SON.TV/ANKARA
Adalet Bakanı ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanı Akın Gürlek’in ortaya koyduğu vatandaş odaklı, veriye dayalı ve sonuç üreten yargı vizyonu doğrultusunda, yargısal gecikmelerin sistematik olarak ortadan kaldırılmasına yönelik yeni dönem başlıyor.
Yeni adli yılda, geciken soruşturma ve davalar genel istatistikler içinde görünmez olmaktan çıkarılacak; her dosyanın neden beklediği ayrı ayrı tespit edilerek gecikmenin kaynağına özgü çözümler geliştirilecek.
Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, Alo Adalet 135 Hattı ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarıyla yürütülecek çalışmaların temel hedefini, “Gecikmenin istisna, makul sürede yargılamanın kural olduğu bir sistemden Sıfır Gecikmeli Yargıya ulaşmak” oluşturuyor.
GECİKEN DOSYALAR ARTIK GENEL RAKAMLARIN ARASINDA KAYBOLMAYACAK
Yeni dönemde yalnızca kaç dosyanın karara bağlandığına değil; hangi dosyanın neden beklediğine, gecikmenin hangi aşamada ortaya çıktığına, hangi kurumun katkısıyla çözülebileceğine ve aynı sorunun tekrarının nasıl önlenebileceğine de odaklanılacak.
Dosyaların yalnızca sayısal birer veri olarak görülmediği yeni yaklaşımda; her soruşturma ve davanın arkasında bir insanın, ailenin, mülkiyetin, çalışma hayatının, özgürlüğün veya yıllardır teslim edilmesi beklenen bir hakkın bulunduğu anlayışı esas alınacak.
HSK 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu, yeni adli yıla ilişkin değerlendirmesinde, adaletin yalnızca doğru karar vermek değil, doğru karara hakkın anlamını yitirmediği bir zamanda ulaşabilmek olduğunu belirtti.
Kuloğlu, “Zamanında verilmeyen bir karar, hukuken isabetli olsa dahi toplumsal vicdanda eksik kalabilir. Adaletin ölçüsü kadar süresi, hükmün doğruluğu kadar hükme giden yolun nasıl yönetildiği de önemlidir.” ifadelerini kullandı.
“ADALET ÇARKI İŞLİYOR”
Türkiye’de yargı mekanizmasının her gün milyonlarca işlem, soruşturma ve dava üzerinden görevini yerine getirdiğini vurgulayan Kuloğlu, hâkimlerin, Cumhuriyet savcılarının ve adalet personelinin büyük bir sorumluluk ve özveriyle sistemin ana omurgasını oluşturduğuna dikkati çekti.
Yargının bütünüyle işlemediği veya bütün davaların geciktiği yönündeki genellemelerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirten Kuloğlu, ortalama yargılama süreleri içinde tamamlanan çok sayıdaki dava ve soruşturmanın sistemin işleyen yönünü ortaya koyduğunu bildirdi.
Kuloğlu, temel yaklaşımı şu sözlerle özetledi:
“Gecikme istisna, makul sürede yargılama kuraldır. Ancak bu tespit, geciken dosyaları görmezden gelmek anlamına gelmez. Aksine, ortalamayı temsil etmeyen her gecikme, özel olarak eğilmemiz ve çözüm üretmemiz gereken bir alandır.”
ANKARA BATI, YENİ MODELİN PİLOT UYGULAMASI OLDU
Yargısal gecikmelerin soyut değerlendirmeler yerine somut veriler üzerinden ele alınması amacıyla Ankara Batı merkez ve mülhakat adliyeleri pilot bölge olarak incelendi.
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı ile merkez ve mülhakat adliyelerindeki hukuk ve ceza mahkemelerine ilişkin veriler ayrı ayrı analiz edildi. Çalışma sonucunda gecikmenin bütün sistemi kuşatan genel bir sorun olmadığı; belirli dosyalarda ve belirli nedenlerde yoğunlaşan, kategorize edilebilen ve doğru bir süreç yönetimiyle çözülebilecek istisnai bir alan olduğu ortaya konuldu.
