SON.TV / NEW YORK
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a eşlik ettiği ABD ziyareti sırasında Türkiye’nin gündemindeki adli ve hukuki gelişmelere ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Gürlek; ABD ile adli iş birliği ve suçluların iadesi, fon soruşturması, faili meçhul dosyalar, yeni nesil suç örgütleri, uyuşturucuyla mücadele, yargının hızlandırılması, hâkim ve savcıların yeni atama sistemi, yatırımcıların hukuki güvenliği, sosyal medya düzenlemesi ve yapay zekânın yargıda kullanılması konusunda değerlendirmeler yaptı.
ABD İLE ADLİ İŞ BİRLİĞİ VE SUÇLULARIN İADESİ GÜNDEMDE
ABD’deki temaslarına ilişkin bilgi veren Gürlek, Türkiye ile ABD arasındaki adli iş birliği sürecini takip ettiklerini söyledi.
Türkiye’nin ABD’de bulunan ve iadesini istediği kişilerle ilgili takip ettiği dosyalar bulunduğunu belirten Gürlek, suçluların Türkiye’ye iadesinin görüşmelerde ele alınan konulardan biri olduğunu ifade etti.
Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği görüşmelere Adalet Bakanlığı olarak katıldıklarını ve Cumhurbaşkanı’na eşlik ettiklerini söyledi.
FETÖ VE SUÇ ÖRGÜTÜ DOSYALARI TAKİP EDİLİYOR
Gürlek, FETÖ soruşturma ve davaları kapsamında ABD’ye giden kişiler ile suç örgütleri kapsamında aranan kişilerin iade süreçlerinin takip edildiğini açıkladı.
Kırmızı bülten süreçlerinin yürütüldüğünü belirten Gürlek, iade dosyalarında eksiklik bulunması halinde bunların tamamlandığını söyledi.
Yeni bir delil veya itirafçı beyanı ortaya çıkması halinde bunların da mevcut dosyalara eklenerek iade taleplerinin güncellendiğini belirten Gürlek, ABD adli makamlarıyla temasların sürdüğünü ifade etti.
Gürlek, ABD makamlarından bu konuda adli iş birliği beklediklerini söyledi. Türkiye’nin 2026’da farklı ülkelerden gerçekleştirdiği iadelerin yıl içinde devam ettiği de daha önce açıklanmıştı.
FON SORUŞTURMASINDA 63 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM
Gürlek, kamuoyunun yakından takip ettiği fon soruşturmasında 63 kişi hakkında işlem yapıldığını açıkladı.
Soruşturma kapsamında 4 kişinin tutuklandığını belirten Gürlek, gözaltında bulunan, adli kontrol tedbiri uygulanan ve firari kişilerin de bulunduğunu söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyada örgütlü suçlar, dolandırıcılık ve Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet kapsamında değerlendirme yaptığını belirten Gürlek, MASAK raporlarına göre şartların oluşması halinde aklama suçunun da gündeme gelebileceğini ifade etti.
“SPK’NIN SUÇ DUYURUSU ÜZERİNE SÜRECE BAŞLADIK”
Gürlek, sürecin SPK’nın suç duyurusu üzerine başladığını belirterek sermaye piyasası suçlarında SPK’nın rolüne dikkat çekti.
Başsavcılıkların tespit ettikleri durumları SPK’ya bildirebildiğini, SPK’nın da kendi incelemeleri sonucunda suç duyurusunda bulunabildiğini anlatan Gürlek, bu sistem üzerinden soruşturmaların yürütüldüğünü söyledi.
“YÜZDE 400, YÜZDE 500, YÜZDE 5000 YAPAN HİSSELER VAR”
Türkiye’de yaklaşık 8,5 milyon kişinin borsada bulunduğunu belirten Gürlek, vatandaşların yıllar içinde oluşturdukları birikimlerini yatırım amacıyla sermaye piyasalarına yönlendirdiğini söyledi.
