9 Eylül 2026 · Çarşamba · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Gündem

Enver Altaylı kimdir? İşte MİT’ten MHP’ye CIA bağlantılarından Orta Asya’ya uzanan tartışmalı hayat!

MİT eski mensubu Enver Altaylı’nın adı yaklaşık 60 yıldır istihbarat, siyaset ve Türk dünyasına ilişkin çok sayıda kritik olayla birlikte anılıyor. Harp Okulu yıllarında Talat Aydemir’in darbe girişimi sonrası ordudan uzaklaştırılan Altaylı, daha sonra MİT’e girdi, Almanya’da Sovyetoloji eğitimi gördü, MHP’nin Avrupa yapılanmasında görev aldı ve Hergün gazetesini yönetti. CIA mensubu Ruzi Nazar’la yakınlığı, Alman istihbarat çevreleriyle ilişkileri, Özbekistan ve Azerbaycan’daki faaliyetleri yıllarca tartışıldı. Hakkında verilen FETÖ üyeliği ve siyasal veya askeri casusluk suçlarından toplam 23 yıl 4 aylık hapis cezası ise Yargıtay tarafından onandı.

SON.TV/ANALİZ HABER/ANKARA

Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminden 15 Temmuz sonrasına kadar uzanan en tartışmalı istihbarat figürlerinden biri olan Enver Altaylı, 1 Kasım 1944’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya geldi. Babası Şakir Altaylı, Sovyet hâkimiyetindeki Türkistan’dan Türkiye’ye gelen Özbek kökenli bir aileye mensuptu. Altaylı’nın ailesinin Türkistan ve antikomünizm eksenli siyasi düşüncesinin, çocukluk ve gençlik yıllarında etkili olduğu anlatılıyor. Doğan Kitap’ın yazar biyografisinde Altaylı’nın babasının Özbekistan’dan Sovyet yönetiminden kaçarak Türkiye’ye geldiği belirtiliyor. 

TALAT AYDEMİR’İN DARBE GİRİŞİMİNDE HARP OKULU ÖĞRENCİSİYDİ

Altaylı, askeri lise eğitiminin ardından Kara Harp Okulu’na geçti. 21 Mayıs 1963’te Albay Talat Aydemir’in ikinci darbe teşebbüsü sırasında Harp Okulu öğrencisiydi. Girişimin bastırılmasının ardından diğer çok sayıda öğrenciyle birlikte okuldan çıkarıldı.

Kaynaklarda bu döneme ilişkin tarihlerde zaman zaman 1962 ve 1963 karışıklığı görülüyor. Ancak 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüsü sırasında Altaylı’nın Harp Okulu öğrencisi olduğu ve sonrasında askeri eğitim hayatının sona erdiği konusunda kaynaklar örtüşüyor. 

Harp Okulu’ndan ayrılmasının ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Altaylı, 1967’de mezun oldu.

RUZİ NAZAR’LA TANIŞMASI HAYATININ DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİ OLDU

Altaylı’nın istihbarat dünyasına geçişinde en dikkat çekici isimlerden biri Özbek asıllı CIA görevlisi Ruzi Nazar’dı.

Ruzi Nazar, II. Dünya Savaşı sırasında önce Kızıl Ordu’da, ardından Alman ordusu bünyesindeki Türkistan Lejyonu’nda bulundu. Savaş sonrasında ABD’ye gitti ve CIA bünyesinde uzun yıllar Sovyetler Birliği ve Türkistan üzerine çalıştı. 1959’dan itibaren Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nde görev yaptı. Doğan Kitap’ın Enver Altaylı tarafından kaleme alınan biyografiye ilişkin tanıtımında Nazar’ın CIA’da yaklaşık 40 yıl görev yaptığı aktarılıyor. 

Altaylı ise Ruzi Nazar’ı ilerleyen yıllarda hayatındaki en önemli isimlerden biri olarak anlattı.

RUZİ NAZAR’IN TAVSİYESİYLE MİT’E GİRDİĞİ ANLATILIYOR

Kaynakların önemli bölümünde Ruzi Nazar’ın Altaylı’yı dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ya tavsiye ettiği belirtiliyor. Altaylı, 1968’de MİT’e alındı ve Sovyetler Birliği konusunda uzmanlaşmak üzere Almanya’ya gönderildi.

Doğan Kitap’ın resmi biyografisinde de Altaylı’nın 1968’de Fuat Doğu tarafından MİT’e alındığı ve “MİT’in ilk Sovyetoloğu olarak eğitildiği” kaydediliyor. 

Çeşitli biyografilerde ise MİT’e girişinde hem Ruzi Nazar’ın tavsiyesinin hem de Alparslan Türkeş’in referansının etkili olduğu anlatılıyor. 

