SON TV

ABD Doları’nın tahtı sallanıyor mu?

Doçent Doktor Cemil Erarslan cevapladı: Dış ticarette milli paralar dönemi: Amerikan Doları’nın küresel ticaretteki tahtı sallanıyor mu? Amerikan doları rezerv para olma işlevini kaybedecek mi?

ABD Doları’nın tahtı sallanıyor mu?

Uluslararası ödemeler sisteminin düzenlenmesi amacıyla, 1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletine bağlı Bretton Woods kasabasında yapılan toplantı sonrasında alınan iki önemli karar bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi IMF ve Dünya Bankası (o zaman ki adı Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası)’nın kurulmasının kararlaştırılmasıdır. İkincisi ise IMF’ye üye her ülkenin ulusal parasının değerinin sabit bir kurdan ABD dolarına, dolarında 1 Ons Altın = 35 $’lık pariteden altına bağlanmasıydı.

Bretton Woods Sistemi ve Dolar’ın Yükselişi

Bretton Woods Sistemi adı verilen bu uygulama ile ABD doları, küresel bir rezerv para olma işlevi kazanmıştır. Böylece IMF’ye üye her ülke ve zamanla dünyada ki tüm merkez bankaları, kasalarında döviz rezervi olarak ABD doları bulundurmaya başlamış, dış ticaret işlemlerinde fiyatlar dolar cinsinden belirlenmiş ve ülkeler arası ödemeler de dolar cinsinden gerçekleştirilmiştir. Bu da ABD dolarının dünyada ki kullanımını yaygınlaştırarak, doların hem rezerv para hem de değer saklama aracı olarak kullanılmasına yol açmıştır. Bretton Woods Sistemi 1973 yılında fiilen sona ermesine rağmen, ABD dolarını rezerv para olarak kullanma alışkanlığı günümüze kadar devam etmiştir.

ABD dolarının tüm dünyada kullanımının yaygınlaşması, Amerikan Merkez Bankası (FED)’nın senyoraj gelirlerini artırmış ve ulusal merkez bankalarını FED’in para politikalarına bağımlı hale getirmiştir. Yine bu sayede ABD hükümeti de, ithalat ödemelerini ve dış borçlarını, FED’in para basarak yürüttüğü emisyon faaliyetleri ile maliyetsiz ya da çok düşük maliyetlerle karşılama olanağı elde etmiştir.

Amerikan dolarının İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde kazandığı bu büyük güç, ABD dışında kalan tüm dünya ülkelerinin aleyhine bir durumdur. Çünkü ABD dışında kalan her ülke, üretim, rekabet, verimlilik ve ihracat yoluyla kazandıkları milli gelirlerini ve dövizlerini, ABD dolarında tutarak ABD’ye hak etmediği bir güç ve itibar kazandırmaktadırlar. Aynı zamanda söz konusu ülkeler, kendi ulusal ekonomilerini de farkında olmaksızın döviz kuru şoklarına karşı savunmasız ve kırılgan hale getirmektedirler.

Döviz Kuru Şokları ve Milli Paraların Devalüasyonu

Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi sonrasında ABD’nin izlediği Neo-Milliyetçi ve saldırgan dış politikalar ile bunlara entegre edilen korumacı dış ticaret politikaları, dünyada küresel ticaret savaşları endişelerini artırmıştır. Özellikle Trump yönetiminin, Çin’e ve Rusya’ya karşı uyguladığı yüksek gümrük vergileri ile İran’a karşı başlattığı ekonomik ambargo gibi gelişmeler, küresel ticaretin ve büyüme oranlarının yavaşlayacağı, petrol arzının daralacağı gibi endişeleri ortaya çıkarmıştır. Bu da 2016 yılında varil başına 40 USD’ye kadar düşen Brent petrol fiyatlarının, 2018 yılı içerisinde 85 USD’ye kadar yükselmesine yol açmıştır.

