SON.TV/İSTANBUL
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile dosyadaki 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler bulunduğu değerlendirilmesi üzerine bu kez şüpheli sıfatıyla ifade verdi.
Tutuklama talebiyle Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilen Demirkol, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirterek ayrıntıları net olarak hatırlayamadığını savundu.
Hâkimlik ise dosyadaki mevcut delilleri değerlendirerek Demirkol’un “yalan tanıklık” suçundan tutuklanmasına karar verdi.
“İHBARI BEN Mİ YAPTIM HATIRLAMIYORUM”
Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri, Denizolgun’un ölümünün ardından yapılan 155 ihbarı oldu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026’da tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söyledi.
Ancak dosyaya giren Riva Polis Merkezi Amirliğinin 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol’un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirtildi.
Savcılık sorgusunda bu durum kendisine sorulan Demirkol, “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir” dedi.
“TELEFONUMU ORTADA BIRAKTIM”
Savcılık, Demirkol’a olay günü polislerle yaptığı görüşmeleri hatırlamasına karşın ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden anımsamadığını da sordu.
Demirkol, yakın zamanda baktığı bazı hastaları dahi hatırlamakta güçlük çektiğini ileri sürerek olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini söyledi.
Telefonunu olay yerinde “ortada bıraktığını” belirten Demirkol, çiftliğe gelip giden başka bir kişinin kendi telefonundan ihbarda bulunmuş olabileceğini savundu.
“AİLE DOKTORU NASIL OLUNUR BİLMİYORUM”
Dosyadaki bir başka başlık ise Demirkol ile Denizolgun arasındaki doktor-hasta ilişkisi oldu.
Demirkol daha önce Denizolgun’un özel doktoru olmadığını söylemişti. Olay yerine giden polisler ile olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında ise kendisini “aile doktoru” olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi.
Bu konu sorulan Demirkol, Denizolgun’u iki ya da üç kez muayene ettiğini belirterek, “Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum” şeklinde savunma yaptı.
HTS KAYITLARI SORULDU
Başsavcılık sorgusunda Demirkol’un ilk ifadesinde verdiği konum bilgileri ile HTS kayıtları arasındaki farklılıklar da gündeme geldi.
Demirkol, 26 Ağustos’taki ifadesinde olay günü Kısıklı’daki ikametinde olduğunu söyledi.
Savcılık sorgusunda ise 6 Eylül 2016 saat 18.12 ile 8 Eylül 2016 saat 17.46 arasında Kısıklı bölgesinde telefonuna ait baz kaydının bulunmadığı kendisine bildirildi.
Demirkol buna, “Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum” yanıtını verdi.
HASTANEYLE ARDIŞIK GÖRÜŞMELER
Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun’un hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi.
Ancak soruşturmadaki HTS kayıtlarında Demirkol’un 7 Eylül 2016 günü saat 21.16 ile 21.42 arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığı belirlendiği ifade edildi.
Savcılığın bu görüşmelerin nedenini sorması üzerine Demirkol, “O gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum” dedi.
HİLMİ TUNA KURİŞ AYRINTISI
Soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in olay günü çiftlikte bulunup bulunmadığı da Demirkol’a soruldu.
Demirkol ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemişti.
Dosyadaki olay yeri inceleme raporunda ise Hilmi Tuna Kuriş’in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıt olduğu, HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiğinin tespit edildiği belirtildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Kuriş arasında aynı gece saat 21.13 ve devamında karşılıklı telefon kayıtları bulunduğunu bildirdi.
Demirkol, “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum” şeklinde ifade verdi.
ÜÇ İSİM DAHA SORULDU
Savcılık sorgusunda Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.
Dosyadaki başka bir tanığın anlatımında, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunu söylediği belirtildi.
Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu da şüpheliye hatırlatıldı.
Demirkol, söz konusu kişilerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum ile neden görüştüğünü hatırlamadığını söyledi.
“YALAN BEYANI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUM”
Demirkol, hâkimlik sorgusunda suçlamayı kabul etmedi.
Olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını belirten Demirkol, uzun yıllar doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakasıyla karşılaştığını anlattı.
“Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır” diyen Demirkol, ifade süreçlerinde stres yaşadığını, migreni bulunduğunu ve ilaçlarını alamadığı için fiziksel olarak zorlandığını da ileri sürdü.
“MAKTULÜN AĞZINDA SIZINTI VARDI”
Demirkol, hâkimlikte Denizolgun’u gördüğü andaki durumuna ilişkin de ayrıntılı anlatımda bulundu.
Olay yerine ulaştığında Denizolgun’un yaşamını yitirmiş olduğunu söyleyen Demirkol, maktulün ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini belirtti.
Adli tıp uzmanı olmadığı için kesin değerlendirme yapamayacağını söyleyen Demirkol, ölümün yeni olmadığını düşündüğünü; vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular gördüğünü ifade etti.
MAHKEMEDEN TUTUKLAMA KARARI
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği, dosyadaki delil durumunu değerlendirdi.
Hâkimlik kararında; olay yerindeki kişilerin geliş ve gidiş saatlerine ilişkin HTS raporları, Demirkol’un daha önce tanık sıfatıyla verdiği ifadeler, diğer tanıkların anlatımları ve kolluk tutanakları arasındaki çelişkilere dikkat çekildi.
Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı değerlendirilerek Nurettin Demirkol’un “yalan tanıklık” suçundan tutuklanmasına karar verildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik soruşturması sürüyor.
ETİKETLER: #ArifAhmetDenizolgun #NurettinDemirkol #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #Denizolgun #YalanTanıklık #HTS #SonTV