Bazı hisseler normal seyrinde ilerlerken bazı hisselerde olağan dışı yükselişlerin görüldüğünü anlatan Gürlek, yüzde 400, yüzde 500 ve yüzde 5000 oranında yükselen hisselerin bulunduğunu ifade etti.
Gürlek, bu tür hareketliliklerin takip edildiğini söyledi.
“ŞİRKET MERKEZİ YOK AMA DEĞERİ THY VE ASELSAN’DAN DAHA YÜKSEK”
Gürlek, bazı şirketlerin ekonomik varlıkları ile borsadaki değerleri arasında dikkat çekici farklılıklar bulunduğunu belirtti.
Şirket merkezi veya önemli bir ekonomik varlığı bulunmadığını söylediği bazı şirketlerin piyasa değerlerinin Türk Hava Yolları ve ASELSAN gibi şirketlerin üzerine çıktığını ifade eden Gürlek, bu durumların takip edildiğini söyledi.
FONLARDAKİ HAREKETLİLİK YAKLAŞIK İKİ YILDIR TAKİP EDİLİYORDU
Gürlek, sermaye piyasalarındaki manipülasyon suçlarının daha önce “tahtacılar” üzerinden yürütüldüğünü, bazı kişilerin hisseleri hareketlendirip yükselttikten sonra sistemden çıkmasıyla yatırımcıların zarar görebildiğini anlattı.
Fon sistemindeki yoğun hareketliliğin ise özellikle son iki yılda görüldüğünü belirten Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde bu hareketlilikleri takip etmeye başladıklarını söyledi.
Vatandaşlardan çok sayıda şikâyet geldiğini ve fonların sosyal medyada da yoğun şekilde tartışıldığını ifade etti.
SERMAYE PİYASASI SUÇLARI İÇİN ÖZEL BİRİM KURULDU
Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçlarına bakmak üzere özel bir birim kurduklarını açıkladı.
Bu birimde alanında uzman üç Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini belirten Gürlek, manipülasyon suçlarının teknik nitelikte olduğunu ve uzmanlık gerektirdiğini söyledi.
Gürlek, sermaye piyasası suçlarıyla mücadele amacıyla başka illerde de uzman savcıların görev yaptığı büroların oluşturulduğunu belirtti.
“YURT DIŞINA PARA KAÇIRILDIĞINI GÖRDÜK”
Fon soruşturmasındaki temel amaçlarının mağdur vatandaşların haklarını korumak olduğunu söyleyen Gürlek, bazı vatandaşların yıllarca oluşturduğu birikimlerin istismar edildiğini ifade etti.
Paraların başka yerlere aktarıldığını ve yurt dışına çıkarıldığını gördüklerini belirten Gürlek, amaçlarının bu paraları geri getirerek mağdur vatandaşların haklarını almalarını sağlamak olduğunu söyledi.
SORUŞTURMA GENİŞLEYECEK
Gürlek, fon soruşturmasının genişleyip genişlemeyeceğine ilişkin soruya açık şekilde “Genişler” yanıtını verdi. Bu açıklama bugün yayımlanan haberlerde de aktarıldı.
Soruşturmanın ilk aşamasında banka hesaplarına ve taşınmazlara yönelik tedbir uygulandığını anlatan Gürlek, taşınmazların devredilmesinin engellenmesi amacıyla işlem yapıldığını ve bankalara müzekkereler gönderildiğini söyledi.
Bazı şirketlere ve mal varlıklarına el konulduğunu, bazıları hakkında ise tedbir kararları uygulandığını ifade etti.
FON YÖNETİCİLERİ VE BİRİNCİ DERECE YAKINLARININ MAL VARLIKLARINA TEDBİR
Gürlek, SPK tarafından tasfiye edilen fonların yöneticileri, başkanları ve birinci derece yakınlarının mal varlıklarına yönelik tedbir uygulandığını açıkladı.
Başsavcılığın emri olmadan işlem gerçekleştirilmemesi için bankalara yazı gönderildiğini belirten Gürlek, anlık para transferlerinin önlenmesi açısından bu tedbirlerin önemli olduğunu söyledi.