Yine ABD yönetiminin dış dünyaya karşı izlemiş olduğu agresif ve saldırgan politikaların yol açtığı endişeler, küresel finansal piyasa yatırımcılarında güvenli liman arayışına da neden olmuştur. Böylece gelişmekte olan ülkelerden çıkan fonlar, artan FED faizlerine bağlı olarak giderek daha fazla kazanç veren ABD’ye yönelmiş ve dolara olan talep küresel bazda artmıştır.

Böylece 2018 yılının ortalarından itibaren ABD dolarında çok büyük bir değer artışı yaşanmış ve ABD doları sadece Türk Lirası, Rus Rublesi, İran Riyal’i, Arjantin ve Meksika Pezosu, Hindistan Rupi’si, Brezilya Real’i ve Güney Afrika Rand’ı gibi yükselen piyasa ülkelerinin paraları karşısında değil, Euro, Sterlin ve İsviçre Frangı karşısında da çok hızlı değer kazanmıştır. Böylece bir çok ülkede döviz kuru şokları yaşanmış, ulusal para birimlerine yönelik spekülatif ataklar artmıştır. Bu da döviz kuru şoku yaşanan ülkelerde, makro ekonomik istikrarı bozarak, enflasyon oranlarını artırmış, büyüme oranlarının ve dolayısıyla milli gelir düzeylerinin düşmesine yol açmıştır.

2018 yılının başlarında 1 ABD doları 3.71 TL iken, Ağustos ayında 7.24 TL’ye kadar yükselmiştir. 2018 yılının ilk yarısında 1 ABD doları 55 Rus Rublesine eşitken, Eylül ayında 71 Rus Rublesi olmuştur. 2018 yılının başlangıcında 1 ABD doları 35.000 İran Riyali iken, Ağustos ayında 50.000 Riyal’e kadar yükselmiştir. 2018 yılının ilk yarısında 1 ABD doları 18 Meksika Pezosu’na eşitken, Temmuz ayında 21 Meksika Pezosu olmuştur. 2018 yılının ilk yarısında 1 ABD doları 3.27 Brezilya Real’ine eşitken, Eylül ayında 4.18 Brezilya Real’ine kadar yükselmiştir. 2018 yılının başlarında 1 ABD doları 63 Hindistan Rupi’sine eşitken, Ağustos ayında 74 Rupi’ye kadar yükselmiştir. 2018 yılının ilk yarısında 1 ABD doları 11 Güney Afrika Rand’ı iken, Eylül ayında 15 Rand’a kadar çıkmıştır.

2018 yılı içerisinde Avrupa Birliği ortak para birimi olan Euro’da, Amerikan doları karşısında hızla gerilemiştir. 2018 yılı başlarında 1.25 olan Euro/Dolar paritesi, Ağustos ayında 1.13’e kadar düşüş yaşamıştır. Yine İngiliz Sterlini (GBP)’de 2018’de ABD doları karşısında değer kaybeden paralar arasında olmuştur. 2018 yılının ilk yarısında 1.45 olan GBP/USD paritesi, Eylül ayında 1.25’e kadar geri çekilmiştir. Öte yandan İsviçre Frangı (CHF) da, 2018 yılında ABD doları karşısında düşüş yaşayan para birimleri arasında ki yerini almıştır. 2018 yılının ilk yarısında 0.92’ye kadar düşen USD/CHF paritesi, yılın ikinci yarısında “one-one” olarak ifade edilen 1 sınırına ulaşmıştır.

Bu veriler bizlere 2018 yılının ikinci yarısında en fazla yükselen piyasa ülkelerinin milli paraları olmak üzere, gelişmiş ülke para birimlerinin de ABD doları karşısında değer kaybederek devalüe olduğunu göstermektedir. Bu da özellikle Türkiye, Rusya, İran, Çin gibi ülkeleri kendi aralarındaki dış ticarette, ABD doları yerine milli paralar kullanmaya yöneltmiştir. Böylece adı geçen ülkeler, dolardaki hareketliliklerden ulusal ekonomilerinin etkilenmesine izin verilmemesine yönelik bir takım öneri ve görüşleri dikkate almaya ve uygulamaya geçirmeye başlamışlardır.