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan 58 bin 716 derdest soruşturmanın 1.382’sinin üç yıl ve daha uzun süredir devam ettiği, bu dosyaların toplam soruşturmalara oranının yüzde 2,3 olduğu belirlendi.
Ankara Batı merkez ile Beypazarı, Kahramankazan, Kızılcahamam ve Nallıhan mülhakat adliyelerindeki hukuk ve ceza mahkemelerinde ise toplam 49 bin 474 derdest dava dosyası bulunduğu tespit edildi. Bunların 1.227’sinin beş yıl ve daha uzun süredir devam ettiği, uzun süren dosyaların toplam derdest davalara oranının yüzde 2,48 olduğu görüldü.
Soruşturma ve dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde, Ankara Batı adli yargı çevresindeki 108 bin 190 derdest dosyanın yaklaşık yüzde 97,6’sının esas alınan sürelerin altında bulunduğu ortaya çıktı.
Bu sonuçlar, adalet çarkının büyük ölçüde işlediğini; gecikmenin ise dosya bazında tespit edilmesi ve kendine özgü yöntemlerle çözülmesi gereken istisnai bir alan olduğunu gösterdi.
HER GECİKMENİN KENDİNE ÖZGÜ BİR DÜĞÜMÜ VAR
Pilot çalışma, uzun süren dosyaların önemli bir bölümünün doğrudan yargısal takdirden değil; yargılamayı çevreleyen idari, teknik ve organizasyonel süreçlerden kaynaklandığını ortaya koydu.
Ceza mahkemelerinde uzun süren dosyaların önemli bir kısmında yakalama emri veya kararının infaz edilememesi öne çıkarken, hukuk mahkemelerinde bekletici meseleler, bilirkişi incelemeleri ve Adli Tıp raporlarının gecikmeye yol açan temel nedenler arasında yer aldığı belirlendi.
Bir dosyanın bazen mahkemenin karar verme iradesinden değil; bulunamayan bir sanık, geciken bir uzmanlık raporu, tamamlanamayan bir tebligat, sonuçlanması beklenen başka bir dosya veya zamanında cevaplandırılmayan bir müzekkere nedeniyle ilerleyemediği görüldü.
Yeni dönemde bu nedenle yalnızca “Dosya neden sonuçlanmadı?” sorusu sorulmayacak. Bunun yanında, “Dosyanın ilerlemesini engelleyen düğüm nedir, bu düğümü kim ve hangi araçla çözebilir?” sorularına da cevap aranacak.
Kuloğlu, bu yaklaşımı, “Her gecikmenin kendine özgü bir düğümü vardır. Bizim görevimiz, bu düğümleri tek tek bulmak ve ilgili kurumlarla birlikte çözmektir.” sözleriyle ifade etti.
GÜRLEK’İN VİZYONU KURUMSAL MEKANİZMAYA DÖNÜŞTÜ
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in vatandaşın adalete daha hızlı, etkin ve güvenilir biçimde ulaşmasını esas alan vizyonu, Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarıyla kurumsal bir yapıya kavuştu.
Bürolar; uzun süren soruşturma ve davaları takip edecek, gecikme nedenlerini sınıflandıracak, dosyaların ilerlemesini engelleyen idari ve teknik sorunları belirleyecek ve yerel çözüm mekanizmalarını harekete geçirecek.
Sistemin temel güvencesini ise yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı oluşturacak. Dosyanın içeriğine, verilecek kararın yönüne veya yargısal takdir alanına hiçbir şekilde müdahale edilmeyecek.
İncelenen husus kararın ne olacağı değil, karar sürecinin önünde hukuken gerekli olmayan bir bekleme bulunup bulunmadığı olacak.