YAKLAŞIK 40 MİLYON DOLARLIK TRANSFER ENGELLENDİ
Gürlek, yaklaşık 40 milyon dolarlık bir paranın transfer edilmek istendiğini belirterek uygulanan tedbir ve bloke kararı nedeniyle işlemin gerçekleştirilemediğini söyledi. Gürlek’in bu açıklaması güncel haberlerde de aynı şekilde yer aldı.
ERDOĞAN DA SÜRECİ TAKİP EDİYOR
Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da fonlarla ilgili süreci takip ettiğini söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı ile konuyla ilgili sürekli toplantılar yaptıklarını belirten Gürlek, SPK ve BDDK başkanlarının da toplantılara katıldığını açıkladı.
Gürlek, mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade etti.
690 FAİLİ MEÇHUL DOSYA İNCELENİYOR
Gürlek’in açıklamalarındaki önemli başlıklardan biri de faili meçhul dosyalar oldu.
Gülistan Doku dosyasının ardından toplumdaki hassasiyeti gördüklerini anlatan Gürlek, Adalet Bakanlığı bünyesinde faili meçhul suçlarla ilgili özel bir çalışma birimi oluşturulduğunu söyledi.
Birimde hâkim ve savcı kökenli isimlerin görev yaptığını belirten Gürlek, yaklaşık 690 dosyanın incelemeye alındığını açıkladı.
BAKANLIKTAKİ BİRİMİN SORUŞTURMA YETKİSİ YOK
Gürlek, Bakanlık bünyesinde oluşturulan birimin doğrudan soruşturma yürütme yetkisinin bulunmadığının altını çizdi.
Soruşturma yetkisinin olayın meydana geldiği yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğunu belirten Gürlek, Bakanlık bünyesindeki uzmanların dosyaları teknik açıdan incelediğini söyledi.
Eski dosyalarda delillerin sağlıklı toplanmamış olabileceğini veya olay tarihindeki teknolojik imkânların bugünkü seviyede bulunmayabileceğini belirten Gürlek, baz istasyonu çalışmaları ve DNA incelemeleri gibi yöntemlerle dosyaların yeniden değerlendirilebildiğini anlattı.
TANIKLAR VE TEKNİK DELİLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR
Bakanlık bünyesindeki uzmanların dosyayı yürüten savcı veya başsavcıyla irtibat kurduğunu belirten Gürlek, daha önce dinlenen bir tanığın yeniden dinlenmesi veya yeni teknik çalışmalar yapılması yönünde destek sağlanabildiğini söyledi.
Gürlek, birimin soruşturma yapmadığını, soruşturmayı yürüten başsavcılıklara teknik destek sağladığını vurguladı.
“ŞU ANA KADAR 46 OLAY ÇÖZDÜK”
Gürlek, faili meçhul dosyalara yönelik çalışmalar sonucunda şu ana kadar 46 olayın çözüldüğünü açıkladı.
Adliyelerde bulunan Faili Meçhul Suçlar Bürolarının önemine dikkat çeken Gürlek, bu tür dosyaların raflarda beklememesi gerektiğini söyledi.
İBB DOSYALARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde yürütülen İBB soruşturmalarına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.
Soruşturmaların siyasi amaçla yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirten Gürlek, hâkim ve savcıların dosyadaki kişinin makamına, mevkisine veya unvanına göre değil, suç ve delil bulunup bulunmadığına göre hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Dosyada yalnızca tanık veya itirafçı beyanlarının bulunmadığını savunan Gürlek, MASAK raporları, banka transferleri, baz istasyonu kayıtları ve kamu zararına ilişkin raporların da bulunduğunu belirtti.
Gürlek, örgüt lideri olduğu iddia edilen kişi hakkında 143 eylemin bulunduğunu ifade ederek yargılama sürecinin devam ettiğini, hangi eylemden ceza veya beraat kararı verileceğinin mahkemenin dosyadaki delillere göre yapacağı değerlendirmeye bağlı olduğunu söyledi.