ALMANYA’DA SOVYETOLOJİ VE DOĞU AVRUPA ÇALIŞMALARI

Altaylı, MİT döneminde Almanya ve Avusturya’da Doğu Avrupa hukuku, Sovyetoloji ve dil alanında eğitim gördü. Köln Üniversitesi bünyesindeki Doğu Avrupa Hukuku Enstitüsü de çalışmalarının merkezlerinden biriydi.

Cambridge University Press tarafından yayımlanan ve Alman arşiv belgelerine dayanan akademik bir çalışmada, BND’nin Federal Almanya Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 1981 tarihli bir belgeden söz ediliyor. Bu belgede Altaylı’nın Köln’e istihbarat yönetiminin talebiyle geldiği ve ABD Büyükelçiliği’nde çalışan bir kişiyle temas halinde bulunduğu belirtiliyor. Akademik çalışma, bu kişinin Bonn’da görev yapan Ruzi Nazar olduğunu değerlendiriyor. 

BND İLE İLİŞKİSİ NEYDİ?

Enver Altaylı’nın Alman dış istihbarat servisi BND ile ilişkisi konusunda kamuoyuna yansıyan bilgiler var. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Kamuya açık güvenilir kaynaklarda Enver Altaylı’nın resmen “BND ajanı” olduğunun kesin biçimde kanıtlandığını gösteren bir kayıt göremedim.

Buna karşılık Uğur Mumcu’nun yıllar önce yayımlanan araştırmalarında Altaylı’nın BND’nin Türkiye konularıyla ilgilenen isimlerinden Dr. Kannapin ile yakın ilişki içinde olduğu yazıldı. Cumhuriyet arşivindeki Mumcu yazılarında Altaylı ile Kannapin’in “ortak çalışmalar” yaptığı ileri sürülüyor. 

Cambridge’de yayımlanan akademik çalışmada da BND arşiv belgesinin Altaylı’yı izlediği ve faaliyetleriyle ilgili bilgi tuttuğu görülüyor.

MHP’DE ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN YAKININDA YER ALDI

Altaylı’nın bir diğer önemli dönemini Milliyetçi Hareket Partisi oluşturuyor.

MİT’ten ayrıldıktan sonra MHP’ye katılan Altaylı, Almanya’daki parti yapılanması içinde görev aldı. Kaynaklarda “MHP Almanya Başmüfettişi” veya yurt dışı teşkilatından sorumlu isimlerden biri olduğu aktarılıyor. 

1977-1980 arasında MHP’nin yayın organı Hergün gazetesinin genel yayın müdürü ve başyazarı oldu. 

Altaylı’nın Alparslan Türkeş ile yakın ilişkisinin yalnızca siyasi değil, Soğuk Savaş dönemindeki antikomünist yapılanmalar açısından da önem taşıdığı değerlendiriliyor.

Uğur Mumcu’nun araştırmalarında Altaylı-Ruzi Nazar-Türkeş hattı özellikle incelendi. 1976 tarihli olduğu belirtilen ve Altaylı tarafından Türkeş’e gönderildiği aktarılan bir mektupta Ruzi Nazar’la gerçekleştirilen temaslardan söz edildiği Cumhuriyet arşivinde yayımlandı. 

CIA İLE DOĞRUDAN TEMASLARI YARGI DOSYASINA GİRDİ

Altaylı’nın CIA ile irtibatı sadece Ruzi Nazar’la sınırlı kalmadı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Altaylı’nın çok sayıda CIA mensubuyla temas halinde olduğu, Türkiye’deki siyasi ve sosyal gelişmelere ilişkin yazışmalar yaptığı ve raporlar hazırladığı kaydedildi.

Dosyada özellikle eski CIA yöneticilerinden Duane Clarridge ile ilişkisine dikkat çekildi. Haber ajansları da dava haberinde Altaylı’nın Clarridge ile 23 Şubat 2016’da çekilmiş fotoğrafının dosyaya girdiği belirtildi. 

Yargılama sonunda Altaylı yalnızca örgüt üyeliğinden değil, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek” suçundan da mahkûm edildi.

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi Altaylı’ya örgüt üyeliğinden 10 yıl, siyasal veya askeri casusluk suçundan 13 yıl 4 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay hapis cezası verdi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de mahkûmiyet hükümlerini onadı. 

MİT VE TSK’YA İLİŞKİN BİLGİLER DOSYAYA GİRDİ

Yargıtay kararının Son.tv tarafından yayımlanan ayrıntılarında, Altaylı’nın Fetullah Gülen’e gönderdiği mektuplarda, MİT mensupları ve bazı generaller hakkında kamuya açık kaynaklardan ulaşılamayacak nitelikte bilgiler verdiğinin kabul edildiği belirtildi.

Kararda ayrıca Altaylı’nın 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yer, zaman ve lokasyon bilgileri içeren raporlar hazırladığı ve söz konusu bilgilerin örgüt yöneticilerine iletilmesine ilişkin tespitlere yer verildi. 

