SON.TV/İSTANBUL
Türkiye’de organize suç yapılanmalarının kullandığı yöntemler değişiyor. Geleneksel yeraltı örgütlerinin yerini, sosyal medya platformlarını propaganda ve eleman kazanma aracı olarak kullanan yeni nesil suç ağları alıyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca “Casperlar” olarak bilinen yapılanma hakkında hazırlanan iddianame ile farklı soruşturmalarda çocukların ifadelerine yansıyan bilgiler, sistemin özellikle 15-25 yaş grubundaki gençleri hedef aldığını gösteriyor. Suç tarihinde 18 yaşından küçük olanlar dosyalarda “suça sürüklenen çocuk” sıfatıyla yer alıyor.
Örgüt yöneticilerinin çocukları lüks otomobil, pahalı motosiklet, silah ve yüksek miktarda para vaadiyle etkilediği; verilen sözlerin ise çoğu zaman yerine getirilmediği öne sürülüyor.
223 ŞÜPHELİ, 7 CİNAYET VE 116 AYRI EYLEM
“Casperlar” soruşturması kapsamında hazırlanan 839 sayfalık iddianamede 145’i tutuklu 223 şüpheli bulunuyor. Dosyada ayrıca 154 mağdur-müşteki ile hayatını kaybeden 7 kişi yer alıyor.
İddianameye göre İsmail Atız’ın liderliğini yaptığı öne sürülen yapı, 10 Mayıs 2023 ile 29 Haziran 2025 tarihleri arasında İstanbul başta olmak üzere 5 il ve 24 ilçede faaliyet gösterdi.
Örgütün bu dönemde 7 cinayet ile toplam 116 ayrı eyleme karıştığı iddia edildi. Şüphelilere yöneltilen suçlamalar arasında kasten öldürme, silahlı yaralama, tehdit, yağma, uyuşturucu ticareti, fuhuş ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma da bulunuyor.
Soruşturma dosyasına göre örgütün faaliyet merkezlerinden biri İstanbul’un Şirinevler bölgesiydi. Bahçelievler, Küçükçekmece ve Bağcılar başta olmak üzere farklı ilçelerde “hücre evi” olarak adlandırılan adreslerin kullanıldığı ileri sürüldü.
Silahların bu evlerde saklandığı, firari kişilerin buralarda barındırıldığı ve saldırıya gönderilecek gençlerin eylem öncesinde yine bu adreslerde bekletildiği belirtildi.
Örgüt yöneticilerinin kısa süreli kiralanabilen daireleri tercih ettiği; böylece hem adres değiştirmenin hem de şehir dışından getirilen gençleri barındırmanın kolaylaştırıldığı değerlendirildi.

YENİ ELEMAN DEPOSU SOSYAL MEDYA
İddianamelerde sosyal medya yalnızca propaganda yapılan bir alan değil, doğrudan eleman kazanma merkezi olarak gösteriliyor.
TikTok ve Instagram’da lüks otomobiller, pahalı motosikletler, silahlar ve yüklü miktarda para sergilenerek örgüt yöneticilerinin güçlü ve ulaşılmaz bir hayat yaşadığı algısı oluşturuluyor.
Suç temalı dizi ve filmlerden alınan sahneler de örgüt üyelerine ait görüntülerle birleştirilerek çocuklara “güçlü olmanın yolunun çeteye katılmaktan geçtiği” mesajı veriliyor.
Savcılığın tespitlerine göre bu içerikler özellikle 16-25 yaş arasındaki gençler arasında hızla yayılıyor. Ekonomik sıkıntı yaşayan, ailesiyle sorunları bulunan, okuldan uzaklaşan veya bulunduğu çevrede kabul görmek isteyen gençler öncelikli hedef haline geliyor.
Örgütün eleman kazanmak amacıyla sosyal medya platformlarının yanı sıra çevrim içi oyunları ve mesajlaşma uygulamalarını da aktif biçimde kullandığı belirtiliyor.
Soruşturma kapsamında örgüt propagandası yaptığı değerlendirilen 82 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi.

ÖNCE YEMEK VE HARÇLIK, ARDINDAN SİLAHLI TALİMAT
Çocuklarla doğrudan bağlantıyı çoğu zaman örgütün üst düzey yöneticileri değil, aynı mahallede yaşayan akranlar veya kurye konumundaki gençler kuruyor.
Hedefteki çocuk önce yemeğe götürülüyor, motosikletle gezdiriliyor veya kendisine küçük miktarda para veriliyor. “Kardeşim”, “arkandayız” ve “seni yalnız bırakmayız” gibi sözlerle çocuğun güveni kazanılıyor ve örgüte karşı aidiyet duygusu oluşturuluyor.
Çocuk daha sonra örgüt mensuplarının bulunduğu eve davet ediliyor. Verilen ilk görevler genellikle bir adrese gitmek, motosiklet kullanmak, silah veya paket taşımak gibi eylemlerden oluşuyor.