175 AĞIR CEZA MERKEZİ BAŞSAVCILIĞINA GENELGE
Yeni nesil suç örgütleri ve sokak çeteleriyle mücadeleye değinen Gürlek, 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığına genelge gönderildiğini açıkladı.
Genelgenin uyuşturucu, sokak çeteleri, yasa dışı bahis, sanal kumar ve kamu düzenini tehdit eden yapılarla mücadeleyi kapsadığını belirten Gürlek, başsavcılıklardan soruşturmaların kararlılıkla yürütülmesinin istendiğini söyledi.
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün başsavcılıklarla koordinasyonu sürdürdüğünü belirten Gürlek, çalışmaların İçişleri Bakanlığı ve kolluk kuvvetleriyle koordineli yürütüldüğünü ifade etti.
ÇOCUKLARI KULLANAN SUÇ ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK CEZALAR ARTIRILDI
Gürlek, yeni nesil suç örgütlerinin 18 yaşından küçük çocukları kullandığını belirterek bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığını söyledi.
Suç işlemeye azmettiren veya teşvik eden suç örgütü mensupları ile suçlarda kullanılan çocuklara ilişkin cezai yaptırımların artırıldığını ifade etti.
Gürlek, gerçekleştirilen operasyonların ardından özellikle büyükşehirlerde suç işleme oranlarında düşüş tespit edildiğini söyledi.
UYUŞTURUCUDA KULLANICIDAN BARONA UZANAN SİLSİLE
Uyuşturucu operasyonlarında kamuoyunca tanınan kişilerin gözaltına alınmasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Gürlek, uyuşturucu ticaretinde kullanıcıdan başlayıp uyuşturucuyu ülkeye sokan kişilere kadar uzanan bir zincir bulunduğunu söyledi.
Gürlek, kullanıcının uyuşturucuyu kimden aldığının tespit edilmesiyle temin eden kişiye, ardından dağıtıcıya, ana dağıtıcıya ve uyuşturucuyu ülkeye sokan yapılara ulaşılabildiğini anlattı.
Yakın zamanda limanlardan gelen 354 kilogram uyuşturucunun yakalandığını da belirten Gürlek, bu tür operasyonlarda söz konusu zincirin takip edildiğini söyledi.
2028 SEÇİMLERİNE İLİŞKİN SÖZLERİNE AÇIKLIK GETİRDİ
Gürlek, daha önce yaptığı ve kamuoyunda tartışılan 2028 seçimlerine ilişkin açıklamasını da değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2028 yılında yeniden aday olmak istediğini belirten Gürlek, daha önceki açıklamasında 2028 seçimlerinde Erdoğan’ın adaylığıyla seçimin olumlu sonuçlanmasını istediklerini anlatmak istediğini söyledi.
BM KONUŞMASINI DEĞERLENDİRDİ
Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan’ın Sezai Karakoç’un şiirinden dizeler okuduğunu hatırlatan Gürlek, konuşmada mazlumların yalnız olmadığı mesajının verildiğini söyledi.
Gürlek, Birleşmiş Milletler’in mevcut yapısına yönelik eleştiriler ile “Dünya beşten büyüktür” mesajının da konuşmada öne çıktığını ifade etti.
“ADALET GÜÇLÜ OLANDAN YANAYMIŞ GİBİ GÖZÜKÜYOR”
Uluslararası hukuk ve adalet konusunda da konuşan Gürlek, dünyada adaletin güçlü olandan yanaymış gibi bir görüntü bulunduğunu söyledi.
Hukukun uluslararası alanda işlemesi gerektiğini belirten Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’nin mevcut karar alma yapısındaki sorunlara dikkat çektiğini ifade etti.
YARGIDA HEDEF SÜRE DÖNEMİ
Yargılamaların uzun sürmesine ilişkin vatandaşlardan gelen şikâyetlere değinen Gürlek, göreve geldikten sonra bu alana yoğunlaştıklarını söyledi.
Hâkim ve savcıların atanmasına ilişkin sistemde değişiklik yapıldığını belirten Gürlek, yeni sistemde yargının etkinliği ve verimliliğinin temel kriterlerden biri olduğunu ifade etti.
