İşçi Partisinin çok miktarda, on iki – on beş arası genel başkan yardımcısı vardır. Bu genel başkan yardımcılarından birisi olan Avukat Nusret Senem “MİT’in Çiller Örgütü Raporu” diye bir kitap yazmış! Daha doğrusu MİT’in yazdığı mevcut bir raporu kitap haline getirmiş ve 18 liradan satıp para kazanıyor.
Hani şu kendilerinin uydurduğu “Çiller Özel Örgütü” konusunun da yer aldığı ve Başbakan Erbakan’ın talebi üzerine MİT İstihbarat Başkanı Mikdat Alpay tarafından hazırlanan o rezil “Susurluk Olayının Değerlendirme Raporu”. Ne güzel değil mi, kendin pişir, kendin ye.

Önce geçmişe dönüp, neler olduğuna bir bakalım:
EYLÜL 1996
1996 yılı MİT Kontr-Terör Başkanlığı için yorucu bir yıldı.

Söylemez Çetesi imha gücü yüksek silahlarla yakalanmış, MİT’in kaynağı Tarık Ümit kaçırılmış, yok olmuştu. İki İranlı’nın kaçırılıp öldürülmesi, Tevfik Ağansoy cinayeti, Nesim Malki’nin öldürülmesi, Ömer Lütfü Topal’ın katli, Mehmet Emin Yaprak’ın kaçırılışı, Çakıcı Çetesinin işlediği suçlar birbirini takip ediyor, kanunları ve güvenliği korumakla görevli bazı kişiler, ülke menfaatine hizmet ediyor görüntüsü altında kontrol dışı suç örgütleri oluşturmuş, bu örgütleri maddi ve politik güç kazanmak için kullanıyorlardı.
Kontr-Terör Başkanlığı 04 Eylül 1996’da MİT’in Bölge ünitelerine Tarık Ümit’in yok oluşu, terör olayları, çeteler ve faili meçhul cinayetler konusunda uzun ve kapsamlı bir mesaj gönderdi. Hedefleri, çıkar ilişkileri ve karşı koyma imkânları itibariyle değişik mücadele yöntemleri gerektiren ve gittikçe kontrolden çıktığı gözlenen bu yeni terör olgusunun politik cinayetlere de yönelebileceğini ve dikkatle izlenerek elde edilen bilgilerin gönderilmesini” istedi.

PERİNÇEK’İN YENİ MİT RAPORU
Bu mesajdan 17 gün sonra, Doğu Perinçek, 21 Eylül 1996’da basın toplantısı yaparak ‘Yeni MİT Raporu’nun ellerinde olduğunu belirtti ve 22 Eylül 1996’da Aydınlık Dergisi bahsi geçen raporu yayınladı.
İleriki günlerde bazı yayın organlarında “Susurluk olayını 1,5 ay önceden haber veren esrarengiz MİT raporu” diye bahsedilen bu metin, esasında Kontr-Terör Başkanlığı’nın Bölge ünitelerine yolladığı resmi uzun mesajın bir bölümüydü.
03 Kasım 1996 tarihindeki Susurluk Kazası oldu ve yer yerinden oynadı. Kaza ve devam eden gelişmeler Kontr-Terör Başkanlığı bilgilerini tamamen doğruluyordu ama gerçeği bilmeyenler “Perinçek’in bu olayı önceden nasıl bu kadar isabetli bir şekilde bildiğini” bir diğerine sorar olmuştu.
O güne kadar her dakikası Susurluk’u teneffüs etmekle geçen ancak kaza olana kadar teneffüs ettikleri havadan bihaber devlet büyükleri, parlamenterler, bazı polis şefleri ve medya mensuplarının her biri, aniden birer terör ve çete uzmanı kesildiler.
Bu uzmanlardan birisi de MİT’in resmi yazısının bir parçasını ele geçirip yayınlayan Doğu Perinçek’ti. Ancak onun uzmanlık alanı biraz değişikti. O her zamanki gibi Türkiye’yi karıştırma ve yalan haber üretme görevine devam ederek ve bilgileri çarpıtılarak, ilaveler, şemalar yaparak, sözde benim de içinde olduğum hayali “Çiller Özel Örgütü” nü yaratacaktı.
HAİNLER İÇİMİZDE
26 Kasım 1996 tarihinde Almanya’daki Focus Dergisinde bir yazı yayınlandı. Almanca yazı özetle şöyleydi:
“İnsafsız Kadın…..
Başbakan Yardımcısı Tansu ÇİLLER ülkeyi bir aile şirketine dönüştürmek istiyor.
Çiller, üyelerinin “Özel Büro” olarak adlandırdığı bir organizasyonun başıymış ve kendi gücünü, zenginliğini arttırmak ve garantilemek için İstihbarat, Askeriye, Polis Teşkilatı ve yeraltı dünyası üyelerinin işbirliği içerisinde olduğu bir ağ kurmuş.
Organizasyonun 700 üyesi olup, Tansu Çiller ve eşi Özer Ucuran tarafından yönetilmekte. Organizasyonun lider kadrosunda ayrıca eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, İstihbarattan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Mehmet Eymür, Yüzbaşı Hüseyin Pepekal ve trafik kazasında ölen yeraltı dünyasının patronu Abdullah Çatlı yer almaktaymış.
Çiller’in Arkasındaki Adamlar:
Mehmet EYMÜR – DYP’ye çok yakın. Müsteşar Yardımcısı. Kocasının MİT’deki adamı olarak biliniyor.
Mehmet AĞAR – Eski İçişleri Bakanı, DYP üyesi, Çiller’in arkasını kollamaktaydı. Halefi, Meral Akşener de Çiller’i koruyanlardandı.
ABDULLAH ÇATLI – Çiller’in yeraltı dünyasına olan bağlantısı. Bir kazada ölen terörist, diplomatik pasaport ile seyahat ediyordu.”
Bu başlıkla verilen ve özetlediğimiz yazı iki sayfa kadar Çiller Özel Örgütü hikâyesini işleyerek devam ediyordu.
Yazıdaki imzalardan biri Metin Dalman isimli bir Türk gazetecisine aitti. MİT’le, daha doğrusu Mikdat Alpay’la ilişkili bir solcu gazeteci. O tarihlerde kendisine verilmiş demirbaş bir silah da taşıyordu. Haberi okur okumaz zamanın İstihbarat Başkanı olan Mikdat Alpay’ı aradım ve aramızda şu konuşma geçti:
Eymür:Mikdat bu Metin Dalman senin iyi adamın değil mi?
Alpay: Evet. Ne oldu?
Eymür: Peki bu adam Teşkilatın elemanı ise nasıl oluyor da Teşkilatın üst düzeyde bir yöneticisi için böyle yalan haber yazabiliyor. Benimle ilgili “Çiller Özel Örgütü” diye yazı yazmış ve örgütün en başına da beni oturtturmuş. Bu cesareti nereden alıyor?
Alpay: Dur sinirlenme yahu, ne yazmış, bilmiyorum…
Eymür: Bu günkü basın bültenini okumadın mı?
Alpay: Yok okumadım, bakayım seni ararım.
Uzunca bir aradan sonra Mikdat Alpay arıyor.
Alpay: Şimdi bu Metin Dalman’ın kendisi haber yazmıyor, bu Türkiye’de gazetelerin yazdıklarını tercüme edip yolluyor. Yani yazıda kendi fikri yok bunun.
Eymür: Olur mu canım. Bir kere fikri olsun veya olmasın yazıda imzası var. Ayrıca ben Türkiye’deki haberlerde daha altlardayken bunun haberinde terfi ettirilmişim. Diyelim ki öyle, yani bu haberde sen veya Müsteşar’ın adı geçseydi, bu adam onu da tercüme edip bu şekilde yurtdışında yayınlanan mecmuaya yollayacak mıydı? Bu adam bu yazıları yollarken sizlerden görüş almıyor mu? Ben bunda bir kasıt görüyorum ve Metin Dalman’dan bunun hesabını sorarım. Bu, …… işinde kullanılanlardan değil mi?
Alpay:Evet, bunlar …… ile beraber çalışıyorlar. Ama sen şey etme, ben kendisi ile konuşur ikaz ederim.

