2 Ekim 2026 · Cuma · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Adalet Bakanlığı

İHBAR KAYDIYLA ÇELİŞTİ! Denizolgun’un ölümüyle ilgili doktora yalan tanıklıktan iddianame düzenlendi!

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç.Dr.Barış Duman’ın koordinesinde yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklu bulunan doktor N.D. hakkında “yalan tanıklık” suçundan iddianame düzenlendi. Savcılık, doktorun 2026’da verdiği yeminli tanık ifadesinin, olay günündeki ihbar kaydı, telefon kayıtları ve ölü muayene tutanağıyla çeliştiğini değerlendirdi.

SON.TV/İSTANBUL

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman’ın koordinasyonunda, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Olay tarihinde Denizolgun’un özel doktoru olduğu iddianamede belirtilen N.D. hakkında “yalan tanıklık” suçlamasıyla iddianame hazırlandı.

2 Ekim 2026 tarihli iddianamede, doktorun 26 Ağustos 2026’da yemin verilerek alınan tanık beyanındaki bazı açıklamalarının dosyadaki delillerle örtüşmediği ileri sürüldü.

YEMİNLİ TANIK İFADESİ İNCELENDİ

İddianameye göre, Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturmada N.D.’nin tanık olarak ifadesine başvuruldu.

Doktor, bu ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, çiftliğe geldiğinde iki kişinin bulunduğunu ve başka kimseyi görmediğini söyledi. Denizolgun’un yüzünde veya vücudunda kan görmediğini, ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini ve polisi kimin aradığını bilmediğini de beyan etti.

Savcılık, tanık ifadesinin ardından telefon trafik ve baz kayıtlarını içeren HTS verilerini ve acil çağrı kayıtlarını dosyaya aldı. Olay günü çiftliğe giden görevlilerin ve diğer tanıkların beyanları da incelendi.

POLİSİ KENDİSİNİN ARADIĞI İLERİ SÜRÜLDÜ

İddianamede, Riva Polis Merkezi Amirliği’nin gönderdiği acil çağrı ihbarı çözüm tutanağına göre polisi arayan kişinin N.D. olduğunun tespit edildiği belirtildi.

Savcılık, doktorun bu görüşmede kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığını ve şüpheli bir ölüm bulunduğunu söylediğini aktardı. Bu kaydın, 2026’daki tanık ifadesinde yer alan “polisi kimin aradığını bilmiyorum”ve “ölümü şüpheli değerlendirmedim” yönündeki beyanlarla çeliştiği değerlendirildi.

Olay yerine ilk ulaşan polis memurunun da kendilerini arayan kişinin Denizolgun’un özel doktoru olduğunu söylediğini, ölümü şüpheli olarak değerlendirdiğini ve ekipleri çiftlikte karşıladığını anlattığı kaydedildi.

KAN GÖRMEDİĞİ BEYANIYLA ESKİ TUTANAK KARŞILAŞTIRILDI

Savcılık, N.D.’nin Denizolgun’un yüzünde ve vücudunda kan görmediği yönündeki beyanını, 2016’da hazırlanan olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağıyla karşılaştırdı.

İddianamede, eski tutanakta doktorun Denizolgun’un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve yastığı ıslattığını söylediğinin kayıtlı olduğu belirtildi. Olay yerindeki bilirkişi doktorun da yüz bölgesinde kan bulunduğunu ve ağızdan kan gelmeye devam ettiğini bildirdiği aktarıldı.

Bu kayıtlar, yalan tanıklık suçlamasına dayanak gösterilen deliller arasında sıralandı.

HTS KAYITLARINDA KONUM VE SAAT ÇELİŞKİSİ İDDİASI

N.D.’nin olay günü evinde bulunduğunu söylemesine rağmen HTS kayıtlarında bu bölgeye ilişkin baz kaydının bulunmadığı, iddianamede savcılığın tespitleri arasında yer aldı.

Doktorun çiftliğe gittikten yaklaşık bir saat sonra polis ekiplerinin geldiğini söylediği belirtildi. Buna karşılık çiftlikteki ilk baz kaydının saat 22.15, acil çağrı ihbarının ise saat 00.30 olduğu aktarıldı.

Savcılık ayrıca doktorun çiftliğe geldiğinde Denizolgun’un ölü olduğunu belirtmesine rağmen hastaneyle ardışık telefon görüşmelerinin bulunmasını da beyanlarla birlikte değerlendirdi.

ÇİFTLİKTEKİ DİĞER KİŞİLERE İLİŞKİN BEYANLAR

İddianamede, doktorun çiftlikte yalnızca iki kişi bulunduğu yönündeki açıklamasına karşılık olay yeri kayıtları, HTS verileri ve tanık anlatımlarının başka kişilerin de orada bulunduğuna işaret ettiği ileri sürüldü.

Bir tanığın, N.D.’nin yanında bir avukat bulunduğunu söylediği de aktarıldı. Savcılık, çiftlikteki kişilerin baz kayıtları ve aralarındaki telefon görüşmelerini, doktorun olay yerinde bulunanlara ilişkin beyanlarıyla birlikte ele aldı.

Adli Tıp Kurumu’nda bulunan kişilere ilişkin açıklamaların da telefon kayıtlarıyla çeliştiği değerlendirmesine iddianamede yer verildi.

SAVCILIK CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ

Savcılık, N.D.’nin suçlamayı reddeden savunmasını deliller karşısında yeterli bulmadığını belirtti. Kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturmada yemin verilerek alınan tanık ifadesinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluştuğu sonucuna vardı.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne hitaben hazırlanan iddianamede, N.D.’nin Türk Ceza Kanunu’nun 272/3. maddesi kapsamında “yalan tanıklık” suçundan cezalandırılması istendi.

4 Eylül 2026’da tutuklandığı ve iddianame tarihi itibarıyla tutukluluğunun sürdüğü belirtilen doktorun, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin verilecek cezadan mahsup edilmesi de talep edildi.

DENİZOLGUN DOSYASINDA ÜÇ AYRI KAMU DAVASI

Denizolgun’un ölümüne ilişkin dosyada, doktor N.D. hakkında yalan tanıklık suçlamasının yanı sıra üç Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında belgede sahtecilik, iki kişi hakkında ise suç delillerini yok etme suçlamalarıyla ayrı kamu davaları açıldığı bildirildi.

ETİKETLER: #ArifAhmetDenizolgun #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #BarışDuman #YalanTanıklık #İddianame #AdliTıp #Yargı