Davalar için belirlenen hedef sürelere uyulmasının beklendiğini söyleyen Gürlek, yalnızca hızlı karar verilmesinin yeterli olmadığını, verilen kararların aynı zamanda isabetli olması gerektiğini belirtti.
Gürlek, hâkimlerin hem hedef süre içerisinde karar vermesi hem de verdikleri kararların üst mahkemelerdeki sonucunun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
HÂKİMLERE HEDEF SÜRE VE İSABETLİ KARAR PUANI
Yeni sistemde hâkimlerin dosyaları hedef sürede sonuçlandırıp sonuçlandırmadığı ile kararlarının üst mahkemelerdeki durumunun dikkate alınacağını belirten Gürlek, buna göre bir puanlama yapılacağını söyledi.
Bu puanların atama, terfi ve başsavcılık veya ağır ceza mahkemesi başkanlığı gibi unvanlı görevlere atanmalarda dikkate alınacağını ifade etti.
ALO ADALET 135’TE DOSYANIN NEDEN BEKLEDİĞİ İNCELENECEK
Gürlek, Alo Adalet 135’in vatandaşların uzun süren dava ve soruşturmalarıyla ilgili doğrudan başvuruda bulunabilecekleri bir sistem olduğunu belirtti.
Sistemin pilot uygulamasının ardından ekim ayında Türkiye genelinde faaliyete geçirilmesinin planlandığını söyleyen Gürlek, vatandaşların dosyalarının hangi aşamada bulunduğuna ilişkin geri bildirim alacağını ifade etti.
Gürlek, “Vatandaşımız ‘Dosyam şurada bekliyor, neden bekliyor?’ bunu rahat bir şekilde bilecek” dedi.
Alo Adalet 135 kapsamında yapay zekâ destekli sistemlerden de yararlanıldığını belirten Gürlek, hedef sürede tamamlanmayan dosyaların neden geciktiğinin inceleneceğini söyledi.
Gecikmenin personel veya kâtip eksikliği, mahkemenin iş yükü gibi hâkimden kaynaklanmayan nedenlerden oluşabileceğini ifade eden Gürlek, hâkimin kendisinden kaynaklanan bir gecikmenin tespit edilmesi halinde ise disiplin ve mesleki değerlendirme süreçlerinin gündeme geleceğini belirtti.
ATAMALARDA DOĞU-BATI SİSTEMİ YERİNE PUAN KRİTERİ
Hâkim ve savcıların atama sisteminde yapılan değişikliğin ayrıntılarını anlatan Gürlek, önceki bölge sisteminin yerine puanlamaya dayalı yeni bir model getirildiğini söyledi.
Yeni sistemde dosyaların hedef süre içerisinde sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı ile verilen kararların isabet oranının dikkate alınacağını belirten Gürlek, elde edilen puanların atamalarda ve unvanlı görevlere getirilmelerde kullanılacağını ifade etti.
Başsavcılık ve ağır ceza mahkemesi başkanlığı gibi görevler için de puanların dikkate alınacağını söyleyen Gürlek, hâkim ve savcıların kendi puanlarını ve tercih edecekleri yerlerin puanlarını bileceklerini belirtti.
Gürlek, böylece atama sisteminde daha belirgin kriterlerin uygulanacağını ifade etti.
“HIZLI KARAR VERMEK ADALETLİ KARAR VERMEK ANLAMINA GELMİYOR”
Hedef süre uygulamasının yalnızca davaların hızlı sonuçlandırılması anlamına gelmediğini vurgulayan Gürlek, verilen kararların isabetli olmasının da önemli olduğunu söyledi.
Bir hâkimin hedef süre içerisinde karar vermesinin yanı sıra kararının istinaf ve Yargıtay aşamalarındaki sonucunun da değerlendirmeye alınacağını belirten Gürlek, yeni puan sisteminin bu iki temel kriter üzerinden işleyeceğini anlattı.
