SON TV

Gazeteci-Yazar Hayrettin Şaşmaz yazdı: Cezaevi ‘ev’ değildir

Gazeteci-Yazar Hayrettin Şaşmaz yazdı: Cezaevi ‘ev’ değildir

Gazeteci-Yazar Hayrettin Şaşmaz, infaz paketi ile ilgili önemli bir analizde bulundu.

Şaşmaz analizinde şu satırlara yer verdi:

“Penoloji, suçluların cezalandırması ve ardından topluma kazandırılması yöntemlerini araştıran bir suç bilimi dalı.

Duydunuz mu hiç?
83 milyon.
82 milyon bilmez bunu.
Bilim dalı işte.
Bilimsel düşünüyorum diyenler not alsın.

Hüküm ardından gelen uygulama cezaevidir.
Tutukluluk ise tedbir.

Cezaevi “ev” değildir.
Adının evi çağrıştırması “ıslah odaklı “çağrışımdır.
Yani cezaevi toplumdan suç ila geleni geri kazandırma üzerine kurgulanmıştır.

Ancak;bunun iki yönü var.
Bir demokrasi ve ülkenin yüksek güvenliğine o yurt üzerinde yasayan milletin geleceğine olan büyük tasavvufudur.
Bu tasavvura kast eden toplum düzeninin iflah olmaz mahkumudur.

Ne demek bu.
Anlayan çoktan anladı.
Günceli şu;
Terör suçları affedilemez.
Hele idam olan ülkelerde darbeciler İDAM edilir.
Bizim hukuk sistemimizde ağırlaştırılmış hapis var.
Ömür boyu affedilmez.

Peki diğer suçlar.
Onlar bu bilimin alanına giriyor.
Kural koyucu devlet ilgili kurumları vasıtasıyla “suçluyu “yeniden kazanma üzerine süreci yönetiyor.
Dünyanın kabul sistemi bu.

Cezaevi ıslah olmanın ilk aşaması.
Ceza süreli çünkü.
Belli bir süre cezadan sonra kişi topluma geri dönüyor.
Niye döndü denmiyor.
Sadece istenmeyen “kan davalarinda” eskiden infazı hasımları tarafından yapılırdı.
Şimdi bu yönde bir şey yok.
Sosyal ve ekonomik gelişme bir çok konuyu kendiliğinden çözüyor.

Önümüzdeki günlerde ceza yasamızda “infaz” düzenlemesi olacak.
Çok uzun süredir gündemdeydi.
Toplumsal “rıza” konusunda tereddütler vardı.
Toplumun Yüksek hassasiyet gösterdiği bazı suçlarla ilgili düzenlemeler konusunda mutabakat oluşmamıştı.

Şimdi PANDEMİ odaklı bir konu var.
15 Temmuz hain Darbe girişimi sonrasında FETÖ terör örgütü üyeleri ve bölücü örgüt üyeleri (PKK/YDG) yoğun bir şekilde ceza evlerindeler.
Sayıları oldukça fazla ve orada bile casusluk faaliyetleri yapma girişimleri olduğunu başından okuyoruz.

Halihazırda cezaevlerinde olanların sayısı 210 bin civarı.
Cezaevlerinde yaklaşık 200 bin erkek, 10 bin kadın var.
Nüfusumuz 83 milyon.
Sosyolojik ve kültürel olarak kadınlarımızda suç oranımız dünyada benzer ölçüsü yok.
Erkek sayımız fazla.

Yeni duzenlemeye af olarak sunanlar iyi niyetli degil.
Infaz yasasında devlet cezaevinde kalma süresini kisaltarak “adli kontrol” sistemine kişiyi dahil edecek.
Eğer kişi tekrar suça bulaşırsa daha ağır sonuçlarla cezaevine girecek.
Yani toplumda bilinen haliyle infazı yanacak.

Cezada indirimde olsa olmasada da Ömür boyu hapis hariç cezaevinden bu insanlar çıkacak.
Topluma karışacak.

Şimdi devlet diyor ki;
Ey suçlu bak seni hapisten çıkardım.
Adam gibi dur.
Yoksa kodese tekrar gideceksin.

Bu etkili yöntemdir.
Kişi suçtan kaçınacaktır.
Özen gösterecektir.
Özgürlüğünün kıymetini bilecektir.
Bilmeyen azınlık ise hapiste soluğu alacak.

Işin özü;
Bazı suçlar hariç için söylüyorum.
Hayat bu.
Kader bir oyun oynar.
Bi an şaşarsın cezaevini boylarsın.
Şimdi bi şans verilecek.
Bu şansı yüzde 98’nin iyi değerlendireceğini düşünüyorum.

Adlı kontrol af değildir.
Suçluya topluma karışma fırsatı sunumudur.
Pişman olmak insanca.

Toplumsal kesimlerin tepkilerini de anlamalıyız.
Emniyetteki dostlarımız bunları takip edip yakalamıştır.
Cezaevinden çıkmalarına sıcak başlayabilir.
Bunu anlarım.
Haklılar.

Ama durum belli.
FETÖ ve PKK uluslararası arenada alehimizde tezvirat yapıyor.
Cezaevleri kalabalık.
Infaz yasası ile tahliyeler bu yoğunluğu giderecektir.

Biz tüm iyi niyetimizle ellide bağrımıza taş basıp infaz yasasındaki düzenlemeye sabırla katlanacağız.
Ve bu insanları kazanıp;
Terör örgütlerinin cezaevleri üzerinden kurduğu pis oyunu bozacağız.”

5/5 (3 Reviews)