Dış Ticarette Milli Paralar Dönemi

ABD yönetiminin doların değerini küresel ticarette bir tehdit ve şantaj aracı olarak kullanması, Türkiye öncülüğünde Rusya, Çin ve İran gibi ülkeleri kendi milli paralarıyla dış ticaret yapma yönünde çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Böylece dünyada doların egemenliğini kırma yönünde pek çok adım atılmaya ve girişimler yapılmaya başlanmıştır. Söz konusu ülke liderleri ve yetkilileri, Türkiye’nin yapmış olduğu milli parayla dış ticaret yapalım önerisine oldukça önemli tepkiler vermişlerdir.

Geçtiğimiz günlerde Rusya merkezli SovEkon Analitik Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, “Türkiye’nin, Rusya’dan Ruble karşılığında 30 bin ton yüksek protein buğday alacağı belirtildi”. Buğday için ton başına yaklaşık 17 bin Ruble ödeneceğinin kaydedildiği açıklamada, ulusal paralarla ticaret sayesinde tarafların para dönüşümü nedeniyle kayıplarının azaltılacağına işaret edildi.

Russia Today’in Güney Kore merkezli Yonhap haber ajansına dayandırdığı bir başka habere göre de, Tahran ile Seul arasında ulusal para birimiyle ticaret konusunda mutabakata varıldı. İran ve Güney Kore yönetimleri, ABD’nin yaptırımlarına rağmen karşılıklı ilişkilerini güçlendirmek istiyor. Habere göre, Güney Kore’nin İran’la ilişkisi hakkındaki kaygılarını yansıtan bu anlaşma, her iki taraf için de büyük önem taşımakta. “Anlaşma kapsamında Tahran ile Seul aralarındaki ticarette, Güney Kore Wonu kullanacaktır”. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi, 2017 yılında 12 Milyar doları bulmuştu.

Yine Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak’ta,  “Rusya, petrol ticaretinin Türkiye ve İran’ın milli paralarıyla yapma yollarını inceliyor. Çünkü bu konuda genel anlayış mevcut ve milli paraların kullanılması yönünde hareket edilmesi gerekir” diye konuştu. Rus Bakan, “Petrol ödemelerinin milli parayla gerçekleşmesi için her üç ülkenin mali, ekonomi ve bankacılık altyapılarının hazırlanmasına ihtiyaç var” açıklamasında bulundu.

Öte yandan Türkiye’nin milli para birimlerini kullanma konusundaki çağrılarına cevap olarak, Çin’in güçlü desteğini dile getiren, Çin Hükümeti Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Lı Yüçing de, “Türk tarafının milli para birimlerini kullanma tavsiyesini hoş karşılıyoruz” dedi.

Lı Yüçing, “ikili ticaret ve yatırımda milli para birimlerinin kullanılmasının, iki ülkenin kur farkından doğan maliyetleri ve risklerini düşürebileceğini belirterek, Çin ve Türkiye’nin, gelişmekte olan önemli ülkeler ve yükselen piyasalar olarak, büyük ekonomik gelişme perspektifine sahip olduğunu” vurguladı.

Li Yüçing, konuşmasına şöyle devam etti: “Son dönemde Türkiye hükümetinin etkili önlemleri sayesinde, Türk Lirası’nın değeri istikrarlı bir şekilde düzeliyor. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmesi yeniden rayına giriyor. Önümüzdeki aşamada Çin, Türk tarafı ile birlikte ödemelerin milli para birimleri ile yapılması için olumlu politika ortamının oluşturulmasını, ikili ticaret ve yatırımda daha fazla milli para birimlerinin kullanılmasının sağlanmasını, böylelikle ikili ticaret ve yatırımın kolaylaştırılmasını hızlandırmaya hazırdır”.