YATIRIMCILAR İÇİN HUKUKİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK VURGUSU
Gürlek, Türkiye’ye yatırım yapan yerli ve yabancı yatırımcıların hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik içerisinde faaliyet göstermelerine önem verdiklerini söyledi.
İş insanları, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, yatırımcıların özellikle ticari uyuşmazlıklarının makul süre içerisinde sonuçlandırılmasını istediklerini ifade etti.
Gürlek, yatırımcıların ve girişimcilerin zamanlarını adliye koridorlarında değil işlerinin başında geçirmelerini hedeflediklerini söyledi.
İSTANBUL’DA TİCARET MAHKEMELERİ TEK ÇATI ALTINDA TOPLANDI
Ticari davaların uzun sürmesine ilişkin eleştirilere değinen Gürlek, İstanbul genelindeki ticaret mahkemelerinin tek çatı altında toplandığını açıkladı.
Ticaret mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin alanında uzman isimler arasından seçildiğini belirten Gürlek, ticaret mahkemesi başkanlarının da ticaret mahkemelerinde uzun süre görev yapmış hâkimler arasından belirlendiğini söyledi.
Gürlek, yatırımcıların Türkiye’ye geldiklerinde hukuk alanında soru işareti yaşamamaları amacıyla ihtiyaç duyulan düzenlemelerin yapılacağını ifade etti.
13. YARGI PAKETİ EKİM AYINDA MECLİS’E GELECEK
Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin kabul edilmesinin ardından yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını da açıkladı.
- Yargı Paketi’nin ekim ayında TBMM’ye gelmesinin planlandığını belirten Gürlek, pakette yargının işleyişine ilişkin yeni düzenlemelerin bulunacağını söyledi.
Yasal değişikliklerin yanı sıra Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun belirlediği kriterlerle de yargının etkinliği ve verimliliğine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.
SOSYAL MEDYA İÇİN YENİ DÜZENLEME EKİM AYINDA GÜNDEMDE
Gürlek, sosyal medya ve siber suçlara ilişkin hazırlanan yeni düzenlemenin de ekim ayında Meclis’in açılmasıyla gündeme getirilmesinin planlandığını açıkladı.
Sosyal medyada sahte veya anonim hesap kullanılmasının tek başına soruşturma konusu olmayacağını belirten Gürlek, hazırlanan düzenlemede belirli katalog suçların esas alınacağını söyledi.
Gürlek, bu suçlardan birinin işlendiğine ilişkin soruşturma veya yargılama bulunması halinde savcılık ya da mahkemenin ilgili hesabın kullanıcısının belirlenmesi amacıyla gerekli işlemleri yapabileceğini ifade etti.
Sosyal medyada suç işlendiğine dair bir durum bulunmadığı sürece kullanıcı bilgilerinin gündeme gelmeyeceğini belirtti.
KİMLİK DOĞRULAMA SİSTEMİNİN AYRINTILARINI AÇIKLADI
Sosyal medya için üzerinde çalışılan kimlik doğrulama modeline de değinen Gürlek, vatandaşların kişisel bilgilerinin sosyal medya şirketlerinin yurt dışındaki sunucularına aktarılacağı yönündeki endişelere ilişkin açıklama yaptı.
Bilgilerin Siber Başkanlığı bünyesinde tutulacağını belirten Gürlek, katalog suçlardan birinin işlendiği durumda ve savcılık ya da mahkemenin talebi üzerine hesabı kullanan kişinin tespit edilebileceğini söyledi.
Kişilerin sosyal medya hesaplarında gerçek isimlerini kullanma zorunluluğu bulunmayacağını belirten Gürlek, farklı kullanıcı adı veya anonim hesap kullanılabileceğini ifade etti.
SUÇ ÖRGÜTLERİNİN SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN ELEMAN KAZANDIRDIĞINI SÖYLEDİ
Yeni nesil suç örgütlerinin sosyal medyayı kullandığını belirten Gürlek, bazı yapıların sosyal medya grupları üzerinden örgütlerine eleman kazandırdığını ve talimatlarını bu kanallardan ilettiğini söyledi.
