kitlelere ulaşacak biçimde basın, yayın ve diğer iletişim araçları üzerinden kamuya sunulmasında sorumluluğu bulunduğu değerlendirmesinde bulundu.

MANIFEST’İN PARA TRAFİĞİ SAVCILIKTA SORULDU

Akış’ın savcılık ifadesinde soruşturmanın mali boyutuna ilişkin sorular da yer aldı.

Akış’a hesaplarına yurt dışından gelen paraların kaynağı soruldu. Akış, yurt dışından yalnızca YouTube ile Spotify ve Apple gibi dijital müzik servislerinden gelir elde edildiğini savundu.

Manifest’in gelir paylaşım sistemini de açıklayan Akış, elde edilen gelirin yüzde 60’ının grup üyelerine eşit şekilde dağıtıldığını, yüzde 40’ının ise şirket bünyesinde Manifest projesinin giderlerine ayrıldığını söyledi.

Akış, hesaplarının suç gelirlerinin aklanmasında kullanıldığı yönündeki şüpheleri reddederek, “Hiçbir zaman hesaplarımı suç gelirlerini aklamak için kullanmadım.” dedi.

Akış, gözaltına alındığında telefon şifresini kendi rızasıyla verdiğini, banka hesapları ve telefonunun incelenmesi halinde savunmasının doğrulanacağını ileri sürdü.

MANİFEST ÜYELERİNE SOSYAL MEDYA KISITLAMASINI KABUL ETTİ

Akış’a, Manifest üyelerinin kendi sosyal medya hesaplarından bağımsız reklam paylaşımı yapamadıkları yönündeki iddia da soruldu.

Akış bu iddianın “kısmen doğru” olduğunu kabul etti.

“Bunu projeyi korumak için getirdik.” diyen Akış, grup üyelerinin sözleşmeye aykırı hareket etmesi halinde kazançlarıyla orantılı belirli bir cezai şart bulunduğunu da doğruladı.

Böylece grup üyelerinin sosyal medya faaliyetleri üzerinde sözleşmeden kaynaklanan bir kontrol mekanizması bulunduğu Akış’ın kendi ifadesiyle savcılık tutanağına girdi.

“KİMLERLE GÖRÜŞECEKLERİNE KARIŞILDI” İDDİASINI REDDETTİ

Akış, grup üyelerinin başka kişilerle görüşmelerinin yasaklandığı yönündeki iddiaları kabul etmedi.

Üyelerin kendisiyle tatile çıkmak zorunda bırakıldığı yönündeki iddiaları da reddeden Akış, sosyal medyada dolaşan görüntülerin yaklaşık 1,5 yıl önce yapılan bir günlük toplu tatilde çekildiğini savundu.

Hasta olan üyelerin baskı altında sahneye çıkarıldığı iddialarına da karşı çıkan Akış, Yenikapı konserinde rahatsızlanan Hilal isimli grup üyesinin iki doktordan onay alınmadan yeniden sahneye çıkarılmadığını söyledi.

KÜÇÜKÇİFTLİK PARK KONSERİ DOSYASI DA SORULDU

Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de 6 Eylül 2025 tarihinde KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleştirilen Manifest konseriydi.

Akış, Manifest grubunun yedi üyesinin TCK 225/1 kapsamında yargılandığı söz konusu dosyada kendisinin şüpheli olmadığını belirterek dans figürlerinin kendi yönetiminde gerçekleşmediğini savundu.

“Herhangi bir şekilde benim sorumluluğum söz konusu değildir.” diyen Akış’ın bu savunmasına karşılık savcılığın sevk yazısında grubun kurucusu ve yapımcısı olması, konserler organize etmesi ve faaliyetlerin geniş kitlelere ulaştırılmasındaki rolü özellikle vurgulandı.

SAVCILIK YAPIMCI SIFATINA DİKKAT ÇEKTİ

Akış savunmasında sahne performanslarının kendi yönetiminde olmadığını söylerken, savcılık cezai sorumluluğu yalnızca sahnedeki doğrudan eylemler üzerinden değerlendirmedi.

Sevk yazısında TCK 226/2’nin müstehcen olduğu değerlendirilen içeriğin yayımlanmasına aracılık edilmesini de düzenlediğine dikkat çekildi.

Bu kapsamda Akış’ın Manifest projesinin kurucusu ve yapımcısı olması, grubun konserlerini organize etmesi ve içeriklerin geniş kitlelere sunulmasındaki konumu tutuklama talebinin dayanakları arasında gösterildi.

MESUT ADLİN’LE İLGİLİ YAZIŞMALAR MERCEK ALTINDA

Akış’a sosyal medyada yayımlanan bazı yazışmalar da soruldu.

Mesut Adlin’i daha önce Manifest projelerinde fotoğrafçı olarak çalışması nedeniyle tanıdığını anlatan Akış, Adlin hakkında kadınların taciz iddialarının ortaya çıkmasının ardından birlikte çalışmayı bıraktıklarını söyledi.

Akış, sosyal medyaya yansıyan mesajların eşi Gizem Akış, Zeynep Sürmeli ve Mesut Adlin arasındaki konuşmalar olduğunu ifade ederek bunların “mizah amaçlı” olduğunu savundu.

Mesajların sohbetin tamamı paylaşılmadan seçilerek yayımlandığını ve kendisiyle grubu itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığını ileri sürdü.

TROLL VE BOT HESAPLARI REDDETTİ

Manifest’in sosyal medya görünürlüğünün yapay biçimde artırıldığı, troll veya bot hesaplarla PR çalışması yürütüldüğü yönündeki iddialar da Akış’a yöneltildi.

Akış, “Troll bot hesaplarında hiçbir şekilde dahlimiz yok. Kendi fan kitlemiz kendileri paylaşımlar yapmaktadır.” diyerek iddiaları reddetti.

Akış, Manifest’in yurt dışına açılması amacıyla Netflix’e proje sunduklarını da söyledi. İlk etapta bir dizi projesi teklif ettiklerini belirten Akış, Netflix’in grubun dizisi yerine belgeselinin daha fazla ses getirebileceği yönünde görüş bildirdiğini ve bunun üzerine belgesel çalışmasına başladıklarını anlattı.

SAVCILIK SAVUNMAYI YETERLİ BULMADI: TUTUKLAMA İSTEDİ

Savcılık, Akış’ın savunmalarına rağmen soruşturma dosyasındaki mevcut delilleri, suçun vasıf ve mahiyetini ve yasada öngörülen cezanın üst sınırını birlikte değerlendirdi.

Akış’ın Manifest grubunun kurucusu ve yapımcısı sıfatıyla soruşturma konusu faaliyetlerin kamuya sunulması ve geniş kitlelere ulaştırılmasındaki rolü nedeniyle TCK 226/2 kapsamında kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu kanaatine varıldı.

Başsavcılık, CMK’nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca Tolga Akış’ın “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan tutuklanmasını talep etti.

TOLGA AKIŞ TUTUKLANDI

Savcılıktaki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen Tolga Akış hakkında tutuklama kararı verildi.

Akış’ın tutuklandığı bilgisi Yeniçağ, Medyascope, İHA, Dünya ve diğer güncel haber kaynaklarınca da duyuruldu. 

ETİKETLER: #TolgaAkış #Manifest #İstanbulCumhuriyetBaşsavcılığı #Müstehcenlik #Tutuklama #ManifestGrubu #SulhCezaHakimliği #ParaTrafiği #SosyalMedya #SonTV