ABD ekonomisi çöküyor mu?

Lehman Brothers’in 2008’deki batışı ABD ekonomi tarihinin en büyük finans krizlerinden birinin sembolü olma niteliğini hala üzerinde taşıyor. Gayrimenkul piyasalarındaki balonunun patlamasıyla başlayan kriz, Amerikan ekonomisinin büyük durgunluğa girmesiyle sonuçlandı. Wall Street çökerken, iki yıl içinde yatırımcıların 8 trilyon doları bir anda buharlaşıp gitti. Yaklaşık 12 milyon kişinin işsiz kalmasına neden olan krizin faturası yine Amerikan halkına düştü.

EKONOMİ UZMANLARI UYARIYOR!

ABD ekonomisini yakından izleyen uzmanlara göre: “ABD’nin özel sektör borcu 2001-2002 döneminde 4,5 trilyon dolar iken, şu anda 70 trilyon dolara yaklaşmıştır. 2001 sonrasında artış eğiliminde olan özel sektör borcu 2008 kriziyle birlikte giderek hızlanmıştır. FED’in krizi aşmak için aşırı para basması ilke tahvil faizlerinin düşüşe geçmesiyle özel sektör tahvil ihracı yoluyla aşırı borçlanmaya gitmiş ve devasa bir borç balonu ortaya çıkmıştır. 2008’de kredi balonu patlarken bu defa pasif tarafından kaynaklı bir Tahvil Balonu’nun patlaması riski hasıl olmuştur. ABD sadece dünyanın en yüksek kamu borcuna sahip ülkesi değildir. Aynı zamanda en yüksek özel sektör borçlanması yapmış ülkesidir.” Denildi.

BORÇ YÜKÜ 70 TRİLYON DOLARA ULAŞTI

Geçtiğimiz günlerde Apple ve Amazon gibi piyasa değeri 1 trilyon dolar barajını geçmişti. ABD Merkez Bankası, ekonomik gidişattan duyduğu memnuniyeti birçok kez dile getirmişti. Başkan Trump’ da elde edilen bu sonuçlara sosyal medyadan destek vermişti.  Trump’ın şirket yanlısı politikalarının arkasında yatan temel nedenlerden biri de budur. Trump, şirket çıkarlarını en üste koyduğunu bizzat kendisi açıklamıştır. Başkan Trump, vergi politikalarını da şirketler lehine olacak şekilde değiştirmiştir. Trump’ın bu kararları çerçevesinde ücret seviyeleri aynı kalırken vergi düzenlemeleri sonrasında karlarda sıçrama gerçekleşmiştir. Ancak 70 trilyon dolara varan özel sektör borcunu kurtaracak bir çözüm olmaktan uzaktır.

BORÇ 250 TRİLYON DOLARA DOĞRU GİDİYOR

ABD’li McKinsey Danışmanlık Şirketi’nin verilerine göre, finans krizinden bu yana gerek hane başı gerekse devlet ve özel sektör işletmelerinin borçları 2017 yılı sonu itibariyle yüzde 75 oranında artarak toplam 250 trilyon dolar seviyesine yaklaştı. Buna karşın milli gelir ise 20 trilyon dolayında yatay seyrediyor. Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre 2018’in ilk çeyreğinde toplam borçlarda yüzde 12’lik artış kaydedildi.

RİSKLİ ÖZEL SEKTÖR TAHVİLLERİ KORKUTUYOR

Sıfır faiz politikası nedeniyle yatırımcılar, getirisi fazla olan ancak çok yüksek riskler barındıran şirket tahvillerine giderek yöneliyor. Dünya piyasalarında halihazırda işlem gören ve “Junk Bond” olarak da adlandırılan yüksek riskli yatırım araçlarının hacminin 3 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu ise geçen yıla oranla yüzde 180’lik bir artış anlamına geliyor. Pensilvanya Üniversitesi’nde Hazine ve Maliye dersleri veren Ekonomist İtay Goldstein, “Ekonomide işler ne kadar çok iyi giderse, hisse senedi ve tahvil alım satımı yapan yatırımcıların piyasalarda risk alma eğilimi ve piyasalara olumlu bakış açısı gösteriyor.” diyor.