Bu nedenle sosyal medya düzenlemesini önemsediklerini belirten Gürlek, 15 yaşından küçük çocuklara ilişkin düzenlemelerin ardından 15 yaşından büyüklerle ilgili bir düzenlemeyi de ekim ayında gündeme getirmeyi planladıklarını ifade etti.
Gürlek’in sosyal medyanın suç amacıyla kullanımına ilişkin yaklaşımı, Bakanlığın daha önce yayımladığı açıklamalarında da yer aldı.
ADALET BAKANLIĞI YAPAY ZEKÂ BİRİMİ KURDU
Gürlek, yapay zekânın Adalet Bakanlığı tarafından hukuk alanında kullanılmaya başlandığını söyledi.
UYAP Yargı Projesi kapsamında yapay zekâ üzerine çalışan bir birim oluşturulduğunu belirten Gürlek, teknolojinin hâkimlerin, avukatların ve vatandaşların hukuka erişimini kolaylaştırabilecek alanlarda kullanıldığını ifade etti.
HÂKİMLER YAPAY ZEKÂ İLE EMSAL KARARLARA ULAŞABİLİYOR
Gürlek, hâkimlerin kullanımına açılan sistemde görülmekte olan bir davayla ilgili birkaç kelime girildiğinde benzer kararların bulunabildiğini söyledi.
Yargıtay ve ilk derece mahkemelerinin kararlarının bu sistem üzerinden taranabildiğini belirten Gürlek, hâkimlerin ihtiyaç duydukları kararlara daha hızlı ulaşabildiğini ifade etti.
Avukatların da UYAP içerisinde kendilerine tanımlanan alanlardan yapay zekâdan yararlanabildiğini belirten Gürlek, vatandaşların ise bazı anahtar kelimeleri kullanarak açmak istedikleri davaya ilişkin dilekçe örneklerine ulaşabildiğini söyledi.
MAHKEMELERİN İŞ YÜKÜ YAPAY ZEKÂYLA TAKİP EDİLİYOR
Yapay zekânın mahkemelerdeki iş yükünün belirlenmesinde de kullanıldığını anlatan Gürlek, hangi mahkemede yoğunluk bulunduğunun ve hangi dosyaların süresi içerisinde sonuçlandırılmadığının görülebildiğini ifade etti.
İstanbul’daki iş ve ticaret mahkemelerini örnek gösteren Gürlek, sistem sayesinde hangi mahkemelerde dosya yoğunluğu bulunduğunun anlık olarak takip edilebildiğini söyledi.
Bu verilerin gerektiğinde hızlı şekilde müdahale edilmesine imkân sağladığını belirtti.
“HÂKİM VİCDANİ KANAATİNE GÖRE KARAR VERMEK ZORUNDA”
Gürlek, yapay zekânın yargıda kullanımının sınırlarına da değindi.
Karar verme yetkisinin hâkime ait olduğunu vurgulayan Gürlek, hâkimin kişiyi, dosyadaki maddi delilleri ve diğer unsurları değerlendirerek vicdani kanaatine göre karar vermesi gerektiğini söyledi.
Yapay zekânın hâkimin yerine geçmesinin söz konusu olmadığını belirten Gürlek, teknolojinin yardımcı araç olarak kullanılabileceğini ifade etti.
“YAPAY ZEKÂ GELECEĞİN GERÇEĞİ”
Gürlek, yapay zekânın artık geleceğin bir gerçeği olduğunu belirterek hukuk alanındaki kullanımının da devam edeceğini söyledi.
Adalet Bakanlığı’nın UYAP alanında yapay zekâdan yararlandığını ve bu alanda özel bir birim oluşturduğunu ifade eden Gürlek, teknolojinin yargının iş yükünün takibi ve hukuki bilgiye erişim gibi alanlarda kullanılacağını belirtti.
ETİKETLER: #akıngürlek #adaletbakanlığı #yargı #alo135 #hsk #uyap #yapayzeka #sosyalmedya #yargıpaketi #yatırımcı #hukuk #siber