Örgüt içindeki bağlantı güçlendikçe görevlerin ağırlığı artırılıyor. Bir süre sonra çocuklara iş yeri kurşunlama, tehdit, silahlı yaralama veya cinayet talimatları verildiği ileri sürülüyor.
“BANA YOLUNU KAYBETMİŞ GENÇLER BUL”
Dosyaya yansıyan bir anlatım, suç örgütünün özellikle savunmasız çocukları seçmeye çalıştığını gösterdi.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Ömer Acar, “Dayı” lakaplı bir örgüt yöneticisinin kendisini arayarak şu talimatı verdiğini anlattı:
“Paraya ihtiyacın olduğunda bana belirt, sana yardımcı olurum. Bana yolunu kaybetmiş gençler bul.”
Bu anlatım, örgütün rastgele genç aramadığını; ekonomik, ailevi veya psikolojik sorunları bulunan ve kolay yönlendirilebileceği düşünülen kişileri bilinçli şekilde hedef aldığını ortaya koyan önemli ayrıntılardan biri olarak iddianamede yer aldı.

“TEK HAMLELİK VURGUN” VAADİ
Çocuklara ve gençlere bazı eylemler için 10 bin ile 50 bin lira arasında ödeme sözü verildiği belirtiliyor. Daha ağır saldırılarda vaat edilen paranın yüz binlerce liraya kadar çıkarıldığı öne sürülüyor.
Örgüt mensuplarının bu eylemleri kendi aralarında “tek hamlelik vurgun” olarak adlandırdığı kaydediliyor. Çocuklara birkaç dakika içinde yüksek miktarda para kazanabilecekleri anlatılıyor.
Ancak savcılık tespitlerine göre vaat edilen paraların önemli bir bölümü ödenmedi. Bazı gençlerin banka hesaplarına farklı kişiler veya üçüncü şahıslar üzerinden yalnızca 4-5 bin lira gönderildiği belirlendi. Bazı çocukların ise herhangi bir ödeme alamadan yakalandığı ifade edildi.
Kurulan sistemde silahı kullanan veya motosikleti süren çocuk doğrudan risk alırken, saldırının emrini veren örgüt yöneticisi kendisini olay yerinden ve doğrudan delilden uzak tutuyor.
Yakalanan çocuğun yerine sosyal medya üzerinden kısa sürede başka bir gencin bulunabilmesi, çocukların suç örgütleri tarafından “harcanabilir eleman” olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
DİZİDEKİ HAYATIN GERÇEĞİNİ VADETTİLER
“Daltonlar” soruşturmasına giren TikTok yazışmaları, çocukların nasıl bir hayalin peşinden sürüklendiğini gösteren çarpıcı örneklerden biri oldu.
Yazışmalara göre gençlerden birine motosiklet, tabanca ve çelik yelek verileceği; tanınmış bir kişiye yönelik saldırı karşılığında kişi başına 600 bin lira ödeneceği söylendi.
Gencin yakalanması halinde yurt dışına çıkarılacağına inandırıldığı da konuşmalara yansıdı. Gençlerden biri, suç temalı bir dizide oynamak istediğini söyleyince örgüt yöneticisinin şu karşılığı verdiği aktarıldı:
“Sana onun gerçeğini yaşatacağım.”
Soruşturma dosyasına yansıyan konuşmalar, suç örgütlerinin dizilerle gerçek hayat arasındaki çizgiyi bilinçli biçimde bulanıklaştırdığını gösteriyor.
Çocuklar birkaç dakikalık saldırının ardından ünlü, zengin ve güçlü olacaklarına inandırılıyor. Hapis, yaralanma, başka bir silahlı grubun hedefi olma veya hayatını kaybetme ihtimali ise gizleniyor.
ÇOCUKLAR ŞEHİR DIŞINDAN İSTANBUL’A GETİRİLDİ
Soruşturma belgeleri, çocukların yalnızca İstanbul’dan seçilmediğini gösteriyor. Mersin, İzmir ve Van gibi şehirlerde yaşayan bazı çocukların otobüs biletlerinin örgüt tarafından alınarak İstanbul’a getirildiği anlatılıyor.
Suç tarihinde 17 yaşında olan S.E., Mersin’de yaşarken para ihtiyacının bulunduğunun örgüt mensuplarınca öğrenildiğini söyledi. Kendisine boş bir mekâna ateş edeceği söylenerek İstanbul’a çağrıldığını ifade etti.
İstanbul’a geldikten sonra bir eve yerleştirildiğini anlatan S.E., gece yarısı motosikletle götürüldüğü bir iş yerine 4-5 el ateş ettiğini beyan etti.
Eylemin ardından memleketine dönmek istediğini söylediğinde örgüt tarafından tehdit edildiğini belirten S.E., kendisine şu karşılığın verildiğini anlattı:
“Seni polise veririz.”