Eymür: Yahu ikaz etsen ne olacak? Adam yazıyı mı düzeltecek. Olacak şey değil vallahi. Yok, bunun hesabını sormak lazım.
Alpay: Yok sen şey yapma, ben konuşurum.
Eymür:Hadi eyvallah.
Çok düşündürücü değil mi? Mikdat Alpay’la ilişkili ve MİT kanununa göre “MİT Mensubu” olarak tanımlanan ve yurt dışında faaliyet gösteren bir eleman, hem Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve ailesini, hem de MİT Kontr-Terör Yöneticisini tamamen yalan bilgilerle ve kara propaganda yöntemiyle Almanlara rapor ediyor. Ne için ve kimin adına?
EYLEM BİRLİĞİ
Mikdat Alpay, “hiç tanımıyorum” dediği Doğu Perinçek’in fabrikasyon (düzmece) iddialarını Milli İstihbarat Teşkilatı gibi milli, önemli ve ciddi bir teşkilatın raporuna sokma becerisini başarmıştır. Bu durumda Perinçek’i tanıyıp tanımamasının da önemi yoktur. Eylem birliği ve aynı amaca hizmet gerçekleşmiştir.
Alpay’a, MİT’i küçük düşüren, bu gün alay mevzuu olan bu iddialara neden raporda yer verdiği ve Kontr-Terör Başkanlığının topladığı gerçek bilgileri neden raporda kullanmadığı sorulmalıdır. Hesap sorulmadıkça bu çirkinlikler hep yaşanacaktır.
TÜRKİYE’Yİ KARALAMA KAMPANYASI
Neticede o tarihte bu kara propagandalar neticesinde Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde görülen uyuşturucu davasında, Mahkeme Başkanı Rolf Schwalbe, Türk Hükümeti ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’e ağır suçlamalarda bulunuyor ve suçlamalara İngiltere’nin de katılmasıyla Türkiye aleyhinde küçük düşürücü bir kampanya haline dönüşüyor.
Türkiye aleyhindeki bu senaryoyu yaratanların yabancı istihbarat teşkilatı ile ilişkileri ciddiyetle araştırılmalıdır. Türkiye’nin en büyük sorunu aramızda rahatça dolaşan hainlerdir.
1950 yılında Ardahan Çıldır’ın bir köyünde dünyaya gelen Avukat Nusret Senem’in görünüşü ciddi bir adam intibaını verse de o sadece, Perinçek’in kurduğu bu hain yapının sadık bir neferidir. Sen böyle kitaplar yazmaya devam et Avukat Nusret Senem, Perinçek nezdinde itibarın artar!









