SON TV/ADANA
Adana’nın merkez Seyhan ilçesinde 29 Temmuz’da yaşanan trafik olayıyla ilgili kamuoyuna yansıyan anlatımın, olayın başlangıcını ve görüntülerde yer alan önemli ayrıntıları içermediği belirtildi.
Mithatpaşa Bulvarı’nda meydana gelen olayda, aracını tek başına kullanan Adana Adliyesi’nde görevli hâkim Z.G.Ç. olağan trafik akışı içerisinde yoluna devam ederken M.Ş. yönetimindeki otomobilin sollama sırasında bir tıra sürtündüğü ve maddi hasar meydana geldiği ifade edildi.
HÂKİMİN ARACIYLA KAZA ARASINDA TEMAS YOK
Görüntüler ve olayın bütünlüğü incelendiğinde, hâkim Z.G.Ç.’nin aracıyla meydana gelen kaza arasında herhangi bir temas bulunmadığı görülüyor.
Buna rağmen yanında eşi G.Ş. bulunan M.Ş.’nin, yaşanan kazadan Z.G.Ç.’yi sorumlu tuttuğu ve hâkimin aracını takip etmeye başladığı belirtiliyor.
Olayın kamuoyuna yansıyan ilk anlatımında, M.Ş.’nin Z.G.Ç.’nin aracına çarpmamak için manevra yaptığı ve bu nedenle park halindeki araca temas ettiği ileri sürüldü. Ancak ortaya çıkan görüntülerde iki araç arasında bir temas bulunmadığı, maddi hasarlı kazanın M.Ş.’nin kullandığı araç ile tır arasında meydana geldiği ifade edildi.
ARACI TAKİP EDİLDİ, ÖNÜ KESİLDİ
Olayın kamuoyuna yansıtılmayan bölümünde, Z.G.Ç.’nin aracının bir süre takip edildiği, daha sonra önünün kesilerek durdurulduğu ve kendisine “Araçtan ineceksin” denildiği aktarılıyor.
Tek başına seyahat eden Z.G.Ç.’nin, biri erkek iki kişi tarafından takip edilmesi ve aracının önünün kesilmesi üzerine güvenlik endişesi yaşadığı; bu nedenle aracından inmeyerek doğrudan polis merkezine gittiği belirtiliyor.
Görüntülere yansıyan bu durum, olayın yalnızca trafik ışıklarında tesadüfen karşılaşan taraflar arasında yaşanan sıradan bir sözlü tartışmadan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Bir kadının, tanımadığı kişiler tarafından takip edilip aracının önü kesildiğinde korkması ve güvenliğini sağlamak amacıyla araçtan inmeyerek polis merkezine gitmesi, hayatın olağan akışına uygun ve tedbirli bir davranış olarak değerlendiriliyor.
“ARAÇTAN İNECEKSİN” DENİLDİ
Z.G.Ç.’nin takip edildikten sonra aracının önünün kesildiği ve kendisine “Araçtan ineceksin” şeklinde seslenildiği belirtildi.
Trafikte hiçbir sürücünün başka bir aracı takip etme, önünü kesme veya sürücüyü araçtan inmeye zorlama hakkı bulunmuyor. Bir trafik kazasının sorumluluğunun da yol ortasında taraflardan biri tarafından değil, kamera kayıtları, araçlardaki temas ve hasar incelemesi gibi somut deliller üzerinden belirlenmesi gerekiyor.
Z.G.Ç.’nin, güvenliğinden endişe ederek tartışmayı sürdürmek yerine polis merkezine gitmesinin olayın koşulları içerisinde tedbirli bir davranış olduğu ifade edildi.
“SİZİ GÖZALTINA ALDIRACAĞIM” SÖZÜ İDDİA OLARAK KALDI
M.Ş. ve G.Ş., trafik ışıklarında yaşandığını söyledikleri konuşma sırasında Z.G.Ç.’nin kendilerine “Sizi gözaltına aldıracağım” dediğini ileri sürdü.