Bu bölüm artık yalnızca “iddia” düzeyinde değil; mahkûmiyet hükmünün Yargıtay tarafından onandığı yargısal süreç kapsamında değerlendirilmelidir.

RUZİ NAZAR HAKKINDA 542 SAYFALIK KİTAP YAZDI

Altaylı’nın CIA ile bağlantılı en dikkat çekici çalışması 2013’te yayımlanan “Ruzi Nazar: CIA’nın Türk Casusu” adlı kitabı oldu.

Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi kayıtlarına göre kitap 542 sayfa ve Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Kitabın konusu doğrudan CIA, Amerikan istihbaratı ve Ruzi Nazar’ın hayatı. 

Kitapta Nazar’ın Kızıl Ordu’dan Alman ordusundaki Türkistan Lejyonu’na, CIA’ya girişinden Türkiye, İran ve Afganistan operasyonlarına uzanan hayat hikâyesi anlatılıyor.

Doğan Kitap’ın tanıtımında Nazar’ın Türkiye’de 1959-1971 arasında görev yaptığı, Alparslan Türkeş’le yakın dostluğu bulunduğu ve Türkistan’ın Sovyet hâkimiyetinden kurtulmasını hayatının temel ideali olarak gördüğü aktarılıyor. 

KİTAP CIA’NIN İZNİYLE Mİ YAYIMLANDI?

Türk Medyası’nda 2013 yılında yayımlanan söyleşide, Altaylı’nın kitabı için hassas bölümler nedeniyle CIA’dan onay alındığı ifade edildi. Gazete söyleşisinde kitap “riskleri sebebiyle CIA’dan okey almış” bir çalışma olarak tanıtıldı. 

RUZİ NAZAR 12 EYLÜL’Ü ÖNCEDEN HABER VERDİ Mİ?

Altaylı’nın en dikkat çekici anlatımlarından biri de Ruzi Nazar’ın 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini önceden öngördüğüne ilişkin.

Altaylı, bir gazeteye  verdiği röportajda Nazar’ın Almanya’dan kendisini arayarak Türkiye’de askeri müdahale olacağını söylediğini ve Türkeş’i uyarmasını istediğini anlattı. 

BÜYÜK OYUNDAKİ TÜRK” KİTABINDA NE ANLATILIYOR?

Enver Altaylı’nın hayatını anlatan en önemli ikinci kaynak ise gazeteci İrfan Ülkü’nün kaleme aldığı “Büyük Oyundaki Türk: Enver Altaylı” kitabı.

Kitabın tanıtımında Altaylı’nın hayatı;

Türkistan kökenli ailesinden Harp Okulu’na,
Talat Aydemir olayından MİT’e,
Fuat Doğu döneminden MHP’ye,
Almanya’dan Özbekistan’a,
Özal, Demirel ve İslam Kerimov’la ilişkilerinden Orta Asya’daki yeni devletlerin kurulma dönemine kadar uzanan bir “Büyük Oyun” çerçevesinde anlatılıyor. 

Kitabın tanıtım metninde Altaylı’dan Fuat Doğu’nun “manevi evladı” olarak söz ediliyor ve MİT içinde “Ümit” kod adını kullandığı ileri sürülüyor. 

Bu bilgilerin biyografik anlatıdan geldiğini, resmi MİT kaydı niteliğinde olmadığını belirtmek gerekir.

SOVYETLER DAĞILIRKEN ORTA ASYA’YA GİTTİ

1980’lerin sonu ve 1990’ların başı Altaylı’nın kariyerindeki ikinci büyük dönem oldu.

Sovyetler Birliği çözülürken Orta Asya’ya yoğun şekilde gidip geldi. Türkiye’nin yeni bağımsız Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerinin kurulması döneminde siyasi temaslarda bulundu.

Birçok kaynak Altaylı’nın Turgut Özal ve Süleyman Demirel’e Orta Asya politikaları konusunda danışmanlık yaptığını aktarıyor. 

ÖZBEKİSTAN CUMHURBAŞKANI İSLAM KERİMOV’A YAKINLAŞTI

Altaylı’nın en güçlü olduğu ülkelerden biri Özbekistan’dı.Özbek kökeni, Rusça ve Türk dünyası konusundaki birikimi sayesinde  dönemin Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’la yakın temas kurdu.Yine Türk Medyası’nda çıkan yayınlarda,Altaylı’nın İslam Kerimov ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey’le birebir ilişki kurduğu belirtiliyor. Aynı yazıda Altaylı’nın kendi anlatımına göre Özbekistan’daki Gülen okullarının kapatılması konusunda Kerimov üzerinde etkili olduğunu söylediği aktarılıyor. 