ŞİRKETLERİN FİNANSMAN AÇIKLARI GİDEREK ARTIYOR

Ödeme sıkıntısının baş göstermesi durumunda ise devasa borç yığını tehlikeli bir hal alabiliyor. Şirketler, nakit sorununu çözmek için daha yüksek faizli krediler kullanmak zorunda kalıyor. Bu da finansman maliyetlerin giderek artması anlamına geliyor.

Tabi faizlerin yükselmesi sadece şirketleri olumsuz etkilemiyor. Tüketici kredisi faizlerinin de artması nedeniyle kredi kartları, Otomobil ve Konut kredileri de vatandaşın borç yükünü ikiye katlanmasına sebep oluyor. Aynı zamanda artan faizlerin yanında gelirler de azaldığı için yük iki kat ağırlaşıyor. Böylece vatandaş kemer sıkmak zorunda kalıyor. Bol keseden harcama yapmak yerine olası bir krizde ayakta durabilmek için biriktirmeyi tercih ediyor.

MC-Kinsey Danışmanlık Şirketi’nden Susan Lund, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Olası bir krizde bu kez sorumluluk bankaların olmayacak. Onlar hazırlıklı durumda. Küresel çapta baktığımızda şirketlerin toplam borcunun 70 trilyon dolara yaklaştığı görülüyor.”

İşte ekonomistler tam da bu noktaya konuya dikkat çekiyor. Muhtemel olası bir krizin nedenlerini şöyle sıralıyor:

BALONLAŞMIŞ HİSSE SENETLERİ

ABD borsalarında yüksek borçlanmanın getirdiği riskler söz konusu. Şirketler, aldıkları kredileri çoğunlukla hisse senedine yatırıyor. İşletmelerin kendi hisselerini geri alımları da rekor seviyede. Örnek vermek gerekirse Elon Musk’ın patronu olduğu Tesla şirketi. Wall Street S&P Endeksi’nde işlem gören 500 şirketin kendi hisse senetlerinin geri alımı için yaklaşık 1 trilyon dolar harcamaları bekleniyor. Böylece kağıtlara gereksizce şişirilmiş bir talep oluşturuluyor ve hisselerin yatırımcı için daha cazip hale gelmesi hedefleniyor. Avrupalı şirketlerin de bu yıl sonuna kadar toplam 12 milyar Euroluk hisse senedi alımı yapmaları bekleniyor.

ABD EKONOMİSİ ÇÖKECEK Mİ?

Halihazırdaki ekonomik toparlanma devri, ABD tarihinin en uzun ikinci refah dönemi olarak kayıtlara geçti. Ekonomik Dönem Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucusu Lakshman Achuthan, ekonominin dönemler halinde büyüdüğünü ve küçüldüğünü hatırlatıyor. Yakın tarihteki farklı ekonomi dönemlerini araştıran Laksman Achuthan, şu değerlendirmeyi yapıyor: “2008’deki gibi bir krizin ardından faizler düşüyor. Tüketiciler, devlet ve şirketler ucuz maliyetli krediler alıyor. Ekonomiyle birlikte borçlar da büyüyor. Ekonomi motorunun su kaynatıp enflasyon ve benzeri olumsuzluk oluşmaması için Merkez Bankası faiz artırımına gidiyor ve devir daim böylece tamamlanıyor. Halihazırda Amerikan ekonomisi tam da böyle bir durumun öncesinde duruyor.”

Dünyanın en büyük serbest yatırım fonu kuruluşu olan Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio ise henüz ekonomik refah balonunun patlama aşamasına gelmediğine, ancak bunun çok yakında olacağına inanıyor: “2020’deki Başkanlık seçimleri öncesi Amerikan ekonomisinin resesyona girme tehlikesi yüzde 80 gibi hayli yüksek bir oranda seyrediyor.” Diyor.

 

SON TV

 


SON HABERLER

İlgili Haberler

Exit mobile version