Böylece para ve aidiyet vaadiyle başlayan ilişkinin, çocuk örgütten ayrılmak istediğinde tehdide dönüştüğü görüldü.
İZMİR’DEN GETİRİLEN ÇOCUĞA PEŞ PEŞE TALİMAT
Bir başka çocuk Y.A., otobüs bileti parasının örgüt tarafından karşılandığını ve İzmir’den İstanbul’a getirildiğini söyledi.
İfadesine göre Esenyurt’ta bir siteye yerleştirilen Y.A., daha sonra bir iş yerinin önüne götürüldü. Burada silahla iş yerine doğru 9 el ateş ettiğini anlattı.
Örgüt yöneticisinin ilk saldırıyı yeterli bulmadığı, saldırganlara olay yerine geri dönerek daha fazla ateş etmelerini söylediği belirtildi.
Y.A.’nın anlatımına göre örgüt yöneticisi şu talimatı verdi:
“Geri dönün, 5-6 el daha ateş edin.”
Saldırganların aynı iş yerine yeniden ateş etmesinin ardından kendilerine başka bir konum gönderildiği ve ikinci bir iş yerinin kurşunlanmasının istendiği ifade edildi.
Bu anlatım, çocukların tek bir saldırıda kullanılmadığını; yakalanıncaya, yaralanıncaya veya örgütle bağını koparıncaya kadar farklı eylemlere gönderilebildiğini gösteriyor.
ÇOCUKLAR HEM FAİL HEM MAĞDUR
Dosyalardaki bulgular, çocukların işlenen suçların faili olarak soruşturulduğunu ancak aynı zamanda örgüt yöneticileri tarafından sistematik biçimde istismar edildiğini ortaya koyuyor.
Çocuklar yakalandıklarında eğitimlerinden, ailelerinden ve sosyal çevrelerinden kopuyor. Silahlı saldırıların hedefi haline gelmeleri durumunda ise yaralanma veya hayatlarını kaybetme riskiyle karşılaşıyorlar.
Talimatı veren ve suçtan elde edilen kazancı yöneten kişiler çoğu zaman olay yerinde bulunmuyor. Eylemin hukuki ve fiziksel sonuçları ise doğrudan çocukların üzerinde kalıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan araştırma komisyonunda paylaşılan bilgiye göre çocuk suçluluğunda 2025 yılında, bir önceki yılın verilerine kıyasla yüzde 13 artış yaşandı.
Nisan 2026’da komisyona sunulan “Çocuk Hükümlü/Tutuklu Profili Araştırması” ise ceza infaz kurumlarındaki 607 çocuk üzerinden gerçekleştirildi.
Komisyon çalışmalarında erken müdahale, aile desteği, okul temelli koruyucu programlar, çocukların sosyal yaşama katılması ve tahliye sonrasında rehabilitasyon hizmetlerinin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.
İÇİŞLERİ BAKANI MUSTAFA ÇİFTÇİ
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2026 yılının “Organize Suç Örgütleri ve Uyuşturucu ile Mücadele Yılı” ilan edildiğini açıkladı.
Mustafa Çiftçi, özellikle yeni nesil organize suç örgütleriyle mücadele kapsamında suç şebekelerinin çökertilmesi ve kamu düzeninin korunmasına yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Soruşturma dosyalarının ortaya koyduğu yapı ise yeni nesil suç örgütleriyle mücadelede yalnızca polisiye tedbirlerin yeterli olmayabileceğine işaret ediyor.
Bir sosyal medya hesabı kapatıldığında yenisi açılabiliyor. Yakalanan bir çocuğun yerine başka bir çocuk devşirilebiliyor. Örgüt yöneticileri yurt dışında bulunmalarına rağmen sosyal medya ve şifreli mesajlaşma uygulamaları üzerinden talimat vermeyi sürdürebiliyor.
Bu nedenle örgüt yöneticilerinin yakalanmasının yanı sıra suç propagandası yapılan hesapların erken tespit edilmesi, risk altındaki çocuklara sosyal destek sağlanması ve ailelerin dijital platformlardaki tehlikeler konusunda bilinçlendirilmesi önem taşıyor.
Eylem talimatı veren kişilerle çocuklar arasındaki iletişimin ve para trafiğinin izlenmesi de suç zincirinin ortaya çıkarılmasında kritik önem taşıyor.
Çünkü yeni nesil suç örgütlerinin çocuklara gösterdiği lüks hayat yalnızca bir vitrin. Perdenin arkasında ödenmeyen paralar, ağır hapis cezaları, yarım kalan eğitimler, dağılan aileler ve geri dönüşü olmayan can kayıpları bulunuyor.
ETİKETLER: #Çeteler #PiyonÇocuklar #Casperlar #Daltonlar #SosyalMedya #TikTok #Instagram #OrganizeSuç #SuçaSürüklenenÇocuklar #MustafaÇiftçi #İstanbul #SonNoktaTV