Buna karşılık Yargıtay tarafından onanan Altaylı dosyasındaki kararda, Altaylı’nın Gülen yapılanmasının Özbekistan ve Kazakistan’daki okul faaliyetlerinde Mustafa Özcan ve Ali Katırcıoğlu ile birlikte hareket ettiğine ilişkin mahkeme tespitlerine yer verildi. 

Dolayısıyla Altaylı’nın kendi anlatımıyla yargı dosyasında ortaya konulan tespit arasında önemli bir çelişki bulunuyor.

ÖZBEKİSTAN’DAKİ DARBE GİRİŞİMİNDE ADI GEÇTİ Mİ?

Altaylı’nın adı,Özbekistan’daki 16 Şubat 1999 Taşkent saldırıları darbe ve siyasi kriz iddialarıyla birlikte anıldı.Altaylı hakkındaki bu iddialar, bazı Türk basın yayınlarında gündeme getirildi. Bazı köşe yazıları ve biyografi kaynakları Altaylı’nın FETÖ bağlantılı isimlerle birlikte Özbekistan’daki yapılanmalarda rol oynadığını ve darbe girişiminde etkili olduğunu ileri sürdü. 

AZERBAYCAN’DAKİ DARBE İDDİALARI

Benzer durum Azerbaycan için de geçerli.

Bazı biyografilerde Altaylı’nın “Azerbaycan ve Özbekistan darbelerinde adının geçtiği” aktarılıyor. 

Azerbaycan’da özellikle 1990’ların ortasında Haydar Aliyev yönetimine yönelik darbe ve iktidar değişikliği girişimleri sırasında Türkiye’den milliyetçi çevrelerin ve bazı devlet görevlilerinin adı tartışılmıştı.

ALMAN DEVLETİNİN ALTAYLI’YA İLGİSİ

Altaylı’nın Almanya’yla ilişkileri yıllar sonra yeniden gündeme geldi.

2018’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ortak basın toplantısında Alman bir gazeteci Altaylı’nın tutukluluğunu gündeme getirdi. Erdoğan da Altaylı’nın Türkiye’nin istihbarat yapısı içindeki geçmişine işaret ederek yargı sürecini hatırlattı. 

Altaylı cezaevindeyken Alman diplomatik temsilcileri tarafından çok sayıda ziyaret gerçekleştirildiği de basına yansıdı. Son.tv’nin 2020 tarihli haberinde dönemin Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann’ın Altaylı’yı dokuz kez ziyaret ettiği belirtildi. 

Bu ziyaretler BND mensubu olduğunu kanıtlamıyor; ancak Almanya’nın Altaylı dosyasına diplomatik düzeyde yoğun ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor.

HABLEMİTOĞLU DOSYASINDA DA SANIK OLDU

Altaylı’nın adı yalnızca casusluk ve FETÖ davasında değil, akademisyen Necip Hablemitoğlu’nun 2002’de öldürülmesine ilişkin soruşturmada da geçti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Fetullah Gülen, Mustafa Özcan ve Enver Altaylı hakkında Hablemitoğlu cinayetini azmettirme suçlaması yöneltildi. Son.tv’nin ulaştığı iddianamede, Altaylı ile Mustafa Özcan’ın Hablemitoğlu’nun çalışmalarından rahatsız oldukları ve Levent Göktaş’a uzanan organizasyon zincirinde yer aldıkları iddia edildi. 

ENVER ALTAYLI NEDEN CEZAEVİNDE?

Altaylı 2017’de gözaltına alındı ve tutuklandı.

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada;

silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıl,“devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek” suçundan 13 yıl 4 ay olmak üzere toplam 23 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi.

Dosya önce istinafa, ardından Yargıtay’a gitti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi iki mahkûmiyeti de onadı. 

ENVER ALTAYLI DOSYASININ ÖZETİ

Enver Altaylı’nın yaklaşık 60 yıllık hikâyesi birbirine bağlanan beş ana dönemde toplanıyor:

Harp Okulu ve Talat Aydemir dönemi; MİT ve Fuat Doğu dönemi; Ruzi Nazar-CIA ve Almanya bağlantıları; MHP-Alparslan Türkeş hattı; Sovyetler sonrası Özbekistan, Azerbaycan ve Orta Asya faaliyetleri.

Bu çizginin son halkasını ise FETÖ ve casusluk soruşturması oluşturdu.

Bugün hukuken kesin olan en önemli nokta, Altaylı’nın FETÖ üyeliği ve siyasal veya askeri casusluk suçlarından aldığı toplam 23 yıl 4 aylık cezanın Yargıtay tarafından onanmış olmasıdır. 

 

ETİKETLER: #EnverAltaylı #MİT #CIA #BND #RuziNazar #MHP #AlparslanTürkeş #Özbekistan #Azerbaycan #FETÖ #Casusluk