Adalet komisyonu başkanları ile Cumhuriyet başsavcıları, kendilerine verilen yetki ve sorumluluk çerçevesinde sürecin yerel düzeydeki ana koordinasyonunu sağlayacak.
Tebligattan kaynaklanan gecikmelerde ilgili birimler, yakalama kararlarının infazında kolluk, bilirkişi ve Adli Tıp süreçlerinde ise ilgili kurumlar doğrudan devreye alınacak. Mahallinde çözülemeyen sorunlar Adalet Bakanlığının ilgili birimleri, HSK ve diğer kamu kurumlarıyla paylaşılacak.
Böylece geciken dosya, kurumlar arasındaki yazışmalar içinde kaybolan bir evrak olmaktan çıkarılarak nedeni, sorumlusu, çözüm yolu ve takip süreci belirlenmiş bir iş akışına dönüştürülecek.
ALO ADALET 135 VATANDAŞIN SESİ OLACAK
Yeni dönemin vatandaşla doğrudan temas kuran en önemli mekanizmalarından birini Alo Adalet 135 Hattı oluşturacak.
Vatandaşlar, makul süreyi aştığını düşündükleri dava ve soruşturmaları bu hat üzerinden bildirebilecek. Başvurular kayıt altına alınarak Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları tarafından takip edilecek.
Alo Adalet 135, yargısal kararlara müdahale eden veya kanun yollarının yerine geçen bir başvuru mercii olmayacak. Hat; uzun süren dosyaların görünür hâle getirilmesini, gecikmenin idari ve teknik nedenlerinin erken aşamada belirlenmesini ve vatandaşın süreç hakkında doğru, zamanında ve yeknesak biçimde bilgilendirilmesini sağlayacak.
Bu yönüyle Alo Adalet 135 yalnızca bir telefon hattı değil; vatandaşın yaşadığı gecikmeyi sisteme bildirdiği, sistemin de bu bildirimden hareketle kendi işleyişini gözden geçirdiği bir erken uyarı ve geri bildirim mekanizması olarak görev yapacak.
Vatandaşın yalnızca sonuç bekleyen değil, sistemin gelişimine katkı sunan bir paydaş hâline getirilmesi hedefleniyor.
HIZLI DEĞİL, GEREKSİZ BEKLEMELERDEN ARINDIRILMIŞ YARGILAMA
Yeni modelde yargının hızlandırılması, yargılamanın aceleye getirilmesi anlamına gelmeyecek.
Adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, delillerin eksiksiz toplanması ve karar kalitesinden hiçbir şekilde ödün verilmeyecek. Amaç; dosyanın yargısal irade dışında beklemesine yol açan gereksiz duraklamaları ortadan kaldırmak ve hâkimin karar verebilmesi için gerekli sürecin kesintisiz işlemesini sağlamak olacak.
Kuloğlu, “Hız ile adalet arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. İyi yönetilen bir yargı sisteminde hız, karar kalitesinin rakibi değil; adil yargılanma hakkının tamamlayıcısıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
SORUŞTURMADAN HÜKME KADAR BÜTÜNCÜL TAKİP
Makul sürede yargılanma hakkı yalnızca mahkemelerdeki dava süreleriyle sınırlı ele alınmayacak.
Ceza soruşturmalarının zamanında tamamlanması, delillerin gecikmeden toplanması, kolluk işlemlerinin etkin yürütülmesi, tebligatların tamamlanması, bilirkişi ve uzmanlık raporlarının süresinde hazırlanması ile kanun yolu süreçleri adalet zincirinin birbirine bağlı halkaları olarak değerlendirilecek.
Zincirin herhangi bir halkasında ortaya çıkan gecikmenin bütün süreci etkileyebileceği dikkate alınarak soruşturmadan hükme, hükümden kanun yoluna kadar bütüncül bir süreç yönetimi uygulanacak.
