4 Ekim 2026 · Pazar · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Adalet Bakanlığı

FLAŞ HABER! Denizolgun dosyasında feth-i kabir kararının alındığı gün otopsi kaydı ortaya çıktı! İki ayrı iddianame düzenlendi!

Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi videosuna dair çelişkili kurum yazışmaları ve doktorun tanık anlatımları iki ayrı iddianameye konu oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, üç Adli Tıp görevlisinin resmî belgede sahtecilik, olay tarihinde Denizolgun’un özel doktoru olduğu belirtilen N.D.’nin ise yalan tanıklık suçundan cezalandırılmasını istedi. İddianameye göre, önce bulunmadığı bildirilen otopsi videosunun mevcut olduğu, mezarın açılmasına karar verilen gün savcılığa iletildi.

SON.TV/İSTANBUL

Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada, otopsi kayıtları ve tanık ifadeleri hakkında iki ayrı iddianame düzenlendi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan 2 Ekim 2026 tarihli iddianamelerde, üç Adli Tıp çalışanına resmî belgede sahtecilik, doktor N.D.’ye ise yalan tanıklık suçlaması yöneltildi.

SAVCILIK OTOPSİ KAYITLARINI ÜÇ KEZ SORDU

Adli Tıp görevlileri hakkındaki iddianameye göre, Başsavcılık 24 Şubat 2026’da İstanbul Adli Tıp Kurumu’na yazı göndererek Denizolgun’un otopsisine ilişkin görüntü kaydı bulunup bulunmadığını sordu.

Kurumun ilk cevabında otopsiye ait fotoğrafların bulunduğu bildirildi. Savcılık, 1 Haziran’da video ve fotoğraf kayıtlarının gönderilmesini istedi. Gönderilen CD’de 145 fotoğraf bulunduğu belirlendi.

Başsavcılık, 14 Temmuz’da yeniden yazışma yaparak özellikle otopsiye ait video kaydının araştırılmasını ve bulunması hâlinde gönderilmesini talep etti.

16 TEMMUZ’DA “VİDEO YOK” CEVABI VERİLDİ

İddianamede, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nin 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında otopsi işlemine ilişkin video kaydının bulunmadığının bildirildiği belirtildi.

Ancak daha sonra kuruma ait başka bir yazıda video kayıtlarının mevcut olduğu bilgisi yer aldı. Savcılık, iki cevap arasındaki çelişkiyi soruşturma kapsamında değerlendirdi.

MEZARIN AÇILMASINA KARAR VERİLEN GÜN KAYITLAR BİLDİRİLDİ

Dosyaya göre, Denizolgun’un mezarının açılarak yeniden inceleme yapılmasına yönelik feth-i kabir kararı 18 Ağustos 2026’da alındı.

Adli Tıp Kurumu’nun aynı tarihli yazısında, otopsiye ait video kayıtlarının bulunduğu ve kayıtların flash bellek ile CD’ye aktarılarak Başsavcılığa gönderildiği bildirildi.

Feth-i kabir işlemi ise 19 Ağustos 2026’da gerçekleştirildi.

ÜÇ ADLİ TIP GÖREVLİSİNİN BEYANLARI İDDİANAMEDE

Soruşturmada, İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İ.Ç., zabıt kâtibi Ç.K. ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhanede görevli S.Ç.’nin ifadeleri alındı.

İddianamede aktarılan beyanlara göre S.Ç., yaptığı sorgulama sonucunda 145 fotoğrafı teslim ettiğini söyledi. Ç.K., video kaydı bulunmadığı yönündeki cevabı verdiğini, İ.Ç. ise bu cevabın bulunduğu yazıyı onayladığını belirtti.

Savcılık, otopsi videosu mevcut olmasına rağmen Başsavcılığa gerçeğe aykırı cevap verildiği iddiasıyla üç görevlinin Türk Ceza Kanunu’nun 204/2. maddesi kapsamında cezalandırılmasını talep etti.

İDARİ SORUŞTURMADA KINAMA CEZASI

İddianamede, üç görevli hakkında kurum içinde idari soruşturma yürütüldüğü bilgisine de yer verildi.

