SON TV

Cem Küçük Musa Anter Cinayeti’ni yazdı

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Cem Küçük, bugünkü yazısında Musa Anter Cinayeti ile ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

Cem Küçük Musa Anter Cinayeti’ni yazdı

İşte Cem Küçük’ün kaleme aldığı o yazı;

Orhan Miroğlu geçtiğimiz Aralık ayında ‘Kuşatmadan İnfaza Musa Anter Cinayeti’ kitabını yayınladı. 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürülen Musa Anter’i ve bu gaddarca işlenen cinayeti muazzam bir dille anlatmış Miroğlu. Kitap su gibi akıyor ama okudukça içiniz de acıyor.

Sabah gazetesinden Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü Musa Anter’i öldüren, Orhan Miroğlu’nu yaralayan tetiği çeken Hamit Yıldırım’ın yerini Şırnak’ta tespit ederek çarpıcı bir habere imza atmışlardı. Daha sonra Şimşek ve Ünlü Stockholm’a gidip itirafçı Abdülkadir Aygan’la konuşmuşlardı. Aygan da katilin Hamit Yıldırım olduğunu ve nerede görse tanıyacağını söylemişti.

21 yıl önce cinayet işleyen biri devlet dairelerinde elini kolunu sallayarak geziyor. Kim bilir 1990’lı yıllarda adı fail-i meçhullere karışmış daha hangi isimler devletin, belediyelerin mekanlarında cirit atıyorlar.

Musa Anter’in öldürülmesi belli ki o zaman bir devlet projesiydi. Cinayeti Cem Ersever mi yoksa Yeşil mi kotardı tam belli değil. Ersever ve Yeşil birbirleriyle anlaşan tipler değillerdi. Hatta neredeyse hasmane tutum içerisindeydiler. Ancak iddialara göre Musa Anter suikastında bu iki isim yukarıdan gelen emirle bir araya gelmişlerdi.

Eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Atilla Kıyat 1990’lı yıllarda fail-i meçhuller devlet politikasıydı itirafında bulunmuştu. O zaman akla şu soru geliyor: Musa Anter ve benzeri önemli isimlerin infazı devlet onayıyla mı olmuştu? Ya da Milli Güvenlik Kurulu’nda bu ve benzeri suikastlar için izin çıkmış mıydı? Bunların hepsi devletin Kozmik Odası’nda kayıtlı bilgiler. Ama Abdülkadir Aygan’ın Orhan Miroğlu’na verdiği şu bilgi hayati nitelikteydi: ‘Şimdi bu eski JİTEM Komutanı Abdülkerim Kırca’nın intihar olayından sonra, silah arkadaşları televizyonlara çıktılar ve konuştular. Şunu ima ediyorlardı. OHAL valilerinin uçan sinekten bile haberleri vardı. Bu doğrudur. Bütün bölge onların yetkisi altındadır. Bilmemesi imkansız. Öğrenmemesi imkansız.’

Eğer dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan olanı biteni biliyorsa, Ankara da biliyordur. Peki Musa Anter gibi ılımlı biri niçin öldürülmüş olabilir? PKK Anter’i ajan ve hain ilan etmişti. Ondan o dönemin parasıyla tam 3 milyon TL haraç istenmişti. Bu parayı Anter gibi aileden hali vakti yerinde olan birinin bile denkleştirip vermesi çok kolay değildi. Aslında Anter’in PKK tarafından işbirlikçi ilan edilmesinin sebebi Kürt sorununun şiddetle çözülmeyeceğinin altını ısrarla çizmesiydi. Diyalog ve müzakereyle meselenin daha kolay çizileceğini hep söylüyordu Anter.

Anter’in PKK tarafından hain ilan edilmesinin bir diğer sebebi de MİT’le olan diyaloguydu. Emre Taner, ‘Ben Kürt meselesini Musa Anter’den öğrendim’ diyordu. Taner, Anter’i takip ettirmiş ve dört kez tutuklanmasında rol oynamıştı (23 Ekim 2009-Milliyet). İddialara göre MİT’le bu kadar yakın olması PKK’nın çok hoşuna gitmiyordu. Anter için MİT’e Kürt meselesi konusunda bilgi verdiği de çok söylendi, ama bu ne kadar doğru belli değil.

Musa Anter cinayetinde bir diğer önemli isim de sonradan itirafçı olan Hogır kod adlı Cemil Işık’tı. 1988 yılında PKK içinde hatırı sayılı bir prestij ve konum kazanmıştı. Hatta MYK üyeliğine kadar yükselmişti. Kırsaldaki faaliyetleri ve acımasızlığı had safhadaydı. Öcalan bile Hogır’ın bazı katliamlarına bir türlü akıl sır erdiremediğini yakın çevresine söylüyordu.

Hogır PKK ile ters düşünce ve öldürüleceğini anlayınca kaçar ve Saddam’a sığınır. KDP, onun Zaho’da kalmasına izin verir. Olay Habur’daki Gümrük Müdürü Ali Balkan Metel’e iletilir. O da iletmesi gerekenleri durumu anlatır. Yeşil, Cem Ersever, Ali Ozansoy ve Abdülkadir Aygan’dan oluşan JİTEM ekibi zaho’ya gidip Hogır’ı alırlar. Daha sonra JİTEM’e çalışması için ikna edilir.

Musa Anter öldürülmesinde aktif rol oynayan Hogır Almanya’ya gönderilir. Orhan Miroğlu’nun kitabında anlattığına göre Almanya’da PKK’lıların takıldığı yerlere girer çıkar. Kendisini çok rahat hissetmektedir. Kafa karıştıran birçok soru var cevaplanması gereken. Hogir acaba çift ajan mıydı? Yani hem devlete hem PKK’ya mı çalışıyordu. Pervasızlığı buradan mı geliyordu? Hep var olduğu iddia edilen PKK-Türk derin devleti ilişkisini sağlayan isimlerden biri miydi?

Hogır Zaho’dan alındığında kendisine Elazığ’da ev tutulur ve evin tutulmasında, Aygan’nın Orhan Miroğlu’na İsveç’te anlattığına göre Mehmet Ağar yardımcı olur. İşte eğer bu bilgi doğruysa, işin bam teli burasıdır. Ağar’ın Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hacı Karay gibi isimlerin öldürülmesinde emri veren kişi olduğu hep iddia edildi ama ötesine gidilmedi.

Halbuki devlet başta Mehmet Ağar olmak üzere 1990’lı yıllardaki cinayetlerde kimlerin parmağı olduğunu sorgulasa hiç fena olmaz. Devlet sırrı diye her şeyin üzerine örtü çekilirse bir adım ileriye gidemeyiz.

Eğer Musa Anter cinayeti davası da sadece tetikçi Hamit Yıldırım’a yıkılırsa hiçbir şey çözülemeyecek demektir. Bir cinayet için belki bir kişi suçlanabilir ama bu kadar fail-i meçhul işlendiyse, işin içinde çok kişi var demektir. O dönemin MİT, Emniyet, Genelkurmay ve Jandarma teşkilatı didik edilse, bir de Kozmik Oda’daki gerekli bilgiler ayıklansa çok şeyin cevabı ortaya çıkar.

Kaynak: Kuşatmadan İnfaza Mus Anter Cinayeti, Orhan Miroğlu, Everest Yay., Aralık 2012