Hukuk ve ceza yargılamaları ile soruşturmalar; hedef süre, dosya yaşı, gecikme nedeni ve çözüm sorumluluğu üzerinden yakından izlenecek. Özellikle uzun süredir devam eden dosyalar genel istatistiklerin içinde görünmez olmaktan çıkarılacak ve her biri kendi koşulları içinde ele alınacak.
GEÇMİŞİN GECİKMELERİ ÇÖZÜLECEK, YENİLERİNİN OLUŞMASI ÖNLENECEK
Yeni adli yılda yalnızca geçmişten gelen gecikmelerin giderilmesiyle yetinilmeyecek. Benzer gecikmelerin yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek kalıcı süreçler de oluşturulacak.
Ankara Batı pilot uygulamasından elde edilen sonuçların, ülke genelindeki çalışmaların güçlü bir veri temeline oturtulmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Pilot uygulamayla geliştirilen gecikme nedenleri haritası ve çözüm yöntemleri, farklı adli yargı çevrelerinin kendi koşullarına uygun modeller geliştirmesinde yol gösterici olacak.
Bu kapsamda hedef, tek tek dosyaları sonuçlandırmanın ötesine geçerek gecikme üreten süreçleri dönüştürmek ve yargı sisteminde yeni bir çalışma kültürü oluşturmak olacak.
“HİÇBİR HAKKI ZAMANIN İNSAFINA BIRAKMAYACAĞIZ”
Adalet hizmetlerinde başlatılan yeni dönemle vatandaşların, uzun süren dosyalarının neden beklediğini görebildiği, ilgili kurumların çözüm sorumluluğu üstlendiği ve başvuruların sonuç alınıncaya kadar takip edildiği bir yapının kurulması amaçlanıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in liderliğinde; Adalet Bakanlığı, HSK, adalet komisyonu başkanları, Cumhuriyet başsavcıları ve ilgili kamu kurumlarının ortak çalışmasıyla gecikmelerin sistematik olarak ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Kuloğlu, yeni dönemin hedefini şu sözlerle açıkladı:
“Yaklaşımımız gecikmeyi normalleştirmek veya mazeret üretmek değildir. Önce gecikmenin gerçek boyutunu tespit edecek, ardından nedenlerini sınıflandıracak, sorumluları ve çözüm araçlarını belirleyecek ve sonuç alınıncaya kadar süreci takip edeceğiz.”
YENİ ADLİ YILIN İSTİKAMETİ: SIFIR GECİKMELİ YARGI
“Sıfır Gecikmeli Yargı” hedefi, bütün davaların aynı sürede veya yalnızca sayısal hedeflere ulaşmak amacıyla sonuçlandırılması anlamına gelmiyor.
Bu hedef; hiçbir dosyanın önlenebilir, açıklanamayan veya sahipsiz bırakılmış bir nedenle beklememesi anlamını taşıyor.
Başka bir ifadeyle yargılama sürelerinin hukukun gerektirdiği ölçünün altına indirilmesi değil, hukukun gerektirmediği beklemelerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
Hâkimler, Cumhuriyet savcıları, adalet personeli, avukatlar, bilirkişiler, kolluk birimleri, Adli Tıp Kurumu ve ilgili bütün kurumların ortak sorumluluk anlayışıyla hareket edeceği yeni dönemde, adalet hizmetlerinin vatandaşın hayatında daha hızlı ve etkin biçimde karşılık bulması hedefleniyor.
Kuloğlu, yeni adli yıl mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Geciken adalet, yalnızca geciken bir karar değil; ertelenen bir hak, uzayan bir belirsizlik ve eksilen bir güvendir. Adalet çarkı dönüyor. Şimdi hedefimiz, bu çarkın önündeki son düğümleri de çözerek hiçbir hakkı zamanın insafına bırakmamaktır.”
ETİKETLER: #AdaletBakanlığı #AkınGürlek #HSK #TuranKuloğlu #SıfırGecikmeliYargı #AloAdalet135 #AnkaraBatıAdliyesi #YeniAdliYıl #Yargı #Adalet









