SON TV

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan Venedik Komisyonu Genel Kuruluna katıldı

AYM Başkanı Arslan 17 Aralık’ta Venedik Komisyonunun 133. Genel Kuruluna katılarak konuşma yaptı. Başkan Arslan konuşmasına Rudyard Kipling’in “Doğu doğudur, batı da batı ve bu ikisi asla bir araya gelmeyecektir” dizeleriyle başladı ve “Bu sözler genellikle doğu ve batı arasındaki ayrımı vurgulamak için sıklıkla kullanılır ancak yanlış yorumlanır. Kuşkusuz doğu ve batı toplumları arasında önemli sosyal, kültürel ve siyasi farklılıklar mevcuttur. Ancak Kipling bu ayrımın ‘Dünyanın iki ucundan iki güçlü adam karşı karşıya geldiğinde!’ ortadan kalkacağını da belirtmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan Venedik Komisyonu Genel Kuruluna katıldı

İnsanlık tarihi boyunca, yeryüzünün iki parçasının siyasi ve hukuki değerlerini birleştirmeyi amaçlayan birçok güçlü kişi yetiştiğini dile getiren Başkan Arslan, Türkiye’de yaşamış bir şair ve düşünür olan Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin de bu değerleri birleştirmeyi amaçlayan kişilerden biri olduğunu belirtti ve “Rûmî’ye göre hukuk, insanlar arasındaki uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde çözmek için vardır. Bu nedenle çatışmaları çözmek için hukuku uygulayan hâkimi (kadı), “bir rahmet ve çatışmayı gideren” kişi olarak görmüştür. Hâkimin “Kıyametteki adalet denizinden bir damla” olduğunu ifade etmiştir.” dedi.

Başkan Arslan, Rumî’nin kısaca her şeyi yerli yerine koymak şeklindeki adalet tanımının bugün de geçerliliğini koruduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:

“Rûmî, dünyanın doğusundan ve batısından pek çok kişi gibi, yargı yoluyla korunması gereken ortak değer ve ilkelerimizin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, günümüzde anayasa mahkemelerinin hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve insan hakları ilkeleri gibi anayasal demokrasinin yapı taşlarını korumak için var olduğu açıktır.”

Başkan Arslan, Türkiye Anayasa Mahkemesinin başta bireylerin temel hak ve özgürlükleri olmak üzere anayasal ilke ve değerlerin koruyucusu olduğunu vurguladı. 2010 Anayasa değişikliğiyle bireysel başvuru mekanizmasının kabul edilmesinin Türkiye’de anayasa yargısı alanında bir dönüm noktası olduğunu belirten Başkan Arslan, “Anayasa şikâyetlerinin temel işlevi bireylerin Anayasa ile güvence altına alınan haklarını korumaktır.” dedi.

Başkan Arslan, Anayasa Mahkemesinin anayasa şikâyetiyle birlikte bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasına toplumsal ve siyasi çıkarlar karşısında belirli bir öncelik tanıyan hak eksenli bir yaklaşımı benimseme imkânı bulduğunu ifade etti. Özgürlüğün esas, kısıtlamanın ise istisna olduğu varsayımına dayanan hak eksenli yaklaşıma göre Anayasa’nın hak ve özgürlükler lehine yorumlanması gerekliliğine vurgu yapan Başkan Arslan, hak eksenli yaklaşımı benimseyen Anayasa Mahkemesinin toplumun farklı kesimlerinin hukuki meselelerini çözüme kavuşturan çok sayıda ihlal kararı verdiğine değindi.

Başkan Arslan, Anayasa Mahkemesi içtihadının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına uygun olarak anayasal hakların korunmasına yönelik standartları ortaya koyduğunu belirterek Anayasa Mahkemesinin anayasa şikâyetlerini karara bağlarken Strazburg Mahkemesinin içtihadını, ayrıca Venedik Komisyonunun belirli anayasal konulardaki rapor ve görüşlerini dikkate aldığını dile getirdi.

Başkan Arslan, karşılaşılan tüm zorluklara rağmen edinilen on yıllık tecrübenin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun Strazburg Mahkemesine başvuruda bulunmadan önce tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Bireysel başvuru mekanizmasının etkili ve başarılı bir hukuk yolu olarak işlemeye devam etmesini sağlamaya çalışmak açısından çeşitli zorluklarla karşılaşıldığına değinen Başkan Arslan, bu zorlukların en önemlisinin Mahkemenin karşı karşıya kaldığı yoğun iş yükü olduğunu ve bu iş yükünün Mahkemenin kapasitesini zorlayacak noktaya ulaştığını ifade etti.

Başkan Arslan, bu iş yükü sorununu çözmek adına Anayasa Mahkemesinin iki etkili yöntem uygulamaya başladığını belirterek “İlk olarak Mahkeme, kabul edilemez başvuruların filtreleme yöntemiyle ayrılmasını sağlayan çok etkili bir sistem kurmuştur. İkinci olarak ise Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin uygulaması doğrultusunda, kitlesel ve mükerrer ihlallere yol açan sistematik ve yapısal sorunlar içeren başvurular bakımından pilot karar usulünü uygulamıştır.” dedi.

Başkan Arslan konuşmasının sonunda, Anayasa Mahkemesinin verdiği tüm kararlar aracılığıyla bireysel başvuru sisteminin Avrupa Konseyi bünyesindeki iyi uygulama örneklerinden biri olarak devam etmesini sağlama gayreti içinde olduğunu vurgulayarak Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olan Türkiye’nin Anayasa’da mündemiç olan temel değerlere sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirtti.