SON TV

Danıştay’da Mithat Paşa’nın kemikleri sızlıyor…

Bu yazıda adı geçen Danıştay üyeleri kesinlikle hedef alınmamaktadır. Ancak kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatırız… Bu makale rahmetli Sultan II. Mahmut, Sultan Abdülaziz, Sadrazam Mithat Paşa, Cumhuriyet döneminin Danıştay Başkanları, Daire Başkanları ve tüm üyelerine ithaf olunur…

Danıştay’da Mithat Paşa’nın kemikleri sızlıyor…

Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından 10 Mayıs 1868 yılında Şura’yı-Devlet adıyla kurulan Danıştay’a Ahmet Şefik Midhat Paşa kurucu başkan olarak atanmıştır. Midhat Paşa, Osmanlı devletinde iki kere sadrazamlık (Başbakan) yapmış, Osmanlı Anayasası Kanun’i Esasi’yi hazırlayan kurula da başkanlık etmiştir.

Şura’yı Devlet’e hem kanun tasarılarını hazırlama hem de idari uyuşmazlıklara çözüm getirme konusunda son derece önemli görevler verilmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye ise yalnızca ‘yargı’ görevi verilmiştir.
10 Mayıs 1868 günlü fermanla fiilen çalışmaya başlayan Şura-yı Devlet’in faaliyetleri 54 yıl sürmüştür. Şura-yı Devlet, 4 Kasım 1922 tarihinde bütün merkez kuruluşlarının görevleri yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin yönetimine geçmesiyle sona erdirilmiştir. 669 sayılı Kanunla Şura-yı Devlet’in yerine şimdiki adıyla Danıştay Başkanlığı kurulup, 6 Temmuz 1927 tarihinde aktif çalışmaya başlamıştır.
Danıştay Başkanlığı görevi gereği devletin işleyişi açısından her zaman stratejik kararların alındığı kurum olma özelliğini daima bugüne kadar muhafaza etmiştir.
SONTV okurları için Danıştay tarihini anlatan bu kısa özeti geçtikten sonra, gelelim asıl meseleye…
Sevgili okurlarımız, sayın yargı mensuplarımız, son dönemde Danıştay da Sultan Abdülaziz ve Mithat Paşa’nın adeta kemiklerini sızlatacak bir durum yaşanıyor.


154 yıllık kuruluşundan bu yana 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 askeri darbeler ve muhtıralar dahil görmediği badireler kalmayan bu kuruluş, Devlet’i Aliyye ve Türkiye Cumhuriyetine aldığı yargı kararlarıyla her zaman yön göstermiştir.
Aslında Danıştay’ın kuruluşunun temelleri 1837 yılında Sultan İkinci Mahmut tarafından Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ismiyle atılmasının üzerinden tam 185 yıl geçmiş. Kimse demesin Osmanlı İmparatorluğunda hukuk veya demokrasi yoktu. Avrupa’nın göbeğinde giyotinli infazlar varken, Osmanlı Devleti altındaki Şura-yı Devlet kurumunun hukukçuları Anayasa dahil birçok kanunu hayata geçirmek için adeta kafa patlatıyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa döneminde 1927 yılında kurulan Danıştay Başkanlığına 4 yıl rahmetli Nusret Metya, 7 yıl Reşat Mimaroğlu, 8 yıl İsmail Hakkı Göreli gibi görev yapan başkanlar Cumhuriyetin en zor siyasi ve ekonomik çalkantılı zamanlarında bile içtihat oluşturacak kararlar almak için mum ışığında canla başla görev yapmışlardır.
Şimdi yazıyı okudukça merak ediyorsunuz az önce yukarıda okuduğunuz neydi Sultan Abdülaziz ve Sadrazam Mithat Paşa’nın kemiklerini sızlatan olay?
Danıştay’ın resmi kuruluşundan itibaren tam 95 yıl geçmiş. Ancak bu kurum içinde 6 aydır bitmek bilmeyen sıra dışı bir seçim süreci yaşanıyor… Danıştay’da Başkanı, Başkan Vekili, Genel Sekreteri, Başsavcısı, Dava Daireleri Kurulları (İdari-Vergi) ve Daire Başkanlığı vardır. Danıştay’ın bu makamları elbette önemlidir. Göreve yeni başlayan her idari yargı hakiminin hedeflediği en üst makamlardır. Hukukun beşiği olan kurumlarımız arasında bulunan Danıştay’da demokrasinin gereği zaman zaman bu makamlar için de seçimler yapılır. Bazen bu seçimler sessiz kulisler içinde yapılır. Bu makamlara talip hukukçularımızın elbette siyasi görüş ve fikirleri farklı da olabilir. Hukuk kuralları çerçevesinde bu makamlar için tatlı rekabetler de olabilir. Şimdi size birazdan anlatacağım konu, inanın hukuk mesleği açısından nereye koyarsanız koyun bir türlü oturmuyor.

