SON TV

Altan Tan’dan telefon var

BDP’li Altan Tan, Son.tv Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Atal’a ne dedi?

Dün ofisimden aradılar “Abi seni BDP Milletvekili Altan Tan aradı, numaranı verdik, arayacak” dediler. Kısa bir süre sonra cep telefonum çaldı. Çıkan görevli “Size Milletvekilimiz Altan Tan’dan telefon var” dedi. “Buyurun Sayın Milletvekilim, dinliyorum” dedim ve der demez Altan Tan’ın şu sorusuyla karşı karşıya kaldım: “Benden özür dilemeyi düşünmüyor musunuz?”

Malum, konu İmralı Tutanaklarının sızdırılması konusu. Tutanakların Milliyet’te yeralmasının ardından herkesin aklına gelen ilk soru bu tutanakları kimin verdiği oldu. Zira kimse Milliyet’teki haberin Namık Durukan tarafından “değişik çevrelerden teker teker derlenen bilgiler” olduğunu düşünmedi. İlk akla gelen bunun “topluca tek bir yerden” geldiği oldu. Bu tür bir eylemin literatürdeki adı “sızdırma” olduğundan haliyle başından itibaren olay “İmralı Tutanaklarının Sızdırılması” olarak anıldı.

Bir sızdırma sözkonusu olduğunda da ortalıktaki en önemli konu “kimin sızdırdığı” oldu. Buna ilişkin henüz “yalanlanmayan ya da yalanlanamayan” tek haber Son.tv tarafından yapıldı. Son.tv kendi kaynaklarına dayanarak Namık Durukan’ın İmralı Tutanakları ile ilgili “sızdırmayı” Abdullah Öcalan ile görüşmeye giden BDP heyetinde yeralan Altan Tan’dan aldığını ortaya çıkardı.
Haberde ayrıca Milliyet’te yayınlanan tutanakların MİT’in görüşmede bulunan elemanının kaleme aldığı tutanakla içerik açısından örtüştüğü ancak kelime bazında örtüşmediği de vurgulanmıştı.

Buradan çıkan sonuç yine sızdırma konusunda kaynağın MİT ya da hükümet değil yine BDP olduğuydu.

Bu haber yayınlandıktan sonra aradan günler geçti. Açıklamalar açıklamaları kovaladı. Her geçen gün son.tv’nin haberini doğrulayan açıklamalar yapıldı. Hükümet sızdırmanın kendisinden kaynaklanmadığını açıkladı. MİT’ten de benzer açıklama çıktı.

Daha da önemlisi BDP, hem yayınlanan tutanakların, kendi tuttukları tutanaklar olduğunu açıkladı, hem de tutanakların parti içinden sızdırılmadığını savunan açıklamalar yaptı. Gerçi bunun ne anlama geldiği doğrusu pek anlaşılamadı.

Aynı açıklama Son.tv’nin tutanakları sızdırdığını söylediği BDP Milletvekili Altan Tan tarafından da yapıldı.
İşte Altan Tan telefonda “Özür dilemeyi düşünmüyor musunuz?” diye sorduğunda tüm bu süreç gözümün önünden geçti ve kendisine ilk yanıtım şu oldu:
“Son.tv’nin haberini yalanlayacak bir bilgi henüz ortaya çıkmadı ki, neden özür dileyelim?”

Bu yanıtım üzerine Altan Tan kızgınlığını gizleyemedi, frenleyemedi. Bir ara “Sızdırmayla ilgili gerçeklerin bir dosya halinde ilk gün başbakanın önüne konduğunu” ifade etti. Bu cümlesinden yola çıkarak “Öyleyse siz asıl sızdıranın kim olduğunu biliyorsunuz, o zaman söyleyin ya da en azından bir ipucu verin biz ortaya çıkaralım” diye araya girdim. Ancak geçiştirdi. Süreci baltaladığımızdan, sorumlu gazetecilik yapmadığımızdan dem vurdu. Sözünün sonunu da şöyle bağladı:

“… aslında … gelip sizinle konuşmak lazım ama tek bir kişi değilsiniz ki… Hanginizle uğraşalım?”
Maalesef nezakette kusur olmasın diye “Buyurun Sayın Milletvekilim” ile başlayan telefon görüşmemiz bir “Allahaısmarladık” bile diyemeden sonlandı. Ve “yanlış anlaşılabilir” ya da “ben yanlış anlamış olabilirim” diye Altan Tan’ın bazı ifadelerini de buraya taşımayacağım, saklayacağım. Belki öfkesi yatışınca ortaya koyar, üzerinde tartışırız.