Adli Tıp Kurumu tarafından gönderilen idari soruşturma evraklarında, görevlilere kınama cezası uygulandığının belirtildiği kaydedildi.

DOKTORUN YEMİNLİ İFADESİ İKİNCİ İDDİANAMEYE KONU OLDU

İkinci iddianame, olay tarihinde Özel Hisar Hastanesi’nde dahiliye uzmanı olarak çalışan doktor N.D. hakkında düzenlendi.

İddianameye göre N.D., 26 Ağustos 2026’da Başsavcılıkta yeminli tanık olarak dinlendi. Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, ölümü şüpheli değerlendirmediğini ve polisi kimin aradığını bilmediğini söyledi.

N.D., Denizolgun’un yüzünde veya vücudunda kan görmediğini, olay yerinde yalnızca Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu da ifade etti.

155 İHBAR KAYDIYLA TANIK ANLATIMI ARASINDA ÇELİŞKİ

Savcılık, tanık ifadesinin ardından 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtları, HTS verileri, olay yeri tutanakları ve diğer tanık anlatımlarını inceledi.

İddianamede, 155 ihbar kayıtlarında polisi arayan kişinin N.D. olduğunun, kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığının ve ölümün şüpheli olduğunu söylediğinin tespit edildiği belirtildi.

Olay yerine ilk ulaşan polis memuru ile olay yeri inceleme görevlisinin anlatımlarında da N.D.’nin kendisini Denizolgun’un özel doktoru olarak tanıttığı bilgisine yer verildi.

KAN İZLERİNE İLİŞKİN İKİ FARKLI ANLATIM

Savcılığın değerlendirdiği bir başka husus, Denizolgun’un bedenindeki kan izlerine ilişkin anlatımlar oldu.

N.D.’nin 2026’daki ifadesinde kan görmediğini söylemesine karşılık, 2016 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağında Denizolgun’un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve yastığın kanla ıslandığını anlattığının kayıtlı olduğu belirtildi.

İddianamede, bilirkişi doktorun da Denizolgun’un yüzünde kan bulunduğuna ve ağzından kan geldiğine ilişkin tespitinin tutanakta yer aldığı kaydedildi.

HTS VERİLERİ VE OLAY YERİNDEKİ KİŞİLER İNCELENDİ

N.D.’nin olay günü Kısıklı’daki evinde bulunduğu yönündeki beyanı da HTS kayıtlarıyla karşılaştırıldı. Savcılık, ilgili saatlerde Kısıklı bazında bulunmadığı değerlendirmesine yer verdi.

İddianamede ayrıca, çiftlikte yalnızca iki kişinin bulunduğu anlatımına karşılık Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun kayıtlar ve tanık beyanlarıyla belirlendiği ifade edildi.

Ahmet Gökçen’in Adli Tıp Kurumu’nda bulunmadığı yönündeki anlatımın da HTS verileriyle çeliştiği ileri sürüldü.

YALAN TANIKLIKTAN CEZALANDIRILMASI İSTENDİ

Başsavcılık, N.D.’nin yeminli tanık olarak verdiği ifadenin çeşitli bölümlerinin çağrı kayıtları, HTS verileri, olay yeri tutanakları, ölü muayene kayıtları ve tanık anlatımlarıyla çeliştiğini değerlendirdi.

Doktorun, Türk Ceza Kanunu’nun 272/3. maddesi kapsamında yalan tanıklık suçundan cezalandırılması istendi. İddianamede, N.D.’nin 4 Eylül 2026’da tutuklandığı ve belgenin düzenlendiği tarih itibarıyla tutukluluğunun sürdüğü bilgisi yer aldı.

İKİ İDDİANAME MAHKEMELERE GÖNDERİLDİ

Adli Tıp görevlileri hakkındaki iddianame Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne, doktor N.D. hakkındaki iddianame ise Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Her iki dosyada da savcılığın suçlamaları ve cezalandırma talepleri yer alıyor.

ETİKETLER:
#ArifAhmetDenizolgun #DenizolgunSoruşturması #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #AdliTıpKurumu #OtopsiVideosu #İddianame #YalanTanıklık #ResmîBelgedeSahtecilik