Şöyle ki… Danıştay Üyesi Cevdet Erkan’ı bilmeyen yoktur. Erkan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi 1988 Kamu Yönetimi mezunudur. İyi bir hukukçudur kendisi. Görevleri arasında Zonguldak, Trabzon, Van ve Samsun İdare Mahkemesi üyeliği vardır. Erzurum ve Samsun İdare Mahkemesi Başkanlığı, Kayseri Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı yürütmüştür. 16 Aralık 2014 tarihinde Danıştay üyeliğine seçilmiş, 11 Şubat 2019 tarihinde de Danıştay Genel Sekreterliği gibi stratejik bir görevi de yürütmüştür. Halen Danıştay 1 Daire üyesidir.
Danıştay Daire Üyesi Cafer Ergen’i ise, idari ve adli yargı da bilmeyen yoktur. Ergen, sırasıyla Trabzon, Kayseri, Afyonkarahisar, Samsun ve Ankara’da çeşitli idare mahkeme üyeliği ve başkanlığı yapmıştır. Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı ve HSK 2. Daire üyeliği gibi önemli görevler de üstlenen Cafer Ergen halen Danıştay 6 Daire üyesidir. Cafer Ergen, İmar mevzuatını Türkiye de en iyi bilen hakimler arasındadır. Ergen, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi 1988 mezunudur.
Yukarıdaki ismini telaffuz ettiğimiz bu iki Danıştay üyesinin yolları 1988 yıllarında İstanbul Beyazıt’ta kesişir. İkisi de Siyasal Bilgiler öğrencisidir. Kamu Yönetimi sınıfın da beraber okumaktadırlar. Okul yıllarında yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen 20’li yaşlardaki bu gençler, gece gündüz demeden ders çalışırlar. Sonunda da aynı evi bile bir yıl beraber paylaşırlar. Üniversiteden mezun olduktan sonra her ikisi de idari yargıyı tercih ederler. 38 yıllık arkadaşlık sürecinde düğün ve cenaze dahil iyi günde kötü günde de hiçbir zaman ayrılmadılar. Ama ne yazık ki 40 yıllık bu arkadaşlık, Danıştay Başsavcılığı görevini 12 Temmuz 2018’den beri yürüten Abdulkadir Atalık’ın 4 yıllık görev süresi dolunca, Danıştay Başsavcılığı seçimleri nedeniyle bozulduğu öğrenildi. Danıştay üyeleri Cevdet Erkan ve Cafer Ergen’den önce ortak bir grup, Danıştay 13 Daire Başkanı Nevzat Özgür’e yeni danıştay başsavcısı olması için bir teklif götürdü. Nevzat Özgür, aslında bu görevi ilk başta çok istemesine rağmen bir süre düşündükten sonra 13 Daire Başkanlığını bırakmayacağını belirterek kabul etmedi.
Nevzat Özgür’e teklifi götüren iki ayrı ortak grup arasında anlaşma olmayınca sonunda Cevdet Erkan ve Cafer Ergen Danıştay Başsavcılığı adaylığını açıkladı. Bir süre sonra ilk başta aday değilim diyen eski başsavcı 12 Daire Üyesi Abdulkadir Atalık’ta yeniden bende adayım dedi. Ortalık bir anda karıştı. Çok samimi 38 yıllık arkadaş, başsavcılık makamı için maalesef ayrı düştüler. Cafer Ergen başsavcılık için kulis faaliyetleri yürütürken, Cevdet Erkan’da boş durmuyordu. Oda oda danıştay üyelerinin kapısı çalınıyordu. Topu topu 116 danıştay üyesi vardı. Başsavcı olabilmek için en az 59 oya ihtiyaç vardı. İlk seçimler 6 ay önce genel kurul salonunda yapıldı. Üç ayrı aday kıyasıya mücadele ediyordu. Cafer Ergen bir turda 44 oy alıyorsa öteki turda 38 oya düşüyordu. Cevdet Erkan bütün gücüyle bastırıyor, 47 oya çıkıyor ama bir tur sonra yine onunda oyları düşüyordu.
Bu arada eski başsavcı Abdulkadir Atalık’ta boş durmuyordu. Başsavcılık seçimleri için Basketbol ’da adam adama yakın markaj yapılır gibi oyun oynanıyordu. Herkes işi gücü bırakmış Danıştay katlarında seçim kulisi yürütüyordu. Bu arada Danıştay 4, 5, ve 10 Daire Başkanlıkları ve Yüksek Seçim Kurulu üyeliğine iki aday seçim süreci yaklaşırken Danıştay’da herkes için genel seçim havası vardı. Danıştay Başkanlığı katları, hukuksal süreç açısından kafalarda adeta felç olmuş durumdaydı. Başsavcılık seçimlerine tekrar dönersek, Cafer Ergen ve Cevdet Erkan 38 yıllık arkadaşlıkları bitmiş, büyük bir hırsla seçim psikolojisine girmişlerdi. Seçim süreçleri onları bu noktaya getirmişti. 154 yıllık Danıştay tarihinde altı ayda 154 turu çoktan geçmişlerdi bile.
Danıştay kulislerine göre, bu turların maalesef sonu yoktu. Taraflardan her hangi biri geri de çekilmiyordu. Danıştay’da istemeden birbirlerini gördüklerinde yollarını bir anda değiştiriyorlardı. Koskoca hukukçular makam mevki hırsı için adeta birbirlerine girmişlerdi. Daire müzakerelerinde bile kafalarında nedense hep bu seçimler vardı. Başsavcılık seçim turlarına ortalama 100 üye katılıyordu. Bütün Danıştay üyeleri on binlerce dosyayı okumayı bırakıp bu seçimlere mecburen katılıyordu. Demokrasinin gereği olan seçimler adeta içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Neydi paylaşamadıkları kimse de bir türlü anlamıyordu. Bir yargı mensubu ise şu sözleri söylüyordu; “TBMM’de siyaset yapılmıyor. Siyasetin kulisin en alası burada yapılıyor. Milletvekilleri siyaseti öğrenecekse gelsin bizim binaya. Teknik olarak hiçbir İcrai görevi olmayan sadece temsil makamı olan bu koltuk sevdası ne menem birşeymiş anlamadık gitti yahu”…

Bu yazıda adı geçen Danıştay üyeleri kesinlikle hedef alınmamaktadır. Ancak kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatırız…
Bu makale rahmetli Sultan II. Mahmut, Sultan Abdülaziz, Sadrazam Mithat Paşa, Cumhuriyet döneminin Danıştay Başkanları, Daire Başkanları ve tüm üyelerine ithaf olunur…