Ancak bu sözün söylendiğini doğrulayan bağımsız bir ses kaydı ya da kesinleşmiş resmî tespit kamuoyuna açıklanmadı. Olayın öncesindeki takip, aracın önünün kesilmesi ve Z.G.Ç.’nin yaşadığı güvenlik endişesi aktarılmadan yalnızca bu iddianın öne çıkarılmasının gerçeğin bütününü yansıtmadığı belirtildi.
Hâkimin kişisel olarak gözaltı kararı verme veya doğrudan gözaltı talimatı verme yetkisi bulunmadığına da dikkat çekildi.
ADLİ İŞLEMLER SAVCILIK TALİMATIYLA YÜRÜTÜLDÜ
M.Ş. ve G.Ş. hakkında “ısrarlı takip” ile “ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması” suçlamaları kapsamında işlem yapıldı.
İşlemlerin hâkim Z.G.Ç.’nin kişisel talimatıyla değil, olayın adli makamlara intikal etmesinin ardından nöbetçi savcı M.B.’nin değerlendirmesi ve talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi.
Polis ekipleri tarafından karakola götürülen M.Ş. ve G.Ş., ifadelerinin ardından adli işlem kapsamında nezarethaneye alındı. Çift, daha sonra adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.
Sulh ceza hâkimliği, M.Ş. ve G.Ş.’nin yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.
TRAFİKTE SORUMLULUĞU SOMUT DELİLLER BELİRLER
Trafikte meydana gelen bir kazanın sorumlusu, tarafların öfkesi veya kişisel değerlendirmeleriyle değil; kamera görüntüleri, araçların konumu, temas noktaları, hasar incelemesi ve diğer somut deliller üzerinden belirlenir.
Hiç kimsenin bir başka aracı takip etme, önünü kesme, sürücüsünü araçtan inmeye zorlama ve kendi hükmünü yol ortasında verme hakkı bulunmuyor.
Olayın başlangıcının ve görüntülere yansıyan takip bölümünün göz ardı edilerek yalnızca sonrasında gerçekleştirilen adli işlemlerin öne çıkarılmasının, hâkim Z.G.Ç. ve yargı mensupları hakkında eksik bir algı oluşturduğu değerlendiriliyor.
HABER ETİĞİ GERÇEĞİN BÜTÜNÜNÜ AKTARMAYI GEREKTİRİR
Habercilikte olayların yalnızca dikkat çeken veya tepki uyandıran bölümlerinin değil, başlangıcından sonuna kadar bütün yönlerinin aktarılması gerekiyor.
Bir tarafın iddialarının kesinleşmiş gerçek gibi sunulması, olayın öncesine ilişkin görüntülerin göz ardı edilmesi ve kişilerin meslekleri üzerinden hedef gösterilmesi haber etiğiyle bağdaşmıyor.
Z.G.Ç.’nin mesleğinin öne çıkarılarak olay üzerinden bütün yargı mensuplarının itibarsızlaştırılmaya çalışılması da bireysel bir trafik olayının meslek grubunun tamamına mal edilmesi sonucunu doğuruyor.
Bir haber, yüksek sesle dile getirildiği veya sosyal medyada yoğun biçimde paylaşıldığı için doğru kabul edilemez. Olayın bütünlüğü incelendiğinde, kazaya temas etmediği belirtilen ve tek başına seyahat eden bir kadın hâkimin takip edildiği, aracının önünün kesildiği ve güvenlik endişesiyle polis merkezine gittiği görülüyor.
Kişileri ve meslekleri hedef göstermek yerine görüntülere, olayın tamamına ve somut delillere bakılması gerekiyor. Çünkü adalet, yarım anlatılan hikâyelerle değil, gerçeğin bütünüyle mümkün olabilir.
ETİKETLER: #Adana #Seyhan #MithatpaşaBulvarı #HakimZGÇ #TrafikOlayı #IsrarlıTakip #TrafikKazası #AdliSüreç #HaberEtiği #SonTV