Türkiye-Azerbaycan-İran Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda milli para birimi ile ticaret kararının alındığını aktaran İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad  Zarif’de, bu konuda 30 Ekim 2018’de verdiği mülakatta şunları söyledi: ”Özel sektörlerimiz arasında bir forum oluşturduk. Bu çalışma bölgesel iş birliği için çok iyi bir adım olacak diye düşünüyoruz. Ayrıca bankacılık sektörleri arasındaki iş birlikleri konusunda da mutabık kaldık. Milli paralarımızla ticaret yapma noktasında anlaştık. Bu anlaşma ile ekonomik ilişkilerimizi dış müdahalelere karşı koruma altına almış olacağız. Ayrıca üç ülkeden oluşan bir teknik heyet kurduk. Bu heyetler, önümüzdeki 3 yılı programlamak için bir araya gelecekler. Bir sonraki toplantı İran’da yapılacak ve bu toplantıya kadar iyi bir plan hazırlamalarını istedik”. ‘

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen D-8 Konseyi 18. Toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, 3 Kasım 2018 tarihinde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye olarak Çin, Ukrayna, Rusya, İran gibi ülkelerde ticaretimizi milli para üzerinden yürütmeye hazırlanıyoruz. D-8’in proje ve sonuç odaklı çalışmalarını da güçlendirmeliyiz. Bugün döviz kurlarının kimi ülkelerce, siyasi sahiplerle kullanıldığı bir dönem yaşıyoruz. Ticaret savaşlarının olduğu bir dönem yaşıyoruz. Buna en güzel cevabı, kendi aramızdaki ticarette yerli ve milli paralarımızı kullanarak verebiliriz. Türkiye olarak Çin, Ukrayna, Rusya, İran gibi ülkelerle de ticaretimizi milli para üzerinden yürütmeye hazırlanıyoruz. Bir çok ülke ile bu tür görüşmeleri sürdürüyoruz. Bunu D-8 bünyesinde gerçekleştirmek mümkün. Bu amaç doğrultusunda D-8 Takas Odası kurulmasını öneririm. Merkez Bankalarımız bir araya gelip bunu kendi aralarında konuşabilirler. Bize de öneriler getirebilirler. D-8’in verimliliğini arttırmak istiyorsak çalışma gruplarını güçlendirmeli, toplantılara yetkin düzeyde katılımları teşvik etmeliyiz”.

AMERİKAN DOLARI’NIN KÜRESEL TİCARETTE Kİ TAHTI SALLANIYOR MU? AMERİKAN DOLARI REZERV PARA OLMA İŞLEVİNİ KAYBEDECEK Mİ?

Tüm bu açıklamalar bize yakın bir gelecekte Türkiye, Rusya, İran, Çin, Azerbaycan, Ukrayna ve Güney Kore gibi ülkelerin kendi aralarında ki dış ticarette milli paralarını kullanmaya istekli olduklarını, en azından bu yönde ciddi bir mesai harcadıklarını göstermektedir. Dış ticarette milli paralara geçiş için ülkeler arasındaki tüm ortak sorun oluşturacak alanların ve finansal altyapı problemlerinin çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bunun içinde belirli bir zamana ve ekonomi bürokratlarının ortaklaşa çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle her ülkenin merkez bankası yasasında rezerv paraların tanımında değişikliğe gidilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Dolayısıyla dış ticarette ABD dolarının tahtı hemen bugünden yarına sallanmayacaktır ve ABD doları daha uzunca bir süre rezerv para olma işlevini koruyacaktır. 1945’den bu yana dolar rezervi bulundurmaya alışmış bir dünya da, merkez bankacılığı ve Hazine sistemini, birdenbire dolardan vazgeçirmek çok kolay bir iş değildir. Sadece adı geçen ülkelerin milli paraya dönmesi ile de dolar rezerv para işlevini yitirmez. Fakat eğer bu ülkelerin dış ticarette kendi aralarında dolar kullanmayı bırakması fiilen gerçekleşirse, gerçekten çok büyük bir iş başarılmış olacaktır. Zira bu durumda doların dünyadaki kullanım hacmi ve dolaşım hızı sınırlanacaktır. Bu sürece dünya ticaretini hacim ve büyüklük olarak etkileme potansiyeli olan diğer ülkelerinde destek vermesi halinde, doların dünya ticaretinde ki egemenliği, belki bir 10 ile 20 yıl arası bir süre sonunda önemli nispette kırılmış olacaktır.

5/5 (1 Review)
ETİKETLER: